Sebte sınırı tuttu, AB'nin göç dayanışması yeniden çatlak verdi
Sebte sınırı tuttu, AB'nin göç dayanışması yeniden çatlak verdi
İspanya'nın Kuzey Afrika'daki toprağı Sebte'deki gelişmeler, AB'nin göç meselesindeki görüş ayrılıklarını yeniden gündeme getirerek üye ülkelerin anlık gelişmeler karşısında dayanışma ve ortak hareket etmede zorlandığını ortaya koydu.
BRÜKSEL (AA) - Sebte kentine yönelik 30 Temmuz'da düzensiz göç girişimlerinin yoğun şekilde artmasının ardından üye ülkelerden farklı sesler çıkmaya başladı.
Göçte ön cephe ülkeleri arasında yer alan ve yıllardır bunun yükünü üstlenen İspanya'ya, olağanüstü durum karşısında üye ülkelerden destek ve dayanışma mesajları yerine tepki gelmesi dikkati çekti. İtalya ve Danimarka'nın öncülüğünde 22 AB üyesi ülkenin lideri, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile AB Konseyi Başkanı Antonio Costa'ya mektup göndererek üye ülkelerin içişleri bakanlarının olağanüstü toplanmasını talep etti.
Sebte'den geçiş engellendi, AB'de panik havası oluştuİspanya Başbakanı Pedro Sanchez, bir anda artan düzensiz göç girişimini ülkesinin "toprak bütünlüğüne yönelik saldırı ve ihlal" olarak nitelendirerek düzensiz göçmenlerin geçişini engellemek ve geri dönüşlerini sağlamak için hızla önlemler aldı.
Nitekim, Schengen Sınır Kanunu'nun 41. maddesi uyarınca Melilla ile özel kurallara tabi tutulan Sebte'den İspanya anakarasına ya da diğer AB ülkelerine tek bir düzensiz göçmen dahi geçiş yapamadı.
Diğer taraftan, Sebte'ye ulaşan yaklaşık 50 bin düzensiz göçmenin neredeyse tamamının 24 saat içinde Fas'a geri dönüşünün sağlandığı açıklandı.
Ancak Sebte'den İspanya anakarasına ve diğer AB ülkelerine hiçbir "ileri geçiş" olmadığı İspanya hükümeti ve AB Komisyonu tarafından teyit edilmesine rağmen 27 üyeli AB'nin birçok ülkesinde panik havası hakim oldu.
İlk sert açıklamalar, İspanya ile kara sınırı dahi bulunmayan İtalya'dan gelirken, İtalyan hükümeti Schengen'i askıya alma dahil, gerekli "olağanüstü tedbirleri" almaya hazır olduğunu duyurdu.
Bunun ardından İtalya ve Danimarka'nın öncülüğünde Belçika, Hollanda, Almanya, Finlandiya, Çekya, Polonya, Litvanya, Slovenya, Slovakya, Hırvatistan, Bulgaristan, Romanya, Letonya, Estonya, Macaristan, İsveç, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Malta ve Avusturya, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı Antonio Costa'ya mektup göndererek üye ülkelerin içişleri bakanlarının olağanüstü toplanmasını talep etti.
22 lider, AB'nin dış sınırına yönelik tehditten "ciddi endişe" duyduklarını ifade etti.Mektupta, "Birlik hukuku ve Schengen Sınır Kodu doğrultusunda, kamu düzenini korumak ve ikincil hareketlerden kaynaklanan riskleri gidermek amacıyla geçici iç sınır kontrollerinin güçlendirilmesi veya yeniden uygulanması da dahil olmak üzere, gerekli tüm tedbirleri almaya hazır olduğumuzu bir kez daha yineliyoruz." ifadeleri kullanıldı.
Başbakan Sanchez'in 1,2 milyona kadar düzensiz göçmene yasal statü tanıma kararı ile mevcut durum arasında bağlantı bulunduğunu iddia eden liderler, bunun Sebte'deki gelişmeler için "çekim faktörü" teşkil ettiğini savundu.
Bunun ardından İtalya, İspanya ile Schengen'i askıya alırken Fransa da sınır kontrollerini artırdığını duyurdu.
İspanya'dan sert tepki geldiİspanya Başbakanı Sanchez, mektubu imzalayan 22 AB liderini "bencil, kutuplaştırıcı ve hukuka aykırı" davranmakla suçladı.
Sanchez, İspanya'nın AB'nin dış sınırlarını korumakta başarısız olduğu yönündeki eleştirileri reddederek ülkesinin 2021-2026 döneminde İtalya'nın kaydettiği düzensiz girişlerin yaklaşık yarısı kadar düzensiz girişle karşı karşıya kaldığını gösteren verilere işaret etti.
Avrupa aşırı sağı, ABD ve İsrail Madrid yönetimine yüklendiİspanya'nın durumu kısa sürede kontrol altına almasına rağmen göçmen karşıtı Avrupa aşırı sağı ile son dönemde Gazze ve İran'daki gelişmelere ilişkin tutumu nedeniyle İspanya ile ilişkileri gerilen ABD ve İsrail, Sebte'deki gelişmeler üzerinden Madrid yönetimini hedef aldı.
İspanya'nın göç politikasını eleştiren ABD Başkanı Donald Trump, Sebte'deki görüntüleri "felaket" olarak nitelendirerek "Demokratlar iktidara dönerse ABD'de yaşanacakların yanında Sebte küçük kalır." ifadelerini kullandı.
ABD Dışişleri Bakanlığı da İspanya'nın göç politikalarının Avrupa'nın güvenliğini tehlikeye attığını savunan açıklamalar yaptı.
Diğer taraftan İsrail'in Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Danny Danon da "İsrail'e ders vermek için hiçbir fırsatı kaçırmayan İspanya, göç politikasının yol açtığı krizin ardından Sebte'de olağanüstü hal ilan etti. İsrail'e vaaz vermek yerine, belki de İspanya dünyaya neden hala Afrika'da sömürge yerleşimlerini elinde tuttuğunu açıklamalıdır." dedi.
İspanya Ulaştırma Bakanı Oscar Puente ise Danon'a cevaben, "Görünüşe göre her şey giderek daha net hale geliyor." ifadesini kullanarak yaşananların arkasında İsrail'in olduğunu ima etti.
İspanyol siyasi uzman Carolina Alonso, Sebte'de yaşananları, Gazze'de soykırım işleyen İsrail'in, soykırıma karşı tutumuyla bilinen İspanya hükümetini zayıflatma girişimi olarak nitelendirirken İspanyol uzman Ruben Gisbert ise İspanya'nın İsrail tarafından "saldırıya" uğradığı değerlendirmesinde bulundu.
Bu süreçte Fas'ın ABD ve İsrail ile yakın ilişkileri de mercek altına alındı. Fas'ın Batı Sahra'yı işgalinin yalnızca ABD ve İsrail tarafından resmen tanındığına da dikkat çekildi.
Avrupa Sosyalist Partisi ise yaptığı açıklamada, tüm bu kesimlerin Sebte'deki gelişmelerde rol oynadığına işaret ederek "ABD, İsrail ve Avrupa aşırı sağı tarafından güçlendirilen ve İspanya'nın göç politikası, İspanya Yüksek Mahkemesi kararı ile Schengen Bölgesi'nin işleyişine ilişkin yanlış iddiaları yaymayı amaçlayan koordineli dezenformasyon çabalarını şiddetle kınıyoruz." açıklamasını yaptı.
Öte yandan Avrupa'nın sağ ve aşırı sağ partileri, liberal göçmen politikaları benimseyen Sanchez hükümetine tepki göstermek için Sebte'deki gelişmeleri fırsata çevirdi.
İtalya'nın yanı sıra Danimarka, İsveç, Finlandiya ve Avusturya'dan hükümet yetkilileri duruma sert tepki gösterirken, bu ülkelere Almanya için Alternatif Partisi (AfD) de destek verdi.
Almanya, Fransa, İspanya, Polonya ve İtalya'da başlayacak seçim dönemleri öncesinde iktidar yetkilileri de göç karşıtı aşırı sağın yükselişine karşı sert tutum sergileme imkanı buldu.
Böylece, daha önce İtalya'nın Libya kaynaklı, Polonya'nın ise Belarus üzerinden yönelen düzensiz göç baskısı karşısında gördüğü AB dayanışmasının, Sanchez hükümeti söz konusu olduğunda aynı ölçüde ortaya konmadığı görüldü.
Göçün "dışsallaştırılması"nın yarattığı sorunlar yeniden gündeme geldiSebte'deki gelişmeler aynı zamanda AB'nin göç yönetiminde üçüncü ülkelerle işbirliğine dayalı "dışsallaştırma politikasının" yarattığı riskleri yeniden gündeme getirdi.
Birliğin düzensiz göçü kontrol etmek için komşu ülkelerle yaptığı anlaşmalara büyük ölçüde dayanması, bu ülkelerle yaşanabilecek siyasi gerilimlerin göç akışları üzerinde etkili olabileceğini de yeniden gözler önüne serdi.
Nitekim AB Komisyonu ve İspanya, gelişmeler sırasında Fas'ı doğrudan suçlamaktan kaçınırken, göç konusunda işbirliğine zarar verecek bir durum oluşmamasına özen gösterdi.
AB için sadece göç değil, dayanışma eksikliği de temel sınama olduBu süreç, AB'nin göç konusunda yalnızca sınır güvenliği değil, aynı zamanda siyasi birlik ve dayanışma sınavıyla karşı karşıya olduğunu da ortaya koydu.
Sebte'deki gelişmeler sırasında ortaya çıkan farklı yaklaşımlar, üye ülkelerin ortak bir göç politikası oluşturma konusunda halen ciddi görüş ayrılıkları yaşadığını gösterirken üçüncü ülkelerle işbirliğine dayalı göç yönetimi modelinin de yeni riskler barındırdığını gözler önüne serdi.
Diğer taraftan bu süreç, AB'nin düzensiz göçle mücadelede daha kapsamlı, dayanışmaya dayalı ve ortak hareket kapasitesini güçlendiren bir yaklaşım geliştirme ihtiyacını yeniden gündeme getirdi.
Muhabir: Şerife Çetin
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
