İstanbul "Global Award for Sustainable Architecture 2026"ya ev sahipliği yaptı
İstanbul "Global Award for Sustainable Architecture 2026"ya ev sahipliği yaptı
Sürdürülebilirlik alanında yenilikçi yaklaşımlar geliştiren mimar, şehir plancısı ve peyzaj mimarlarının ödüllendirildiği "Global Award for Sustainable Architecture 2026"nın kazananları İstanbul'da düzenlenen törenle sahiplerini buldu.
İSTANBUL (AA) - Bu yıl 19. kez verilen ödüllerin kazananları, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinin ev sahipliğinde İstanbul Modern'de yerli ve yabancı basın mensuplarının katılımıyla açıklandı.
Uluslararası bir sempozyum kapsamında düzenlenen organizasyon, üst üste üçüncü kez Fransa merkezli yapı malzemeleri üreticisi Saint-Gobain'in resmi ortaklığında gerçekleştirildi.
Mimar, araştırmacı ve akademisyen Jana Revedin tarafından 2006'da kurulan Global Award for Sustainable Architecture, sürdürülebilirlik alanında sorumlu, yenilikçi ve kararlı yaklaşımlar geliştiren mimar, şehir plancısı ve peyzaj mimarlarını ödüllendiriyor. Bu kapsamda ödül, sürdürülebilirlik alanında yenilikçi yaklaşımlar geliştiren 5 mimar ve ekibe verildi.
Program, 2011'den bu yana UNESCO himayesinde, 2024'ten itibaren ise Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA) desteğiyle gerçekleştiriliyor.
Bugüne kadar 95 mimara ödül verildiBu yıl "Mimarlık Dönüşümdür" temasıyla düzenlenen ödül programı, mimarlığın yapım tekniklerinden kaynak yönetimine, kullanım biçimlerinden toplumsal ilişkilere kadar uzanan geniş bir alanda dönüştürücü bir güç olduğunu ortaya koymayı amaçlıyor. Jüri, bu yılki ödüllerde özellikle tutarlılık, güçlü bağlılıkla sosyal ve politik etki açısından öne çıkan projeleri değerlendirmeye aldı.
Program kapsamında bugüne kadar 95 mimara ödül verilirken, bu yılki kazananlar arasında Çin'den ZSYZ kurucusu mimar Ye Man, Vietnam'dan H&P Architects kurucu ortağı mimar Doan Thanh Ha, Meksika'dan Taller Capital kurucuları mimarlar Loreta Castro Reguera ve Jose Pablo Ambrosi, Fransa'dan Amelia Tavella Architects kurucusu mimar Amelia Tavella ile Almanya/İtalya'dan LAND kurucu ortağı mimar, peyzaj mimarı ve şehir plancısı Andreas Kipar yer aldı.
Gelecek yıl "Mimarlık Eşitliktir" temasıyla 20'ncisi düzenlenecek programa ev sahipliği yapacak şehir ise Venedik olacak.
"Mimarlıkta dönüşüm hem teorik hem de pratik açıdan aciliyet arzediyor"
Global Award for Sustainable Architecture Kurucusu Jana Revedin, AA muhabirine, sürdürülebilirliği yalnızca bir imaj unsuru olarak kullanan yaklaşımların hala var olduğunu ancak sürdürülebilir mimarlığın artık geri dönülemez bir dönüşüm sürecine girdiğini söyledi.
Revedin, sürdürülebilirliğin yalnızca çevresel değil, ekonomik, sosyal ve kültürel boyutlarıyla ele alınması gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu:
"Benim için sürdürülebilirlik, bir mimar olarak, kendi kültürümüze, kendi toprağımıza geri dönmek, kendi bağlamımızda kökler inşa etmek ve kökler sunmaktır. Görünür ve görünmez kaynaklardan, o zenginliklerden yola çıkarak benim 'right tech' dediğim şeyi kurmaktır. Yani ne sadece çok varlıklı ülkeler için mümkün olan 'high-tech' ne de 'low-tech'... Çünkü yerel olan hiçbir zaman geriye bakmaz, aksine çok köklü bağlamların düşük teknolojisini geliştirip daha iyi bir teknolojiye, daha yüksek bir niteliğe dönüştürmeyi amaçlar."
Bu yılın temasına ilişkin değerlendirmede bulunan Revedin, dönüşüm kavramının hem teorik hem de pratik açıdan büyük bir aciliyet taşıdığını ifade etti.
Revedin, söz konusu kavramın yalnızca enerjinin yok olmayıp biçim değiştirmesi anlamına gelmediğini, aynı zamanda mimarlık pratiğinde mevcut olanı daha akıllı, teknik olarak gelişmiş ve estetik bir yaklaşımla yeniden ele almayı gerektirdiğini söyledi.
Mimarlıkta dönüşümün tüm disiplinlerin bir araya geldiği geniş bir kapsamda ele alınması gerektiğini dile getiren Revedin, şu değerlendirmede bulundu:
"Dönüşüm her ölçekte gerçekleşir, en büyük kentsel ve peyzaj ölçeğinden mimari ve kentsel ölçeğe, oradan da tasarım ve detay ölçeğine kadar. Disiplinler arası ekiplerin bir arada çalışması çok önemli. Artık silolar içinde çalışamayız. Son 50-60 yılın mimarlık okulu biraz buydu, uluslararası stilin yaklaşımı buydu ama artık disiplinler arası ekiplerle çalışıyoruz. Sanayiyi yeniden davet ediyoruz, zanaatkarlık bilgisini yeniden davet ediyoruz, sanatı ve tasarımı bizimle birlikte çalışmaya yeniden çağırıyoruz. Bu, 100 yıl önce Bauhaus'un mirasıydı. O okul, sanayiyle sanatla ve zanaatla birlikte kuruldu. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra bunu unuttuk. Her şey mimarlardan uzaklaştı, sanayi kendi yoluna gitti, zanaatlar kendi yoluna gitti. Bu sinerjiyi yeniden kurmamız gerekiyor."
"Sürdürülebilir mimarlıkta en büyük risk 'kültürel körlük"
Revedin, sürdürülebilir mimarlıkta en büyük riskin "kültürel körlük" olduğunu belirterek, "Hala iklim değişikliği olmadığını söyleyen, sürdürülebilir mimarlığa ve kentlere ihtiyaç duymadığımızı savunan çok etkili siyasetçiler etrafta serbestçe dolaşıyor. Çünkü bu gezegende havanın nasıl değiştiğine, su seviyesinin nasıl yükseldiğine ya da iklimin aşırı ısınmasının nasıl ilerlediğine bakmıyorlar." dedi.
Dolayısıyla bunun yanıt verilmesi gereken bir ihtiyaç olduğunu her meslek grubuna ve kültüre aktarmanın en büyük mesele olduğunuz dile getiren Revedin, en büyük gücün ise genç mimar kuşağının kendisini toplum için bir değişim aktörü olarak görmesi olduğunu söyledi.
İstanbul'un bu tartışma için önemli bir zemin sunduğunu ifade eden Revedin, "İstanbul, sürekli dönüşen bir coğrafyada yer alan en köklü uygarlıklardan biri. 'Mimarlık dönüşümdür' temalı bu global ödül başka nerede olabilirdi ki? Bugün ise nasıl bir şehir olmak istediğine karar verme aşamasında. Yeşil ve mavi bir kent mi, kültürlerin, dinlerin, fikirlerin, yenilikçi düşüncelerin bir kesişim noktası mi? Bence bunun için tüm potansiyele sahip." diye konuştu.
Revedin, yeni nesil mimarların süreci şekillendireceğine olan inancını dile getirerek konuşmasını şöyle tamamladı:
"Her dönemin başında öğrencilerime 'Nasıl bir mimar olacaksınız?' 'Neye dönüşüyorsunuz?' 'Bana bir sıfat söyleyin.' 1990'larda ve 2000'lerde, her şeyin mümkün, her şeyin ödenebilir göründüğü, dünyanın sonsuz büyüme içinde sanıldığı dönemde cevaplar 'önemli', 'benzersiz', 'elbette ünlü' olurdu. Bu, benmerkezli bir düşünme biçimiydi. Bugün ise biliyor musunuz ne diyorlar? 'Dinleyen', 'yararlı', bazen de sadece 'mutlu bir mimar' diyorlar. Bu çok güzel değil mi?"
Muhabir: Sibel Morrow
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
