Ortak geçmişten gerilim sarmalına: Eritre-Etiyopya ilişkileri
Ortak geçmişten gerilim sarmalına: Eritre-Etiyopya ilişkileri
Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'nin (TPLF) de aralarında bulunduğu 7 silahlı grubun ittifak kurarak Addis Ababa hükümetine karşı saldırılar başlattığı sürece Eritre'nin müdahil olduğu iddiaları, Etiyopya ile tarihi sorunlarını gündeme getirdi.
ADDİS ABABA (AA) - Etiyopya, topraklarında faaliyet gösteren silahlı unsurları Eritre'nin desteklediğini öne sürerek 10 Eritreli diplomatı "istenmeyen kişi" ilan ederken Asmara yönetiminin buna benzer yollarla karşılık vermesiyle taraflar arasındaki gerilim tırmanıyor.
Addis Ababa yönetimi, Eritre'yi Etiyopya içindeki çatışmalara müdahil olmakla suçluyor.
Eritre ile Etiyopya arasındaki krizin kökeninde sömürge sınırları, bağımsızlık süreci, bağımsızlık sonrasında çözülemeyen sınır ve ekonomik anlaşmazlıklar ile denize erişim meseleleri gibi birçok konu bulunuyor.
Ortak tarih ve Kızıldeniz bağlantısıEtiyopya ile Eritre topraklarının bir bölümü geçmişte Antik Aksum Krallığı sınırlarında bulunuyordu. Bugünkü Eritre'de yer alan Adulis Limanı, iç kesimlerdeki Aksum'un Kızıldeniz ticaretine açılan başlıca bağlantısıydı.
Bu bağlantı sayesinde yüksek yaylalar ile kıyı arasında ticaret, siyasi güç ve kültürel etkileşime dayanan ilişki oluştu.
Sonraki yüzyıllarda kıyı ve iç bölgeler, farklı siyasi yönetimlerin etkisine girdi. Masavva Limanı'nın 1557'de Osmanlı yönetimine geçmesi, ardından 19. yüzyılda Mısır idaresinin etkisinin artması, Kızıldeniz kıyılarını dış güçler arasındaki rekabetin önemli alanlarından biri haline getirdi.
Modern ayrışmanın önemli dönüm noktası ise İtalya'nın bölgeye yerleşmesi oldu. İtalyan güçleri, 1885'te Masavva'ya çıktı. Eritre, 1890'da resmen İtalyan sömürgesi ilan edildi.
Etiyopya'nın 1896'da Adwa'da İtalya'yı yenmesi, İtalyan ilerleyişini durdurdu ancak Eritre'deki sömürge yönetimini sona erdirmedi.
Eritre'nin ayrı sömürge idaresi altında kalması, iki tarafın siyasi ve idari gelişimini farklılaştırdı.
Bundan sonraki temel mesele, eski sömürge topraklarının bağımsız mı olacağı ve Etiyopya ile nasıl ilişki kuracağıydı.
Federasyonun dağılması ve bağımsızlık mücadelesiBirleşmiş Milletler Genel Kurulunun 1950'de aldığı karar doğrultusunda Eritre, 1952'de Etiyopya ile federasyon çatısı altında birleştirildi.
Düzenleme, Eritre'ye iç işlerinde özerklik tanırken savunma, dış ilişkiler, para ve dış ticaret gibi alanları federal yönetime bırakıyordu.
İmparator Haile Selassie yönetimi, 1962'de Eritre Parlamentosunu feshederek federasyonu sona erdirdi ve bölgeyi Etiyopya topraklarına kattı.
1961'de başlamış olan silahlı bağımsızlık mücadelesi, bu gelişmeyle daha geniş çatışmaya dönüştü.
Etiyopya'da 1974'te imparatorluğun devrilmesi de anlaşmazlığı sona erdirmedi. Mengistu Haile Mariam liderliğindeki Derg askeri yönetimi döneminde çatışmalar sürdü.
Eritre Halk Kurtuluş Cephesi ile TPLF, bu dönemde Mengistu yönetimine karşı birlikte hareket etti ve 1991’de yönetimin devrilmesinde rol oynadı.
Eritre, 1993'te BM gözetiminde yapılan referandumun ardından bağımsızlığını kazandı. Etiyopya'nın yeni yönetimi de Eritre'nin egemenliğini ve bağımsızlığını tanıdı. Ortak mücadeleden çıkan iki yönetim, başlangıçta yakın işbirliğine dayanan ilişkiler kurdu.
Bağımsızlık sonrası bozulan ilişkilerEtiyopya, Eritre limanlarından yararlanmayı sürdürürken iki ülke vatandaşlarının karşılıklı hareketini kolaylaştıran düzenlemeler yapıldı. İki yönetim, Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesinin (IGAD) ekonomik işbirliği ve çatışmaların çözümündeki rolünün geliştirilmesini de birlikte destekledi.
Sınırın belirlenmesi, limanların kullanımı ve ticaret koşulları ise anlaşmazlıklar doğurdu. Eritre'nin 1997'de Etiyopya para birimi yerine kendi para birimini kullanmaya başlaması, ödemeler ve döviz üzerinden yapılan ticarette yeni sorunlar doğurdu.
Mayıs 1998’de Badme çevresindeki anlaşmazlık silahlı çatışmaya dönüştü. İki yıl süren çatışmalar, eski müttefikleri karşı karşıya getirirken ticaret, ulaşım ve halklar arasındaki bağlantıları ağır biçimde etkiledi. Etiyopya’nın deniz ticareti de Eritre limanlarından Cibuti’ye yöneldi.
Aralık 2000’de imzalanan Cezayir Anlaşması, çatışmaları sona erdirdi. Anlaşma kapsamında kurulan sınır komisyonunun Nisan 2002’de açıkladığı karar, Badme’yi Eritre tarafında bıraktı.
Ancak kararın uygulanması üzerindeki anlaşmazlık, diplomatik normalleşmeyi engelledi ve iki ülke yaklaşık 20 yıl süren çıkmaza girdi.
2018 yakınlaşmasının siyasi ve bölgesel zeminiAbiy Ahmed'in 2018'de Etiyopya Başbakanı olması, ilişkilerde yeni dönemin önünü açtı. Abiy yönetiminin sınır komisyonunun kararını koşulsuz kabul etmesi, Eritre'nin uzun süredir dile getirdiği temel talebe karşılık verdi.
TPLF'nin Etiyopya'daki merkezi iktidarda belirleyici konumunu kaybetmesi de yakınlaşmayı kolaylaştırdı. Uluslararası Kriz Grubunun değerlendirmesine göre, Abiy ile Eritre Cumhurbaşkanı İsaias Afwerki'nin TPLF'ye karşı ortak tutumu, yeni ilişkinin önemli siyasi dayanaklarından biriydi.
Asmara'da Temmuz 2018'de başlayan normalleşme, diplomatik ilişkilerin ve ulaşım bağlantılarının yeniden kurulmasını sağladı.
Yakınlaşma, Etiyopya için ekonomik işbirliği ve limanlardan yararlanma, Eritre için ise diplomatik yalnızlığını azaltma fırsatı taşıyordu.
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), bu sürece diplomatik ve ekonomik destek verdi.
BAE'nin Etiyopya'ya açıkladığı 3 milyar dolarlık yardım ve yatırım paketi ekonomik zemini güçlendirirken iki ülke, Eylül 2018'de Suudi Arabistan'ın Cidde kentinde barış anlaşması imzaladı.
Pretoria sonrasında ortaklık yeniden ayrıştı2018'de kurulan yakınlık, 2020-2022 Tigray çatışmalarında askeri işbirliğine dönüştü. Eritre güçleri, TPLF'ye karşı Etiyopya federal ordusunun yanında yer aldı.
Ancak federal hükümet ile TPLF arasında imzalanan Pretoria Anlaşması'na Eritre'nin dahil edilmemesi, iki yönetimin güvenlik beklentilerini ayrıştırdı.
Uluslararası Kriz Grubu'na göre Asmara yönetimi, süreç dışında kalmasının yanı sıra güvenlik tehdidi olarak gördüğü TPLF'nin siyasi varlığını korumasından rahatsız oldu.
Abiy'in 2023'ten itibaren Etiyopya'nın denize erişimini ülkenin geleceği açısından temel mesele olarak gündeme getirmesi, tarihi kıyı ve egemenlik tartışmalarını yeniden öne çıkardı.
Eritre, özellikle Assab Limanı çevresindeki tartışmaları egemenliğine yönelik tehdit olarak değerlendirirken Etiyopya, Eritre'yi işgal etme niyetinin bulunmadığını açıkladı.
Eritre, Etiyopya'yı limanlarını hedeflemekle ve Eritreli silahlı muhalif grupları desteklemekle suçladı. Etiyopya ise Eritre'nin ulusal güvenliğini tehdit eden faaliyetlerde bulunduğunu ileri sürerken anlaşmazlıkların barışçıl çözümü ilkesine bağlı olduğunu bildirdi.
Suudi Arabistan ve BAE etkisiİkili ilişkilerdeki ayrışma, bölgesel ortaklıkların değişmesiyle de derinleşti. BAE, Etiyopya'nın önemli ekonomik ve güvenlik ortaklarından biri olmayı sürdürürken Eritre, Mısır ve Suudi Arabistan ile yakınlaştı. Mısır'ın Etiyopya ile Nil suları ve Büyük Etiyopya Rönesans Barajı üzerindeki anlaşmazlığı, bu rekabete ayrı boyut ekliyor.
2018'de birlikte barış sürecini destekleyen Suudi Arabistan ile BAE'nin bugün Afrika Boynuzu'nda ayrışan çıkarları, yakınlaşmanın bölgesel zeminini de değiştirdi.
Sudan'daki çatışmada karşıt taraflara verilen destek, rekabetin yerel ortaklar üzerinden yürüyen vekalet boyutunu ortaya koyuyor. Uluslararası Kriz Grubu, bu kutuplaşmanın Eritre-Etiyopya gerilimini ağırlaştırdığına ve arabuluculuğu zorlaştırdığına dikkati çekiyor.
Afrika Birliği ve IGAD ise Pretoria Anlaşması'nın uygulanmasını ve diyaloğa dönüşü destekliyor. IGAD, 23 Eylül'de tarafları çatışmaları durdurmaya çağırırken komşu ülkelerden de gerilimi artıracak adımlardan kaçınmalarını istedi ancak Eritre'nin Aralık 2025'te IGAD'dan çekilmesi, geçmişte bölgesel işbirliğini birlikte geliştiren iki ülkeyi aynı kurumsal çatı altında buluşturma imkanını daralttı.
Muhabir: Semih Kemal
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
