Manisa'da okul saldırısı: Bilimsel çalışmalar 'okul saldırganları' hakkında ne söylüyor?

Gündem (Web Sitesi) - Web Sitesi | 23.09.2026 - 10:29, Güncelleme: 23.09.2026 - 10:29 140 kez okundu.
 

Manisa'da okul saldırısı: Bilimsel çalışmalar 'okul saldırganları' hakkında ne söylüyor?

ABD başta olmak üzere dünyanın kanayan yaralarından biri olan okul saldırıları, Türkiye'de nispeten nadir görülüyordu. İki gün arka arkaya yaşanan son saldırılar, hem bu olayların ardındaki motivasyonu hem de yayılma ihtimalini gündeme getiriyor.
Türkiye salı sabahına sarsıcı bir okul saldırısı haberiyle uyandı. Manisa'nın Turgutlu ilçesindeki İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin dışında saat 08.00 sıralarında silahlı saldırı gerçekleşti. Saldırıda 2’si ağır olmak üzere 11 öğrencinin yaralandığı bildiriliyor. Failin de aynı okula giden 15 yaşında bir 9. sınıf öğrencisi olduğu öğrenildi. Son saldırı haberi, nisan ayında Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta art arda yaşanan iki okul saldırısıyla ilgili tartışmalar halen sürerken geldi. Okul saldırıları, bu yıla kadar Türkiye'de nadir görülüyordu. Ancak bu yıl gerçekleşen 3 olay, hem saldırıların ardındaki motivasyonu hem de sosyal medyada bu saldırıların daha da örgütlenme ihtimalini gündeme getiriyor. Nitekim 11 Eylül'de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "C31K" isimli oluşuma yönelik 22 ilde operasyon düzenlendiğini açıklamıştı. Üç ildeki üç okula yönelik silahlı saldırı hazırlığına ilişkin paylaşımlar yaptıkları öne sürülen 32 kişi hakkında gözaltı kararı verilmiş; 27 kişi gözaltına alınmıştı. C31K, Telegram başta olmak üzere çeşitli sosyal medya topluluklarında örgütlenerek nefret içerikli paylaşımlar yapan bir oluşum. Söz konusu paylaşımlar arasında hayvan nefreti, kadın nefreti, şantaj ve okul saldırılarını övme gibi çeşitli başlıklar yer alıyor. Manisa'daki okul saldırganının bu grupla ilişkili olduğuna dair kamuya açık bir kanıt yok, ancak bir yazışmada grubun saldırıyı ve saldırganı övdüğü tespit edildi. Okul saldırıları, ABD başta olmak üzere dünyanın kanayan yaralarından biri. 18 Eylül'de Filipinler'in güneyinde bir okulda düzenlenen saldırıda da 14 yaşındaki iki öğrenci ile 16 yaşındaki saldırgan dahil üç kişi hayatını kaybetmis, en az sekiz kişi yaralanmıştı. Saldırganların intihar ettiği toplu okul saldırılarına dair yapılan araştırmalarda öne çıkan ilk bulgu, failler arasında tek bir profil olmadığına işaret ediyor. Yapılan çalışmalarda tekrar tekrar görülen sonuç, bu tür saldırıların genellikle tek bir nedene değil, uzun süre biriken kriz, kin, aşağılanma, intihar eğilimi, şiddet fantezileri, önceki saldırganlara öykünme ve silaha erişimin birleşmesine dayandığı. ABD Gizli Servisi'nin okul şiddeti analizleri ile erken dönem "Safe School Initiative" raporu da özellikle buna vurgu yapıyor: Saldırganı önceden yalnızca “profiline bakarak” saptamak mümkün değil. Bu süreçte asıl önemli olan davranışsal yol, yani saldırıya giden süreç. Kurumun 2019'da yayımlanan bir tehdit değerlendirme çalışması, okul saldırganlarının tek bir profili olmadığını, yaş, cinsiyet, ırk, sınıf düzeyi ve sosyal özellikler açısından farklılık gösterdiklerini, ancak genel olarak okul saldırısı gerçekleştiren öğrencilerin şiddete ilgi duyduklarını, akranları tarafından zorbalığa uğradıklarını ve okulda düzenli olarak sorunlara karıştıklarını ortaya koyuyor. Çalışma, olası faillerde aranması gereken uyarı işaretlerinin bir listesini de içeriyor: -Diğer okul saldırılarını örnek almak veya taklit etmeye çalışmak, -Okulda kötü davranış geçmişine ve disiplin cezalarına sahip olmak, örneğin okuldan uzaklaştırılmak veya atılmak, -Özellikle zorbalık sürekliyse, sınıf arkadaşları tarafından zorbalığa maruz kalmak. Rapora göre, saldırganların birçoğunun uyuşturucu kullanımı veya evde şiddet gibi "olumsuz ev hayatı deneyimleri" de vardı ve çoğu, bir tür psikolojik, davranışsal veya gelişimsel sistem sorunu yaşıyordu. Ancak araştırmacılar, bu faktörlerin tek başına bir öğrencinin saldırı yapmayı düşündüğünün bir işareti olarak yorumlanmaması gerektiğini söylüyor. Hukuk Profesörü James Silver’ın 2024 tarihli makalesi bu noktada önemli ipuçları sunabilir. Silver, kamusal katliam faillerinin çoğunun olay yerinden kaçmaya çalışmadığını; ya orada öldüğünü, ya polis tarafından öldürülmeyi göze aldığını, ya da hayatlarının o anda fiilen sona erdiğini kabul ederek saldırıyı bir “son perde” gibi kurguladığını savunuyor. Bu yaklaşım, “Neden genç biri katliam yaparak intihara yöneliyor?” sorusuna şu cevabı veriyor: Saldırı, bazen onların gözünde hem intikam hem görünürlük hem de kendini yok etmenin birleştiği nihai eylem haline geliyor. Bu nedenle “Medya ne yapmalı?” sorusu da araştırmanın merkezinde. Şöhret arayışı üzerine yapılan çalışmalar, ün peşindeki saldırganların daha ölümcül olabildiğini gösteriyor. Daha önce yayımlanan bazı makaleler de toplu saldırıların bazen “performans” gibi kurgulandığını söylüyor. Bunun gazetecilik karşılığı şu: Manifestoları yeniden dolaşıma sokmak, saldırganın adını ve görsellerini merkezileştirmek, saldırıyı bir anti-kahraman anlatısına dönüştürmek riski büyütebiliyor. Son yıllarda uzmanların yeni odağı online gruplar. Çünkü fail adayları bazen aynı online gruplarda buluşuyor, birbirlerinin içeriklerini paylaşıyor ve şiddeti normalleştiren mikro-kültürler oluşuyor.  
ABD başta olmak üzere dünyanın kanayan yaralarından biri olan okul saldırıları, Türkiye'de nispeten nadir görülüyordu. İki gün arka arkaya yaşanan son saldırılar, hem bu olayların ardındaki motivasyonu hem de yayılma ihtimalini gündeme getiriyor.

Türkiye salı sabahına sarsıcı bir okul saldırısı haberiyle uyandı. Manisa'nın Turgutlu ilçesindeki İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin dışında saat 08.00 sıralarında silahlı saldırı gerçekleşti. Saldırıda 2’si ağır olmak üzere 11 öğrencinin yaralandığı bildiriliyor. Failin de aynı okula giden 15 yaşında bir 9. sınıf öğrencisi olduğu öğrenildi.

Son saldırı haberi, nisan ayında Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta art arda yaşanan iki okul saldırısıyla ilgili tartışmalar halen sürerken geldi.

Okul saldırıları, bu yıla kadar Türkiye'de nadir görülüyordu. Ancak bu yıl gerçekleşen 3 olay, hem saldırıların ardındaki motivasyonu hem de sosyal medyada bu saldırıların daha da örgütlenme ihtimalini gündeme getiriyor.

Nitekim 11 Eylül'de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "C31K" isimli oluşuma yönelik 22 ilde operasyon düzenlendiğini açıklamıştı. Üç ildeki üç okula yönelik silahlı saldırı hazırlığına ilişkin paylaşımlar yaptıkları öne sürülen 32 kişi hakkında gözaltı kararı verilmiş; 27 kişi gözaltına alınmıştı.

C31K, Telegram başta olmak üzere çeşitli sosyal medya topluluklarında örgütlenerek nefret içerikli paylaşımlar yapan bir oluşum. Söz konusu paylaşımlar arasında hayvan nefreti, kadın nefreti, şantaj ve okul saldırılarını övme gibi çeşitli başlıklar yer alıyor.

Manisa'daki okul saldırganının bu grupla ilişkili olduğuna dair kamuya açık bir kanıt yok, ancak bir yazışmada grubun saldırıyı ve saldırganı övdüğü tespit edildi.

Okul saldırıları, ABD başta olmak üzere dünyanın kanayan yaralarından biri. 18 Eylül'de Filipinler'in güneyinde bir okulda düzenlenen saldırıda da 14 yaşındaki iki öğrenci ile 16 yaşındaki saldırgan dahil üç kişi hayatını kaybetmis, en az sekiz kişi yaralanmıştı.

Saldırganların intihar ettiği toplu okul saldırılarına dair yapılan araştırmalarda öne çıkan ilk bulgu, failler arasında tek bir profil olmadığına işaret ediyor.

Yapılan çalışmalarda tekrar tekrar görülen sonuç, bu tür saldırıların genellikle tek bir nedene değil, uzun süre biriken kriz, kin, aşağılanma, intihar eğilimi, şiddet fantezileri, önceki saldırganlara öykünme ve silaha erişimin birleşmesine dayandığı.

ABD Gizli Servisi'nin okul şiddeti analizleri ile erken dönem "Safe School Initiative" raporu da özellikle buna vurgu yapıyor: Saldırganı önceden yalnızca “profiline bakarak” saptamak mümkün değil. Bu süreçte asıl önemli olan davranışsal yol, yani saldırıya giden süreç.

Kurumun 2019'da yayımlanan bir tehdit değerlendirme çalışması, okul saldırganlarının tek bir profili olmadığını, yaş, cinsiyet, ırk, sınıf düzeyi ve sosyal özellikler açısından farklılık gösterdiklerini, ancak genel olarak okul saldırısı gerçekleştiren öğrencilerin şiddete ilgi duyduklarını, akranları tarafından zorbalığa uğradıklarını ve okulda düzenli olarak sorunlara karıştıklarını ortaya koyuyor.

Çalışma, olası faillerde aranması gereken uyarı işaretlerinin bir listesini de içeriyor:

-Diğer okul saldırılarını örnek almak veya taklit etmeye çalışmak,

-Okulda kötü davranış geçmişine ve disiplin cezalarına sahip olmak, örneğin okuldan uzaklaştırılmak veya atılmak,

-Özellikle zorbalık sürekliyse, sınıf arkadaşları tarafından zorbalığa maruz kalmak.

Rapora göre, saldırganların birçoğunun uyuşturucu kullanımı veya evde şiddet gibi "olumsuz ev hayatı deneyimleri" de vardı ve çoğu, bir tür psikolojik, davranışsal veya gelişimsel sistem sorunu yaşıyordu. Ancak araştırmacılar, bu faktörlerin tek başına bir öğrencinin saldırı yapmayı düşündüğünün bir işareti olarak yorumlanmaması gerektiğini söylüyor.

Hukuk Profesörü James Silver’ın 2024 tarihli makalesi bu noktada önemli ipuçları sunabilir.

Silver, kamusal katliam faillerinin çoğunun olay yerinden kaçmaya çalışmadığını; ya orada öldüğünü, ya polis tarafından öldürülmeyi göze aldığını, ya da hayatlarının o anda fiilen sona erdiğini kabul ederek saldırıyı bir “son perde” gibi kurguladığını savunuyor. Bu yaklaşım, “Neden genç biri katliam yaparak intihara yöneliyor?” sorusuna şu cevabı veriyor: Saldırı, bazen onların gözünde hem intikam hem görünürlük hem de kendini yok etmenin birleştiği nihai eylem haline geliyor.

Bu nedenle “Medya ne yapmalı?” sorusu da araştırmanın merkezinde. Şöhret arayışı üzerine yapılan çalışmalar, ün peşindeki saldırganların daha ölümcül olabildiğini gösteriyor. Daha önce yayımlanan bazı makaleler de toplu saldırıların bazen “performans” gibi kurgulandığını söylüyor. Bunun gazetecilik karşılığı şu: Manifestoları yeniden dolaşıma sokmak, saldırganın adını ve görsellerini merkezileştirmek, saldırıyı bir anti-kahraman anlatısına dönüştürmek riski büyütebiliyor.

Son yıllarda uzmanların yeni odağı online gruplar. Çünkü fail adayları bazen aynı online gruplarda buluşuyor, birbirlerinin içeriklerini paylaşıyor ve şiddeti normalleştiren mikro-kültürler oluşuyor.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.