Arakçi Cenevre'de! Tahran, görüşme öncesinde yaptırımların kaldırılması karşılığında zenginleştirmeyi azaltmayı teklif etti
Arakçi Cenevre'de! Tahran, görüşme öncesinde yaptırımların kaldırılması karşılığında zenginleştirmeyi azaltmayı teklif etti
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ile İran arasında yapılacak nükleer müzakerelere katılmak amacıyla Cenevre’ye gitti.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ile İran arasında yapılacak nükleer müzakerelere katılmak için İsviçre’nin Cenevre kentine gitti. Arakçi, Cenevre temasları kapsamında İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis, Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Genel Başkanı Rafael Mariano Grossi ve İsviçre’deki bazı uluslararası kurum temsilcileri ile ayrı ayrı görüşmeler yapacak.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht-Revançi BBC ile yaptığı röportajda, ABD’nin yaptırımların kaldırılmasını görüşmeye istekli olması durumunda İran’ın nükleer anlaşma için taviz vermeyi değerlendirmeye hazır olduğunu söyledi.
Taht-Revançi, ikinci tur görüşmelerin salı günü Cenevre’de yapılacağını doğruladı ve BBC’ye, “İlk görüşmeler büyük ölçüde olumlu bir yönde ilerledi, ancak henüz sonuçları değerlendirmek için erken” dedi.
Tahran yönetimi, yaptırımların kaldırılması karşılığında nükleer programına sınırlamalar getirilmesini görüşmeye hazır olduğunu belirtirken, bu dosyanın balistik füze programı gibi diğer konularla ilişkilendirilmesini ise defalarca reddetti.
Taht-Revançi, BBC’ye yaptığı açıklamada, ilk temasların olumlu geçtiğini ancak nihai bir değerlendirme için erken olduğunu yineledi. Daha önce Reuters, ABD heyetinde özel temsilciler Steve Witkoff ile Jared Kushner’ın yer alacağını ve salı sabahı İran heyetiyle Ummanlı arabulucular eşliğinde bir araya geleceklerini aktarmıştı.
İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami ise yaptığı açıklamada, Tahran’ın tüm mali yaptırımların kaldırılması karşılığında yüzde 60 düzeyindeki yüksek zenginleştirilmiş uranyum oranını düşürmeyi kabul edebileceğini söyledi. Taht-Revançi de bu öneriyi, müzakerelerde İran’ın esnekliğine örnek olarak gösterdi.
Söz konusu teklife göre İran, yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyumu yüzde 20 seviyesine indirmeyi hedefliyor. Uzmanlara göre yüzde 60 oranı, silah yapımı için gerekli yüzde 90 seviyesine ulaşma sürecinin yaklaşık yüzde 99’unu temsil ederken; yüzde 20 seviyesi ise nükleer eşik olarak nitelenen sürecin yaklaşık yüzde 90’ına karşılık geliyor.
Taht-Revançi, Tahran’ın uranyum zenginleştirmeyi tamamen durdurmayı reddettiğini yineledi. Bu konu, geçen yıl ABD ile anlaşmaya varılmasını engelleyen başlıca anlaşmazlık noktalarından biri olmuştu. Washington, İran içinde zenginleştirmenin sürdürülmesini nükleer silah edinimine giden bir yol olarak değerlendirirken, Tahran böyle bir hedefi reddediyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise Washington ile Tahran’ın nükleer anlaşmaya varmak için belirli ölçüde esneklik göstermeye hazır göründüğünü söyledi. Fidan, ABD’nin ‘açıkça belirlenmiş sınırlar içinde’ İran’ın zenginleştirme faaliyetini kabul etmeye hazır olduğu izlenimi verdiğini ifade etti.
Financial Times’ta perşembe günü yayımlanan söyleşisinde Fidan, İranlıların bir anlaşmaya ihtiyaç duyduklarının farkında olduğunu, Amerikalıların ise Tahran’ın ‘aşamayacağı sınırları’ anladığını ifade ederek, koşulların zorla dayatılmasının sonuç getirmeyeceğini belirtti.
Reuters’ın dün iki ABD’li yetkiliye dayandırdığı haberine göre ABD ordusu, Başkan Donald Trump’ın talimat vermesi halinde İran’a karşı haftalar sürebilecek operasyonlara hazırlık yapıyor.
İsminin açıklanmasını istemeyen kaynaklar, bunun Washington ile Tahran arasında yürütülen diplomatik sürecin ne kadar riskli bir zeminde ilerlediğini gösterdiğini belirtti.
Münih’te, İranlı muhalif grupların çağrısıyla yaklaşık 250 bin kişinin katıldığı gösteri sırasında konuşan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump’ın İran ile bir anlaşmayı tercih ettiğini ancak bunun ‘son derece zor’ olduğunu söyledi. Rubio, İran Dini Lideri Ali Hamaney ile bir görüşmenin ‘isterse yarın yapılabileceğini’ ifade etti.
Müzakere süreci, ABD’nin askeri varlığını güçlendirmesiyle eş zamanlı ilerliyor. Pentagon’un USS Gerald R. Ford uçak gemisini Ortadoğu’ya yönlendirmesinin ardından ikinci bir uçak gemisinin daha bölgeye ulaşması bekleniyor. Bu yaklaşım, diplomasiyi sürdürürken baskı unsurlarını devrede tutma politikasının parçası olarak değerlendiriliyor.
Trump, İran’da ‘rejim değişikliği’ olasılığını da gündeme getirerek bunun ‘olabilecek en iyi şey’ olacağını söyledi. Bu açıklama Cenevre’de yapılması planlanan yeni tur öncesinde tansiyonu yükseltti.
Diğer yandan ABD merkezli Axios internet sitesinin aktardığına göre, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, çarşamba günü Beyaz Saray’da yaptıkları görüşmede, Washington’ın İran’dan Çin’e petrol ihracatını azaltmak için çaba göstermesi gerektiği konusunda mutabık kaldı.
Şarku’l Avsat’ın Axios’tan aktardığına göre üst düzey bir ABD’li yetkili, “İran’a, örneğin Çin’e petrol satışları konusunda maksimum baskıyı uygulamak için elimizden geleni yapacağımız konusunda anlaştık” ifadelerini kullandı.
Çin Dışişleri Bakanlığı ise bugün yaptığı açıklamada, “Uluslararası hukuk çerçevesinde ülkeler arası doğal iş birliği makul ve meşrudur; buna saygı gösterilmelidir” dedi.
Çin, İran petrol ihracatının yüzde 80’den fazlasını karşılıyor; bu nedenle ticaretteki olası bir düşüş, doğrudan Tahran’ın gelirlerini etkiliyor.
İran yönetimi, Trump’ın ülkeye yönelik tehditlerini gerçekleştirme ihtimalinden hâlâ ciddi şekilde endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı durumunda bölgedeki ABD üslerini hedef alabileceğini ve Hürmüz Boğazı’nı kapatma ihtimali bulunduğunu açıkladı.
İran Stratejik Dış İlişkiler Konseyi Sekreteri Celal Dehgani Firuzabadi, yeni bir savaşın sınırlı kalmayacağını ve olası bir çatışmanın enerji güvenliğini tehdit edebileceğini, hatta Hürmüz Boğazı’nın kapanmasına yol açabileceğini söyledi.
Firuzabadi, “En çok zarar görecek ülke Çin olacak” diyerek müzakerelerin Pekin için de önemini vurguladı. Ayrıca, Rusya’nın da ‘savaşa karşı çıktığını ve çıkmasını engellemeye çalıştığını’ belirtti. Moskova ve Pekin’den ‘gerçekçi beklentiler’ olması gerektiğini vurgulayarak, İsrail ve ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü 12 gün savaşı sırasında iki ülkenin Tahran’ın yanında yer almamasına yönelik eleştirilere atıfta bulundu.
ABD Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı Deniz İdaresi ise geçen hafta Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nden geçen gemilerin tekrarlayan risklerle karşı karşıya olduğunu bildirdi; bu riskler arasında İran kuvvetlerinin gemilere çıkabilme ihtimali de bulunuyor. En son olayın 3 Şubat’ta yaşandığı belirtilirken, Amerikan bayrağı taşıyan gemilere Hürmüz Boğazı’ndan doğuya giderken Umman kıyıları boyunca seyretmeleri tavsiye edildi.
Bu uyarılar, ABD ile İran arasındaki gerilimin küresel petrol arzında kesintilere yol açabileceğine dair endişeleri yeniden gündeme getirdi. Zira dünya petrol tüketiminin yaklaşık beşte biri, Umman ve İran arasındaki stratejik Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
