İran'dan ekonomik tecride karşı yasaklı bölge misillemesi
İran'dan ekonomik tecride karşı yasaklı bölge misillemesi
ABD-İran savaşı hem sahada hem masada devam ediyor. ABD'nin ekonomi tecridine karşı harekete geçen İran kritik noktada yasaklı bölge uygulamasına geçecek.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, ABD’nin ülkesine yönelik ekonomik tecrit politikasının karşılıksız kalmayacağını belirterek, "Ekonomik savaşa, Basra Körfezi’nden ABD’nin deniz ablukasının başladığı bölgeye kadar uzanan bir yasaklı bölge uygulaması ile karşılık verilecek" açıklamasında bulundu.
Rızai, İran’ın son günlerde yeni füzeleriyle Washington yönetimine net bir uyarı gönderdiğini ifade etti. ABD’nin ülkesine yönelik ekonomik tecrit politikasının da karşılıksız kalmayacağını vurgulayan Rızai, "Ekonomik savaşa, Basra Körfezi’nden ABD’nin deniz ablukasının başladığı bölgeye kadar uzanan bir yasaklı bölge uygulaması ile karşılık verilecek" dedi. Rızai, "ABD’nin savaş gemileri ile askeri üslerine yönelik operasyonel duruşumuz kökten bir şekilde yeniden düzenlendi" ifadelerini kullandı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise, Kanada hükümetinin Tahran yönetimini kınayan ve İran’a yönelik yaptırımları destekleyen açıklamasına sert tepki gösterdi. Sosyal medya hesabından yayınladığı mesajda ABD Başkanı Donald Trump’ın "Kanada'nın egemenliğini ve bağımsızlığını hiçe saydığını" ve "tüm ülkeyi ABD'nin bir parçası gibi gösterdiğini" hatırlatan Bekayi, "Tam da o gün, Kanada'nın dışişleri ve maliye bakanları zorba komşularına yaranmayı seçti; üstelik bölgemizdeki duruma dair tüm gerçekleri çarpıtan bir açıklamayla İran'ı hedef alarak" eleştirisinde bulundu.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat'ta İran'a karşı başlattığı savaş öncesinde Hürmüz Boğazı’nın açık ve güvenli olduğunu hatırlatan Bekayi, "Kanada bunu gayet iyi biliyor" dedi. Kanada’nın ABD saldırganlığını desteklerken aynı zamanda kendini "barış ve güvenlik", "seyrüsefer özgürlüğü" ve "uluslararası hukuk" savunucusu olarak sunamayacağını vurgulayan Bekayi, "Eğer mesele gerçekten seyrüsefer özgürlüğüyse; ABD’nin kötü niyetini bizzat tecrübe eden ve ABD'nin attığı imzaların kurşun kalemle yazıldığını bilen Kanada, neden Amerikan saldırganlığına, ablukasına ve ekonomik savaşına son verilmesi çağrısında bulunmak yerine, ABD'nin askeri saldırganlığını ve ekonomik terörizmini desteklemeyi seçiyor?" diye sordu.
Kanada’nın İran’a yönelik tutumunun "diplomasi" ya da "sorumlu devlet yönetimi" olmadığının altını çizen Bekayi, "Bu, stratejik bir kafa karışıklığının ve sindirme politikasına boyun eğişin göstergesidir" dedi. Bekayi, bu tutumun sürmesi halinde Kanada’nın kendini ABD zorbalığından ve saldırganlığından koruyamayacağı uyarısında bulundu.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
