Küresel piyasalar ABD'de açıklanacak büyüme ve tüketim harcamaları verilerine odaklandı
Küresel piyasalar ABD'de açıklanacak büyüme ve tüketim harcamaları verilerine odaklandı
Küresel piyasalarda haftanın ana gündem maddelerini ABD-İran arasındaki ateşkes süreci ile Fed başta olmak üzere önde gelen merkez bankalarının faiz kararları oluşturdu.
İSTANBUL (AA) - Küresel piyasalar ABD ve İran arasında anlaşmaya varılması, mutabakat zaptının imzalanması ve petrol fiyatlarındaki gerilemeden kaynaklı etkilerle geçen hafta pozitif seyrederken, gözler gelecek hafta ABD'de açıklanacak büyüme ve çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) verilerine çevrildi.
Küresel piyasalarda haftanın ana gündem maddelerini ABD-İran arasındaki ateşkes süreci ile ABD Merkez Bankası (Fed) başta olmak üzere önde gelen merkez bankalarının faiz kararları oluşturdu.
İran ve ABD, Pakistan aracılığında yapılan müzakere süreci kapsamında 14 Haziran'da savaşın durdurulması ve taraflar arasındaki sorunların görüşmelerle çözülmesini öngören 14 maddelik mutabakata vardıklarını duyurmuştu.
İslamabad Mutabakatı adı verilen mutabakat zaptı, 18 Haziran'da İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından dijital ortamda imzalanarak yürürlüğe girdi.
Mutabakat, Lübnan dahil olmak üzere savaşın sona erdirilmesi, Hürmüz Boğazı'nın açılması, ABD'nin İran'a uyguladığı deniz ablukasının kaldırılması gibi maddeleri içeriyor.
Mutabakat zaptının imzalanmasının ardından tarafların, nihai anlaşmaya varılması için İran'ın nükleer programı ve yaptırımların kaldırılması gibi konularda kısa süre içinde 60 günlük müzakere sürecine başlaması bekleniyor.
Öte yandan Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ablukası da kaldırıldı.
Ancak daha sonra İsviçre Dışişleri Bakanlığının ABD-İran görüşmelerinin iptal edildiğini duyurması da sürecin ne kadar kırılgan bir ortamda ilerlediğini ortaya koydu.
Öte yandan Üst düzey bir ABD'li yetkili, İsrail ile Hizbullah arasındaki ateşkesin dün TSİ 16.00'da yürürlüğe girdiğini iddia etti.
ABD ve İran arasında anlaşma sağlanmasına karşın anlaşmaya ilişkin ayrıntıların henüz netleşmemesi yatırımcıların kararlarında zorlanmasına neden oldu.
Analistler, yatırımcıların ABD-İran anlaşmasının uygulanabilirliği konusunda emin olmak istediğini belirtti.
Diğer taraftan ABD-İran anlaşmasının İran'ın petrol ve yakıt satışına derhal başlamasına olanak tanıyabileceğine dair haber akışı ise piyasalarda olumlu fiyatlanan gelişmeler arasında yer alıyor.
Analistler, iki tarafın anlaşmaya varmasının piyasalardaki önemli bir oynaklık kaynağını ortadan kaldırabilecek diplomatik bir atılım olduğunu, ancak anlaşmanın kalıcılığına ilişkin endişelerin sürdüğüne işaret etti.
ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz kararı da geçen hafta piyasaların odağında yer aldı. Fed, politika faizini beklentiler doğrultusunda yüzde 3,5-3,75 aralığında sabit tuttu.
Fed'den yapılan açıklamada, politika faizinin sabit tutulması kararının oy birliğiyle alındığı bildirildi.
Enflasyonun enerji dahil bazı sektörlerde fiyat artışlarına yol açan arz şoklarının da etkisiyle bankanın yüzde 2 hedefinin üzerinde kalmayı sürdürdüğüne işaret edilen açıklamada, Komite'nin fiyat istikrarını sağlamaya kararlı olduğu vurgulandı.
Öte yandan, Kevin Warsh başkanlığında gerçekleştirilen ilk Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısının ardından yayımlanan karar metninin önceki açıklamalara kıyasla belirgin şekilde kısaltıldığı dikkati çekti.
Fed, federal fon oranına ilişkin yıl sonu tahminini mart ayında öngördüğü yüzde 3,4'ten yüzde 3,8'e yükseltti.
Banka, federal fon oranına ilişkin 2027 tahminini yüzde 3,1'den yüzde 3,6'ya ve 2028 tahminini yüzde 3,1'den yüzde 3,4'e çıkardı. Fed uzun dönem ortalama faiz beklentisini ise yüzde 3,1 olarak korudu.
Söz konusu tahminler, Fed'in 2026'da faiz artışı yapılabileceğinin sinyalini verdi.
FOMC üyelerinin gelecekteki faiz beklentilerini gösteren nokta grafiği de 18 yetkiliden 9'unun bu yıl en az bir faiz artırımı öngördüğünü ortaya koydu.
Bankanın enflasyon tahminleri ise bu yıl için yüzde 2,7'den yüzde 3,6'ya, 2027 için yüzde 2,2'den yüzde 2,3'e çıkarılırken, 2028 için yüzde 2'de sabit bırakıldı.
ABD ekonomisine ilişkin büyüme tahmini, bu yıl için yüzde 2,4'ten yüzde 2,2'ye düşürüldü. Büyüme tahmini 2027 için yüzde 2,3'te bırakılırken, 2028 için yüzde 2,1'den yüzde 2,2'ye yükseltildi.
İşsizlik oranına ilişkin tahminler bu yıl için yüzde 4,4'ten yüzde 4,3'e düşürülürken, 2027 için yüzde 4,3 ve 2028 için yüzde 4,2 olarak korundu.
Kevin Warsh, Fed üyelerinin faiz beklentilerini yansıtan noktasal grafikte kendi tahminine yer vermedi. Bu durum, piyasalarda Fed'in 2012'de iletişim politikasının bir parçası olarak başlattığı uygulamadan uzaklaşılabileceğine yönelik ilk işaretlerden biri olarak değerlendirildi.
Warsh, bundan önceki açıklamalarında da noktasal grafiklerin faydalı olmadığını düşündüğünü belirtmişti.
Metinden, gelecekteki faiz indirimlerine yönelik eğilime işaret eden ifadelerin çıkarılması da küresel piyasalardaki risk iştahını olumsuz etkiledi.
Fed Başkanı Kevin Warsh, düzenlediği basın toplantısında, enflasyonun yüzde 2 hedefinin oldukça üzerinde seyrettiğini belirterek, fiyat istikrarını sağlama konusunda kararlı olduklarını vurguladı.
"Bu Komite fiyat istikrarını sağlayacak." diyen Warsh, Komite'nin bu konuda "net ve hemfikir" olduğunu söyledi.
Toplantının ardından yayımlanan politika metninde yapılan değişikliklere de işaret eden Warsh, metnin daha kısa ve daha sade olduğunu, bazı eski ifadelerin çıkarıldığını aktardı.
Warsh, ileriye dönük yönlendirmenin (forward guidance) de açıklamada yer almadığını dile getirdi.
Ekonomik projeksiyonlara da değinen Warsh, Komite üyelerinin tahminlerini sunmaya devam ettiğini ancak kendisinin mevcut yapısıyla projeksiyonlara dair uzun süredir benimsediği görüşler doğrultusunda bir tahmin sunmaktan kaçındığını ifade etti.
Analistler, Warsh'ın "fiyat istikrarı" vurgusunun sıkı para politikası duruşunu desteklediğini kaydetti.
Kevin Warsh'ın sözlü yönlendirme yerine doğrudan makroekonomik verilerden kaynaklı etkilere odaklanılacak bir politika uygulayacağını ifade eden analistler, bankanın politika metninde yer alan "verimlilik artışı ve sermaye yatırımlarının güçlü seyrettiği" ifadesinin Fed'in yapay zeka kaynaklı verimlilik artışının büyümeye ve enflasyona etkisini bundan sonraki dönemde daha fazla dikkate alabileceğinin göstergesi olduğunu söyledi.
Enerji fiyatlarında düşüş görülse de fiyatlar halen savaş öncesi seviyelere gerilemedi. Bu durum enflasyonist baskıların sürmesine neden olurken, Fed'in faiz indirim beklentilerinden uzaklaşarak faiz artırabileceğine yönelik beklentileri güçlendirdi.
Analistler, Fed'in toplantıdan önce zaten faiz artırım beklentilerinin bulunduğuna, bu sebepten doları jeopolitik gelişmelere ilişkin olumlu haber akışının piyasalar üzerinde etkili olduğuna işaret etti.
Bu gelişmelerle, ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi haftayı 3 baz puan azalışla yüzde 4,46'dan tamamladı.
Jeopolitik gerilimlerin azalacağına yönelik iyimserlikle Brent petrolün varil fiyatı haftayı yüzde 6,7 azalışla 80,4 dolardan tamamladı.
Bu düşüşe karşın petrol fiyatlarının savaş öncesi seviyelere hemen dönmesi beklenmiyor. Bunun başlıca nedenleri arasında, barış sağlansa bile tedarikin kısa sürede normale dönmeyeceği ve İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçiş için ücret talep edebileceğine yönelik beklentiler yer alıyor.
Ücret talebi olması durumunda petrol trafiğinin, mayınlandığı bildirilen Umman kıyılarına yönlenebileceği tahmin ediliyor. Buradaki güvenli geçişin ise haftalar hatta aylar sürebileceği öngörülüyor.
Bu arada Fed’in şahin bir politika izlemesi ve para piyasalarındaki fiyatlamalarda faiz artırımına gideceğine bu yıl kesin gözüyle bakılması dolayısıyla 101,1 ile 13 ayın en yüksek seviyesini gören dolar endeksi haftayı yüzde 1,1 artışla 100,8 seviyesinden tamamladı.
Dolara talebin artmasıyla altın fiyatlarında altının onsu geçen hafta yüzde 1,3 azalışla 4 bin 156 dolara geriledi.
New York borsasına SpaceX'in halka arzı damga vurduSöz konusu gelişmelerle New York borsasında geçen hafta pozitif bir seyir izlenirken, ABD'li iş insanı Elon Musk'ın üst yöneticisi (CEO) olduğu uzay, havacılık ve yapay zeka şirketi SpaceX'in Nasdaq borsasındaki ilk haftası, halka arz büyüklüğü ve piyasa değerindeki tırmanışla dikkati çekerken şirketin hisseleri bu dönemde toplam yüzde 37 değer kazandı.
Söz konusu gelişmelerle haftayı Dow Jones endeksi yüzde 0,71, S&P 500 endeksi yüzde 0,93 ve Nasdaq endeksi yüzde 2,43 artışla tamamladı. Dow Jones endeksi 52.281,19 puanla rekor seviyeyi gördü.
Gelecek hafta salı günü imalat sanayi ve hizmet sektörü Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI), çarşamba cari denge, yeni konut satışları, perşembe büyüme, PCE ve Fed'in başlıca enflasyon göstergesi olarak kabul ettiği çekirdek PCE, dayanıklı mal siparişleri, haftalık işsizlik maaşı başvuruları, cuma toptan stoklar ve Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi açıklanacak.
Haftaya ABD'deki büyüme ve çekirdek PCE verisinin piyasaların yönü üzerinde belirleyici olması bekleniyor.
Avrupa borsaları pozitif seyrettiAvrupa borsaları, Hürmüz Boğazı'ndan gemilerin geçişinin başlaması ve petrol fiyatlarındaki gerilemeden bulduğu destekle haftayı İngiltere hariç pozitif seyirle tamamladı.
Buna karşın Avrupalı yetkililer ve şirketler Hürmüz Boğazının savaş öncesi durumuna ne kadar hızlı dönebileceğine ilişkin çekinceler yaşıyor.
İngiltere Merkez Bankası (BoE) politika faizini piyasa beklentilerine paralel şekilde yüzde 3,75'te sabit bıraktı. BoE Para Politikası Kurulu açıklamasında, "Orta Doğu'daki savaş ve bunun enerji fiyatları ile İngiltere ekonomisine etkisi, enflasyon görünümüne ilişkin belirsizliğin başlıca kaynağı olmaya devam ediyor." ifadelerine yer verildi.
BoE Başkanı Andrew Bailey, karar sonrası yaptığı açıklamada, son günlerde gerileyen petrol fiyatlarının olumlu gelişme olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
"Ancak fiyatlar hala savaş öncesine göre daha yüksek seviyede. Gelecekte ne olursa olsun, son dört aydaki yüksek enerji fiyatları, halihazırda enflasyonist bir baskı oluşmaya başladığını gösteriyor."
PPK üyelerinden BoE Başkanı Andrew Bailey dahil 7'sinin politika faizini yüzde 3,75'te sabit tutma ve 2'sinin 25 baz puan artırma yönünde görüş bildirdiği belirtildi. Bir önceki toplantıda ise 1 üye faiz artırımı yönünde oy kullanmıştı.
Analistler, İngiltere'de açıklanan makroekonomik verilerin BoE'nin bekle-gör yaklaşımını desteklediğini söyledi.
ABD ve İran arasında anlaşma sağlanmasına karşın Avrupa'da enflasyonist baskıların sürebileceğine yönelik endişeler devam ediyor. Bu nedenle Avrupa Merkez Bankasının (ECB) bu yıl ikinci bir faiz artırımına gidebileceğine ilişkin beklentiler bulunuyor.
Yetkililerin açıklamaları da öne çıkarken ECB Başkanı Christine Lagarde, yüksek enerji fiyatlarının ekonominin diğer alanlarına da sirayet etmeye başladığını belirterek, enflasyonun ikinci tur etkilerine karşı tedbir mesajı verdi.
Yüksek enerji fiyatlarının ekonominin diğer alanlarına da sirayet etmeye başladığı uyarısında bulunan Lagarde, "Enflasyonun dolaylı etkilerini son haftalarda neredeyse her alanda net bir şekilde görmeye başladık. Özellikle ücret artışı riskleri gibi ikinci tur etkilerin su yüzüne çıktığını hissettiğimizde, kaçınılmaz olarak tedbir almak zorundayız. Bu noktada özellikle çekirdek enflasyon göstergesini yakından takip ediyoruz." dedi.
Almanya Merkez Bankası (Bundesbank) Başkanı Joachim Nagel, Orta Doğu'daki gerilimin azalması durumunda dahi ECB'nin enflasyon riskine karşı ihtiyatlı duruşunu sürdüreceğini bildirdi.
Makroekonomik veri tarafında Avro Bölgesi'nde mayıs ayına ilişkin Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aylık yüzde 0,1, yıllık yüzde 3,2 artarak beklentiler doğrultusunda gerçekleşti.
Bu gelişmelerle, geçen hafta Almanya'da DAX 40 endeksi yüzde 1,4, İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 2,6, Fransa'da CAC 40 endeksi 0,43 değer kazanırken, İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 1 değer kaybetti.
İtalya'da FTSE MIB endeksi 53.188,37 puanla rekor seviyeyi gördü.
Asya borsaları Hong Kong hariç yükseldiAsya piyasaları, çip ve sanayi hisselerindeki yükselişlerin etkisiyle geçen hafta pozitif seyretti.
Japonya Merkez Bankasının (BoJ), politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 1'e çıkardı. Banka böylece politika faizini 1995’ten bu yana ilk defa yüzde 1’e yükseltmiş oldu.
Kararın 7'ye karşı 1 oyla alındığı, kurul üyesi Toichiro Asada'nın ise faiz oranının yüzde 0,75'te tutulması yönünde karşı oy kullandığı bildirildi. BoJ Başkanı Kazuo Ueda ise toplantıya sağlık sorunları nedeniyle katılamadı.
Banka açıklamasında, "Temel TÜFE enflasyonunun yüzde 2'ye yaklaştığı ve finansal koşulların elverişli olduğu göz önüne alındığında, Banka, ekonomik faaliyet ve fiyatlardaki gelişmelerin yanı sıra finansal koşullara yanıt olarak politika faiz oranını yükseltmeye ve para politikasındaki genişlemeci duruşun derecesini ayarlamaya devam edecektir." ifadelerine yer verildi.
Bu bağlamda, Orta Doğu’daki durumun gelecekteki seyrinin Japonya’nın ekonomik faaliyeti ve fiyatları üzerindeki etkisinin yakından takip edileceği belirtilen açıklamada, ekonomik faaliyet ve fiyatlara ilişkin görünümün temel senaryosunun gerçekleşme olasılığını ve bu görünüme yönelik riskleri değerlendirerek, para politikasındaki ayarlamanın zamanlaması ve hızının değerlendirileceği aktarıldı.
Banka açıklamasında, BoJ'un 2027'nin ocak-mart dönemine kadar Japon devlet tahvillerine yönelik aylık alım tutarını her çeyrekte yaklaşık 200 milyar yen azaltmasının planlandığı belirtildi.
Enflasyonist baskılar ve yendeki zayıflama faiz artırımına neden olan önemli sebepler arasında yer aldı.
Zayıf yen, Japonya'nın ihracatının rekabet gücünü artırmasına rağmen, ithalattan kaynaklı enflasyona sebep oluyor ve kamu maliyesini baskı altına alıyor.
Öte yandan Japonya'da mayıs ayına ilişkin Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), yüzde 1,5 artarak beklentiler dahilinde gerçekleşti. Ülkede TÜFE mayıs ayında yüzde 1,4 artmıştı.
Japonya'da mayıs ayına ilişkin çekirdek TÜFE ise yüzde 1,8 ile yaklaşık 4 yılın en yavaş artışını kaydetti.
Japonya'da TÜFE 2026 yılında ılımlı seviyelerde seyrederken, bunun başlıca nedeni, Orta Doğu çatışmasından kaynaklanan yüksek enerji fiyatlarının etkisini dengelemek için hükümetin yakıt ve enerji maliyetlerine yönelik sübvansiyonları oldu.
Ancak üretici fiyatları mart ayından bu yana keskin bir şekilde yükseldi ve bu durum, işletmeler için daha yüksek girdi fiyatlarının nihayetinde tüketicilere yansıtılacağı ve tüketici enflasyonunu artıracağı endişelerini artırdı.
Öte yandan Çin'de mayıs ayına ilişkin perakende satışlar, Aralık 2022'den bu yana ilk kez düşüş göstererek bir önceki yıla göre yüzde 0,6 azaldı. Ülkede mayıs ayına ilişkin kentsel sabit varlık yatırımları, gayrimenkul ve imalat sektörlerinin de etkisiyle yüzde 4,1 azalış kaydetti.
Ülkede mayıs ayında yeni konut fiyatları yüzde 0,2, ikinci el konut fiyatları yüzde 0,3 azalırken, işsizlik oranı yüzde 5,2'den yüzde 5,1'e indi.
Çin'de mayıs ayına ilişkin sanayi üretimi ise yüzde 4,5 artışla beklentilerin üzerinde gerçekleşti.
Ülkede güçlü arz ile zayıf talep arasındaki dengesizlik ciddi boyutunu koruyor.
İran savaşının enerji akışında yarattığı aksamanın emtia fiyatlarını yükseltmesi, Çin ekonomisini yıllardır etkileyen deflasyonist baskıların hafiflemesine katkı sağlasa da söz konusu fiyat artışlarının talep değil maliyet kaynaklı olması ekonomideki kırılganlığın sürdüğüne işaret ediyor.
Diğer taraftan Çin Merkez Bankası (PBoC) kısa vadeli faiz oranlarının ayarlanmasına yönelik mekanizmayı geliştireceğini ve uygun zamanda gecelik ters repo işlemlerinin kapsamını genişletebileceğini belirtti. Bu kararın Bankayı küresel emsalleriyle daha uyumlu hale getirebileceği öngörülüyor.
Bu arada Avustralya Merkez Bankası da politika faizini yüzde 4,35'te sabit bıraktı.
Söz konusu gelişmelerle haftalık bazda, Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 7,9, Güney Kore'de Kospi endeksi yüzde 11,4, Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 1,5 değer kazanırken, Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 0,88 değer kaybetti.
Japonya'da Nikkei 225 endeksi 71.952,99 puanla, Güney Kore'de Kospi endekksi 9.385,59 puanla rekor seviyeyi gördü.
Gelecek hafta pazartesi Çin'de kredi faiz oranları, salı Japonya'da imalat sanayi ve hizmet sektörü PMI, cuma Japonya'da Tokyo TÜFE takip edilecek.
Borsa haftayı sert yükselişle tamamladıYurt içinde, geçen hafta alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi haftalık bazda yüzde 5,7 artışla 14.734,50 puana yükseldi.
Dolar/TL, haftayı önceki haftalık kapanışın yüzde 0,4 üzerinde 46,4390'dan tamamladı.
Öte yandan ABD'de mahkemenin Halkbank aleyhindeki ceza davasının düşürülmesini onaylamasıyla, banka hakkında 9 yıldır devam eden hukuki süreç tamamen sona erdi.
Bu gelişmeyle bankacılık endeksi haftayı yüzde 10 yükselişle tamamlarken, Halkbank'ın hisseleri yüzde 4,2 arttı.
Gelecek hafta pazartesi tüketici güven endeksi takip edilecek.
Muhabir: Burhan Sansarlıoğlu
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
