Irak'ta tarihi dönemeç: Yeni güvenlik ortamının riskleri kritik bir döneme işaret ediyor

Dünya (Web Sitesi) - Web Sitesi | 30.09.2026 - 11:03, Güncelleme: 30.09.2026 - 11:03 389 kez okundu.
 

Irak'ta tarihi dönemeç: Yeni güvenlik ortamının riskleri kritik bir döneme işaret ediyor

Irak, ABD birliklerinin ayrılmasıyla birlikte ulusal 'Egemenlik Günleri'ni kutluyor, ancak yeni güvenlik ortamının riskleriyle de başa çıkmak zorunda.
ABD'nin Irak'tan çekilmesiyle ülkede yeni bir dönem başlıyor. Türkiye'nin de asker azaltmaya başladığı Irak'ta gözler şimdi milis grupların geleceğine ve güvenlik risklerine çevrildi. ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki güç ilişkilerinde yeni bir dönem başlıyor. Irak Başbakanı Ali Zeydi de "1 Ekim Irak devleti açısından yeni bir dönemin başlangıcı olacak; ülke her türlü yabancı askerî varlıktan arınacak ve toprakları üzerindeki ulusal egemenliğini tam anlamıyla tesis edecek" açıklamasını yaptı.  İran savaşının devam ettiği bir dönemde ABD güçlerinin Irak'tan çekilmesi, Washington'un Ortadoğu'daki askeri varlığını azaltma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Ancak ABD'nin askerlerini çekmesi ile bölgede İran destekli Şii milisler ile IŞİD'in güç kazanmasından endişe ediliyor. Londra merkezli Irak Girişimi Direktörü Renad Mansur, "2024 yılında Bağdat ve Washington, 'normalleşmiş ilişki' olarak tanımladıkları yeni bir çerçeve üzerinde anlaştı" diyor ve Bağdat açısından artık siyasi hedefin Irak'ın ABD'nin müttefiki olarak kalmak istediğini göstermek olduğunu söylüyor. Mansur'a göre, Irak Başbakanı Zeydi, ABD ve İsrail'in İran'la savaş halinde olduğu bir dönemde Washington'un Irak'ı ve ülkedeki İran destekli milis grupları Tahran'a fazla yakın görmeye başlamasından endişe ediyor. Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinden bu yana Irak'ta İran ile ABD arasında bir nüfuz mücadelesi yaşanıyor. Bağdat ise iki taraf arasında bir denge kurmaya çalışıyor. Irak hükümeti, ABD'nin askeri misyonunun sona ermesiyle birlikte ülkede bulunan çok sayıda silahlı grup ve milisin silahsızlandırılmasını da hedefliyordu. Bu paramiliter yapıların devlet kontrolüne alınması planlanıyordu. Ancak milis güçleri 30 Eylül tarihini kabul etmedi. Bunun yanı sıra bazı gruplar, silah bırakmak için Türk askerinin çekilmesini de şart koştu. Irak hükümeti de planı yeniden değerlendirdi. Başbakan Zeydi, New York Times'a verdiği röportajda milis gruplara silahlarını bırakmaları için tanınan sürenin 30 Haziran 2027'ye kadar uzatıldığını açıkladı. Zeydi'nin açıklamasına göre, silahsızlanma planı kademeli olarak uygulanacak. ABD güçlerinin kendilerini hedef almayacağı güvencesi karşılığında milis gruplar 90 gün boyunca hiçbir saldırı düzenlemeyecek. Bunun ardından başlayacak silahların devredilmesi sürecinin de gelecek yıl Haziran ayı sonuna kadar tamamlanması öngörülüyor. Öte yandan Türkiye de Irak'ın kuzeyindeki Başika üssündeki askerlerini çekmeye hazırlanıyor. Buna göre Başika üssünün kontrolünün kademeli olarak Bağdat'a devredilmesi öngörülüyor. İki ülke, Sincar'da devlet otoritesinin sağlanmasının yanı sıra "yasaklı yabancı silahlı unsurların varlığına son verilmesi" konusunda da anlaşmaya vardı. Irak'taki İran destekli bazı Şii milis gruplarının silah bırakmayı reddetmesi veya çeşitli şartlar öne sürmesi nedeniyle bu sürecin zorlu olacağı tahmin ediliyor. Düşünce kuruluşu Atlantic Council bünyesindeki Scowcroft Ortadoğu Güvenlik Girişimi'nin kıdemli uzmanlarından Alina L. Romanowski, "En sert çizgideki silahlı gruplar olan Ketaib Hizbullah, Hareket el-Nuceba ve Ketaib Seyyid eş-Şüheda şimdiye kadar silahlarını devlete teslim etmeye ve Irak güvenlik güçlerine entegre olmaya hazır olduklarına dair hiçbir işaret vermedi" diyor. ABD askerlerinin bölgeden çekilmesi, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi tarafından da endişeyle karşılanıyor. IKBY Başbakanı Mesrur Barzani, İran'dan gelen füze ve İHA saldırılarına karşı Bağdat yönetiminden koruma talep etti. Son olarak Pazartesi günü Erbil'deki Kürt yetkililer, İranlı Kürt muhalif grupların bulunduğu bir kampın üç dron tarafından hedef alındığını bildirdi. Hristiyanlar, Ezidiler ve Kürtler gibi Irak'taki dinî ve etnik azınlıkların 1 Ekim 2026'dan itibaren daha fazla risk altında kalabileceği görüşünü dile getiriliyor.   
Irak, ABD birliklerinin ayrılmasıyla birlikte ulusal 'Egemenlik Günleri'ni kutluyor, ancak yeni güvenlik ortamının riskleriyle de başa çıkmak zorunda.

ABD'nin Irak'tan çekilmesiyle ülkede yeni bir dönem başlıyor. Türkiye'nin de asker azaltmaya başladığı Irak'ta gözler şimdi milis grupların geleceğine ve güvenlik risklerine çevrildi.

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki güç ilişkilerinde yeni bir dönem başlıyor.

Irak Başbakanı Ali Zeydi de "1 Ekim Irak devleti açısından yeni bir dönemin başlangıcı olacak; ülke her türlü yabancı askerî varlıktan arınacak ve toprakları üzerindeki ulusal egemenliğini tam anlamıyla tesis edecek" açıklamasını yaptı.

 İran savaşının devam ettiği bir dönemde ABD güçlerinin Irak'tan çekilmesi, Washington'un Ortadoğu'daki askeri varlığını azaltma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Ancak ABD'nin askerlerini çekmesi ile bölgede İran destekli Şii milisler ile IŞİD'in güç kazanmasından endişe ediliyor.

Londra merkezli Irak Girişimi Direktörü Renad Mansur, "2024 yılında Bağdat ve Washington, 'normalleşmiş ilişki' olarak tanımladıkları yeni bir çerçeve üzerinde anlaştı" diyor ve Bağdat açısından artık siyasi hedefin Irak'ın ABD'nin müttefiki olarak kalmak istediğini göstermek olduğunu söylüyor.

Mansur'a göre, Irak Başbakanı Zeydi, ABD ve İsrail'in İran'la savaş halinde olduğu bir dönemde Washington'un Irak'ı ve ülkedeki İran destekli milis grupları Tahran'a fazla yakın görmeye başlamasından endişe ediyor.

Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinden bu yana Irak'ta İran ile ABD arasında bir nüfuz mücadelesi yaşanıyor. Bağdat ise iki taraf arasında bir denge kurmaya çalışıyor.

Irak hükümeti, ABD'nin askeri misyonunun sona ermesiyle birlikte ülkede bulunan çok sayıda silahlı grup ve milisin silahsızlandırılmasını da hedefliyordu. Bu paramiliter yapıların devlet kontrolüne alınması planlanıyordu.

Ancak milis güçleri 30 Eylül tarihini kabul etmedi. Bunun yanı sıra bazı gruplar, silah bırakmak için Türk askerinin çekilmesini de şart koştu. Irak hükümeti de planı yeniden değerlendirdi.

Başbakan Zeydi, New York Times'a verdiği röportajda milis gruplara silahlarını bırakmaları için tanınan sürenin 30 Haziran 2027'ye kadar uzatıldığını açıkladı. Zeydi'nin açıklamasına göre, silahsızlanma planı kademeli olarak uygulanacak. ABD güçlerinin kendilerini hedef almayacağı güvencesi karşılığında milis gruplar 90 gün boyunca hiçbir saldırı düzenlemeyecek. Bunun ardından başlayacak silahların devredilmesi sürecinin de gelecek yıl Haziran ayı sonuna kadar tamamlanması öngörülüyor.

Öte yandan Türkiye de Irak'ın kuzeyindeki Başika üssündeki askerlerini çekmeye hazırlanıyor. Buna göre Başika üssünün kontrolünün kademeli olarak Bağdat'a devredilmesi öngörülüyor. İki ülke, Sincar'da devlet otoritesinin sağlanmasının yanı sıra "yasaklı yabancı silahlı unsurların varlığına son verilmesi" konusunda da anlaşmaya vardı.

Irak'taki İran destekli bazı Şii milis gruplarının silah bırakmayı reddetmesi veya çeşitli şartlar öne sürmesi nedeniyle bu sürecin zorlu olacağı tahmin ediliyor.

Düşünce kuruluşu Atlantic Council bünyesindeki Scowcroft Ortadoğu Güvenlik Girişimi'nin kıdemli uzmanlarından Alina L. Romanowski, "En sert çizgideki silahlı gruplar olan Ketaib Hizbullah, Hareket el-Nuceba ve Ketaib Seyyid eş-Şüheda şimdiye kadar silahlarını devlete teslim etmeye ve Irak güvenlik güçlerine entegre olmaya hazır olduklarına dair hiçbir işaret vermedi" diyor.

ABD askerlerinin bölgeden çekilmesi, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi tarafından da endişeyle karşılanıyor. IKBY Başbakanı Mesrur Barzani, İran'dan gelen füze ve İHA saldırılarına karşı Bağdat yönetiminden koruma talep etti.

Son olarak Pazartesi günü Erbil'deki Kürt yetkililer, İranlı Kürt muhalif grupların bulunduğu bir kampın üç dron tarafından hedef alındığını bildirdi.

Hristiyanlar, Ezidiler ve Kürtler gibi Irak'taki dinî ve etnik azınlıkların 1 Ekim 2026'dan itibaren daha fazla risk altında kalabileceği görüşünü dile getiriliyor. 

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.