Merve KABAKUŞ FİLİZCAN
Köşe Yazarı
Merve KABAKUŞ FİLİZCAN
 

“Bir Çaresi Bulunur Elbet”

Geçenlerde eski bir şarkı dinledim. Sertab Erener’in “Bir çaresi bulunur elbet” dediği o cümle, yıllar sonra kulağıma çarpınca durup düşündüm… Bir şarkı sözü olmaktan çıkmıştı artık. Bugünün insanına, modern zamanların ruhuna fazlasıyla yakışıyordu. Bunu fark edince, bu satırları yazmak geldi içimden. Modern zamanların insanı umutlu değil… Kimse yarına güvenerek yaşamıyor; sadece bugünü atlatmaya çalışıyor. Ayakta kalmak bir beceriye dönüştü. Bu yüzden artık bazı cümleler umut değil, hayatta kalma refleksi olarak kuruluyor. İnsanların içinde söyleyemedikleri çok şey var. Söylemekten değil, anlatamamaktan yorulmuş bir kalabalık bu. İş yerlerinde yutulan cümleler, ilişkilerde ertelenen gerçekler, “şimdi sırası değil” denilerek bastırılan duygular… Konuşuyoruz ama ifade edemiyoruz. Çünkü modern hayat hız istiyor; duygulara alan tanımıyor. Şarkıda geçen “Sesimde söyleyemediğim sözler var…” dediği bu dize, bugünün insanına ait. Sesi olan ama kelimesi olmayan, anlatacak çok şeyi olup anlatacak gücü kalmayan herkesin hâli. Acı artık gizlenmiyor ama hissedilmiyor da… Görünür hâlde, paylaşılıyor, akıyor. Kimse gerçekten durup bakmıyor. Her şey hızlı, her şey geçici… Acı bile. Bir hikâye kadar yer kaplıyor, sonra yenisi geliyor. İnsan üzülüyor ama yas tutamıyor. Sabahlar umutla başlamıyor artık. Alarm sesleriyle bölünen uykular, aynı döngüye uyanan bedenler, “bugün de geçsin” diye başlayan günler… Yorgunluk dinlenmeyle geçmiyor çünkü sorun beden değil, anlam. Unutamıyoruz çünkü hiç duramıyoruz. Tam bu noktada modern insan kendine bir cümle fısıldıyor: Bir çaresi bulunur elbet. Bu bir inanç değil; bir telkin. Kendini sakinleştirme biçimi. Kimse yarına gerçekten güvenmiyor ama başka türlü yaşamak da mümkün değil. “Bir uyuyup uyanalım” demek, bugünün dünyasında en gerçekçi plan. Büyük çözümler yok, büyük vaatler yok. Sadece bir günü daha devirmeye çalışmak var. Modern zaman insanı hayata meydan okumuyor; hayattan kopmamaya çalışıyor. Bu çağda insanlardan her şeyi taşıması bekleniyor ama taşıyacak hiçbir alan bırakılmıyor. Duygular bastırılıyor, erteleniyor, görmezden geliniyor. Sonra bir yerde ağırlaşıyor. İçte taşan şeyler, dışarıda sessizliğe dönüşüyor. Kalabalıklar içinde büyüyen bir yalnızlık bu. Kişisel bir mesele olmaktan çıktı artık. Herkes bağlı ama kimse temas etmiyor. Herkes erişilebilir ama kimse gerçekten orada değil. İlişkiler hızlandı, bağlar inceldi. “Bir çaresi bulunur çıkmazların…” Belki gerçekten bulunur. Belki bulunmaz. Ama bu cümle, bugünün insanı için bir çözüm sözü değil; hayattan tamamen kopmama kararı. Ne iyimserdir bu hâl ne karamsar. Sadece ayakta kalmaya dairdir. Bazen çözüm yoktur. Ama insan yine de sabah uyanır. Ve bu çağda en büyük direnç, hâlâ uyanabiliyor olmaktır. Ve sevgili okur… Her zaman bir çaresi bulunur elbet. Ya bugün ya yarın. Şimdi, bunu daha iyi hissedebilirsin diye bir video bırakıyorum: “Bir Çaresi Bulunur” — Sertab Erener (resmî video) https://www.youtube.com/watch?v=WBCiQTk5knY&list=RDWBCiQTk5knY&start_radio=1
Ekleme Tarihi: 30 Ocak 2026 -Cuma

“Bir Çaresi Bulunur Elbet”

Geçenlerde eski bir şarkı dinledim.

Sertab Erener’in “Bir çaresi bulunur elbet” dediği o cümle, yıllar sonra kulağıma çarpınca durup düşündüm… Bir şarkı sözü olmaktan çıkmıştı artık. Bugünün insanına, modern zamanların ruhuna fazlasıyla yakışıyordu. Bunu fark edince, bu satırları yazmak geldi içimden.

Modern zamanların insanı umutlu değil…
Kimse yarına güvenerek yaşamıyor; sadece bugünü atlatmaya çalışıyor. Ayakta kalmak bir beceriye dönüştü. Bu yüzden artık bazı cümleler umut değil, hayatta kalma refleksi olarak kuruluyor.

İnsanların içinde söyleyemedikleri çok şey var. Söylemekten değil, anlatamamaktan yorulmuş bir kalabalık bu. İş yerlerinde yutulan cümleler, ilişkilerde ertelenen gerçekler, “şimdi sırası değil” denilerek bastırılan duygular… Konuşuyoruz ama ifade edemiyoruz.

Çünkü modern hayat hız istiyor; duygulara alan tanımıyor.

Şarkıda geçen “Sesimde söyleyemediğim sözler var…” dediği bu dize, bugünün insanına ait. Sesi olan ama kelimesi olmayan, anlatacak çok şeyi olup anlatacak gücü kalmayan herkesin hâli.

Acı artık gizlenmiyor ama hissedilmiyor da… Görünür hâlde, paylaşılıyor, akıyor. Kimse gerçekten durup bakmıyor. Her şey hızlı, her şey geçici… Acı bile. Bir hikâye kadar yer kaplıyor, sonra yenisi geliyor. İnsan üzülüyor ama yas tutamıyor.

Sabahlar umutla başlamıyor artık. Alarm sesleriyle bölünen uykular, aynı döngüye uyanan bedenler, “bugün de geçsin” diye başlayan günler… Yorgunluk dinlenmeyle geçmiyor çünkü sorun beden değil, anlam. Unutamıyoruz çünkü hiç duramıyoruz.

Tam bu noktada modern insan kendine bir cümle fısıldıyor:
Bir çaresi bulunur elbet.

Bu bir inanç değil; bir telkin. Kendini sakinleştirme biçimi. Kimse yarına gerçekten güvenmiyor ama başka türlü yaşamak da mümkün değil.

“Bir uyuyup uyanalım” demek, bugünün dünyasında en gerçekçi plan. Büyük çözümler yok, büyük vaatler yok. Sadece bir günü daha devirmeye çalışmak var. Modern zaman insanı hayata meydan okumuyor; hayattan kopmamaya çalışıyor.

Bu çağda insanlardan her şeyi taşıması bekleniyor ama taşıyacak hiçbir alan bırakılmıyor.

Duygular bastırılıyor, erteleniyor, görmezden geliniyor. Sonra bir yerde ağırlaşıyor. İçte taşan şeyler, dışarıda sessizliğe dönüşüyor.

Kalabalıklar içinde büyüyen bir yalnızlık bu. Kişisel bir mesele olmaktan çıktı artık. Herkes bağlı ama kimse temas etmiyor. Herkes erişilebilir ama kimse gerçekten orada değil. İlişkiler hızlandı, bağlar inceldi.

“Bir çaresi bulunur çıkmazların…”
Belki gerçekten bulunur.
Belki bulunmaz.

Ama bu cümle, bugünün insanı için bir çözüm sözü değil; hayattan tamamen kopmama kararı.
Ne iyimserdir bu hâl ne karamsar. Sadece ayakta kalmaya dairdir. Bazen çözüm yoktur. Ama insan yine de sabah uyanır.

Ve bu çağda en büyük direnç, hâlâ uyanabiliyor olmaktır.

Ve sevgili okur… Her zaman bir çaresi bulunur elbet. Ya bugün ya yarın.

Şimdi, bunu daha iyi hissedebilirsin diye bir video bırakıyorum:
“Bir Çaresi Bulunur” — Sertab Erener (resmî video)

https://www.youtube.com/watch?v=WBCiQTk5knY&list=RDWBCiQTk5knY&start_radio=1

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Okur...
(30.01.2026 12:15 - #4923)
Çok doğru tespitler hocam... Umarım bir çaresi bulunur bu çıkmazlarınn :)
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.