Okyanus akıntısındaki zayıflama küresel ısınmayı artırabilir

Bilim-Teknoloji (Web Sitesi) - Web Sitesi | 12.09.2026 - 14:28, Güncelleme: 12.09.2026 - 14:28 112 kez okundu.
 

Okyanus akıntısındaki zayıflama küresel ısınmayı artırabilir

Okyanus akıntısındaki zayıflama küresel ısınmayı artırabilir
Bilim insanları, Atlantik Meridyonel Devridaim Akıntısı'nın (AMOC) yalnızca okyanuslardaki ısıyı taşıyan bir sistem olmadığını, gezegenin ne kadar ısı tuttuğunu da etkileyebileceğini ortaya koydu. Araştırmaya göre AMOC'nin zayıflaması, okyanusta daha fazla ısı birikmesine ve küresel ısınmanın şiddetlenmesine yol açabilir. Dünya ikliminin dengelenmesinde önemli rol oynayan Atlantik Meridyonel Devridaim Akıntısı'nın (AMOC) işleyişine ilişkin yeni bir araştırma, sistemin daha önce düşünülenden farklı bir işlevine işaret etti. Kutup bölgeleri ile tropikal kuşak arasındaki ısı dağılımında etkili olan AMOC, okyanus sularının hareketini sağlayan büyük ölçekli bir dolaşım sistemi olarak biliniyor. Akıntı aynı zamanda deniz ekosistemlerinin ihtiyaç duyduğu besin maddelerinin farklı bölgelere taşınmasına katkıda bulunuyor. İnsan kaynaklı iklim değişikliğinin AMOC'yi zayıflattığı belirtilirken, bilim insanları bu sürecin belirli bir eşik aşıldığında kendi kendini güçlendiren ve geri döndürülemez bir hale gelip gelmeyeceğini anlamaya çalışıyor. Araştırmacılar, AMOC'nin davranışını daha iyi anlamak için geçmişte yaşanan iklim değişimlerine odaklandı. Pleistosen dönemindeki buzul çağlarında sistemin güçlü ve zayıf durumlar arasında tekrar tekrar geçiş yaptığı biliniyor. Bu değişimlerin, özellikle Grönland'daki buz çekirdeklerinde izleri görülen Dansgaard-Oeschger (D-O) adı verilen ani iklim olaylarıyla bağlantılı olduğu değerlendiriliyor. Bilim dünyasında bu olayları açıklamak için uzun süredir "termal bipolar tahterevalli" modeli kullanılıyordu. Bu yaklaşıma göre AMOC'nin taşıdığı ısıdaki değişimler, iki kutup arasında birbirinin tersi yönde sıcaklık değişimlerine neden oluyordu. Yeni çalışmada ise araştırmacılar, okyanustaki toplam ısı miktarı, deniz buzu ve Dünya'nın aldığı-gönderdiği enerji arasındaki dengeyi birlikte değerlendirdi. Araştırmacılar, elde ettikleri sonuçlar doğrultusunda AMOC'nin yalnızca ısıyı bir yarımküreden diğerine taşıyan bir "konveyör bant" olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunuyor. Bunun yerine sistemi, okyanusta biriken ısının atmosfere ve dolayısıyla uzaya ne ölçüde aktarılacağını belirleyen bir "ısı vanası" gibi tanımlıyor. Çalışmada, buzul çağlarının koşullarını taklit eden ve kendiliğinden D-O benzeri iklim salınımları oluşturabilen üç farklı iklim modeli kullanıldı. Modellere göre AMOC güçlü olduğunda Kuzey Atlantik'teki derin su oluşumu hızlanıyor ve okyanus büyük miktarda ısıyı atmosfere aktarabiliyor. Bu süreç, gezegenin uzaya enerji kaybetmesine de katkı sağlıyor. AMOC'nin zayıflamasıyla birlikte derin su hareketlerinin durulması ise Kuzey Atlantik'in ısı kaybını azaltıyor. Böylece okyanusun iç kesimlerinde daha fazla ısı birikiyor ve gezegenin toplam enerji kazanımı artıyor. Bu nedenle sistemin "vana" benzetmesiyle açıklanabileceği belirtiliyor: Vana açık olduğunda ısı okyanustan dışarı çıkabiliyor, kapandığında ise ısı okyanusun içinde tutuluyor. Araştırmacılar, bu mekanizmanın günümüzde devam eden küresel ısınma açısından da önem taşıyabileceğini belirtiyor.  
Okyanus akıntısındaki zayıflama küresel ısınmayı artırabilir

Bilim insanları, Atlantik Meridyonel Devridaim Akıntısı'nın (AMOC) yalnızca okyanuslardaki ısıyı taşıyan bir sistem olmadığını, gezegenin ne kadar ısı tuttuğunu da etkileyebileceğini ortaya koydu. Araştırmaya göre AMOC'nin zayıflaması, okyanusta daha fazla ısı birikmesine ve küresel ısınmanın şiddetlenmesine yol açabilir.

Dünya ikliminin dengelenmesinde önemli rol oynayan Atlantik Meridyonel Devridaim Akıntısı'nın (AMOC) işleyişine ilişkin yeni bir araştırma, sistemin daha önce düşünülenden farklı bir işlevine işaret etti.

Kutup bölgeleri ile tropikal kuşak arasındaki ısı dağılımında etkili olan AMOC, okyanus sularının hareketini sağlayan büyük ölçekli bir dolaşım sistemi olarak biliniyor. Akıntı aynı zamanda deniz ekosistemlerinin ihtiyaç duyduğu besin maddelerinin farklı bölgelere taşınmasına katkıda bulunuyor.

İnsan kaynaklı iklim değişikliğinin AMOC'yi zayıflattığı belirtilirken, bilim insanları bu sürecin belirli bir eşik aşıldığında kendi kendini güçlendiren ve geri döndürülemez bir hale gelip gelmeyeceğini anlamaya çalışıyor.

Araştırmacılar, AMOC'nin davranışını daha iyi anlamak için geçmişte yaşanan iklim değişimlerine odaklandı. Pleistosen dönemindeki buzul çağlarında sistemin güçlü ve zayıf durumlar arasında tekrar tekrar geçiş yaptığı biliniyor.

Bu değişimlerin, özellikle Grönland'daki buz çekirdeklerinde izleri görülen Dansgaard-Oeschger (D-O) adı verilen ani iklim olaylarıyla bağlantılı olduğu değerlendiriliyor.

Bilim dünyasında bu olayları açıklamak için uzun süredir "termal bipolar tahterevalli" modeli kullanılıyordu. Bu yaklaşıma göre AMOC'nin taşıdığı ısıdaki değişimler, iki kutup arasında birbirinin tersi yönde sıcaklık değişimlerine neden oluyordu.

Yeni çalışmada ise araştırmacılar, okyanustaki toplam ısı miktarı, deniz buzu ve Dünya'nın aldığı-gönderdiği enerji arasındaki dengeyi birlikte değerlendirdi.

Araştırmacılar, elde ettikleri sonuçlar doğrultusunda AMOC'nin yalnızca ısıyı bir yarımküreden diğerine taşıyan bir "konveyör bant" olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunuyor. Bunun yerine sistemi, okyanusta biriken ısının atmosfere ve dolayısıyla uzaya ne ölçüde aktarılacağını belirleyen bir "ısı vanası" gibi tanımlıyor.

Çalışmada, buzul çağlarının koşullarını taklit eden ve kendiliğinden D-O benzeri iklim salınımları oluşturabilen üç farklı iklim modeli kullanıldı.

Modellere göre AMOC güçlü olduğunda Kuzey Atlantik'teki derin su oluşumu hızlanıyor ve okyanus büyük miktarda ısıyı atmosfere aktarabiliyor. Bu süreç, gezegenin uzaya enerji kaybetmesine de katkı sağlıyor.

AMOC'nin zayıflamasıyla birlikte derin su hareketlerinin durulması ise Kuzey Atlantik'in ısı kaybını azaltıyor. Böylece okyanusun iç kesimlerinde daha fazla ısı birikiyor ve gezegenin toplam enerji kazanımı artıyor.

Bu nedenle sistemin "vana" benzetmesiyle açıklanabileceği belirtiliyor: Vana açık olduğunda ısı okyanustan dışarı çıkabiliyor, kapandığında ise ısı okyanusun içinde tutuluyor.

Araştırmacılar, bu mekanizmanın günümüzde devam eden küresel ısınma açısından da önem taşıyabileceğini belirtiyor.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.