Doğa ile temasımız giderek azalıyor: Yetersiz doğa sağlığımıza zarar veriyor
Doğa ile temasımız giderek azalıyor: Yetersiz doğa sağlığımıza zarar veriyor
Araştırmalar, doğayla temasın psikolojik faydalarını ortaya koyuyor. Buna rağmen kentleşme ve dijitalleşme, insan ile doğa arasındaki bağı zayıflatıyor ve "biyofobi" riskini artırıyor.
Doğa deneyimleri genel olarak insan ruhu için bir merhem olarak görülür. İnsanların doğaya duyduğu sevgi için özel bir kavram bile var: Biyofili.
Bunun karşıtı ise biyofobidir, yani doğa korkusu. Buna örnek olarak büyük yırtıcı hayvanlara duyulan korku ya da zehirli olabilecek örümcek ve yılan gibi hayvanlara yönelik fobiler verilebilir.
Ancak araştırmacılar giderek bu tür somut ve başlangıçta yaşamı koruyucu korkuların çok ötesine geçen bir doğa korkusu biçimini gözlemliyor.
Sonuç: İnsanların doğayla ilişkisi belirgin biçimde kötüleşiyor gibi görünüyor.
Çalışmaların çoğuna göre bu kötüleşmenin temel nedeni, giderek daha fazla insanın doğayla giderek daha az temas kurması.
Bugün dünya nüfusunun büyük bölümü şehirlerde yaşıyor, bu da gelecek nesillerin biyofobi riskinin artabileceği anlamına geliyor.
Berlinli psikolog Dirk Stemper de bilim dünyasının 1970'lerin sonlarından bu yana insanların doğadan yabancılaştığını gözlemlediğini söylüyor.
"Çocuklar giderek daha fazla betonlaşmış, doğadan uzak çevrelerde büyüyor ve zamanlarını ağırlıklı olarak kapalı mekanlarda ve dijital ortamlarda geçiriyor. Tırmanmak, kirlenmek ya da hayvanları gözlemlemek gibi bedensel ve duyusal deneyimler eksik kalıyor."
Oysa tam da bu deneyimler doğayla aşinalık oluşturuyor. Bu deneyimler olmadığında doğa yabancı geliyor.
Tanımadığımız şey ilgimizi de çekmiyor. Bu da iklim değişikliği ve türlerin yok oluşu çağında gerçek bir sorun haline gelebilir.
Tersinden ifade edersek: İlgi duymadığımız şeyi korumak da istemeyiz.
Bu tutumu, ebeveynler olarak çocuklara da aktarıyoruz. Araştırmacılar "Ebeveynlerin doğaya yönelik olumsuz tutumları çocuklarının doğayla ilişkisini etkileyebilir, Bu da doğayla bağın aşağı yönlü bir sarmala girmesine yol açabilir," diyor.
Psikolog Stemper'e göre çocuklar, sürekli "Kene var, dikkat et" ya da "Ona dokunma" gibi cümleler duyduklarında, doğayı bir tehlike olarak deneyimliyor.
Bu gözlemi çevre eğitmeni Susanne Sigl de paylaşıyor. Köln'de faaliyet gösteren ve özellikle çocuklara doğayla olumlu bir ilişki kazandırmayı amaçlayan Querwaldein adlı kâr amacı gütmeyen dernekte çalışıyor.
Eğitmen, "Ormanda çocuklardan uzun dallar bulmalarını istediğimizde bazıları onlara sadece parmak uçlarıyla dokunuyor, bazıları mendil kullanıyor, bazıları ise hiç dal getirmiyor" diyor. Birçok çocuk kestane ya da fındığa dokunmak yerine sadece bakmayı tercih ediyor, solucanlara ya da küçük böcekler gibi zararsız canlılara ise hiç yaklaşmıyor.
Doğaya yabancılaşmanın sonucu: Korku ve düşmanlık
Doğa, bize yabancı hale geldiyse ve ondan korkuyorsak bu korku düşmanlığa da dönüşebilir. Çalışmalara göre biyofobik kişiler doğadan aktif olarak kaçınıyor ve bazı durumlarda ayı, kurt ya da köpekbalığı gibi hayvanların öldürülmesini savunuyor.
Psikolog Lea Dohm, "Doğada zaman geçirmek ruh sağlığımızı destekliyor ve birçok insan sık sık gergin ve yük altında hissediyor" diyor.
Psikolog Stemper ise "Araştırmalar orman ve doğanın, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu( DEHB) belirtilerini hafiflettiğini, dikkat ve konsantrasyonu artırdığını, duyusal sorunları azalttığını ve duygusal düzenlemeyi desteklediğini gösteriyor" diyor.
Ancak biyofobik kişiler doğadan kaçındıkları için tüm bu sağlık yararlarını kaçırıyor.
Doğaya yeniden nasıl yaklaşabiliriz?
Araştırmacılara göre, "Bilgi yardımcı olur. Bunu birçok çalışma da gösteriyor"
"Çok sayıda bitki ve hayvanı tanıyan, doğanın işleyişini anlayan kişiler, doğayı daha fazla takdir edebilir. Böylece 'olumsuz bir ilişki riski' de azalır.
Psikolog Lea Dohm ise "Bir korkunun arkasında gerçek bir tehlike yoksa, ondan kurtulmanın en etkili yolu yüzleşmektir" diyor.
İnsanlar adım adım yeniden doğayla temas kurmaları için yönlendirilebilir.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
