Girne açıklarında gemi neden battı?

Gündem (Web Sitesi) - Web Sitesi | 31.08.2026 - 09:04, Güncelleme: 31.08.2026 - 09:04 129 kez okundu.
 

Girne açıklarında gemi neden battı?

Girne'den Mersin'in Taşucu Limanı'na gitmek üzere 30 Ağustos 2026 tarihinde, öğleden sonra hareket eden katamaran tipi Türk yolcu gemisi, kalkışından kısa süre sonra alabora oldu. Kaza sırasında gemide mürettebat dahil 267 yolcu vardı. Saat 16.00 sıralarında verilen bilgilere göre, kazada 8 kişi yaşamını yitirdi, 241 yolcu kurtarıldı, 18 yolcunun arama çalışmaları sürüyor.
Kaza, Girne kıyılarının yaklaşık 2 kilometre kuzeyinde meydana geldi. Olayın hemen ardından Kıbrıs Türk sahil güvenlik botları bölgeye sevk edildi. Yolcuların bir bölümü alabora olan feribotun üstünde kurtarılmayı bekledi. Yolcular kurtarma sallarıyla denize açıldı. Olay yerine ilk anda kurtarma gemileri ve özel tekneler ulaştı. Helikopter ve savaş gemilerinin de destek verdiği kapsamlı arama çalışması sürüyor. Geminin fiberglastan üretilmiş bir katamaran olduğu ve yolcu taşımacılığında kullanıldığı yönünde bilgiler bulunuyor. Geminin yaşıyla ilgili de eski olduğu yönünde iddialar gündeme gelirken, kazanın nedenine ilişkin henüz resmî bir açıklama yapılmadı. Katamaran tipi tekneler, birbirine paralel iki gövdenin birleştirilmesiyle oluşturulan yapılarıyla biliniyor. Ancak kazaya ilişkin teknik değerlendirmelerin, yapılacak incelemelerin ardından netleşmesi bekleniyor. Girne açıklarında su almasının ardından alabora olan yolcu gemisiyle ilgili soru işaretleri sürerken, İstanbul Aydın Üniversitesi Yat Kaptanlığı Program Başkanı ve Trabzon Limanı Kılavuz Kaptanı Öğr. Gör. Şenol Çalışan Hürriyet'e verdiği demeçte şunları söyledi:  “Katamaran dediğimiz teknelerin iki tane gövdesi olduğundan aslında deniz mukavemeti normal teknelerden daha fazla. İster yelkenli olsun, ister feribot, ister deniz otobüsü; normalde tek gövdeli dediğimiz teknelere göre deniz mukavemetleri daha yüksek. Süratleri de fazla, iki makine ve suya temas eden bölgesi daha az olduğu için bu tekneler normal şartlarda deniz ve hava koşullarına oldukça dayanıklıdır. Geniş gövdeli oldukları için de kolay kolay batmaları veya alabora olmaları beklenmez.” Kaza sırasında hava ve deniz şartlarının kötü olduğuna yönelik bilgilerin bulunduğunu da hatırlatan Şenol Çalışan, “Şu ana kadar aktarılan bilgilere göre olay sırasında hava şartlarının iyi olmadığı yönünde bilgiler var. Ancak benim tahminim, teknik bir arıza veya özellikle makine dairesinden bir su alma ihtimalinin daha yüksek olduğu yönünde. Çünkü normalde bu teknelerin alabora olması çok zor. İki gövdeli, geniş bir yapıya sahip oldukları için denizde oldukça dengeli teknelerdir” dedi. Kötü hava koşullarının doğrudan ya da dolaylı şekilde gemide hasara yol açmış olabileceğini de belirten Şenol Çalışan, su almaya neden olabilecek farklı ihtimallerin de bulunduğunu söyledi. Çalışan, “Havanın kötü olmasıyla birlikte makine dairesinde yaşanmış bir teknik aksaklık, denizle temas eden herhangi bir noktada oluşan hasar ya da herhangi bir ekipmanın kırılması, düşmesi veya büyük bir parçanın su alacak şekilde yer değiştirmesi söz konusu olabilir. Şahsi görüşüm, hava şartlarının da etkisiyle gövdede içeriden veya dışarıdan oluşan bir hasar nedeniyle su almış olabileceği yönünde. Bunun dışında teknenin başka bir tekneyle çatışma yaşamış olması da ihtimaller dahilinde. Şimdilik bu daha uzak bir ihtimal gibi görünse de kazanın nedeni araştırılırken bu ihtimalin de değerlendirilmesi gerekir” dedi. Şenol Çalışan, geminin alabora olma biçiminin yapısal bir hasar ihtimalini de gündeme getirdiğini belirterek, olayın yavaş gelişen bir batma şeklinde görünmediğini söyledi. Çalışan, “Tekne yapısal bir kırılmaya da uğramış olabilir. Ortadan kırılmış ya da orta kesiminden ayrılmış olması da ihtimaller arasında. Anladığım kadarıyla olay çok hızlı gelişmiş ve birden gerçekleşen bir batma söz konusu. Yavaş yavaş batan bir gemi hadisesi gibi görünmüyor. Geminin çok kısa süre içerisinde bu duruma gelmiş olması, yapısal bir hasar ihtimalinin de mutlaka değerlendirilmesini gerektiriyor” dedi. Geminin yaşı ve bakım durumunun da yapısal dayanıklılık açısından önem taşıdığını vurgulayan Çalışan, “Eski gemilerde, fiberglas ya da çelik olması fark etmeksizin, yaş ilerledikçe mukavemet de zaman içerisinde düşebilir. Ancak burada belirleyici olan geminin ne kadar iyi ve düzenli bakımdan geçirildiğidir. Dolayısıyla gemide meydana gelmiş olabilecek bir kırılmanın veya gövdenin orta bölümünden ayrılmanın nedenleri araştırılırken geminin yaşı kadar bakım ve denetim geçmişinin de incelenmesi gerekir” ifadelerini kullandı.
Girne'den Mersin'in Taşucu Limanı'na gitmek üzere 30 Ağustos 2026 tarihinde, öğleden sonra hareket eden katamaran tipi Türk yolcu gemisi, kalkışından kısa süre sonra alabora oldu. Kaza sırasında gemide mürettebat dahil 267 yolcu vardı. Saat 16.00 sıralarında verilen bilgilere göre, kazada 8 kişi yaşamını yitirdi, 241 yolcu kurtarıldı, 18 yolcunun arama çalışmaları sürüyor.

Kaza, Girne kıyılarının yaklaşık 2 kilometre kuzeyinde meydana geldi. Olayın hemen ardından Kıbrıs Türk sahil güvenlik botları bölgeye sevk edildi. Yolcuların bir bölümü alabora olan feribotun üstünde kurtarılmayı bekledi. Yolcular kurtarma sallarıyla denize açıldı. Olay yerine ilk anda kurtarma gemileri ve özel tekneler ulaştı. Helikopter ve savaş gemilerinin de destek verdiği kapsamlı arama çalışması sürüyor.

Geminin fiberglastan üretilmiş bir katamaran olduğu ve yolcu taşımacılığında kullanıldığı yönünde bilgiler bulunuyor. Geminin yaşıyla ilgili de eski olduğu yönünde iddialar gündeme gelirken, kazanın nedenine ilişkin henüz resmî bir açıklama yapılmadı. Katamaran tipi tekneler, birbirine paralel iki gövdenin birleştirilmesiyle oluşturulan yapılarıyla biliniyor. Ancak kazaya ilişkin teknik değerlendirmelerin, yapılacak incelemelerin ardından netleşmesi bekleniyor.

Girne açıklarında su almasının ardından alabora olan yolcu gemisiyle ilgili soru işaretleri sürerken, İstanbul Aydın Üniversitesi Yat Kaptanlığı Program Başkanı ve Trabzon Limanı Kılavuz Kaptanı Öğr. Gör. Şenol Çalışan Hürriyet'e verdiği demeçte şunları söyledi:

 “Katamaran dediğimiz teknelerin iki tane gövdesi olduğundan aslında deniz mukavemeti normal teknelerden daha fazla. İster yelkenli olsun, ister feribot, ister deniz otobüsü; normalde tek gövdeli dediğimiz teknelere göre deniz mukavemetleri daha yüksek. Süratleri de fazla, iki makine ve suya temas eden bölgesi daha az olduğu için bu tekneler normal şartlarda deniz ve hava koşullarına oldukça dayanıklıdır. Geniş gövdeli oldukları için de kolay kolay batmaları veya alabora olmaları beklenmez.”

Kaza sırasında hava ve deniz şartlarının kötü olduğuna yönelik bilgilerin bulunduğunu da hatırlatan Şenol Çalışan, “Şu ana kadar aktarılan bilgilere göre olay sırasında hava şartlarının iyi olmadığı yönünde bilgiler var. Ancak benim tahminim, teknik bir arıza veya özellikle makine dairesinden bir su alma ihtimalinin daha yüksek olduğu yönünde. Çünkü normalde bu teknelerin alabora olması çok zor. İki gövdeli, geniş bir yapıya sahip oldukları için denizde oldukça dengeli teknelerdir” dedi.

Kötü hava koşullarının doğrudan ya da dolaylı şekilde gemide hasara yol açmış olabileceğini de belirten Şenol Çalışan, su almaya neden olabilecek farklı ihtimallerin de bulunduğunu söyledi.

Çalışan, “Havanın kötü olmasıyla birlikte makine dairesinde yaşanmış bir teknik aksaklık, denizle temas eden herhangi bir noktada oluşan hasar ya da herhangi bir ekipmanın kırılması, düşmesi veya büyük bir parçanın su alacak şekilde yer değiştirmesi söz konusu olabilir. Şahsi görüşüm, hava şartlarının da etkisiyle gövdede içeriden veya dışarıdan oluşan bir hasar nedeniyle su almış olabileceği yönünde. Bunun dışında teknenin başka bir tekneyle çatışma yaşamış olması da ihtimaller dahilinde. Şimdilik bu daha uzak bir ihtimal gibi görünse de kazanın nedeni araştırılırken bu ihtimalin de değerlendirilmesi gerekir” dedi.

Şenol Çalışan, geminin alabora olma biçiminin yapısal bir hasar ihtimalini de gündeme getirdiğini belirterek, olayın yavaş gelişen bir batma şeklinde görünmediğini söyledi. Çalışan, “Tekne yapısal bir kırılmaya da uğramış olabilir. Ortadan kırılmış ya da orta kesiminden ayrılmış olması da ihtimaller arasında. Anladığım kadarıyla olay çok hızlı gelişmiş ve birden gerçekleşen bir batma söz konusu. Yavaş yavaş batan bir gemi hadisesi gibi görünmüyor. Geminin çok kısa süre içerisinde bu duruma gelmiş olması, yapısal bir hasar ihtimalinin de mutlaka değerlendirilmesini gerektiriyor” dedi.

Geminin yaşı ve bakım durumunun da yapısal dayanıklılık açısından önem taşıdığını vurgulayan Çalışan, “Eski gemilerde, fiberglas ya da çelik olması fark etmeksizin, yaş ilerledikçe mukavemet de zaman içerisinde düşebilir. Ancak burada belirleyici olan geminin ne kadar iyi ve düzenli bakımdan geçirildiğidir. Dolayısıyla gemide meydana gelmiş olabilecek bir kırılmanın veya gövdenin orta bölümünden ayrılmanın nedenleri araştırılırken geminin yaşı kadar bakım ve denetim geçmişinin de incelenmesi gerekir” ifadelerini kullandı.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.