COP31 ve Türkiye’de enerji politikası

Gündem (Web Sitesi) - Web Sitesi | 06.11.2026 - 13:27, Güncelleme: 06.11.2026 - 13:27 307 kez okundu.
 

COP31 ve Türkiye’de enerji politikası

COP31 ve Türkiye’de enerji politikası
Türkiye, BM iklim zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlanırken iklim politikalarını değerlendiren, Konya Karapınar’daki Kalyon Karapınar YEKA-1 Güneş Enerji Santrali yönetimi, ülkenin hedeflerini ve politikalarını 'kritik düzeyde yetersiz' buluyor. YEKA-1 geniş bir alana yayılan güneş panelleri elektrik üretiyor. Tesis, yaklaşan Birleşmiş Milletler iklim zirvesine ev sahipliği yapacak Türkiye’nin yenilenebilir enerji yatırımlarının da örneklerinden biri. Ancak iklim savunucularına göre güneş ve rüzgâr enerjisindeki büyüme, Türkiye’nin kömüre bağımlılığıyla çelişiyor. Eleştirilerin odağında, petrol, doğal gaz ve kömürden çıkış için somut bir yol haritasının bulunmaması var. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre kömür, 2025’te yüzde 33’ü aşan payıyla elektrik üretiminin en büyük kaynağıydı. Güneş ve rüzgârın toplam payı ise yaklaşık yüzde 23’tü. Karapınar’daki Kalyon Karapınar YEKA-1 Güneş Enerjisi Santrali, yaklaşık 2 bin 600 futbol sahası büyüklüğündeki alanda üç milyondan fazla panele sahip. Santral müdürü Burak Doğru’ya göre 2023’ten beri faaliyette olan tesis, her yıl Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 0,7’sini karşılayacak miktarda üretim yapıyor. Doğru, Associated Press’e yaptığı açıklamada santral sayesinde yılda yaklaşık 1,75 milyon ton karbon salımının önlendiğini söyledi. Bunun, Türkiye’nin ekonomisini ve enerji sektörünü daha temiz kaynaklara yöneltme çabasını gösterdiğini belirtti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ülkenin 2024’teki toplam sera gazı salımı 584,5 milyon ton karbondioksit eşdeğerine ulaştı. Türkiye, enerji alanında dışa bağımlılığını azaltmak için nükleer enerjiye de yöneliyor. Akdeniz kıyısındaki ilk nükleer santralin inşaatı sürerken başka reaktörlere ilişkin planlar da değerlendiriliyor. Antalya, 9–20 Kasım tarihlerinde COP31’e ev sahipliği yapacak. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin taraflarını buluşturacak zirveye dünya liderleri, müzakereciler, iş dünyası ve sivil toplum temsilcileri dahil on binlerce kişinin katılması bekleniyor. Zirve, İran savaşının petrol ve doğal gaz fiyatlarını yükselttiği, ülkelerin enerji ihtiyaçlarını karşılama yollarını yeniden değerlendirdiği bir dönemde düzenleniyor. İklim değişikliğiyle mücadelede temel hedeflerden biri olan sera gazı salımının azaltılmasında yeterli ilerleme sağlanamadığı yönündeki kaygılar da artıyor. Dünyanın en büyük ikinci karbon salıcısı olan ABD’nin zirveye yine katılmaması bekleniyor. Trump, ülkesini küresel iklim müzakerelerinden çekmişti. Son iki iklim zirvesinde de salımların nasıl azaltılacağı konusunda sınırlı uzlaşma sağlanmış, sonuç metinlerinde fosil yakıtlara yer verilmemişti. COP31’e başkanlık edecek Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, zirvenin yeni hedefler belirlemekten çok mevcut taahhütlerin uygulanmasına odaklanmasını istediğini söylüyor. Türkiye bu amaçla, ülkelerin iklim hedeflerini finansman, teknoloji ve başka desteklerle somut adımlara dönüştürmelerine yardımcı olacak bir “iklim uygulama köprüsü” öneriyor. Kurum, zirvenin önceliklerini açıklarken “Dünya bugün yalnızca yeni kararlar beklemiyor. Geçmişte alınan kararların hayata geçirildiğini görmek istiyor” demişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin çevrenin korunması ve iklim değişikliğiyle mücadele konusunda kararlı olduğunu söylüyor. Eşi Emine Erdoğan da geri dönüşümü ve kaynakların daha dikkatli kullanılmasını teşvik eden “Sıfır Atık” girişimini destekliyor. Kurum’a göre COP31’de elektrifikasyonun artırılması, atıkların ve metan salımının azaltılması da öncelikler arasında olacak. Buna karşılık ülkelerin Paris Anlaşması hedefleri doğrultusundaki ilerlemesini değerlendiren Climate Action Tracker, Türkiye’nin iklim hedeflerini ve politikalarını “kritik düzeyde yetersiz” olarak nitelendiriyor. 2015 tarihli Paris Anlaşması, küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi döneme kıyasla 1,5 dereceyle sınırlama hedefini ortaya koyuyor. İnsan hakları örgütleri ise Ankara’yı çevresel kaygıları göz ardı etmek ve aktivistleri sık sık gözaltına almakla suçluyor. Bu yıl bir mahkeme, Kahramanmaraş’taki Afşin-Elbistan kömürlü termik santralinin genişletilmesi için hazırlanan çevresel etki değerlendirmesini iptal etti. Çevre örgütlerinin önemli bir kazanım olarak gördüğü kararın ardından Çanakkale’de başka bir kömürlü santralin genişletilmesine yönelik planlar gündeme geldi. Diğer Akdeniz ülkeleri gibi Türkiye de sıcak hava dalgaları, kuraklık, su kıtlığı, orman yangınları ve seller nedeniyle artan risklerle karşı karşıya. Geçen ay İstanbul’da 80 yılı aşkın sürenin en şiddetli yağışları olarak nitelenen yağmurların yol açtığı sellerde sekiz kişi yaşamını yitirdi. COP31’in ev sahipliği, zirveyi düzenlemek isteyen Avustralya ile Türkiye arasındaki görüşmelerin ardından Türkiye’ye verildi. Varılan uzlaşma kapsamında Avustralya, zirvenin gündemine yönelik istişarelere öncülük ediyor ve müzakereleri yönetecek. İklim savunucuları, zirvenin kömüre bağımlı Türkiye’ye verilmesini eleştiriyor. Kömür ihracatçısı Avustralya da benzer eleştirilerle karşı karşıya.    
COP31 ve Türkiye’de enerji politikası

Türkiye, BM iklim zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlanırken iklim politikalarını değerlendiren, Konya Karapınar’daki Kalyon Karapınar YEKA-1 Güneş Enerji Santrali yönetimi, ülkenin hedeflerini ve politikalarını 'kritik düzeyde yetersiz' buluyor.

YEKA-1 geniş bir alana yayılan güneş panelleri elektrik üretiyor. Tesis, yaklaşan Birleşmiş Milletler iklim zirvesine ev sahipliği yapacak Türkiye’nin yenilenebilir enerji yatırımlarının da örneklerinden biri.

Ancak iklim savunucularına göre güneş ve rüzgâr enerjisindeki büyüme, Türkiye’nin kömüre bağımlılığıyla çelişiyor. Eleştirilerin odağında, petrol, doğal gaz ve kömürden çıkış için somut bir yol haritasının bulunmaması var.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre kömür, 2025’te yüzde 33’ü aşan payıyla elektrik üretiminin en büyük kaynağıydı. Güneş ve rüzgârın toplam payı ise yaklaşık yüzde 23’tü.

Karapınar’daki Kalyon Karapınar YEKA-1 Güneş Enerjisi Santrali, yaklaşık 2 bin 600 futbol sahası büyüklüğündeki alanda üç milyondan fazla panele sahip. Santral müdürü Burak Doğru’ya göre 2023’ten beri faaliyette olan tesis, her yıl Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 0,7’sini karşılayacak miktarda üretim yapıyor.

Doğru, Associated Press’e yaptığı açıklamada santral sayesinde yılda yaklaşık 1,75 milyon ton karbon salımının önlendiğini söyledi. Bunun, Türkiye’nin ekonomisini ve enerji sektörünü daha temiz kaynaklara yöneltme çabasını gösterdiğini belirtti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ülkenin 2024’teki toplam sera gazı salımı 584,5 milyon ton karbondioksit eşdeğerine ulaştı.

Türkiye, enerji alanında dışa bağımlılığını azaltmak için nükleer enerjiye de yöneliyor. Akdeniz kıyısındaki ilk nükleer santralin inşaatı sürerken başka reaktörlere ilişkin planlar da değerlendiriliyor.

Antalya, 9–20 Kasım tarihlerinde COP31’e ev sahipliği yapacak. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin taraflarını buluşturacak zirveye dünya liderleri, müzakereciler, iş dünyası ve sivil toplum temsilcileri dahil on binlerce kişinin katılması bekleniyor.

Zirve, İran savaşının petrol ve doğal gaz fiyatlarını yükselttiği, ülkelerin enerji ihtiyaçlarını karşılama yollarını yeniden değerlendirdiği bir dönemde düzenleniyor. İklim değişikliğiyle mücadelede temel hedeflerden biri olan sera gazı salımının azaltılmasında yeterli ilerleme sağlanamadığı yönündeki kaygılar da artıyor.

Dünyanın en büyük ikinci karbon salıcısı olan ABD’nin zirveye yine katılmaması bekleniyor. Trump, ülkesini küresel iklim müzakerelerinden çekmişti. Son iki iklim zirvesinde de salımların nasıl azaltılacağı konusunda sınırlı uzlaşma sağlanmış, sonuç metinlerinde fosil yakıtlara yer verilmemişti.

COP31’e başkanlık edecek Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, zirvenin yeni hedefler belirlemekten çok mevcut taahhütlerin uygulanmasına odaklanmasını istediğini söylüyor. Türkiye bu amaçla, ülkelerin iklim hedeflerini finansman, teknoloji ve başka desteklerle somut adımlara dönüştürmelerine yardımcı olacak bir “iklim uygulama köprüsü” öneriyor.

Kurum, zirvenin önceliklerini açıklarken “Dünya bugün yalnızca yeni kararlar beklemiyor. Geçmişte alınan kararların hayata geçirildiğini görmek istiyor” demişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin çevrenin korunması ve iklim değişikliğiyle mücadele konusunda kararlı olduğunu söylüyor. Eşi Emine Erdoğan da geri dönüşümü ve kaynakların daha dikkatli kullanılmasını teşvik eden “Sıfır Atık” girişimini destekliyor. Kurum’a göre COP31’de elektrifikasyonun artırılması, atıkların ve metan salımının azaltılması da öncelikler arasında olacak.

Buna karşılık ülkelerin Paris Anlaşması hedefleri doğrultusundaki ilerlemesini değerlendiren Climate Action Tracker, Türkiye’nin iklim hedeflerini ve politikalarını “kritik düzeyde yetersiz” olarak nitelendiriyor. 2015 tarihli Paris Anlaşması, küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi döneme kıyasla 1,5 dereceyle sınırlama hedefini ortaya koyuyor.

İnsan hakları örgütleri ise Ankara’yı çevresel kaygıları göz ardı etmek ve aktivistleri sık sık gözaltına almakla suçluyor.

Bu yıl bir mahkeme, Kahramanmaraş’taki Afşin-Elbistan kömürlü termik santralinin genişletilmesi için hazırlanan çevresel etki değerlendirmesini iptal etti.

Çevre örgütlerinin önemli bir kazanım olarak gördüğü kararın ardından Çanakkale’de başka bir kömürlü santralin genişletilmesine yönelik planlar gündeme geldi.

Diğer Akdeniz ülkeleri gibi Türkiye de sıcak hava dalgaları, kuraklık, su kıtlığı, orman yangınları ve seller nedeniyle artan risklerle karşı karşıya. Geçen ay İstanbul’da 80 yılı aşkın sürenin en şiddetli yağışları olarak nitelenen yağmurların yol açtığı sellerde sekiz kişi yaşamını yitirdi.

COP31’in ev sahipliği, zirveyi düzenlemek isteyen Avustralya ile Türkiye arasındaki görüşmelerin ardından Türkiye’ye verildi. Varılan uzlaşma kapsamında Avustralya, zirvenin gündemine yönelik istişarelere öncülük ediyor ve müzakereleri yönetecek.

İklim savunucuları, zirvenin kömüre bağımlı Türkiye’ye verilmesini eleştiriyor. Kömür ihracatçısı Avustralya da benzer eleştirilerle karşı karşıya.

 

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.