Yapay zeka şirketlerinin kitapları veri setlerine dahil etmesi telif tartışmasını büyütüyor
Yapay zeka şirketlerinin kitapları veri setlerine dahil etmesi telif tartışmasını büyütüyor
Yapay zeka şirketlerinin model eğitimi için telifli eserleri veri setlerine dahil etmesi Avrupa ve ABD'deki davalarla yeniden gündeme gelirken, Türkiye'deki yayınevleri ve hak sahiplerinin karşılaşabileceği hukuki süreçler de tartışılıyor.
İSTANBUL (AA) - Anadolu Ajansının (AA) "Yapay Zeka Şirketlerinin Kitap Avı" başlıklı dosya haberi kapsamında küresel yapay zeka şirketlerinin Avrupa'dan sonra Türkiye'deki kitap arşivlerine yönelik adımları, yayıncılar ve meslek ilgilileriyle irdeleniyor. Dosya haberimizin üçüncüsünde, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği (TBYM) Genel Sekreteri Av. Arb. Melahat Boran, yapay zeka şirketlerinin telifli eserleri model eğitiminde kullanması, fiziksel kitapların satın alınıp taranması ve Türkiye'deki telif mevzuatının bu konudaki durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Almanya'da Münih 1. Bölge Mahkemesinin 31 Temmuz'da, Almanya'daki en büyük müzik telif hakları toplama kuruluşu GEMA'nın yapay zeka müzik platformu Suno'ya karşı açtığı davada verdiği karara işaret eden Boran, "Mahkeme dört önemli tespit yaptı. Eserler modelde 'ezberlenmiştir'. Eserlerin üretilen çıktılarda tanınabilir olması, korunan unsurların model parametrelerine gömülü olduğunu, yani eserin çoğaltıldığını gösterir. Bu tür ezberleme, Alman hukukundaki metin ve veri madenciliği istisnasının kapsamına girmez. Sadece AB Yapay Zeka Yasası'na uyum, şirketlere telif bakımından bir 'güvenli liman' sağlamaz. ABD'de gerçekleştirilen eğitime ABD hukuku uygulandığında da bu çoğaltmalar adil kullanım sayılamaz." dedi.
Boran, kararın ilk derece mahkemesi kararı olduğunu ve üst mahkemelerde değişebileceğini, aynı mahkemenin 2025'te GEMA'nın OpenAI'ye karşı açtığı davada da 9 Alman şarkısının sözlerinin modelde ezberlenmesini ve çıktılarda yeniden üretilmesini çoğaltma olarak değerlendirdiğini vurguladı.
Avrupa çapındaki bağlayıcı yanıtın ise Avrupa Birliği Adalet Divanı'ndan beklendiğini dile getiren Boran, Macaristan'dan gönderilen Like Company-Google davasında model eğitiminin çoğaltma sayılıp sayılmayacağı ve AB'deki metin ve veri madenciliği istisnasının yapay zeka eğitimini kapsayıp kapsamayacağının sorulduğunu kaydetti.
"Dijital dosyalar şirkete verildi, fiziksel kitaplar geri dönüşüme gönderildi"Fiziksel kitapların satın alınarak taranmasına ilişkin haberlerde belgelenmiş bilgilerle duyumların birbirinden ayrılması gerektiğini vurgulayan Boran, en iyi belgelenmiş örnek olarak Anthropic'in "Project Panama" projesini gösterdi.
Boran, fiziksel kitapların bir yüklenici aracılığıyla işlendiğini belirterek, "Fiziksel kitaplar yüklenici bir firma aracılığıyla hidrolik kesme ekipmanıyla işlendi, ciltleri çıkarıldı ve sayfaları tarandı. Dijital dosyalar şirkete verildi, fiziksel kitaplar geri dönüşüme gönderildi. Bir tedarikçi teklifi, altı ay içinde 500 bin ile 2 milyon arasında kitabın işlenmesini öngörüyordu." ifadelerini kullandı.
Avrupa'daki kitapçılara gelen yüksek hacimli siparişlere de değinen Boran, bu alımların yapay zeka eğitimi amacı taşıdığına ilişkin şüpheler bulunduğunu ancak çoğunun alıcısı ve kullanım amacının bağımsız olarak doğrulanmadığını söyledi.
Melahat Boran, ABD'deki Bartz v. Anthropic davasında satın alınıp taranan kitaplarla model eğitiminin, adil kullanım kapsamında değerlendirildiğini, korsan kaynaklardan indirilen ve merkezi kütüphanede tutulan kopyalarla eğitimin ise ihlal sayıldığını kaydederek, davanın 1,5 milyar dolarlık uzlaşmayla sonuçlandığını aktardı.
Toplu kitap alımı ve fiziksel nüshaların imhasının lisans bedeli ödemekten kaçınmak için kullanılabileceğine dikkati çeken Boran, şunları kaydetti:
"ABD'de tartışma ve devam eden birçok dava söz konusu. Telifli metinlerle model eğitimine genel bir lisans zorunluluğu getirilmemesi gerektiğini düşünen teknolojik gelişimi savunanlar ile yapay zeka eğitiminde eserlerin kullanımından kaynaklı hak sahiplerine adil bir bedel ödenmesi gerektiğini savunan iki farklı görüş çarpışmaktadır. Aksi halde yazarların, şarkıcıların ve sanatçıların emeklerinin yok sayılacağı ve artık özgün nitelikli eserlerin yok olarak kültürel bir çoraklaşmaya dünyaca mahkum olunacağı dile getirilmektedir. Benim görüşüm şu, inovasyon ile hak sahiplerinin korunması birbirinin alternatifi değil. Öne çıkan eğilim lisanslama ve şeffaflığı öne çıkarmak yönünde."
"Kitabı taramak ya da dijital kopyasını bir veri setine eklemek teknik olarak çoğaltmadır"Telif hakkını savunmanın yapay zekaya karşı olmak anlamına gelmediğini belirten Boran, lisanslamanın iki alan arasında denge sağlayabileceğinin altını çizdi.
Boran, lisanslamanın hak sahibine adil ve öngörülebilir gelir, geliştiriciye hukuki kesinlik ile kaliteli, yasal içeriğe erişim sağladığını aktardı.
ABD'deki Copyright Clearance Center'ın model eğitimine yönelik gönüllü ve münhasır olmayan toplu lisans uygulamasını örnek gösteren Boran, çok sayıda eser ve kullanıcının bulunduğu yapay zeka eğitiminin toplu yönetime uygun bir alan olduğunu belirtti.
Türkiye'deki hukuki durumun ABD'den farklı olduğunu vurgulayan Boran, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (FSEK) çoğaltma hakkına ilişkin hükümlerinin belirleyici olduğunu belirtti.
Melahat Boran, "Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 22. maddesi, eserin her türlü yöntemle, geçici veya sürekli olarak çoğaltılmasını eser sahibinin münhasır hakkı olarak düzenliyor. Bir kitabı taramak ya da dijital kopyasını bir veri setine eklemek teknik olarak bir çoğaltmadır." değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'de AB'deki metin ve veri madenciliği istisnasının karşılığının bulunmadığına dikkati çeken Boran, ticari yapay zeka modelinin eğitiminin kişisel kullanım istisnasına da giremeyeceğini kaydetti.
Boran, kitabın fiziksel nüshasını satın almanın yalnızca yayma hakkını tükettiğine işaret ederek şöyle konuştu:
"Bir kitabın fiziksel nüshasını satın almak, o nüsha üzerindeki yayma hakkını tüketir yani kitabı yeniden satabilir ya da hediye edebilirsiniz ama bu, kitabı tarayıp çoğaltma hakkı vermez. Çoğaltma hakkı hak sahibinde kalır. Bu nedenle hak sahiplerinin izni olmadan eserlerinin dijital çoğaltılarak yapay zekanın eğitilmesi hem hukuki hem de cezai olarak bir hak ihlalidir."
"Sanatçılar ve yazarlar yapay zeka şirketleri karşısında stratejik olarak korunmalıdır"Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı'nda yapay zeka modellerinin eğitilmesine ilişkin telif rejimine yönelik bir eylem bulunmadığını belirten Boran, "Türkiye kültürel içeriği yapay zeka modelleriyle geliştirmeyi hedefliyorsa, bu içeriği üreten yazar, çevirmen ve yayıncıların hakları da aynı planın parçası olmalı ve toplu lisanslamanın önündeki engeller kaldırılmalıdır. Devletin anayasal güvencesi altındaki sanatçılar ve yazarlar yapay zeka şirketleri karşısında stratejik olarak korunmalıdır." dedi.
Yayınevlerine olağandışı toplu siparişleri kayıt altına almalarını, envanter ve yazar sözleşmelerini gözden geçirmelerini öneren Boran, dijital içerikte hakların açıkça saklı tutulması gerektiğine vurgu yaptı.
Boran, Türkiye'de öncelikle yapay zeka sağlayıcıları için eğitim verilerinin içeriğine ilişkin şeffaflık yükümlülüğü getirilmesini, olası istisnaların hak sahibinin itiraz hakkı, adil bedel ve etkili denetim güvenceleriyle ele alınmasını önerdi.
"Yapay zeka lisanslama iş modeli üzerinde birlikte çalışmalıdır"Meslek birlikleriyle ortak hareket edilmesi gerektiğini aktaran Boran, şöyle devam etti:
"Devletimiz yerli kültür endüstrisini korumak için 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nu günün ihtiyaçlarına göre değiştirmeli ve yıllardır beklenen kanun değişikliği ile çalışmalara hız verip yasalaşması sağlanmalıdır. Dijital korsanla mücadelede etkili çözümler üretilmelidir. Toplu lisanslama uygulanabilir şekilde olmalı. Öncelikle Halk Kütüphanelerindeki ödünçlerden kaynaklı hak sahiplerine lisans bedelleri ödenmeli, akabinde üniversite kütüphanelerinde. Yayıncı ve yazar meslek birlikleri olarak her yıl yayınlanan ortak tarife, model sözleşme ve yapay zeka lisanslama iş modeli üzerinde birlikte çalışmalıdır."
Melahat Boran, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütünün (WIPO) fikri mülkiyet ve yapay zeka konulu ilk Küresel Forumun 9-10 Kasım 2026'da Cenevre'de düzenleneceğini aktardı.
Türkiye'de fiziki korsan kitapla mücadelede ciddi yol kat edildiğine işaret eden Boran, sözlerini şöyle tamamladı:
"Dijital korsanda hak ihlallerinde yeterli gelişme kaydedilmeyen ve özellikle kütüphanelerde ödünç lisanslaması başta olmak üzere toplu lisanslama alanında hak sahiplerinin adil bir lisans geliri elde edemediği kırılgan ekonomik güçlüklerle can çekişen sektörümüze bir de yapay zeka şirketleri tarafından darbe vurulursa kültür kitapları, akademik kitaplar, eğitim ve öğretim kitapları ve benzeri her alanda milli içeriklerimizi üreten bir yayıncılık sektörü ayakta kalamayacak, tamamen kültür dünyamız savunmasız olarak büyük yapay zeka şirketleri eliyle belirlenecektir. Buna seyirci kalınmamalı."
Muhabir: Özlem Limon
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
