Sillyon, yaklaşık 7 bin yıllık kesintisiz yerleşime ışık tutuyor
Sillyon, yaklaşık 7 bin yıllık kesintisiz yerleşime ışık tutuyor
Antalya'nın Serik ilçesindeki Sillyon Antik Kenti, yaklaşık 7 bin yıllık kesintisiz yerleşim geçmişine ışık tutan bulgularıyla ziyaretçilerini ağırlıyor.
ANTALYA (AA) - Kültür ve Turizm Bakanlığının "Geleceğe Miras" projesi kapsamında Opet ana sponsorluğunda çalışmaların sürdüğü Sillyon Antik Kenti, arkeolojik kazılardan elde edilen bulgularda insan yaşamına dair önemli izlere ev sahipliği yapıyor.
Ziyaretçilerini adeta zamanda yolculuğa çıkaran Pamfilya bölgesinin önemli kentlerinden Sillyon'da birçok medeniyetten izler bulunuyor.
Romalı hayırsever kadın Menodora'dan Hamza Bey'e ve Cumhuriyet'in ilk dönemlerindeki Yörük Türkmenlere kadar birçok hikayeyi barındıran Sillyon, kalesi, hamamları, antik ana yolu, rampalı caddesi, stadyum kalıntıları ve antik tiyatrosuyla ziyaretçilerini bekliyor.
Sillyon Antik Kenti Kazı Başkanı ve Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Taşkıran, AA muhabirine, Sillyon'un Pamfilya bölgesinin bereketli topraklarında Aspendos ve Perge antik kentleri arasında yer aldığını anlattı.
Bölgede yaptıkları kazılarda M.Ö. 5000'lere kadar inen arkeolojik verilere ulaştıklarını ifade eden Taşkıran, "Uzmanlarımızın yaptığı çalışmalar neticesinde Geç Neolitik veya Erken Kalkolitik dönem olarak isimlendirdiğimiz dönemlere tarihlenen çok önemli veriler ortaya çıktı. Arkeolojik kazılarla elde ettiğimiz veriler Sillyon'un M.Ö. 5000'lerden başlayarak günümüze kadar kesintisiz yerleşim gördüğünü ve yaklaşık 7 bin yıllık tarihi olan bir yerleşim bölgesi olduğunu ortaya çıkardı." dedi.
"Sillyon, Hititler'in güney yerleşimlerinden biri"
Bölgenin kesintisiz şekilde 7 bin yıldır yerleşim alanı olmasının en önemli sebebinin korunaklı tepede kurulduğu için güvenlik olduğunu dile getiren Taşkıran, "Kent çok güvenli bir alanda kurulu ve kendi öz kaynaklarından suyu var. Hala da akan bu kaynak suları bölgeye hep hayat vermiş." diye konuştu.
Kentin denizden uzak olmasının denizden gelecek asker ve paramiliter grupların tehdidinden uzak olmasını sağladığını anlatan Taşkıran, şöyle konuştu:
"Dolayısıyla zaman, ortam ve tarih değişse de Sillyon'un kaderi değişmiyor. Bölge Hititler döneminde bir yerleşim alanı ve 'Sallusa' adıyla karşımıza çıkıyor. Sillyon, Hititler'in güney yerleşimlerinden biri. Bu tarihten sonra kesintisiz bir şekilde arkeolojik malzemeler geliyor. Sillyon'un en güçlü dönemi ise 'polis' adını verdiğimiz bütün kurumlarını tamamlamış, kent modeline bürünmüş, sikke basabilen, meclisi ve idari şekli olan haliyle 4. ve 5. yüzyıllarda karşımıza çıkıyor. Burası bu dönemde tam Perslerin Anadolu'ya hakim olduğu süreçte Persler için de bir karakol hüviyetinde. İşte o bahsettiğim korunaklı yapısı Perslerin de bu şekilde burayı kullanmalarını sağlamış. Kentin kendine özgü bir dil yapısı, bir alfabe durumu da var. Seçimlerin yapıldığını da bu kentte yazıtlardan açıkça görüyoruz. Derin tarihi olan bir kent ama klasik kentlerin de öncüleri arasında yer alıyor."
"Kale Mescidi en önemli erken Türk-İslam dönemi mimarisi örneklerinden"
Helenistik dönemde kentin savunma kurgusuyla ön plana çıktığını belirten Taşkıran, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sur ve kulelerle ciddi bir savunma anlayışı gelişiyor. Büyük İskender'in doğu seferi sırasında Aspendos tarafına geçerken buraya da uğradığı, Sillyonluların buna direndiği ve teslim olmadığını biliyoruz. Helenistik dönem sonrasında Roma İmparatorluğu Dönemi'nde Sillyon'un genişlediğini, büyük bir antik yerleşime döndüğünü görüyoruz. Stadyum, hamam, anıtsal çeşme yapıları gibi birçok yapının bu dönemde inşa edildiğini görmek mümkün. Menodora, bu dönemde yaşayan çok güçlü bir kadın kişilik. Kentin en ünlü hayırseveri. Birçok yapı Menodora'nın teşviki ve yardımlarıyla yapılıyor. Kimsesiz çocuklar adına da bir hayır vakfı kuruyor. Bizans İmparatorluğu döneminde ise çeşitli akınlar ve siyasi gelişmeler nedeniyle birçok kent küçülürken, Sillyon coğrafi özelliği dolayısıyla büyüyerek askeri birlik merkezi haline dönüyor."
Kentin Hristiyanlığın önemli merkezlerinden olduğunu, hatta 2 patrik çıkardığı bilgisini veren Taşkıran, "Bölge Türklerin Antalya ve Alanya fethinin hemen ardından da Anadolu Selçukluların hakimiyetine geçiyor. Selçuklu askerleri de burada büyük bir karakol kuruyor. Kentte Beylikler döneminde görev yapan komutan Hamza Bey'in yaklaşık 1600 kişilik atlı birliği bulunuyor. Bölgedeki o bütün güvenlik, asayiş durumundan Hamza Bey sorumlu. Yaptığımız arkeolojik kazılarda bunu net şekilde gördük. 1250'li yıllardan sonra inşa edilen Kale Mescidi en önemli erken Türk-İslam dönemi mimarisi örneklerinden. Akropolis'in üst kısmında Osmanlı yerleşmesi görüyoruz. Mescitler, dükkanlar, çeşme yapıları ve hamam gibi. Bir kadıya ait mezar taşı da bulduk. Cumhuriyet'in ilk dönemlerinde de bölge Yörük-Türkmenler tarafından kullanılmaya başlanmış." değerlendirmesinde bulundu.
Taşkıran, tarih meraklılarını kente gelerek yaklaşık 7 bin yıllık tarihin izlerini görmeye davet etti.
Muhabir: Süleyman Elcin
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
