Fetihte topların hedefi olan Topkapı 1500 yıldır İstanbul'un tarihini taşıyor

Gündem (AA) - Anadolu Ajansı | 06.10.2026 - 16:30, Güncelleme: 06.10.2026 - 16:15 262 kez okundu.
 

Fetihte topların hedefi olan Topkapı 1500 yıldır İstanbul'un tarihini taşıyor

İstanbul'un fethinde Osmanlı toplarının en yoğun ateşine maruz kalan surlarda yükselen yaklaşık 1500 yıllık Topkapı, Roma'dan Osmanlı'ya, imparatorluk başkentinin gümrük kapısından Cumhuriyet'in otogarına kadar kentin değişiminin izlerini taşıyor.
İSTANBUL (AA) - Anadolu Ajansının (AA) "Şehrin Tarihine Açılan Kapılar" başlıklı dosya haberinin bu bölümünde, İstanbul'un tarihi kara surlarının üzerinde yer alan Topkapı ele alındı.İstanbul'un kuruluşunun ardından şehrin ilk surları bugünkü kara surlarının bulunduğu hatta inşa edilmedi, Theodosius döneminde kenti çevreleyen yeni kara surları oluşturuldu. Topkapı da bu savunma sisteminin parçalarından biri olarak şehrin dışarıyla bağlantısını sağlayan kapılardan biri oldu.Kule, burç ve hendeklerden oluşan çok katmanlı savunma sistemi, İstanbul'un yüzyıllar boyunca korunmasını sağladı. Şehre gelen yük hayvanları ve taşımacılık yapanların kullandığı önemli ulaşım noktalarından biri olan Topkapı, kara yoluyla İstanbul'a getirilen malların giriş yaptığı kapılar arasında yer aldı.Kapının bulunduğu bölge, 1453'te İstanbul'un Osmanlı ordusu tarafından kuşatılmasıyla tarihin en büyük savaşlarından birine sahne oldu.Fatih Sultan Mehmet'in ordugahı ve otağı Topkapı'nın karşısında kurulurken, surların bu bölümü arazinin topçu bataryalarının kullanılması için elverişli olması nedeniyle kuşatmanın en yoğun saldırı noktalarından biri haline geldi. "Şahi Topu" da surların bu bölümünün karşısına yerleştirildi.Osmanlı toplarının günler boyunca dövdüğü surlarda gedikler açıldı. Savunma hatları gündüzleri yıkılırken, şehir halkı geceleri bu bölümleri yeniden doldurarak surları onardı. Kuşatmanın sonuna doğru Topkapı ile Edirnekapı arasındaki bölümde çatışmalar şiddetlendi ve Osmanlı askerleri açılan gediklerden sur hattını aşarak şehre girdi.İstanbul'un 29 Mayıs 1453'te fethedilmesinin ardından yoğun top ateşinin izlerini taşıyan kapı "Top Kapısı" adıyla anılmaya başladı. Kapıda ve çevresinde topların bulundurulması nedeniyle zamanla "Toplu Kapı" adı da kullanıldı.Fetihten sonra gümrük kapısı olarak kullanıldıFetih sonrasında Topkapı'nın işlevi değişti. Şehrin savunma kapılarından biri olmasının yanında gümrük kapısı olarak kullanılmaya başlandı. Darı, arpa, buğday ve hayvan yemi gibi tahıl ürünleri bu kapıdan İstanbul'a sokuldu.Surların askeri savunmadaki işlevinin sona ermesinin ardından çevredeki hendek ve araziler vakıflar aracılığıyla kiraya verildi. Surların iki tarafındaki alanlarda bostanlar oluşturuldu ve tarımsal faaliyetler yürütüldü. Bu üretim, fetih sonrasında büyüyen İstanbul'un beslenmesinde rol oynadı.Yüzyıllar boyunca farklı dönemlerin onarımlarından geçen Topkapı, 1509'da II. Bayezid döneminde meydana gelen ve "Küçük Kıyamet" olarak adlandırılan büyük depremin ardından da yeniden tamir edildi. Bu onarımlar sırasında farklı dönem ve yapılardan kalan taşlar kapının yapısında kullanıldı.Üzerinde 3 medeniyetin izi varBöylece kapının üzerinde Roma döneminden ve farklı yapılardan gelen taşlarla sonraki yüzyıllarda gerçekleştirilen onarımların izleri bir arada kaldı.Topkapı'nın çevresi Cumhuriyet döneminde de İstanbul'un önemli ulaşım merkezlerinden biri oldu. Esenler'deki büyük otogar kurulmadan önce İstanbul'un otogarı burada bulunurken, kapının yanında "Topkapı Bit Pazarı" da faaliyet gösterdi. 1990'lı yıllardan sonra otogar ve bit pazarı bölgeden taşındı.Bugün ise yaklaşık 1500 yıllık Topkapı'nın altından vatandaşlar geçmeye devam ediyor. Bir zamanlar şehre girip çıkan insanların, daha sonra Yeniçerilerin kullandığı geçiş güzergahı, yüzyıllar sonra günlük hayatın bir parçası olmayı sürdürüyor.Akademisyen ve sanat tarihçisi Yasin Saygılı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Topkapı'nın hikayesinin İstanbul'un Roma dönemindeki kuruluş süreciyle birlikte ele alınması gerektiğini belirtti.İstanbul'un MS 330'da Konstantinopolis olarak Roma İmparatorluğu'nun başkenti haline geldiğini anlatan Saygılı, ilk surların bugünkü kara surlarının bulunduğu yerde olmadığını, Theodosius döneminde yeni kara surlarının inşa edildiğini söyledi.Saygılı, "Theodosius döneminde kara surları inşa ediliyor. Arkamızda gördüğümüz yapı 1500-1600 yıllık bir kara surlarının parçası. Aslında şu an sadece bir sur kalıntısı ve burçları görüyoruz ama burası eski dünyanın, antik dünyanın 1500'lere kadar korunmasını sağlayan üç katlı, oldukça geniş hendeklerle, kulelerle, burçlarla, katmanlı surlarla çevrili bir koruma sistemiydi. Ve İstanbul, Fatih Sultan Mehmet'e kadar da bu sur yapısı yüzünden hiçbir şekilde düşmedi ve ele geçirilemedi, Osmanlılar tarafından fethedilene kadar." dedi.Topkapı'nın bu sistem içerisindeki işlevine değinen Saygılı, kapının şehrin dışarıyla bağlantısını sağlayan tali kapılardan biri olduğunu ifade etti.Saygılı, kapının o dönemler için de şehrin dışarıyla olan iletişimini sağlayan ticaret, ulaşım, savunma kapısı olarak kullanıldığını belirterek, Roma ve Bizans dönemlerinde tam manasıyla hangi isimle kullanıldığını bilmediğini ifade etti."Fatih Sultan Mehmet'in ordugahı tam olarak buranın karşısına kurulmuştu"Topkapı'nın İstanbul'un fethi sırasında üstlendiği role dikkati çeken Saygılı, kapının karşısındaki alanın Osmanlı ordusunun konuşlanması açısından önem taşıdığını anlattı.Saygılı, "Fakat Osmanlı dönemine geldiğimiz zaman, Fatih Sultan Mehmet'in ordugahı ve otağı tam olarak buranın karşısına kurulmuştu. Ve bu sur parçası, Osmanlı topçusu tarafından en şiddetli dövülen ve en çok saldırılan sur kısımlarını içeriyordu. Çünkü şehrin kuşatılması için arazinin coğrafi koşulları açısından burası topçu bataryalarının kullanılabileceği en müsait alandı. Edirne'de dövülen, Macar Urban Usta'nın da katkıda bulunduğu düşünülen 'Şahi Topu' da tam olarak bu sur kısmının karşı tarafına kurulmuştu." dedi.Fetih sürecinin uzun bir mücadele olduğunu belirten Saygılı, surların sürekli onarıldığını ifade ederek şöyle konuştu:"Tabii fetih uzun süren bir süreç, Osmanlı için de oldukça uzun sürüyor. Yaklaşık iki ay boyunca süren ve sürekli olarak gündüz yok edilen sistemlerin, savunmaların geceleri şehir halkı tarafından doldurulduğu sürekli bir mücadeleden bahsediyoruz, burası. Fatih'in buradan girdiği söyleniyor ama burası en zayıf halkalardan biri olarak düşüyor ve şehre olan ilk girişler bu sur civarındaki gediklerden oluyor. Fatih'in buradan girdiği söylenir ama buradaki bir gedikten girmiştir şehre ama sonrasında girdiği kapı burası değil, Edirnekapı'dır. Fakat 'Şahi Topu'nun da diğer topların da dövdüğü en önemli kısım burada olduğu için, şehir kuşatmasının bitimine yakın en şiddetli çatışmalar ve en büyük savaş kısımları burada gerçekleşiyor.""Surların iki tarafındaki hendekler ve araziler vakıflar aracılığıyla kiralanıyor"Kapının adının fetihteki yoğun topçu ateşiyle ortaya çıktığını anlatan Saygılı, kapının sonraki dönemlerde farklı isimlerle de anıldığını belirtti.Fetih sonrasında kapının ticari işlev üstlendiğini belirten Saygılı, İstanbul'a giren tahıl ürünlerinin bu kapıdan geçtiğini söyledi.Saygılı, "Sonraki dönemde de bu kapı bir gümrük kapısı işlevi üstleniyor. Darı, arpa, buğday, hayvan yemi gibi tahılla alakalı kısımlar İstanbul'a bu kapıdan giriyor ve bu kapı bir nevi bir gümrük kapısı gibi o dönemler işlev görüyor." dedi.Savunma işlevini kaybeden surların çevresindeki alanların zamanla tarımsal üretimde kullanılmaya başlandığını anlatan Saygılı, İstanbul'un beslenmesinde bostanların da rol oynadığını ifade etti.Saygılı, surların fetihten sonra da askerler tarafından korunmaya devam ettiğini belirterek, "Osmanlı'nın bostanları diyebileceğimiz bu surların iki tarafındaki hendekler ve araziler vakıflar aracılığıyla buradaki yerlilere, insanlara kiralanıyor ve burada aslında o dönemler savaş sonrası, fetih sonrası da İstanbul'un aslında beslenmesinde önemli bir yer içeren zirai faaliyetler burada sürdürülüyor. Hatta günümüzde belli başlı ufak tefek bostanlar da hala günümüze kadar devam ediyor." diye konuştu.Topkapı'nın Cumhuriyet dönemindeki dönüşümüne de değinen Saygılı, bölgenin İstanbul'un ulaşım hayatındaki yerini şöyle anlattı:"Cumhuriyet dönemine gelirsek Topkapı Otogarı vardı. Esenler'deki o meşhur büyük otogardan önce 90'lı yıllara kadar o meşhur İstanbul'u bağlayan otogar buradaydı ve onunla beraber bitişik olarak da bir adet de Topkapı Bit Pazarı vardı. Sonra tabii şehir bayağı bir büyüyünce ve 90'lı yıllardan sonra farklı yerlere taşınınca buradaki otogar da bit pazarı da buradan kalktı ve başka yerlere doğru taşındılar. Günümüzde de burada Fatih Belediyesi'nin Suriçi Şenlikleri, Zafer Şenlikleri oluyor.""400 yıl önce buradan Yeniçeriler geçiyordu, şu anda biz geçiyoruz"Topkapı'nın yüzyıllar boyunca farklı kullanıcıların geçiş noktası olmayı sürdürdüğünü belirten Saygılı, yapının bugün de vatandaşlar tarafından kullanılmasının tarihsel sürekliliği gösterdiğini söyledi.Saygılı, "Zamanı 1500 yıl öncesine sarsak, o zamanlar da insanlar buradan geçiyordu. 1000 yıl önce de geçiyordu, 400 yıl önce buradan Yeniçeriler geçiyordu, şu anda biz geçiyoruz. Aslında İstanbul'un tarihi ve kültürel zenginliğini ve geçmişini göstermek açısından bunlar önemli. Arkamızda duran şey 1500 yıllık bir kapı. Ve zaman içerisinde tabii ki tamiratlar geçiriyor ama günümüze uzanan tarihin de en canlı belgelerinden bir tanesi." dedi.Kapının farklı dönemlerde geçirdiği onarımların yapının üzerinde farklı izler bıraktığını aktaran Saygılı, özellikle 1509 depremi sonrasındaki tamiratlara dikkati çekti.Saygılı, "1500 yıl içerisinde sürekli olarak kapı tekrardan tamir ediliyor, yeni eklemeler yapılıyor, güçlendiriliyor. Özellikle II. Bayezid dönemindeki 'Küçük Kıyamet' denilen büyük bir deprem oluyor. Oradan sonra da kapı tekrardan tamir ediliyor. Kapının üzerinde dikkat ederseniz, çeşitli Roma dönemine ait, eski dönemlere, farklı farklı yapılardan getirilen taşlardan o yapılar çöktüğü için burada kullanılıyor. Yani bu kapıya baktığımız zaman ayrı dönemler, ayrı yüzyıllar ve ayrı yerlere ait olan pek çok taşı, pek çok eseri tek bir kapıda görebiliyoruz."Saygılı, Topkapı'nın İstanbul'un geçmişini bugünkü şehir hayatına bağlayan canlı belgelerden biri olduğunu söyledi.Muhabir: Şaduman Türkay, Ali Osman Kaya
İstanbul'un fethinde Osmanlı toplarının en yoğun ateşine maruz kalan surlarda yükselen yaklaşık 1500 yıllık Topkapı, Roma'dan Osmanlı'ya, imparatorluk başkentinin gümrük kapısından Cumhuriyet'in otogarına kadar kentin değişiminin izlerini taşıyor.

İSTANBUL (AA) - Anadolu Ajansının (AA) "Şehrin Tarihine Açılan Kapılar" başlıklı dosya haberinin bu bölümünde, İstanbul'un tarihi kara surlarının üzerinde yer alan Topkapı ele alındı.

İstanbul'un kuruluşunun ardından şehrin ilk surları bugünkü kara surlarının bulunduğu hatta inşa edilmedi, Theodosius döneminde kenti çevreleyen yeni kara surları oluşturuldu. Topkapı da bu savunma sisteminin parçalarından biri olarak şehrin dışarıyla bağlantısını sağlayan kapılardan biri oldu.

Kule, burç ve hendeklerden oluşan çok katmanlı savunma sistemi, İstanbul'un yüzyıllar boyunca korunmasını sağladı. Şehre gelen yük hayvanları ve taşımacılık yapanların kullandığı önemli ulaşım noktalarından biri olan Topkapı, kara yoluyla İstanbul'a getirilen malların giriş yaptığı kapılar arasında yer aldı.

Kapının bulunduğu bölge, 1453'te İstanbul'un Osmanlı ordusu tarafından kuşatılmasıyla tarihin en büyük savaşlarından birine sahne oldu.

Fatih Sultan Mehmet'in ordugahı ve otağı Topkapı'nın karşısında kurulurken, surların bu bölümü arazinin topçu bataryalarının kullanılması için elverişli olması nedeniyle kuşatmanın en yoğun saldırı noktalarından biri haline geldi. "Şahi Topu" da surların bu bölümünün karşısına yerleştirildi.

Osmanlı toplarının günler boyunca dövdüğü surlarda gedikler açıldı. Savunma hatları gündüzleri yıkılırken, şehir halkı geceleri bu bölümleri yeniden doldurarak surları onardı. Kuşatmanın sonuna doğru Topkapı ile Edirnekapı arasındaki bölümde çatışmalar şiddetlendi ve Osmanlı askerleri açılan gediklerden sur hattını aşarak şehre girdi.

İstanbul'un 29 Mayıs 1453'te fethedilmesinin ardından yoğun top ateşinin izlerini taşıyan kapı "Top Kapısı" adıyla anılmaya başladı. Kapıda ve çevresinde topların bulundurulması nedeniyle zamanla "Toplu Kapı" adı da kullanıldı.

Fetihten sonra gümrük kapısı olarak kullanıldı

Fetih sonrasında Topkapı'nın işlevi değişti. Şehrin savunma kapılarından biri olmasının yanında gümrük kapısı olarak kullanılmaya başlandı. Darı, arpa, buğday ve hayvan yemi gibi tahıl ürünleri bu kapıdan İstanbul'a sokuldu.

Surların askeri savunmadaki işlevinin sona ermesinin ardından çevredeki hendek ve araziler vakıflar aracılığıyla kiraya verildi. Surların iki tarafındaki alanlarda bostanlar oluşturuldu ve tarımsal faaliyetler yürütüldü. Bu üretim, fetih sonrasında büyüyen İstanbul'un beslenmesinde rol oynadı.

Yüzyıllar boyunca farklı dönemlerin onarımlarından geçen Topkapı, 1509'da II. Bayezid döneminde meydana gelen ve "Küçük Kıyamet" olarak adlandırılan büyük depremin ardından da yeniden tamir edildi. Bu onarımlar sırasında farklı dönem ve yapılardan kalan taşlar kapının yapısında kullanıldı.

Üzerinde 3 medeniyetin izi var

Böylece kapının üzerinde Roma döneminden ve farklı yapılardan gelen taşlarla sonraki yüzyıllarda gerçekleştirilen onarımların izleri bir arada kaldı.

Topkapı'nın çevresi Cumhuriyet döneminde de İstanbul'un önemli ulaşım merkezlerinden biri oldu. Esenler'deki büyük otogar kurulmadan önce İstanbul'un otogarı burada bulunurken, kapının yanında "Topkapı Bit Pazarı" da faaliyet gösterdi. 1990'lı yıllardan sonra otogar ve bit pazarı bölgeden taşındı.

Bugün ise yaklaşık 1500 yıllık Topkapı'nın altından vatandaşlar geçmeye devam ediyor. Bir zamanlar şehre girip çıkan insanların, daha sonra Yeniçerilerin kullandığı geçiş güzergahı, yüzyıllar sonra günlük hayatın bir parçası olmayı sürdürüyor.

Akademisyen ve sanat tarihçisi Yasin Saygılı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Topkapı'nın hikayesinin İstanbul'un Roma dönemindeki kuruluş süreciyle birlikte ele alınması gerektiğini belirtti.

İstanbul'un MS 330'da Konstantinopolis olarak Roma İmparatorluğu'nun başkenti haline geldiğini anlatan Saygılı, ilk surların bugünkü kara surlarının bulunduğu yerde olmadığını, Theodosius döneminde yeni kara surlarının inşa edildiğini söyledi.

Saygılı, "Theodosius döneminde kara surları inşa ediliyor. Arkamızda gördüğümüz yapı 1500-1600 yıllık bir kara surlarının parçası. Aslında şu an sadece bir sur kalıntısı ve burçları görüyoruz ama burası eski dünyanın, antik dünyanın 1500'lere kadar korunmasını sağlayan üç katlı, oldukça geniş hendeklerle, kulelerle, burçlarla, katmanlı surlarla çevrili bir koruma sistemiydi. Ve İstanbul, Fatih Sultan Mehmet'e kadar da bu sur yapısı yüzünden hiçbir şekilde düşmedi ve ele geçirilemedi, Osmanlılar tarafından fethedilene kadar." dedi.

Topkapı'nın bu sistem içerisindeki işlevine değinen Saygılı, kapının şehrin dışarıyla bağlantısını sağlayan tali kapılardan biri olduğunu ifade etti.

Saygılı, kapının o dönemler için de şehrin dışarıyla olan iletişimini sağlayan ticaret, ulaşım, savunma kapısı olarak kullanıldığını belirterek, Roma ve Bizans dönemlerinde tam manasıyla hangi isimle kullanıldığını bilmediğini ifade etti.

"Fatih Sultan Mehmet'in ordugahı tam olarak buranın karşısına kurulmuştu"

Topkapı'nın İstanbul'un fethi sırasında üstlendiği role dikkati çeken Saygılı, kapının karşısındaki alanın Osmanlı ordusunun konuşlanması açısından önem taşıdığını anlattı.

Saygılı, "Fakat Osmanlı dönemine geldiğimiz zaman, Fatih Sultan Mehmet'in ordugahı ve otağı tam olarak buranın karşısına kurulmuştu. Ve bu sur parçası, Osmanlı topçusu tarafından en şiddetli dövülen ve en çok saldırılan sur kısımlarını içeriyordu. Çünkü şehrin kuşatılması için arazinin coğrafi koşulları açısından burası topçu bataryalarının kullanılabileceği en müsait alandı. Edirne'de dövülen, Macar Urban Usta'nın da katkıda bulunduğu düşünülen 'Şahi Topu' da tam olarak bu sur kısmının karşı tarafına kurulmuştu." dedi.

Fetih sürecinin uzun bir mücadele olduğunu belirten Saygılı, surların sürekli onarıldığını ifade ederek şöyle konuştu:

"Tabii fetih uzun süren bir süreç, Osmanlı için de oldukça uzun sürüyor. Yaklaşık iki ay boyunca süren ve sürekli olarak gündüz yok edilen sistemlerin, savunmaların geceleri şehir halkı tarafından doldurulduğu sürekli bir mücadeleden bahsediyoruz, burası. Fatih'in buradan girdiği söyleniyor ama burası en zayıf halkalardan biri olarak düşüyor ve şehre olan ilk girişler bu sur civarındaki gediklerden oluyor. Fatih'in buradan girdiği söylenir ama buradaki bir gedikten girmiştir şehre ama sonrasında girdiği kapı burası değil, Edirnekapı'dır. Fakat 'Şahi Topu'nun da diğer topların da dövdüğü en önemli kısım burada olduğu için, şehir kuşatmasının bitimine yakın en şiddetli çatışmalar ve en büyük savaş kısımları burada gerçekleşiyor."

"Surların iki tarafındaki hendekler ve araziler vakıflar aracılığıyla kiralanıyor"

Kapının adının fetihteki yoğun topçu ateşiyle ortaya çıktığını anlatan Saygılı, kapının sonraki dönemlerde farklı isimlerle de anıldığını belirtti.

Fetih sonrasında kapının ticari işlev üstlendiğini belirten Saygılı, İstanbul'a giren tahıl ürünlerinin bu kapıdan geçtiğini söyledi.

Saygılı, "Sonraki dönemde de bu kapı bir gümrük kapısı işlevi üstleniyor. Darı, arpa, buğday, hayvan yemi gibi tahılla alakalı kısımlar İstanbul'a bu kapıdan giriyor ve bu kapı bir nevi bir gümrük kapısı gibi o dönemler işlev görüyor." dedi.

Savunma işlevini kaybeden surların çevresindeki alanların zamanla tarımsal üretimde kullanılmaya başlandığını anlatan Saygılı, İstanbul'un beslenmesinde bostanların da rol oynadığını ifade etti.

Saygılı, surların fetihten sonra da askerler tarafından korunmaya devam ettiğini belirterek, "Osmanlı'nın bostanları diyebileceğimiz bu surların iki tarafındaki hendekler ve araziler vakıflar aracılığıyla buradaki yerlilere, insanlara kiralanıyor ve burada aslında o dönemler savaş sonrası, fetih sonrası da İstanbul'un aslında beslenmesinde önemli bir yer içeren zirai faaliyetler burada sürdürülüyor. Hatta günümüzde belli başlı ufak tefek bostanlar da hala günümüze kadar devam ediyor." diye konuştu.

Topkapı'nın Cumhuriyet dönemindeki dönüşümüne de değinen Saygılı, bölgenin İstanbul'un ulaşım hayatındaki yerini şöyle anlattı:

"Cumhuriyet dönemine gelirsek Topkapı Otogarı vardı. Esenler'deki o meşhur büyük otogardan önce 90'lı yıllara kadar o meşhur İstanbul'u bağlayan otogar buradaydı ve onunla beraber bitişik olarak da bir adet de Topkapı Bit Pazarı vardı. Sonra tabii şehir bayağı bir büyüyünce ve 90'lı yıllardan sonra farklı yerlere taşınınca buradaki otogar da bit pazarı da buradan kalktı ve başka yerlere doğru taşındılar. Günümüzde de burada Fatih Belediyesi'nin Suriçi Şenlikleri, Zafer Şenlikleri oluyor."

"400 yıl önce buradan Yeniçeriler geçiyordu, şu anda biz geçiyoruz"

Topkapı'nın yüzyıllar boyunca farklı kullanıcıların geçiş noktası olmayı sürdürdüğünü belirten Saygılı, yapının bugün de vatandaşlar tarafından kullanılmasının tarihsel sürekliliği gösterdiğini söyledi.

Saygılı, "Zamanı 1500 yıl öncesine sarsak, o zamanlar da insanlar buradan geçiyordu. 1000 yıl önce de geçiyordu, 400 yıl önce buradan Yeniçeriler geçiyordu, şu anda biz geçiyoruz. Aslında İstanbul'un tarihi ve kültürel zenginliğini ve geçmişini göstermek açısından bunlar önemli. Arkamızda duran şey 1500 yıllık bir kapı. Ve zaman içerisinde tabii ki tamiratlar geçiriyor ama günümüze uzanan tarihin de en canlı belgelerinden bir tanesi." dedi.

Kapının farklı dönemlerde geçirdiği onarımların yapının üzerinde farklı izler bıraktığını aktaran Saygılı, özellikle 1509 depremi sonrasındaki tamiratlara dikkati çekti.

Saygılı, "1500 yıl içerisinde sürekli olarak kapı tekrardan tamir ediliyor, yeni eklemeler yapılıyor, güçlendiriliyor. Özellikle II. Bayezid dönemindeki 'Küçük Kıyamet' denilen büyük bir deprem oluyor. Oradan sonra da kapı tekrardan tamir ediliyor. Kapının üzerinde dikkat ederseniz, çeşitli Roma dönemine ait, eski dönemlere, farklı farklı yapılardan getirilen taşlardan o yapılar çöktüğü için burada kullanılıyor. Yani bu kapıya baktığımız zaman ayrı dönemler, ayrı yüzyıllar ve ayrı yerlere ait olan pek çok taşı, pek çok eseri tek bir kapıda görebiliyoruz."

Saygılı, Topkapı'nın İstanbul'un geçmişini bugünkü şehir hayatına bağlayan canlı belgelerden biri olduğunu söyledi.


Muhabir: Şaduman Türkay, Ali Osman Kaya

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.