Türkiye’de Bir İlk: Beslenme Tüpü Farkındalık Haftası - Hacettepe Üniversite Hastanesi Anestezi ve Yoğun Bakım Uzmanı Öğretim Üyesi Seda Banu Akıncı ile Röportaj
Türkiye’de Bir İlk: Beslenme Tüpü Farkındalık Haftası - Hacettepe Üniversite Hastanesi Anestezi ve Yoğun Bakım Uzmanı Öğretim Üyesi Seda Banu Akıncı ile Röportaj
Hacettepe Üniversite Hastanesi Anestezi ve Yoğun Bakım Uzmanı Öğretim Üyesi Seda Banu Akıncı ile Röportaj
Türkiye’de ilk kez düzenlenen 1–7 Şubat Beslenme Tüpü Farkındalık Haftası, tıbbi beslenmenin hayati önemini yeniden gündeme taşımaya hazırlanıyor. Hacettepe Üniversitesi Hastanesi Anestezi ve Yoğun Bakım Uzmanı Öğretim Üyesi Dr. Seda Banu Akıncı, bu özel hafta kapsamında gazetemize verdiği röportajda, beslenme tüplerine dair toplumda yanlış bilinenleri, yoğun bakım hastalarında doğru beslenmenin yaşamla kurduğu kritik bağı ve farkındalığın neden hayati olduğunu anlattı.
Ulus: Beslenme Tüpü Farkındalık Haftası nedir?
Seda Akıncı: "İlk defa KEPAN derneği tarafından Türkiye'de bu sene başlatılan, Amerika'da 2011 yılından bu yana uygulanan bir bir aktivite. Bir anne çocuğuna takılan beslenme tüpünün çocuğuna yaşattığı problemleri anlayınca insanlarda böyle bir farkındalık olmadığını anlayarak bir dernek kurmuş. Amerika'dan sonra Kanada, İngiltere gibi birçok devlet aynı hafta kutlanmaya başlamış. Ve bu hafta boyunca birbirinden zengin aktiviteler yapımış. Örneğin; büyük şehirler ve binalar mavi, mor renklere boyanıyor (Mavi ve morun tercih edilme sebebi mor beslenme tüplerinin renk kodu, mavi de içinden geçen sıvıyı ve besinleri tanımlaması). Çocuklar ve yetişkinlere yönelik çeşitli aktiviteler düzenleniyor, yaşanan zorluklar anlatılıyor, takılması ve takılmaması durumları hakkında halk bilinçlendiriliyor. Çocuklar daha çok yaşadığı için her yıl "Tubii" isminde bir kahramanın maceralarını anlatan çocuk kitabı serisi yazılıyor ve her sene farklı bir bir hikâye dizisiyle yenileniyor. Ve bunlar okullarda okutulup dağıtılıyor. Ailelerle ilgili piknikler, Podcast’ler ve videolar yayınlanıyor. Bu insanlar nedir neler yapıyor tarafından karşılanıyor."
Ulus: Peki nedir bu beslenme tüpü, nasıl takılır ve türleri var mı?
Seda Akıncı: "Beslenme tüpleri, gastrointestinal sisteme özel tıbbi endikasyonlarla takılan ve beslenmeyi ağızdan sağlayamayan hastalar için kullanılan özel tüplerdir. Burundan, mideden, cerrahi ve radyolojik olarak takılabilir. Takıldığı yere göre isimleri değişebilir; burundan (nazogastrik), mideden (PEG veya gastroskopi tüpü), cerrahi ya da radyolojik olarak takılabiliyor.
Yutma bozukluğu, kanser gibi nedenlerle ağızdan beslenemeyenlerde, gastrointestinal sistemde sorun olanlarda kullanılıyor. Her yaşta, yeni doğandan yaşlılığa değin takılabilir. Beslenme tüplerinin geçici takıldığı durumlar mevcuttur. Örneğin inme geçiren hastalarda veya kanser hastalarında geriye dönüş mümkün olabilir. Benzer şekilde çocuklarda da onunla büyümüş ve yetişkinlik döneminde fonksiyonları geri dönmüş çocuklar da mevcuttur. Bu sebeple tamamen kişiye ve hastalığa özgü şekilde kronik veya geçici olabilir."
Ulus: Beslenme tüpleri dışarıdan nasıl görünüyor?
Seda Akıncı: "Tüpün dışarıdan görünürlüğü yerine göre değişiyor; burunda belirgin, karında ise kıyafetle gizlenebiliyor. Farkındalık haftası kapsamında yurtdışında; beslenme tüpü haftasında denize beslenme tüpüyle giren hastaların fotoğrafları paylaşılıyor ve farkındalık da sağlanıyor."
Ulus: Peki beslenme tüpünde beslenme işlemi nasıl gerçekleşiyor?
Seda Akıncı: "Beslenme yöntemi ve verilecek ürünler tüpün yerine göre değişebiliyor; mideye takıldıysa daha çeşitli besin türleri, bağırsaklara takıldıysa özel mamalar kullanılıyor. Beslenme tüpünden ilaç ve su verilmesi, ağızdan ise katı besinlerin alınması mümkün olabiliyor. Hastalar bazen ağızdan ve tüpten birlikte beslenebiliyor, bu geçiş sürecinde uygulanıyor, beklenen gelişimin gösterildiği durumlarda hastaları tüpten dahi ayırabiliyoruz."
Ulus: Takılmazsa ne olur?
Seda Akıncı: "Hastaların çoğu bahsettiğimiz tedirginlik nedeniyle tüp taktırmayı geciktiriyor, bu da yetersiz beslenmeye ve çeşitli sağlık sorunlarına yol açıyor. Yetersiz beslenme sonucu bağışıklık sistemi zayıflıyor, kas erimesi gelişiyor, hasta yatkınlığı ve hastaneye yatış riski artıyor. Yutma fonksiyonu bozulunca besinler akciğere kaçarak aspirasyon ve zatürreye yol açabiliyor. Ancak erken müdahale hastanın yaşam kalitesini artırıyor ve komplikasyonların önüne geçiyor. Tabii eğer beslenme tüpleri iyi sabitlenmezse yer değiştirebiliyor; örneğin mideye sabitlenmiş tüp yanlışlıkla akciğere gidebiliyor. Bu konularda hasta yakınlarını uyarıyor ve hastaları sıkı bir şekilde takip ediyoruz."
Ulus: Peki çocuklarda bu durum nasıl işliyor?
Seda Akıncı: "Çocuklarda tüp kullanımı daha problemli çünkü çocuklar tüpü kolayca çekiyor ve tedaviye ikna edilmesi zor olabiliyor. Tüp kullanan çocuklar ciddi şekilde akran zorbalığına maruz kalıyor, bu nedenle çoğunlukla evde eğitim alıyorlar. Çocukların çok azı tüple okula gidebiliyor bu sebeple Amerika'da evde okul çok yaygın. Türkiye’de de ise çocuklar çoğunlukla evde kalıyor, sosyal yaşama ve okula katılımda büyük zorluklar yaşıyorlar. Biz çocukların hayata karışmasını istiyoruz bu sebeple farkındalık haftası çalışmalarında bulunuyoruz. Zorbalık sonrası tedaviyi reddeden çocuklar sıkça görülüyor, ancak tüp hayatta kalmaları için zorunlu. Ne yazık ki psikolojik terapi gibi sistematik destek mekanizmalarının eksikliği, çocukların eve mahkûm kalmasına hatta tedaviyi reddetmesine sebep oluyor."
Ulus: Türkiye'de tüple beslenen çocuklar ne kadar kalabalık, Halkın bilinçlendirilmesi için başka neler yapılabilir?
Seda Akıncı: "Mesela Türkiye’de beslenme tüplü çocuklara dair çocuk kitabı bulunmuyor; yurt dışında ise örnekleri mevcut. Bu yıl için aile ve doktorlara yönelik bilimsel kitap hazırlığı var; çocuk kitabı projesiyse gelecek sene için planlanıyor. Katılımcılar, tüplü çocuk karakteri ve hikâye kitabı projesi üzerinde fikir alışverişi yaptı; isim ve konsept önerileri paylaşıldı.
Türkiye’de beslenme tüpü kullanan çocuk sayısı yüksek ancak sosyal hayatta görünür değiller, çoğunlukla evde kalıyorlar. Toplum, hasta çocukların ve kişilerin dışarıya çıkmasında halen önyargılı ve korumacı davranıyor. Farkındalık haftasının temel amacı, bu çocukların ve ailelerin topluma katılımını kolaylaştırmak ve önyargıları kırmak."
Ulus: Değerli hocam bu haftanın önemini ve gerekliliğini çok güzel anlattınız. Teşekkür ederiz.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
