Ekonomiye ilişkin olumlu beklentiler güven endekslerindeki pozitif gelişmeyi destekledi

Ekonomi (AA) - Anadolu Ajansı | 28.08.2026 - 15:00, Güncelleme: 28.08.2026 - 14:38 124 kez okundu.
 

Ekonomiye ilişkin olumlu beklentiler güven endekslerindeki pozitif gelişmeyi destekledi

Türkiye'de genel ekonomik duruma ilişkin beklentilerdeki olumlu gelişmeler, güven endekslerine yansıdı.
ANKARA (AA) - AA muhabirinin yaptığı derlemeye göre, tüketiciler ve hizmet sektörü gibi kesimlerin genel ekonomik duruma ilişkin beklentilerini ortaya koyan güven endekslerindeki pozitif eğilim ağustosta da devam etti.Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan ekonomik güven endeksi, nisanda 96,4, mayısta 97,2, haziranda 98,9, temmuzda 99,8 değerine yükseldi. Endeks, ağustosta ekonomik duruma ilişkin iyimserliği ifade eden eşik değer olan 100'ü aşarak 100,6'ya çıktı.Tüketici güven endeksi, söz konusu dönemde aylık bazda yüzde 1 artarak 90,8'e yükseldi. Aynı dönemde reel kesim güven endeksi, yüzde 1,2 artışla 102,4 olarak kayıtlara geçti.Hizmet sektörü güven endeksi ise yüzde 0,1 azalışla 111,9 oldu. Perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 0,8 azalışla 110,1, inşaat sektörü güven endeksi yüzde 0,4 azalışla 83,1 değerini aldı."Beklentilerde kademeli iyileşmeye işaret ediyor"Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Çetinkaya, endeksteki gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde, "Ekonomik güven endeksinin ağustos ayında aylık bazda yüzde 0,8 artarak 100,6 seviyesine yükselmesi, ekonomik aktörlerin genel görünüme ilişkin beklentilerinde kademeli iyileşmeye işaret etmektedir. Endeksin yeniden 100 eşik değerinin üzerine çıkması, ekonomik görünümde kötümser beklentilerden iyimser beklentilere doğru sınırlı ancak anlamlı geçiş yaşandığını göstermesi bakımından önem taşımaktadır." dedi.Ekonomik güven endeksindeki artışın alt bileşenlere dengeli biçimde yayılmamasının, beklentilerdeki toparlanmanın henüz güçlü ve genele yayılmış bir nitelik kazanmadığını ortaya koyduğunu belirten Çetinkaya, "Bu nedenle mevcut gelişme, ekonomik aktivitede kalıcı güçlenmeden ziyade, beklenti kanalında başlayan tedrici bir normalleşmenin işareti olarak değerlendirilmelidir." diye konuştu.Çetinkaya, gelecek dönemde güven göstergelerindeki iyileşmenin sürdürülebilir hale gelmesinin, dezenflasyon sürecinin güçlenmesine, finansman koşullarındaki öngörülebilirliğin artmasına, reel sektörün yatırım ve üretim iştahının toparlanmasına ve hane halkının satın alma gücüne ilişkin beklentilerinin iyileşmesine bağlı olacağına işaret ederek, "Dolayısıyla 100 seviyesinin aşılması önemli bir psikolojik eşik olmakla birlikte, asıl belirleyici olan bu iyileşmenin süreklilik kazanması ve ekonominin farklı kesimlerine yayılmasıdır." ifadesini kullandı."4 aydır üst üste artış"TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi İktisat Bölümü Başkanı Prof. Dr. Talha Yalta da ağustos verilerinde asıl dikkat çekici olanın, endeksin 100 eşiğini aşması değil, bunu nasıl aştığı olduğunu bildirerek, "Endeks son üç yılda üç kez daha 100'ün üzerine çıkmıştı ancak bunlar tek aylık sıçramalar olarak kaldı ve ertesi ay geri düştü. Bu kez tablo farklı görünüyor. Endeks, nisandaki 96,4 seviyesinden bu yana 4 aydır üst üste artıyor. Dolayısıyla ekonomide iyimserlik eşiğinin aşılması bu kez bir sıçramanın değil, kademeli bir tırmanışın sonucu." değerlendirmesinde bulundu.İyileşmeyi taşıyan asıl bileşenin tüketici tarafı olduğunu aktaran Yalta, "Marttan bu yana tüketici güven endeksi, 85'ten 90,8'e çıkarak 39 ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Dolayısıyla güven tablosunda en geç ikna olan kesim tüketiciler oldu. Ağustos verisi, artık o kesimin de masaya oturduğunu gösteriyor. Buna karşılık iyileşmenin sürmesi için hizmet, perakende ve inşaat başlıklarına da yayılması gerekiyor. Tüketicide artışın neredeyse tamamı beklentilerden geliyor." dedi.Yalta, hem hane halkının hem firmaların önlerini daha iyi gördüğünü ancak bugünkü durumlarına ilişkin henüz belirgin bir düzelme bildirmediğini anlatarak, şöyle devam etti:"Bu, önümüzdeki dönem için net bir ölçüt veriyor. Beklentiye dayalı bir iyileşme ancak beklenti gerçekleşmeyle doğrulandığı sürece kalıcı olur. Somut olarak izlenecek iki şey var: Endeksin 100'ün üzerinde en az iki ay daha tutunup tutunamayacağı ve beklenti ile mevcut durum arasındaki yaklaşık 14 puanlık farkın kapanmaya başlayıp başlamayacağı. Dezenflasyon patikasında ilerleme sürerse bu fark reel gelir tarafından kapanır ve iyileşme kalıcılaşır. Enflasyonun tekrar artışa geçmesi durumunda ise doğrulanmayan beklenti hızla geri alınır. Sonuç olarak ekonomide beklenti, gerçekleşmenin habercisidir. Ağustosta haberci geldi, şimdi olumlu haberlerin kendisi bekleniyor.""Ekonomi politikalarındaki kararlı duruş belirleyici olacak"Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eren Çaşkurlu da endeksin uzun süreli dalgalı seyrin ardından 100 değerini aştığını ve bu artışta alt endeksler açısından tüketici ve imalat sanayi sektörlerinin etkili olduğuna dikkati çekti.Tüketici güven endeksi açısından ise hane halkının gelecek maddi durum ve harcama eğiliminin artıştaki etkenlerden biri olduğunu belirten Çaşkurlu, "Yaz aylarının özellikle gıda enflasyonundaki sabit seyrinin bunu tetiklediği düşünülebilir. İmalat sanayi sektörü açısından ise talep, üretim ve ileri dönemlere ait sipariş beklentilerindeki artış, sürükleyici etkeni oluşturmuş gibi duruyor." ifadesini kullandı.Çaşkurlu, buna karşılık perakende ticaret, inşaat ve hizmet sektörlerinde iç talepteki yavaşlama ve maliyet baskılarının endeksteki düşüşe etki etmiş olabileceğini bildirerek, şu değerlendirmede bulundu:"Genel değerlendirmede, yaz ayları baz etkisi ve parasal sıkılaştırma adımlarının piyasalarda yarattığı görece öngörülebilirliğin daha açık bir görüş sağlaması, enflasyonist baskıların hız kesmekte olduğuna dair algı, kur artışına rağmen kontrole yönelik adımların maliyet hesaplaması açısından belirsizlikleri azaltması, önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. Tüm bunlarla birlikte endeksteki yükselişin istikrarlı olup olmamasına bakılması, güven bakış açısının tüm ekonomiye göreli eşit şekilde yayılması ve ekonomi politikalarındaki kararlı duruş, önümüzdeki süreçte belirleyici olacaktır."2027'de beklentilerde iyimserleşme bekleniyorEkonomist Bora Tamer Yılmaz da iktisadi güven endekslerinin Türkiye ekonomisindeki rasyonelleşmenin somut yansımaları olduğunu ve ekonomik güvendeki artışı tüketim tarafının sırtladığını anlatarak, şunları kaydetti:"Gıda enflasyonu, Hürmüz krizi, zorluklara ve ağırlaşan El Nino tablosuna bağlı iklim şartlarına rağmen önceki yılların belirgin şekilde altında bulunuyor. Bu sene hububat ve meyvelerde yaşanan 'var yılı' da market raflarına ve pazar tezgahlarına yansıdı. Reel sektör biraz tedirgin. Uluslararası yatırımcılar nezdinde ekonomi programının düşen CDS seviyesiyle birlikte güven oyu almasına karşın, entegre tesislerde üretim yapan ana metal ve ağır sanayiye yönelik sınai üretimde uyum süreci yaşanıyor. Merkez Bankasının faiz indirim döngüsüne geri dönmesiyle 2027'de reel sektörün de uluslararası yatırımcılar ve hane halkıyla birlikte beklentilerini iyimserleştirmesi muhtemeldir." Muhabir: Hülya Ömür Uylaş, Mertkan Oruç
Türkiye'de genel ekonomik duruma ilişkin beklentilerdeki olumlu gelişmeler, güven endekslerine yansıdı.

ANKARA (AA) - AA muhabirinin yaptığı derlemeye göre, tüketiciler ve hizmet sektörü gibi kesimlerin genel ekonomik duruma ilişkin beklentilerini ortaya koyan güven endekslerindeki pozitif eğilim ağustosta da devam etti.

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan ekonomik güven endeksi, nisanda 96,4, mayısta 97,2, haziranda 98,9, temmuzda 99,8 değerine yükseldi. Endeks, ağustosta ekonomik duruma ilişkin iyimserliği ifade eden eşik değer olan 100'ü aşarak 100,6'ya çıktı.

Tüketici güven endeksi, söz konusu dönemde aylık bazda yüzde 1 artarak 90,8'e yükseldi. Aynı dönemde reel kesim güven endeksi, yüzde 1,2 artışla 102,4 olarak kayıtlara geçti.

Hizmet sektörü güven endeksi ise yüzde 0,1 azalışla 111,9 oldu. Perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 0,8 azalışla 110,1, inşaat sektörü güven endeksi yüzde 0,4 azalışla 83,1 değerini aldı.

"Beklentilerde kademeli iyileşmeye işaret ediyor"

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Çetinkaya, endeksteki gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde, "Ekonomik güven endeksinin ağustos ayında aylık bazda yüzde 0,8 artarak 100,6 seviyesine yükselmesi, ekonomik aktörlerin genel görünüme ilişkin beklentilerinde kademeli iyileşmeye işaret etmektedir. Endeksin yeniden 100 eşik değerinin üzerine çıkması, ekonomik görünümde kötümser beklentilerden iyimser beklentilere doğru sınırlı ancak anlamlı geçiş yaşandığını göstermesi bakımından önem taşımaktadır." dedi.

Ekonomik güven endeksindeki artışın alt bileşenlere dengeli biçimde yayılmamasının, beklentilerdeki toparlanmanın henüz güçlü ve genele yayılmış bir nitelik kazanmadığını ortaya koyduğunu belirten Çetinkaya, "Bu nedenle mevcut gelişme, ekonomik aktivitede kalıcı güçlenmeden ziyade, beklenti kanalında başlayan tedrici bir normalleşmenin işareti olarak değerlendirilmelidir." diye konuştu.

Çetinkaya, gelecek dönemde güven göstergelerindeki iyileşmenin sürdürülebilir hale gelmesinin, dezenflasyon sürecinin güçlenmesine, finansman koşullarındaki öngörülebilirliğin artmasına, reel sektörün yatırım ve üretim iştahının toparlanmasına ve hane halkının satın alma gücüne ilişkin beklentilerinin iyileşmesine bağlı olacağına işaret ederek, "Dolayısıyla 100 seviyesinin aşılması önemli bir psikolojik eşik olmakla birlikte, asıl belirleyici olan bu iyileşmenin süreklilik kazanması ve ekonominin farklı kesimlerine yayılmasıdır." ifadesini kullandı.

"4 aydır üst üste artış"

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi İktisat Bölümü Başkanı Prof. Dr. Talha Yalta da ağustos verilerinde asıl dikkat çekici olanın, endeksin 100 eşiğini aşması değil, bunu nasıl aştığı olduğunu bildirerek, "Endeks son üç yılda üç kez daha 100'ün üzerine çıkmıştı ancak bunlar tek aylık sıçramalar olarak kaldı ve ertesi ay geri düştü. Bu kez tablo farklı görünüyor. Endeks, nisandaki 96,4 seviyesinden bu yana 4 aydır üst üste artıyor. Dolayısıyla ekonomide iyimserlik eşiğinin aşılması bu kez bir sıçramanın değil, kademeli bir tırmanışın sonucu." değerlendirmesinde bulundu.

İyileşmeyi taşıyan asıl bileşenin tüketici tarafı olduğunu aktaran Yalta, "Marttan bu yana tüketici güven endeksi, 85'ten 90,8'e çıkarak 39 ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Dolayısıyla güven tablosunda en geç ikna olan kesim tüketiciler oldu. Ağustos verisi, artık o kesimin de masaya oturduğunu gösteriyor. Buna karşılık iyileşmenin sürmesi için hizmet, perakende ve inşaat başlıklarına da yayılması gerekiyor. Tüketicide artışın neredeyse tamamı beklentilerden geliyor." dedi.

Yalta, hem hane halkının hem firmaların önlerini daha iyi gördüğünü ancak bugünkü durumlarına ilişkin henüz belirgin bir düzelme bildirmediğini anlatarak, şöyle devam etti:

"Bu, önümüzdeki dönem için net bir ölçüt veriyor. Beklentiye dayalı bir iyileşme ancak beklenti gerçekleşmeyle doğrulandığı sürece kalıcı olur. Somut olarak izlenecek iki şey var: Endeksin 100'ün üzerinde en az iki ay daha tutunup tutunamayacağı ve beklenti ile mevcut durum arasındaki yaklaşık 14 puanlık farkın kapanmaya başlayıp başlamayacağı. Dezenflasyon patikasında ilerleme sürerse bu fark reel gelir tarafından kapanır ve iyileşme kalıcılaşır. Enflasyonun tekrar artışa geçmesi durumunda ise doğrulanmayan beklenti hızla geri alınır. Sonuç olarak ekonomide beklenti, gerçekleşmenin habercisidir. Ağustosta haberci geldi, şimdi olumlu haberlerin kendisi bekleniyor."

"Ekonomi politikalarındaki kararlı duruş belirleyici olacak"

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eren Çaşkurlu da endeksin uzun süreli dalgalı seyrin ardından 100 değerini aştığını ve bu artışta alt endeksler açısından tüketici ve imalat sanayi sektörlerinin etkili olduğuna dikkati çekti.

Tüketici güven endeksi açısından ise hane halkının gelecek maddi durum ve harcama eğiliminin artıştaki etkenlerden biri olduğunu belirten Çaşkurlu, "Yaz aylarının özellikle gıda enflasyonundaki sabit seyrinin bunu tetiklediği düşünülebilir. İmalat sanayi sektörü açısından ise talep, üretim ve ileri dönemlere ait sipariş beklentilerindeki artış, sürükleyici etkeni oluşturmuş gibi duruyor." ifadesini kullandı.

Çaşkurlu, buna karşılık perakende ticaret, inşaat ve hizmet sektörlerinde iç talepteki yavaşlama ve maliyet baskılarının endeksteki düşüşe etki etmiş olabileceğini bildirerek, şu değerlendirmede bulundu:

"Genel değerlendirmede, yaz ayları baz etkisi ve parasal sıkılaştırma adımlarının piyasalarda yarattığı görece öngörülebilirliğin daha açık bir görüş sağlaması, enflasyonist baskıların hız kesmekte olduğuna dair algı, kur artışına rağmen kontrole yönelik adımların maliyet hesaplaması açısından belirsizlikleri azaltması, önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. Tüm bunlarla birlikte endeksteki yükselişin istikrarlı olup olmamasına bakılması, güven bakış açısının tüm ekonomiye göreli eşit şekilde yayılması ve ekonomi politikalarındaki kararlı duruş, önümüzdeki süreçte belirleyici olacaktır."

2027'de beklentilerde iyimserleşme bekleniyor

Ekonomist Bora Tamer Yılmaz da iktisadi güven endekslerinin Türkiye ekonomisindeki rasyonelleşmenin somut yansımaları olduğunu ve ekonomik güvendeki artışı tüketim tarafının sırtladığını anlatarak, şunları kaydetti:

"Gıda enflasyonu, Hürmüz krizi, zorluklara ve ağırlaşan El Nino tablosuna bağlı iklim şartlarına rağmen önceki yılların belirgin şekilde altında bulunuyor. Bu sene hububat ve meyvelerde yaşanan 'var yılı' da market raflarına ve pazar tezgahlarına yansıdı. Reel sektör biraz tedirgin. Uluslararası yatırımcılar nezdinde ekonomi programının düşen CDS seviyesiyle birlikte güven oyu almasına karşın, entegre tesislerde üretim yapan ana metal ve ağır sanayiye yönelik sınai üretimde uyum süreci yaşanıyor. Merkez Bankasının faiz indirim döngüsüne geri dönmesiyle 2027'de reel sektörün de uluslararası yatırımcılar ve hane halkıyla birlikte beklentilerini iyimserleştirmesi muhtemeldir."


 

Muhabir: Hülya Ömür Uylaş, Mertkan Oruç

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.