<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>Ulus Gazetesi Adımız Andımızdır</title>
                      <link>https://www.ulusgazetesi.com/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.ulusgazetesi.com/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Tarafsız, objektif ve en etkili organik haberleriyle Türkiyenin en iyi haber sitesidir</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Thu, 18 Jun 2026 04:59:49 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>Ulus Gazetesi Adımız Andımızdır - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - Ulus Gazetesi Adımız Andımızdır</copyright><item><title><![CDATA[3 saniyelik elma testi kimyasal katkıyı ele veriyor!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-3-saniyelik-elma-testi-kimyasal-katkiyi-ele-veriyor-143835.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-3-saniyelik-elma-testi-kimyasal-katkiyi-ele-veriyor-143835.html</link>
                    <description><![CDATA[Böcek ilacı kalıntıları yalnızca konvansiyonel ürünlerde değil, organik meyvelerde de görülebiliyor. Uzmanların önerdiği basit elma testi dikkat çekiyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Organik etiketi taşıyan meyve ve sebzeler, birçok tüketici tarafından tamamen kimyasallardan arındırılmış ürünler olarak görülüyor. Ancak uzmanlar, organik tarımda da belirli pestisitlerin kullanılabildiğini ve üretim süreçlerindeki hatalar nedeniyle kalıntı riskinin ortaya çıkabildiğini belirtiyor.&nbsp;

Uzmanların işaret ettiği basit bir yöntem ise tüketicilerin evde ilk değerlendirmeyi yapabilmesine yardımcı oluyor.

Uzmanın açıklamasına göre elma kesildikten sonra havayla temas ettiğinde doğal olarak oksidasyona uğruyor ve yüzeyi koyulaşmaya başlıyor. Bu süreç meyvenin doğal yapısının bir parçası olarak kabul ediliyor.

Eğer kesilen elma uzun süre boyunca beyaz rengini koruyor ve belirgin bir kararma göstermiyorsa, bunun kararmayı geciktiren bazı işlemlerden geçmiş olabileceği belirtiliyor. Buna karşılık kısa sürede doğal şekilde koyulaşan bir elma, tüketiciler açısından olumlu bir işaret olarak değerlendiriliyor.

Ancak uzmanlar, bu yöntemin laboratuvar analizi yerine geçmediğini de vurguluyor. Bir meyvenin pestisit içerip içermediği yalnızca bilimsel testlerle kesin olarak belirlenebiliyor. Kararma testi ise tüketicilere ilk gözlemi yapabilmeleri için pratik bir ipucu sunuyor.

Tüketicilerin önemli bir bölümü, organik üretimde hiçbir tarım ilacı kullanılmadığını düşünüyor. Oysa organik tarım sistemlerinde de belirli koşullar altında bazı pestisitlerin kullanımına yasal olarak izin veriliyor. Bu uygulamaların amacı ürünleri zararlılardan korumak olsa da kullanım miktarı ve zamanlaması büyük önem taşıyor.

Gıda güvenliği standartları kapsamında her pestisit için belirlenmiş maksimum kalıntı limitleri bulunuyor. Bu sınırların aşılması halinde ürünlerin piyasaya sunulmasına izin verilmiyor. Bazı durumlarda ürünler raflardan toplatılırken, bazıları ise ihracat aşamasında sınır kapılarından geri çevriliyor.

Uzmanlara göre en büyük risklerden biri, kullanımı yasaklanmış kimyasalların hâlâ bazı üretim zincirlerinde ortaya çıkabilmesi. Büyük ölçekli üretim yapan işletmelerde yoğun üretim baskısı nedeniyle yanlış uygulamaların daha sık görüldüğü belirtiliyor. Bu durum hem tüketici sağlığını hem de üreticilerin ticari itibarını doğrudan etkiliyor. Gıda güvenliği uzmanları, düzenli denetimlerin ve şeffaf üretim süreçlerinin önemine dikkat çekiyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[3 saniyelik elma testi kimyasal katkıyı ele veriyor! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 06:30:25 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/3-saniyelik-elma-testi-kimyasal-katkiyi-ele-veriyor-094048-20260616.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/3-saniyelik-elma-testi-kimyasal-katkiyi-ele-veriyor-094048-20260616.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/3-saniyelik-elma-testi-kimyasal-katkiyi-ele-veriyor-094048-20260616.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kediyle yaşamayla ilgili bilim insanlarının yeni bir araştırması]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-kediyle-yasamayla-ilgili-bilim-insanlarinin-yeni-bir-arastirmasi-143690.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-kediyle-yasamayla-ilgili-bilim-insanlarinin-yeni-bir-arastirmasi-143690.html</link>
                    <description><![CDATA[Kediyle yaşamayla ilgili bilim insanlarının yeni bir araştırması]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bilim insanları, kedilerle aynı evde yaşamanın astım ve alerjisi olan çocukların durumunu kötüleştirme ihtimalinin düşük olduğunu gösterdi.

Yeni çalışmaya dair açıklamalarda "İsveç'teki astım ve alerjisi olan çocukları içeren ülke çapındaki bir kohortta, kediyle yaşayan çocukların kısa vadede kedisiz yaşayan çocuklarla benzer astım şiddeti, alevlenme, astım kontrolü ve akciğer fonksiyonlarına sahip olduğunu gösteriyoruz" dendi.

Araştırıcı, "Ayrıca kedilerin sayısı, cinsiyeti veya yaşı gibi faktörlerin astım sonuçları üzerinde herhangi bir fark yarattığını görmedik" ifadelerini kullanıyor.

Çalışmada, astım veya solunum yolu alerjisi teşhisi konmuş 4 ila 17 yaş arası 30 bin 277 çocuğun sağlık verileri analiz edildi.

Astım durumlarını takip etmek amacıyla katılımcılar 2024'e kadar 24 aydan uzun süre gözlemlendi. Bu süreçte teşhisleri, acil servis ziyaretleri, reçete edilen ilaçlar, astım kontrol testi ve spirometri testlerine ilişkin kayıtlar tutuldu.

Çalışmaya katılan çocukların yaklaşık 10'da biri, 2023 itibarıyla en az bir kedinin olduğu bir evde yaşıyordu.

Bu veriler, 2008'den sonra doğan tüm kediler için evcil kedi kaydını zorunlu tutan İsveç Ulusal Kedi Kayıt Merkezi'nden elde edildi.

Analiz, evcil kedilere maruz kalmakla astım sonuçları arasında anlamlı bir ilişki olmadığını ortaya koydu.

Reçete edilen astım ilaçlarını dayanak alan bilim insanları, kedilere maruz kalan çocukların 10'da 1'inde orta ila şiddetli astım görülürken, kedilere maruz kalmayan çocuklarda da aynı oranda (yüzde 10) astım görüldüğünü tespit etti.

Astım alevlenmeleri, kedilere maruz kalan çocukların yüzde 3'ünden biraz fazlasında ve kedilere maruz kalmayan çocuklarda da neredeyse aynı oranda görüldü.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Kediyle yaşamayla ilgili bilim insanlarının yeni bir araştırması - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 09:46:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kediyle-yasamayala-ilgili-bilim-insanlarinin-yeni-bir-arastirmasi-124807-20260613.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kediyle-yasamayala-ilgili-bilim-insanlarinin-yeni-bir-arastirmasi-124807-20260613.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kediyle-yasamayala-ilgili-bilim-insanlarinin-yeni-bir-arastirmasi-124807-20260613.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Orta yaşta beyin sağlığınızı uzun vadede etkileyebilecek alışkanlıklar]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-orta-yasta-beyin-sagliginizi-uzun-vadede-etkileyebilecek-aliskanliklar-143592.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-orta-yasta-beyin-sagliginizi-uzun-vadede-etkileyebilecek-aliskanliklar-143592.html</link>
                    <description><![CDATA[Demansın önlenmesinin , insanların 30'lu yaşlarının ortalarından 60'lı yaşlarına kadar olan dönemde neler yaptığına bağlı olabileceği fikri, alanı hızla yeniden şekillendiriyor. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bilim insanları, hastalığın sadece yaşlanan beyindeki değişikliklerden değil, aynı zamanda vücutta biriken yıllarca süren metabolik stres, iltihaplanma ve damar hasarından da kaynaklandığına giderek daha fazla inanıyor. Birçok araştırmacı, demansa yol açan biyolojik sürecin, ilk hafıza sorunları ortaya çıkmadan 15 ila 20 yıl önce başladığını düşünüyor. Belirtiler fark edilir hale geldiğinde, hastalık muhtemelen zaten iyice yerleşmiş olacaktır.

Geçen yıl yayınlanan geniş kapsamlı bir araştırmada , orta yaş döneminde fiziksel olarak aktif kalan kişilerin, yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde demans riskinin %40 ila %45 daha düşük olduğu bulundu. Nisan ayında yayınlanan ve 3 milyondan fazla kişiyi kapsayan bir meta-analizde ise, demans riskindeki en büyük azalmanın, insanların orta yaş dönemindeki davranış biçimlerinden kaynaklandığı ve bunun da haftada yedi ila sekiz saat uyku, en az 150 dakika aerobik aktivite ve günde sekiz saatten az hareketsiz kalma ile ilişkili olduğu tespit edildi.

Bulgular bir araya getirildiğinde, giderek büyüyen bir toplumsal soruna çözüm bulmak için yeni bir yol öneriyor. Lancet'te yayınlanan tahminlere göre, dünya genelinde 57 milyondan fazla insan demansla yaşıyor ve araştırmacılar bu sayının 2050 yılına kadar neredeyse üç katına çıkarak 150 milyonu aşacağını öngörüyor. Bilim insanları, vakaların yaklaşık %45'inin değiştirilebilir risk faktörlerinde yapılacak değişikliklerle geciktirilebileceğini veya önlenebileceğini tahmin ediyor.

2024 yılında Stanford Üniversitesi'nde yapılan bir çalışmada, araştırmacılar metabolizma, bağışıklık fonksiyonu ve kardiyovasküler sağlıkla bağlantılı proteinlerdeki büyük değişimlerin 40'lı yaşların ortaları ve 60'lı yaşların başlarında yoğunlaştığını buldu. Bu sistemler beyne kan akışını, iltihabı ve enerji tedarikini düzenlemeye yardımcı olduğundan, bunlardaki değişiklikler yaşlandıkça bilişsel işlevi ve genel beyin sağlığını da etkileyebilir. Kasım ayında farklı bir araştırma ekibi, 32 ve 66 yaşları da dahil olmak üzere beyin değişikliklerinde dört dönüm noktası buldu.

Peki, daha sağlıklı bir beyin yaşlanması için reçete nasıl olabilir? Son yıllarda en çok dikkat çeken üç faktör, beslenme, egzersiz ve uyku oldu.

Geçtiğimiz yıl, 100.000 kişiyi kapsayan 30 yıllık bir araştırma, 40'lı, 50'li ve 60'lı yaşlarında bitki bazlı besinler açısından zengin bir diyet uygulayan ve ultra işlenmiş gıdaları daha az tüketen yetişkinlerin, 70 yaşına kadar büyük kronik hastalıklardan uzak kalma olasılıklarının daha yüksek olmasının yanı sıra, bilişsel testlerde normal performans gösterme ve depresyon yaşamama olasılıklarının da daha yüksek olduğunu ortaya koydu.

Beyin görüntüleme araştırmaları, egzersizin hafıza ve yürütücü işlevlerle ilgili bölgelerin korunmasına yardımcı olabileceğini ve yaşa bağlı bazı küçülme biçimlerini yavaşlatabileceğini öne sürüyor. Bilim insanları giderek egzersizi sadece sağlıklı bir davranış olarak değil, nörolojik bakımın bir biçimi olarak tanımlıyorlar .

Bilim insanları, orta yaştaki uykunun, beynin Alzheimer hastalığıyla ilişkili atık proteinlerini ne kadar etkili bir şekilde temizlediğini şekillendirebileceğine inanıyor. Derin uyku sırasında beyin, bir tür gece temizleme sürecinden geçer. Araştırmacılar, kronik uyku bozukluğunun, bilişsel semptomlar ortaya çıkmadan yıllar önce bu süreci bozabileceğinden şüpheleniyor.

Bilim insanları, beynin öğrenmeye, uyum sağlamaya ve yeni deneyimleri keşfetmeye zorlandığında geliştiğine giderek daha fazla inanıyor. Bu bulgu, bilişsel rezerv teorisiyle örtüşüyor; bu teoriye göre zihinsel uyarım, alternatif sinir bağlantılarını güçlendirerek beynin yaşa bağlı gerilemeye karşı direnç geliştirmesine yardımcı olur.

Bir dil öğrenmek, bir enstrümanı ustaca çalmak veya alışılmadık bir hobi edinmek ( özellikle yaratıcı bir hobi ) yıllar içinde dayanıklılığı artırmaya yardımcı olabilir. Nitekim, Neurology dergisinin Mart sayısında yayınlanan bir çalışma, araştırmacıların "bilişsel zenginleşme" olarak adlandırdığı (okuma, yazma veya müze ziyaretleri gibi) faaliyetlere en yüksek düzeyde katılan kişilerin, daha düşük puan alanlara göre Alzheimer hastalığına beş yıl daha geç yakalandığını ortaya koymuştur.

Bu, insanların yalnız yaşlandıkça beyinlerinin daha az dirençli olabileceği anlamına gelir. Sohbetler, arkadaşlıklar ve grup aktiviteleri, hafıza, dikkat, duygusal işlemleme ve dil üzerinde sürekli talepler oluşturur; bu da tek başına gerçekleşemeyecek bir tür tam beyin egzersizidir.

Belki de en cesaret verici olanı, demansla bağlantılı faktörlerin çoğunun azaltılabileceğidir. Demansın önlenmesi, tedavisi ve bakımıyla ilgili kanıtları inceleyen, bilim insanları, bir kişinin yaşamı boyunca değiştirilebilir 14 risk faktörünü belirlemiş ve bunlardan 10'unun orta yaş için önemli olduğunu vurgulamıştır.

Bazı faktörler diğerlerinden daha büyük risk oluşturmaktadır. Yüksek LDL kolesterol ve işitme kaybının (beynin sesi çözmek için daha çok çalışmasına neden olan ve sosyal geri çekilmeye ve izolasyona yol açabilen) dünya genelindeki demans vakalarının yaklaşık %7'sini oluşturduğu, depresyon ve travmatik beyin hasarının ise her birinin yaklaşık %3'ünü oluşturduğu tahmin edilmiştir. Fiziksel hareketsizlik, diyabet, sigara ve hipertansiyonun her biri vakaların yaklaşık %2'siyle ilişkilendirilirken, obezite ve aşırı alkol tüketiminin tahmini %1'lik bir katkı sağladığı belirlenmiştir.

&nbsp;


&nbsp;


&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Orta yaşta beyin sağlığınızı uzun vadede etkileyebilecek alışkanlıklar - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 04:46:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/orta-yasta-beyin-sagliginizi-uzun-vadede-etkileyebilecek-aliskanliklar-081558-20260612.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/orta-yasta-beyin-sagliginizi-uzun-vadede-etkileyebilecek-aliskanliklar-081558-20260612.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/orta-yasta-beyin-sagliginizi-uzun-vadede-etkileyebilecek-aliskanliklar-081558-20260612.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Astronotların Uzaya Gitmeden Önce Eğitim Aldığı 5 Yer]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-astronotlarin-uzaya-gitmeden-once-egitim-aldigi-5-yer-143312.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-astronotlarin-uzaya-gitmeden-once-egitim-aldigi-5-yer-143312.html</link>
                    <description><![CDATA[Astronotlar uzaya gitmeden önce nerelerde eğitiliyor hiç düşündünüz mü?]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ay’da yürümek ya da Mars’ın kızıl topraklarına ayak basmak… Tüm bunlar kulağa bilim kurgu senaryosu gibi gelebilir. Ama işin perde arkasında, astronotlar&nbsp;bu deneyimden önce dünyada uzun ve yorucu eğitimler almak zorunda. NASA, yıllardır öteki dünya koşullarını taklit eden farklı yerlerde astronotları eğitmeye devam ediyor. İşte, insanın kendini gerçekten başka bir gezegende hissedebileceği, astronotların eğitim aldığı bölgeler…

1. Idaho – Ay kraterleri

Idaho’nun güneyinde bulunan Ay Kraterleri, lav akıntıları ve kül konileriyle adeta başka bir gezegenden kopup gelmiş gibi. Bu nedenle astronotların eğitim aldığı bölgeler arasında yer alıyor. Binlerce yıl önce gerçekleşen volkanik patlamaların şekillendirdiği bu arazi, renginden dokusuna kadar Ay yüzeyini hatırlatıyor. NASA, özellikle Apollo astronotlarını burada eğiterek, onların hantal uzay giysileriyle engebeli alanlarda hareket etmesi için uzun bir eğitim programı hazırladı.

Sadece yürümeyi öğrenmekle kalmadılar, aynı zamanda kaya türlerini ayırt etmeyi, doğru örnekleri toplamayı ve bilimsel gözlemler yapmayı da deneyimlediler. Bölgedeki lav tüplerinin Mars’takilere çok benzemesi, burayı Mars simülasyonları için de eşsiz kılıyor.&nbsp;

2. İspanya, Lanzarote – Kanarya Adaları

Kanarya Adaları’nın parlayan yıldızı Lanzarote, lav alanları ve volkanik konileriyle tam bir doğa laboratuvarı. NASA, 1970’lerde Apollo programı için astronotları buraya getirerek jeoloji eğitimlerine hız kazandırdı. Astronotlar, jeologların rehberliğinde kayaları tanımlamayı, engebeli yüzeylerde yön bulmayı ve bilimsel saha araştırmaları yapmayı öğrendiler. Hatta bu ada, ay aracı eğitimlerine de sahne oldu.

Astronotlar, araç kullanmayı burada test ederek, Ay’ın tozlu ve kayalık zemininde karşılaşacakları zorluklara hazırlanmış oldular.&nbsp; Göz alabildiğine uzanan siyah lav alanları, sanki Ay’a ya da Mars’a açılan bir kapı gibidir.

3. Arizona – Meteor krateri

Yaklaşık 50.000 yıl önce Arizona’ya çarpan bir göktaşı, bugün hala büyüleyici bir manzara bırakıyor: Meteor Krateri. 1,6 kilometre genişliğindeki bu devasa çukur, Dünya’daki en iyi korunmuş çarpma alanlarından biri. NASA, Apollo astronotlarını buraya getirerek krater oluşumlarını incelemelerini sağladı.

Eğitimlerde sadece bilimsel analiz değil, aynı zamanda pratik saha çalışmaları da vardı: engebeli arazide ilerleme, kaya örnekleri toplama ve gözlemlerini merkeze aktarma gibi beceriler kazandılar. Bu çalışmalar, astronotların Ay’daki görevlerinde gerçek birer saha bilimciye dönüşmelerine yardımcı oldu. Özellikle jeolog Eugene Shoemaker’ın liderliğinde verilen eğitimler, astronotların göktaşlarını ve Ay’ın jeolojik sırlarını keşfetme konusundaki meraklarını artırdı.&nbsp;

4. Kanada Arktik Adaları – Devon Adası

Kanada Arktik Bölgesi’nde yer alan Devon Adası, dünyanın en büyük ıssız adası olarak biliniyor. Soğuk, sert ve ulaşılması zor bu ada, yıllardır NASA’nın Mars simülasyonları için kullandığı bir alan. Özellikle Haughton Çarpma Krateri, astronotlara Mars’ın kayalık ve dondurucu yüzeyini neredeyse birebir yaşatıyor. 1997’den bu yana yürütülen Haughton Mars Projesi sayesinde, astronotlar burada kamp kuruyor, prototip uzay giysileriyle keşifler yapıyor ve uzaktan kontrol edilen cerrahi gibi acil durum prosedürlerini deniyor.

Devon Adası’nın büyüklüğü ve yalnızlığı, Mars’ta yaşamanın zorluklarını gerçekçi bir şekilde ortaya koyuyor. Uzun süreli izolasyon, fiziksel ve psikolojik sınırları zorlayarak astronotların gelecekteki görevler için hazırlanmalarını sağlıyor.

5. Şili – Atacama Çölü

Şili’nin kuzeyinde uzanan Atacama Çölü, kuraklığıyla meşhur. Neredeyse hiç yağmur yağmayan bu bölgede bitki örtüsü yok denecek kadar az, Güneş ise acımasızca kavuruyor. İşte bu nedenle, Mars’a en çok benzeyen yerlerden biri olarak kabul ediliyor. NASA burada sadece robotik araçları test etmedi, aynı zamanda astronotların gelecekteki Mars görevlerine hazırlanmasına da imkân sağladı.

2016 ile 2019 arasında yürütülen projelerde, araştırmacılar çölde kamp kurarak yaşam destek sistemlerini, keşif araçlarını ve yaşam tespit cihazlarını denediler. Atacama’nın en büyük sürprizi ise, aşırı koşullarda hayatta kalmayı başaran mikroorganizmalar. Bu canlılar, Mars’ta yaşam olasılığı üzerine bilim insanlarına ilham verdi. Çölün büyüleyici manzarası ve insanı sarsan yalnızlığı, astronot adaylarının psikolojik dayanıklılığını test etmek için de eşsiz bir ortam sundu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Astronotların Uzaya Gitmeden Önce Eğitim Aldığı 5 Yer - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 08:34:17 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/astronotlarin-uzaya-gitmeden-once-egitim-aldigi-5-yer-114825-20260609.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/astronotlarin-uzaya-gitmeden-once-egitim-aldigi-5-yer-114825-20260609.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/astronotlarin-uzaya-gitmeden-once-egitim-aldigi-5-yer-114825-20260609.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Avrupa’nın en iyi plajları açıklandı. Türkiye dokuzuncu sırada.]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-avrupanin-en-iyi-plajlari-aciklandi-turkiye-dokuzuncu-sirada-142470.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-avrupanin-en-iyi-plajlari-aciklandi-turkiye-dokuzuncu-sirada-142470.html</link>
                    <description><![CDATA[Avrupa’nın en iyi plajları açıklandı. Türkiye dokuzuncu sırada.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;European Best Destinations kuruluşu 2026 yılı için Avrupa’nın en iyi plajlarını sıraladığı yeni listesini yayımladı.

Her yıl hazırlanan listede editörler, önce her ülkeden 10 plajlık bir ön seçki oluşturuyor. Plajlar, doğal güzellik, erişilebilirlik, sunulan hizmetler ve genel atmosfer gibi kriterlere göre değerlendiriliyor.

Liste, yalnızca 30 plajın yer aldığı kısa listeye indiriliyor ve nihai sıralama, uluslararası gezginlerden oluşan bir jüri tarafından belirleniyor.

Bu sene zirvede ise Portekiz’deki Praia de Monte Clerigo yer aldı.

Portekiz’in güneybatısındaki Costa Vicentina kıyısında yer alan Praia de Monte Clerigo, kalabalık tatil merkezlerinden uzak, “otantiklik, doğa ve gösterişten uzak bir lüks” arayan gezginlere hitap ettiği gerekçesiyle listenin zirvesine yerleşti.

Nisan ayında açıklanan Dünyanın En İyi 50 Plajı listesinde de yer alan Türkiye'deki Kaputaş Plajı ise dokuzuncu oldu.

Sıralamada erişilebilirlik kriteri de önemli rol oynadı. European Best Destinations’a göre bölgedeki konaklama fiyatları, Portekiz’in daha popüler tatil noktalarına kıyasla üçte bire varan oranlarda daha düşük seviyelerde bulunuyor.

Sıralamada ikinci sırayı, Yunanistan'ın Antipaksos adasının kuzeydoğu kıyısındaki Voutoumi Plajı aldı.İnce beyaz çakılları, kristal berraklığındaki suları ve çevresini saran yeşil tepeleri sayesinde Voutoumi, Avrupa'nın en güzel plajı unvanını da kazandı.

Üçüncü ve dördüncü sıralarda da Kefalonya'daki Fteri Plajı ile Girit'teki Elafonisi Plajı yer aldı

İtalya ise, Cenova yakınındaki kartpostallık bir balıkçı kasabasında bulunan Bogliasco Plajı ile ilk beşi tamamladı.

Sürpriz olmayan bir şekilde, İspanya da listeye girmeyi başardı; Mallorca'daki Cala Mesquida altıncı sırada yer aldı.

Buna karşılık Norveç, geleneksel olarak bir plaj destinasyonu olarak tanınmasa da, Lofoten takımadalarındaki Moskenesoya adasında bulunan Kvalvika Plajı'nın listeye girmesine engel olmadı. Yedinci sırayı alan bu ıssız plajın yalnızca yürüyüşle ulaşılabilir olduğunu belirten European Best Destinations, bunun da plajın tenha ve el değmemiş kalmasına katkıda bulunduğunu vurguluyor.

Sekizinci sırada yeniden Yunanistan karşımıza çıkıyor: Korfu'daki Rovinia Plajı.

Son olarak, Korfu'daki Paleokastritsa Plajı genel sıralamada onuncu basamakta yer aldı.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Avrupa’nın en iyi plajları açıklandı. Türkiye dokuzuncu sırada. - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 27 May 2026 08:52:34 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/avrupanin-en-iyi-plajlari-aciklandi-turkiye-dokuzuncu-sirada-115359-20260527.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/avrupanin-en-iyi-plajlari-aciklandi-turkiye-dokuzuncu-sirada-115359-20260527.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/avrupanin-en-iyi-plajlari-aciklandi-turkiye-dokuzuncu-sirada-115359-20260527.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Korunan alanlar Kurban Bayramı'na hazır]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-korunan-alanlar-kurban-bayramina-hazir-142309.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-korunan-alanlar-kurban-bayramina-hazir-142309.html</link>
                    <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü bünyesindeki korunan alanlar, Kurban Bayramı tatilinde doğayla iç içe vakit geçirmek isteyen ziyaretçiler için hazır hale getirildi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türkiye'de genelinde 50 milli park, 275 tabiat parkı, 112 tabiat anıtı, 32 tabiatı koruma alanı, 85 yaban hayatı geliştirme sahası, 14 Ramsar alanı, 59 ulusal öneme haiz sulak alan ve 65 mahalli öneme haiz sulak alan olmak üzere toplam 692 alan DKMP Genel Müdürlüğü tarafından koruma altında bulunuyor. DKMP Genel Müdürlüğü tarafından korunan alanlar&nbsp;sahip olduğu kaynak değerleri ile korunurken bir yandan da ziyaretçilerin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tanıtım merkezleri, günübirlik alan düzenlemeleri, konaklama tesisleri, seyir terasları, tur güzergahları, macera parkurları ile turizm potansiyelini artıracak çalışmalar yapılıyor. Böylece daha fazla sayıda vatandaşın doğada keyifle vakit geçirmesi hedefleniyor. DKMP Genel Müdürlüğü bünyesindeki korunan alanları, geçen yıl Kurban Bayramı'nda 2 milyon 984 bin 902 kişi ziyaret etmişti.

DKMP Genel Müdürlüğü tarafından korunan alanların daha erişilebilir olması ve doğa turizmi faaliyetlerine aktif olarak katılmak isteyenler için Milli Parklar Mobil Uygulaması da kullanıma sunuldu. Milli Parklar Mobil Uygulaması her bir korunan alanın tanıtımı, fotoğraf ve video galerisi, korunan alan içerisinde gerçekleştirilebilecek faaliyetler, alanın haritası, ulaşım ve iletişim bilgilerini içeriyor. Ayrıca uygulamada, ziyaretçilerin bir korunan alana gelmeden önce alanı gezebilmesini sağlayan sanal turlar da bulunuyor. Bazı korunan alanlardaki faaliyetler için rezervasyon işlemleri de yine Milli Parklar Uygulaması üzerinden yapılabiliyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Korunan alanlar Kurban Bayramı'na hazır - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 24 May 2026 08:54:59 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/korunan-alanlar-kurban-bayramina-hazir-120158-20260524.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/korunan-alanlar-kurban-bayramina-hazir-120158-20260524.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/korunan-alanlar-kurban-bayramina-hazir-120158-20260524.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[IEA: Dünyada bu yıl satılan araçların yaklaşık yüzde 30'u elektrikli olacak]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-iea-dunyada-bu-yil-satilan-araclarin-yaklasik-yuzde-30u-elektrikli-olacak-141953.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-iea-dunyada-bu-yil-satilan-araclarin-yaklasik-yuzde-30u-elektrikli-olacak-141953.html</link>
                    <description><![CDATA[Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), dünyadaki elektrikli araç ve şarj altyapısına ilişkin piyasa dinamiklerinin analiz edildiği yıllık Küresel Elektrikli Araç Görünümü raporunu yayımladı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bu yıl dünyada elektrikli araç satışlarının 23 milyona ulaşarak toplam yeni araç satışlarının yaklaşık yüzde 30'unu oluşturacağı öngörülüyor.

Uluslararası Enerji Ajansı (UEA), dünyadaki elektrikli araç ve şarj altyapısına ilişkin piyasa dinamiklerinin analiz edildiği yıllık Küresel Elektrikli Araç Görünümü raporunu yayımladı. Raporda, ABD/İsrail-İran Savaşı sonrası Hürmüz Boğazı'nda ticaret akışının durma noktasına gelmesiyle yaşanan enerji krizinin elektrikli araç pazarına etkileri de incelendi.

Rapora göre, küresel elektrikli araç satışları 2025'te yıllık bazda yüzde 20 artışla 20 milyonu aştı ve geçen yıl satılan yeni araçların yüzde 25'ini oluşturdu. Dünya çapında yaklaşık 40 ülkede elektrikli araç satışları toplam satışların yüzde 10'una karşılık geldi.

Çin, geçen yıl satılan elektrikli araçların yüzde 60'ını tedarik ederken Avrupa ve Kuzey Amerikalı araç üreticileri küresel elektrikli araç üretiminde yüzde 15'er paya sahip oldu.

Çin ve ABD'deki politika değişiklikleriyle, küresel elektrikli araç satışları bu yılın ilk yarısında yıllık bazda yüzde 8 geriledi. Bu düşüşe rağmen satışlar aynı dönemde Avrupa'da yüzde 30, Çin hariç Asya'da yüzde 80 ve Latin Amerika'da yüzde 75 yükseldi.

Yaklaşık 90 ülkede mart ayında elektrikli araç satışlarında artış görülürken bu ülkelerin 30'unda satışlar rekor seviyeye ulaştı. Söz konusu büyüme, Hürmüz Boğazı'nda ticaretin durma noktasına gelmesi sonrası dünya çapında akaryakıt fiyatlarında görülen keskin artışa karşı tepki alımlarını içeriyor.

Bu kapsamda dünyada bu yıl satılan tüm araçların yaklaşık yüzde 30'unu elektrikli araçların oluşturması ve toplam satışların 23 milyona ulaşması bekleniyor. Enerji kriziyle, elektrikli araç potansiyelinin kilit pazarlarda güçleneceği öngörülüyor.

Dünyada 2035 itibarıyla herhangi bir yeni politika değişikliği olmadan dahi küresel elektrikli araç filosunun bugünkü 80 milyon seviyesinden 510 milyona yükseleceği hesaplanıyor.

Türkiye yollarındaki elektrikli otomobil sayısı yaklaşık 424 bin oldu


&nbsp;Artışını sürdüren hibrit otomobil sayısı da nisan ayı itibarıyla 800 bin 402'ye çıktı


&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[IEA: Dünyada bu yıl satılan araçların yaklaşık yüzde 30'u elektrikli olacak - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 20 May 2026 07:47:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/iea-dunyada-bu-yil-satilan-araclarin-yaklasik-yuzde-30u-elektrikli-olacak-105113-20260520.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/iea-dunyada-bu-yil-satilan-araclarin-yaklasik-yuzde-30u-elektrikli-olacak-105113-20260520.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/iea-dunyada-bu-yil-satilan-araclarin-yaklasik-yuzde-30u-elektrikli-olacak-105113-20260520.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gıdalardaki pestisit kalıntıları sağlığa zarar veriyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-gidalardaki-pestisit-kalintilari-sagliga-zarar-veriyor-141231.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-gidalardaki-pestisit-kalintilari-sagliga-zarar-veriyor-141231.html</link>
                    <description><![CDATA[Biruni Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Aslı Muslu Can: - 'Uzun süreli maruziyet hormon dengesizlikleri, sinir sistemi bozuklukları, bağışıklık sisteminde zayıflama ve bazı kanser türleriyle ilişkilendiriliyor']]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Biruni Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Aslı Muslu Can, gıdalardaki pestisit kalıntılarının insan sağlığını tehdit edebileceğini belirtti.

Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Aslı Muslu Can, artan nüfus ve gıda talebinin tarımsal üretimde verimliliği artırma zorunluluğunu beraberinde getirdiğini ve bu noktada pestisitlerin üreticiler için önemli bir araç haline geldiğini aktardı.

Pestisitlerin böcekler, yabancı otlar ve mantarlar gibi zararlılarla mücadelede kullanılan kimyasal ya da biyolojik maddeler olduğunu, doğru kullanılmadığında ise önemli sorunlara yol açabileceğini vurgulayan Can, şunları kaydetti:

"İnsektisitler, böcekleri, herbisitler, yabancı otları, fungisitler ise mantarları kontrol altına almak için kullanılır. Bu maddeler, tarımsal üretimde verim kaybını azaltmak ve ürün kalitesini artırmak amacıyla yaygın şekilde tercih ediliyor. Pestisit kalıntıları, gıdalar aracılığıyla insan vücuduna girebiliyor. Uygun doz ve kullanım talimatlarına uyulmadığında, bu kalıntılar birikim gösterebilir. Uzun süreli maruziyet hormon dengesizlikleri, sinir sistemi bozuklukları, bağışıklık sisteminde zayıflama ve bazı kanser türleriyle ilişkilendiriliyor. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve hamile bireyler, bu etkiler karşısında daha hassas grupta yer alıyor."

- "Ekosistem dengesinin bozulmasına yol açabiliyor"

Can, pestisitlerin yalnızca hedef zararlıları değil, faydalı böcekleri ve ekosistemi etkileyebildiğini, toprak mikroorganizmalarının zarar görebileceğini ve su kaynaklarına karışarak uzun vadeli çevre kirliliğine neden olabileceğini, bu durumun biyolojik çeşitliliğin azalmasına ve ekosistem dengesinin bozulmasına yol açabileceğini kaydetti.

Türkiye'de pestisit kullanımının Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından belirlenen maksimum kalıntı limitleri çerçevesinde denetlendiğini aktaran Can, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Zaman zaman yapılan analizlerde limit üstü kalıntılara rastlanması, konunun önemini ortaya koyuyor. Tüketiciler basit önlemlerle pestisit maruziyetini azaltabilir. Sebze ve meyvelerin bol suyla yıkanması, mümkünse kabuklarının soyulması, mevsiminde ve yerel ürünlerin tercih edilmesi, güvenilir üreticilerden alışveriş yapılması ve organik ya da iyi tarım uygulamaları sertifikalı ürünlere yönelinmesi, alınabilecek önlemler arasında yer alıyor."

Pestisit kullanımının tamamen ortadan kaldırılmasının kısa vadede mümkün olmayacağını vurgulayan Can, entegre zararlı yönetimi, biyolojik mücadele yöntemleri ve doğru doz uygulamalarıyla risklerin önemli ölçüde azaltılabileceğini, bu noktada üretici kadar tüketicinin de bilinçlenmesinin önem taşıdığını vurguladı.

Can, pestisitlerin modern tarımın önemli parçası olduğunu ancak bilinçsiz kullanımının ciddi sağlık ve çevre sorunlarına yol açabileceğini ifade ederek, daha güvenli ve sürdürülebilir bir gıda sistemi için toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini kaydetti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Gıdalardaki pestisit kalıntıları sağlığa zarar veriyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 11 May 2026 08:16:02 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/gidalardaki-pestisit-kalintilari-sagliga-zarar-veriyor-111820-20260511.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/gidalardaki-pestisit-kalintilari-sagliga-zarar-veriyor-111820-20260511.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/gidalardaki-pestisit-kalintilari-sagliga-zarar-veriyor-111820-20260511.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Doğa ile temasımız giderek azalıyor: Yetersiz doğa sağlığımıza zarar veriyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-doga-ile-temasimiz-giderek-azaliyor-yetersiz-doga-sagligimiza-zarar-veriyor-140832.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-doga-ile-temasimiz-giderek-azaliyor-yetersiz-doga-sagligimiza-zarar-veriyor-140832.html</link>
                    <description><![CDATA[Araştırmalar, doğayla temasın psikolojik faydalarını ortaya koyuyor. Buna rağmen kentleşme ve dijitalleşme, insan ile doğa arasındaki bağı zayıflatıyor ve "biyofobi" riskini artırıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Doğa deneyimleri genel olarak insan ruhu için bir merhem olarak görülür. İnsanların doğaya duyduğu sevgi için özel bir kavram bile var: Biyofili.

Bunun karşıtı ise biyofobidir, yani doğa korkusu. Buna örnek olarak büyük yırtıcı hayvanlara duyulan korku ya da zehirli olabilecek örümcek ve yılan gibi hayvanlara yönelik fobiler verilebilir.

Ancak araştırmacılar giderek bu tür somut ve başlangıçta yaşamı koruyucu korkuların çok ötesine geçen bir doğa korkusu biçimini gözlemliyor.

Sonuç: İnsanların doğayla ilişkisi belirgin biçimde kötüleşiyor gibi görünüyor.

Çalışmaların çoğuna göre bu kötüleşmenin temel nedeni, giderek daha fazla insanın doğayla giderek daha az temas kurması.&nbsp;

Bugün dünya nüfusunun&nbsp;büyük bölümü şehirlerde yaşıyor, bu da gelecek nesillerin biyofobi riskinin artabileceği anlamına geliyor.

Berlinli psikolog Dirk Stemper de bilim dünyasının 1970'lerin sonlarından bu yana insanların doğadan yabancılaştığını gözlemlediğini söylüyor.&nbsp;

"Çocuklar giderek daha fazla betonlaşmış, doğadan uzak çevrelerde büyüyor ve zamanlarını ağırlıklı olarak kapalı mekanlarda ve dijital ortamlarda geçiriyor. Tırmanmak, kirlenmek ya da hayvanları gözlemlemek gibi bedensel ve duyusal deneyimler eksik kalıyor."

Oysa tam da bu deneyimler doğayla aşinalık oluşturuyor. Bu deneyimler olmadığında doğa yabancı geliyor.

Tanımadığımız şey ilgimizi de çekmiyor. Bu da iklim değişikliği ve türlerin yok oluşu çağında gerçek bir sorun haline gelebilir.

Tersinden ifade edersek: İlgi duymadığımız şeyi korumak da istemeyiz.

Bu tutumu, ebeveynler olarak çocuklara da aktarıyoruz. Araştırmacılar "Ebeveynlerin doğaya yönelik olumsuz tutumları çocuklarının doğayla ilişkisini etkileyebilir, Bu da doğayla bağın aşağı yönlü bir sarmala girmesine yol açabilir," diyor.

Psikolog Stemper'e göre çocuklar, sürekli "Kene var, dikkat et" ya da "Ona dokunma" gibi cümleler duyduklarında, doğayı bir tehlike olarak deneyimliyor.

Bu gözlemi çevre eğitmeni Susanne Sigl de paylaşıyor. Köln'de faaliyet gösteren ve özellikle çocuklara doğayla olumlu bir ilişki kazandırmayı amaçlayan Querwaldein adlı kâr amacı gütmeyen dernekte çalışıyor.

Eğitmen, "Ormanda çocuklardan uzun dallar bulmalarını istediğimizde bazıları onlara sadece parmak uçlarıyla dokunuyor, bazıları mendil kullanıyor, bazıları ise hiç dal getirmiyor" diyor. Birçok çocuk kestane ya da fındığa dokunmak yerine sadece bakmayı tercih ediyor, solucanlara ya da küçük böcekler gibi zararsız canlılara ise hiç yaklaşmıyor.

Doğaya yabancılaşmanın sonucu: Korku ve düşmanlık

Doğa, bize yabancı hale geldiyse ve ondan korkuyorsak bu korku düşmanlığa da dönüşebilir. Çalışmalara göre biyofobik kişiler doğadan aktif olarak kaçınıyor ve bazı durumlarda ayı, kurt ya da köpekbalığı gibi hayvanların öldürülmesini savunuyor.

Psikolog Lea Dohm, "Doğada zaman geçirmek ruh sağlığımızı destekliyor ve birçok insan sık sık gergin ve yük altında hissediyor" diyor.

Psikolog Stemper ise "Araştırmalar orman ve doğanın, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu( DEHB)&nbsp;belirtilerini hafiflettiğini, dikkat ve konsantrasyonu artırdığını, duyusal sorunları azalttığını ve duygusal düzenlemeyi desteklediğini gösteriyor" diyor.

Ancak biyofobik kişiler doğadan kaçındıkları için tüm bu sağlık yararlarını kaçırıyor.

Doğaya yeniden nasıl yaklaşabiliriz?

Araştırmacılara göre, "Bilgi yardımcı olur. Bunu birçok çalışma da gösteriyor"

"Çok sayıda bitki ve hayvanı tanıyan, doğanın işleyişini anlayan kişiler, doğayı daha fazla takdir edebilir. Böylece 'olumsuz bir ilişki riski' de azalır.

Psikolog Lea Dohm ise "Bir korkunun arkasında gerçek bir tehlike yoksa, ondan kurtulmanın en etkili yolu yüzleşmektir" diyor.

İnsanlar adım adım yeniden doğayla temas kurmaları için yönlendirilebilir.

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Doğa ile temasımız giderek azalıyor: Yetersiz doğa sağlığımıza zarar veriyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 05 May 2026 08:04:05 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/doga-ile-temasimiz-giderek-azaliyor-yetersiz-doga-sagligimiza-zarar-veriyor-112413-20260505.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/doga-ile-temasimiz-giderek-azaliyor-yetersiz-doga-sagligimiza-zarar-veriyor-112413-20260505.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/doga-ile-temasimiz-giderek-azaliyor-yetersiz-doga-sagligimiza-zarar-veriyor-112413-20260505.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Türkiye tatili pahalanıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-turkiye-tatili-pahalaniyor-140703.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-turkiye-tatili-pahalaniyor-140703.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye tatili pahalanıyor]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ "Rusya’da milyonlarca kişinin yaz tatili için ilk tercihi olan Türkiye’ye seyahat bu sezon daha pahalı, daha zahmetli hale gelebilir." Rus basınında çıkan bu vurgudaki haberlere göre Türk Hava Yolları, mayıs ile haziran aylarında Rusya-Türkiye hattında 300’den fazla seferi iptal etti. Bu gelişme, özellikle paket tur pazarında uçak koltuğu sıkıntısını büyütürken, fiyatların yukarı gitmesine yol açıyor.

Turizm sektöründeki kaynaklar, Türk Hava Yolları ile uçuş içeren tur satın alan birçok yolcunun son anda charter seferlerine yönlendirildiğini belirtiyor. Ek ücret alınmasa da bu uçuşlarda ikram hizmetinin sınırlı olması, kabin konforunun düşük kalması ile saatlerin sık sık değişmesi tatilcilerin şikâyetlerini artırıyor. Uçuş kapasitesindeki daralma, Türkiye’nin yanı sıra Mısır, Vietnam ile Tayland gibi Rus turistin gözde rotalarını da etkiliyor.

Gazeta.ru'ya konuşan uzmanlara göre 2026’da yurt dışı tur fiyatlarında en az yüzde 50 artış görülebilir. Artan yakıt maliyetleri, uluslararası hava trafiğindeki belirsizlikler ile sınırlı uçuş kapasitesi bu yükselişin ana nedenleri arasında gösteriliyor.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Türkiye tatili pahalanıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 02 May 2026 18:38:29 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/turkiye-tatili-pahalaniyor-214012-20260502.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/turkiye-tatili-pahalaniyor-214012-20260502.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/turkiye-tatili-pahalaniyor-214012-20260502.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yılda Bir Kez Açıyor, Koparmanın Cezası Bir Araba Fiyatı!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-yilda-bir-kez-aciyor-koparmanin-cezasi-bir-araba-fiyati-140410.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-yilda-bir-kez-aciyor-koparmanin-cezasi-bir-araba-fiyati-140410.html</link>
                    <description><![CDATA[Manisa Spil Dağı Milli Parkı'nda yılda sadece bir kez açan, yalnızca 10 gün canlı kalabilen endemik Manisa lalesi yüzünü gösterdi. Doğaseverlerin fotoğraflamak için adeta akın ettiği laleyi koparmanın cezası ise bu yıl 699 bin 245 lira oldu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yılda sadece bir kez açan, yalnızca 10 gün canlı kalabilen endemik Manisa lalesi yüzünü gösterdi.

Manisa Spil Dağı Milli Parkı'nda yılda sadece bir kez açan, yalnızca 10 gün canlı kalabilen endemik Manisa lalesi yüzünü gösterdi. Doğaseverlerin fotoğraflamak için adeta akın ettiği laleyi koparmanın cezası ise bu yıl 699 bin 245 lira oldu.

Manisa ile İzmir illeri arasında bulunan, 1517 metre yüksekliğe sahip Spil Dağı Milli Parkı'nda baharın habercisi olarak bilinen Manisa lalesi, havaların ısınmasıyla birlikte açmaya başladı.

Her yıl genellikle 28 Nisan ile 3 Mayıs tarihleri arasında çiçek açan ve yaklaşık 10 gün canlı kalabilen laleler, ziyaretçilerin yoğun ilgisini görüyor. Doğaseverler eşsiz güzelliği yerinde görmek ve fotoğraflamak için Spil'e çıkıyor.

Yetkililer, lalelerin doğadan koparılmasının biyolojik çeşitliliğe zarar verdiğini belirterek vatandaşları yüksek idari para cezasına karşı uyardı.

Manisa Spil Dağı Milli Parkı'nda senede sadece bir kere açan ve 10 gün ömrü olan laleyi koparmanın cezası bu yıl 699 bin 245 lira olarak belirlendi.Koruma altındaki Manisa lalesini koparmanın cezası 2022'de 109 bin 593 TL, 2023'te 244 bin 315 TL, 2024'te 387 bin 142 TL, 2025'te 557 bin 212 TL olurken, 2026 yılında ise 699 bin 245 TL'ye yükseldi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Yılda Bir Kez Açıyor, Koparmanın Cezası Bir Araba Fiyatı! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 08:23:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yilda-bir-kez-aciyor-koparmanin-cezasi-araba-fiyati-114101-20260428.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yilda-bir-kez-aciyor-koparmanin-cezasi-araba-fiyati-114101-20260428.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yilda-bir-kez-aciyor-koparmanin-cezasi-araba-fiyati-114101-20260428.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Süper El Nino geliyor: 2026 Yazı Sıcaklık Rekoru mu Kıracak?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-super-el-nino-geliyor-2026-yazi-sicaklik-rekoru-mu-kiracak-140403.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-super-el-nino-geliyor-2026-yazi-sicaklik-rekoru-mu-kiracak-140403.html</link>
                    <description><![CDATA[Süper El Nino etkisiyle 2026 yazı ve sonbaharında Türkiye’de sıcaklık rekorları bekleniyor. Pasifik Okyanusu'ndaki deniz yüzeyi sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıkmasıyla tetiklenen bu devasa iklim olayı, küresel hava dengelerini altüst etmeye hazırlanıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), Pasifik Okyanusu'nun orta ve doğu kesimlerinde deniz yüzeyi sıcaklıklarının hızla yükseldiğini belirterek, Mayıs ve Temmuz ayları arasında El Nino&nbsp;koşullarının oluşma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu bildirdi.

&nbsp;ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’nin (NOAA) verilerine göre 2026 yazında El Nino oluşma ihtimali yüzde 62’ye ulaştı. Bu durum, özellikle Türkiye’de sıcaklık rekorları ve kuraklık riskini gündeme getirirken, uzmanlar orman yangınları konusunda da dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.

Süper El Nino, Pasifik Okyanusu’ndaki sıcaklık değişimleriyle ortaya çıkan küresel bir iklim olayı olarak biliniyor.

Bu sistemin güçlenmesiyle birlikte Türkiye’de aşırı sıcak hava dalgaları, kuraklık riski, yağış dengesizliği gibi etkiler görülmesi bekleniyor.

Bilim insanlarının "son 140 yılın en güçlülerinden biri" olarak tanımladığı bu döngü, Türkiye’de yaz sıcaklıklarından kış yağışlarına kadar neleri değiştirecek?

Küresel sıcaklık rekorlarını altüst edecek "Süper El Nino" dönemi resmen başlıyor! 2026 yılının ikinci yarısından itibaren etkisini artırması beklenen bu El Nino, sadece okyanus ötesini değil, Akdeniz havzasını ve Türkiye’yi de kıskacına alacak.&nbsp;

Uzmanlara göre 2026 yazında bu etkilerin daha da şiddetlenmesi ihtimali bulunuyor.

El Nino, Büyük Okyanus (Pasifik) yüzey sularının normalden daha fazla ısınmasıyla oluşan ve dünya&nbsp;genelinde hava akımlarını değiştiren doğal bir iklim olayıdır. Ancak okyanus yüzey sıcaklıkları ortalamanın 2°C veya daha fazla üzerine çıktığında bu durum "Süper El Nino" olarak adlandırılır.

Süper El Nino, normal bir El Nino evresinden çok daha şiddetli geçer; atmosferdeki nem ve enerji taşınımını artırarak bir yandan aşırı kuraklıklara, diğer yandan ise yıkıcı sel baskınlarına neden olabilir. Bilim insanlarına göre bu durum, küresel sıcaklık rekorlarının kırılmasına yol açan bir "ısı bombası" etkisi yaratır.

Avrupa Birliği’nin iklim değişimi servisi Copernicus, Pasifik Okyanusu’nun geçen ay rekor seviyede ısınması nedeniyle El Nino alarmı verdi. Diğer saygın meteoroloji kurumları da küresel sıcaklık artışlarına ve aşırı hava olaylarına yol açan doğal bir iklim döngüsü olan Süper El Nino’nun bu yıl ortaya çıkacağına dair öngörüde bulundu. Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) soğumaya neden olan La Nina döngüsünün, yılın ilerleyen aylarında El Nino’ya dönüşmeden önce yerini nötr koşullara bırakmasının beklendiğini açıkladı. Copernicus, Pasif Okyanusu sıcaklıklarının mart ayı için rekor seviyelere yaklaştığını ve bunun zaten ısınmakta olan bir gezegende aşırı sıcaklıkları artırabilecek Süper El Nino’ya geçişin işareti olduğunu bildirdi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Süper El Nino geliyor: 2026 Yazı Sıcaklık Rekoru mu Kıracak? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 08:06:29 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/super-el-nino-geliyor-2026-yazi-sicaklik-rekoru-mu-kiracak-110706-20260428.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/super-el-nino-geliyor-2026-yazi-sicaklik-rekoru-mu-kiracak-110706-20260428.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/super-el-nino-geliyor-2026-yazi-sicaklik-rekoru-mu-kiracak-110706-20260428.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Coğrafya kader mi? Çocukların büyüdükleri yer ruh sağlıklarını etkiliyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-cografya-kader-mi-cocuklarin-buyudukleri-yer-ruh-sagliklarini-etkiliyor-140087.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-cografya-kader-mi-cocuklarin-buyudukleri-yer-ruh-sagliklarini-etkiliyor-140087.html</link>
                    <description><![CDATA[Çin’de 20 bin çocuk üzerinde yapılan yeni bir bilimsel araştırma da çocukların büyüdükleri yerlerin ruh sağlıklarını belirlediğini gösterdi. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kırsalda büyüyen çocukların depresyon, içe kapanma ve duygusal sorunlara, kentlerde büyüyen çocukların ise DEHB(Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu)&nbsp;gibi davranış bozukluklarına daha yatkın olduğu ortaya çıktı.

Araştırmacılar, kırsal bölgelerde büyüyen çocukların depresyon, içe kapanma ve duygusal sorunlar yaşama olasılığının daha yüksek olduğunu, şehirde büyüyen çocukların ise DEHB (Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu) gibi davranış sorunları geliştirme olasılığının daha yüksek olduğunu tespit etti.

“Pediatric Investigation” dergisinde yayımlanan bulgular, kent yaşamının baskılarının stres ve hızlı tempo gibi davranış sorunlarını artırdığını ortaya koyuyor. Buna karşılık kırsal bölgelerde yaşayan çocukların ise yoksulluk, izolasyon gibi zorluklarla daha sık karşılaştığı görülüyor.

Araştırmada, kırsal kesimdeki çocuklar anksiyete, depresyon, sosyal geri çekilme, somatik (bedensel) şikâyetler ve dikkat sorunları ölçümlerinde daha yüksek puan aldı. Şehirli çocuklar ise sosyal sorunlar ve kurallara uymama davranışlarında daha yüksek puanlar aldı. Euronews’ün haberine göre, ruhsal bozukluğu olan kırsal kesim öğrencileri daha belirgin içe kapanma, depresyon semptomları, sosyal sorunlar, düşünce sorunları, kurallara karşı gelme ve saldırgan davranışlar gösterirken; kentli öğrenciler daha fazla somatik şikâyet ve saldırgan davranışlar sergiledi.

En çarpıcı bulgulardan biri ise cinsiyetle ilgili. Erkek çocuklar kırsal veya kentsel alanlarda yaşamalarına bağlı olarak önemli ölçüde farklı psikolojik belirtiler gösterirken, kızlar için bu çok belirgin değildi. Araştırmacılar bunun “erkek çocukların ruh sağlığının çevreye daha duyarlı olabileceği” anlamına geldiğini söyledi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Coğrafya kader mi? Çocukların büyüdükleri yer ruh sağlıklarını etkiliyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 06:42:35 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/cografya-kader-mi-cocuklarin-buyudukleri-yer-ruh-sagliklarini-etkiliyor-100025-20260424.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/cografya-kader-mi-cocuklarin-buyudukleri-yer-ruh-sagliklarini-etkiliyor-100025-20260424.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/cografya-kader-mi-cocuklarin-buyudukleri-yer-ruh-sagliklarini-etkiliyor-100025-20260424.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dr. Öz, Trump’ın ‘Diyet Kola’ sırrını ifşa etti!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-dr-oz-trumpin-diyet-kola-sirrini-ifsa-etti-139695.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-dr-oz-trumpin-diyet-kola-sirrini-ifsa-etti-139695.html</link>
                    <description><![CDATA[Trump’ın asitli içecek ve hızlı yemek (fast food) düşkünlüğü, artık sadece kişisel bir tercih değil, her meseleyi kendine has yöntemlerle çözme tarzının bir sembolü haline gelmiş durumda.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ABD Başkanı Donald Trump’ın asitli içeceklere, özellikle de diyet kolaya olan tutkusu dünya genelinde bilinse de, bu alışkanlığının arkasında yatan ilginç "sağlık teorisi" ilk kez gün yüzüne çıktı. Şu an Medicare ve Medicaid Hizmetleri Merkezi’nin (CMS) başında bulunan ünlü cerrah Dr. Mehmet Öz, Trump’ın diyet kolanın kanser hücrelerini yok ettiğine inandığını açıkladı.

Donald Trump Jr.’ın podcast programına konuk olan Dr. Öz, Trump’ın Beyaz Saray’daki çalışma masasına sadece diyet kola sipariş etmek için özel bir buton yerleştirdiğini hatırlatarak, bu tutkunun nedenini bizzat Başkan'ın mantığıyla aktardı.

Dr. Öz, Trump’ın kendisine, "Diyet kola benim için çok yararlı; çünkü onu otların üzerine döktüğünde onları kurutup öldürüyor. Dolayısıyla vücuda girdiğinde de kanser hücrelerini aynı şekilde öldürmesi gerekir" dediğini söyledi.

Dr. Öz, başkanlık uçağı Air Force One’da yaşadığı bir anıyı da izleyicilerle paylaştı.

Trump’ı turuncu renkli asitli bir içecek içerken gördüğünde şaşkınlığını gizleyemediğini belirten Öz, Trump’ın kendisine dönüp gülümseyerek, "Bunun benim için ne kadar iyi olduğunu biliyor musun? Kanser hücrelerini öldürüyor" dediğini ve esprili bir dille içeceğin "taze sıkılmış portakal suyu" olduğunu iddia ettiğini dile getirdi.

Trump’ın bu kişisel teorisi, tıp dünyasının genel geçer doğrularıyla taban tabana zıt bir tablo çiziyor.

Bilimsel araştırmalar, şekerli veya tatlandırıcılı asitli içeceklerin obezite, diyabet, yüksek tansiyon ve kalp hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını kanıtlamış durumda.

Uzmanlar, "diyet" olarak pazarlanan içeceklerin bile vücuttaki insülin dengesini bozarak kilo artışına neden olduğu konusunda hemfikir. İlk kez 1863 yılında bir "beyin toniği" olarak tanıtılan bu tür içeceklerin zamanla hafıza ve davranışlar üzerinde olumsuz etkileri olduğu da pek çok çalışma ile ortaya kondu.

Başkan Trump’ın bilimsel uyarılardan ziyade kendi tecrübe ve mantığına güvenen tavrı, kurduğu kabinenin yapısında da kendisini gösteriyor.

Aşı karşıtı sert görüşleriyle tanınan Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr. ve geçmişte kanıtlanmamış tıbbi tavsiyeler verdiği gerekçesiyle eleştirilen Dr. Mehmet Öz gibi isimlerin yönetimde yer alması, Washington’daki yeni sağlık vizyonunun bir yansıması olarak görülüyor.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Dr. Öz, Trump’ın ‘Diyet Kola’ sırrını ifşa etti! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 12:16:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/dr-ozden-trumpin-diyet-kola-sirrina-dair-ilginc-ifsa-kanser-hucrelerini-oldurur-152113-20260419.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/dr-ozden-trumpin-diyet-kola-sirrina-dair-ilginc-ifsa-kanser-hucrelerini-oldurur-152113-20260419.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/dr-ozden-trumpin-diyet-kola-sirrina-dair-ilginc-ifsa-kanser-hucrelerini-oldurur-152113-20260419.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[7 saatten az uyumanın yaşam süresini kısaltabileceği keşfedildi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-7-saatten-az-uyumanin-yasam-suresini-kisaltabilecegi-kesfedildi-139250.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-7-saatten-az-uyumanin-yasam-suresini-kisaltabilecegi-kesfedildi-139250.html</link>
                    <description><![CDATA[Yaşam süresini etkileyen yaşam tarzı faktörleri değerlendirildiğinde, uyku süresi açık ara öne çıktı. Uykunun yaşam beklentisiyle ilişkisi; beslenme, fiziksel aktivite ve sosyal izolasyondan daha güçlü bulundu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Tam ve kaliteli bir gece uykusu, uzun yaşam açısından düşünüldüğünden çok daha kritik olabilir.&nbsp;

Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi tarafından yürütülen yeni bir araştırma, düzenli olarak yetersiz uyuyan kişilerin yaşam süresinin daha kısa olduğunu ortaya koydu.

Araştırmacılar, ABD ulusal veri tabanını inceleyerek, ilçe bazında yaşam beklentisi verileri ile ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin (CDC) 2019-2025 yılları arasında topladığı ayrıntılı anket sonuçlarını karşılaştırdı.

Çalışmanın kıdemli yazarı, OHSU Hemşirelik Fakültesi, Tıp Fakültesi ve Oregon İş Sağlığı Bilimleri Enstitüsü’nde görev yapan Andrew McHill, sonuçların kendisini bile şaşırttığını söyledi:

“Yaşam beklentisiyle bu kadar güçlü bir ilişki olmasını beklemiyordum. Uykunun önemli olduğunu her zaman biliyorduk ama bu araştırma şunu çok net gösteriyor: Mümkünse insanların gerçekten gecede 7 ila 9 saat uyumayı hedeflemesi gerekiyor.”

Uyku, beslenme ve egzersizi bile geride bıraktı.

Bilim insanları, yeterli uykunun genel sağlık için önemli olduğunu uzun süredir kabul ediyor. Ancak bu çalışmada, yetersiz uykunun yaşam süresi üzerindeki etkisinin, diyet ve egzersiz gibi klasik sağlık göstergelerinden bile daha baskın olduğu görüldü.

McHill, bu durumu şu sözlerle anlattı: “Mantıklı ve sezgisel açıdan anlamlı ama yine de tüm modellerde bu kadar güçlü bir şekilde ortaya çıkması çarpıcıydı. Bir uyku fizyoloğu olarak uykunun faydalarını biliyorum, ancak uyku yeterliliği ile yaşam beklentisi arasındaki bağın gücü beni bile şaşırttı.”

Yeni araştırmada, yaşam süresi konusunda uykudan daha etkili olan tek faktörün sigara olduğu tespit edildi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[7 saatten az uyumanın yaşam süresini kısaltabileceği keşfedildi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 06:33:43 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/7-saatten-az-uyumanin-yasam-suresini-kisaltabilecegi-kesfedildi-094035-20260413.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/7-saatten-az-uyumanin-yasam-suresini-kisaltabilecegi-kesfedildi-094035-20260413.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/7-saatten-az-uyumanin-yasam-suresini-kisaltabilecegi-kesfedildi-094035-20260413.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İlber Ortaylı'nın adı Ankara'da yaşatılacak]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-ilber-ortaylinin-adi-ankarada-yasatilacak-138970.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-ilber-ortaylinin-adi-ankarada-yasatilacak-138970.html</link>
                    <description><![CDATA[İlber Ortaylı'nın adı Ankara'da yaşatılacak]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ankara'nın Çankaya ilçesindeki 84. Cadde'nin adı Prof. Dr. İlber Ortaylı Caddesi olarak değiştirildi.

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB)&nbsp;Meclisinin nisan ayı birinci birleşimi gerçekleştirildi.

Belediye Meclis Konferans Salonu'ndaki toplantı, Meclis Birinci Başkanvekili Ertan Işık başkanlığında yapıldı.

Işık, önceki toplantının tutanak özetini oylatarak başlattığı oturumda, gündem maddelerini okudu.

Oturumda, geçen ay tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren&nbsp;tarihçi ve yazar İlber Ortaylı'nın adının, Çankaya ilçesi Yücetepe Mahallesi'ndeki 84. Cadde'ye verilmesine ilişkin AK Parti, MHP ve CHP'li meclis üyelerinin ortak önergesi ele alındı.

Caddenin adının "Prof. Dr. İlber Ortaylı Caddesi" olarak değiştirilmesine dair önerge, oturuma katılan 110 üyenin oybirliğiyle kabul edildi.

Ayrıca, Yenimahalle ilçesi Emniyet Mahallesi sınırları içinde yer alan Çarşıyolu Caddesi'nin adının "Ankaragücü Caddesi" olarak değiştirilmesine yönelik önerge de görüşülerek&nbsp;oybirliğiyle kabul edildi.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[İlber Ortaylı'nın adı Ankara'da yaşatılacak - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 08:34:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/ilber-ortaylinin-adi-ankarada-yasatilacak-113537-20260409.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/ilber-ortaylinin-adi-ankarada-yasatilacak-113537-20260409.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/ilber-ortaylinin-adi-ankarada-yasatilacak-113537-20260409.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[“KAYIP İLANI” Zergün Utku ALTINTAŞ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-kayip-ilani-zergun-utku-altintas-138859.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-kayip-ilani-zergun-utku-altintas-138859.html</link>
                    <description><![CDATA[“KAYIP İLANI” Zergün Utku ALTINTAŞ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sahibi olduğum 2006 Model&nbsp; Opel -New Safari Marka,06 BVR 905 Plaja Nolu Otomobilimin Ruhsat Belgesi Kaybolmuştur. Geçersizdir.Duyurulur.

Zergün Utku Altıntaş “
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[“KAYIP İLANI” Zergün Utku ALTINTAŞ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 19:23:30 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İstanbul'da sokak köpekleri kararı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-istanbulda-sokak-kopekleri-karari-138685.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-istanbulda-sokak-kopekleri-karari-138685.html</link>
                    <description><![CDATA[İstanbul'da sokak köpekleri kararı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İstanbul Valiliği, sokak hayvanlarına yönelik uygulamalar kapsamında belediyelere yeni bir yazı gönderdi. Valilik, sahipsiz köpeklerin toplanarak bakımevlerine götürülmesi için mayıs ayı sonuna kadar süre tanındığını duyurdu.

Görevlerini yerine getirmeyen belediyeler hakkında yasal işlem başlatılabileceği belirtildi.

İstanbul Valiliği tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve 39 ilçe belediyesine gönderilen yazıda, sahipsiz köpeklerin toplanarak ilgili bakımevlerine sevk edilmesi gerektiği bildirildi.

Valilik tarafından iletilen talimatta, mevcut mevzuat kapsamında sahipsiz hayvanların en kısa sürede toplanmasının yerel yönetimlerin sorumluluğunda olduğu vurgulandı.

Gönderilen yazıda, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümlerine dikkat çekildi. Bu düzenlemelere göre, sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların belediyeler tarafından alınarak yetkili bakımevlerine götürülmesi zorunluluğu var.

Valilik yazısında, bazı bölgelerde sürü halinde dolaşan köpeklerin vatandaşların can ve mal güvenliği açısından risk oluşturduğuna işaret edildi.

Öte yandan, İstanbul Valiliği'nin bu emrinin 4 Nisan Sokak Hayvanları Günü'nde öğrenilmesi sosyal medyada tepkilere neden oldu.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[İstanbul'da sokak köpekleri kararı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 11:34:08 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/istanbulda-sokak-kopekleri-karari-143520-20260405.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/istanbulda-sokak-kopekleri-karari-143520-20260405.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/istanbulda-sokak-kopekleri-karari-143520-20260405.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yazarımız Ali Yılmaz’ın kitabının imza günü]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-yazarimiz-ali-yilmazin-kitabinin-imza-gunu-138506.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-yazarimiz-ali-yilmazin-kitabinin-imza-gunu-138506.html</link>
                    <description><![CDATA[Yazarımız Ali Yılmaz’ın kitabının imza günü]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sevgili Yazarımız Ali Yılmaz’ın “Yarım Kalan Ninnim” kitabının imza günü müzikli bir ortamda 7 Nisan 2026 saat 19.00 da Konur 2 Sk. 26/4 adresindeki Bahar Cafe’de düzenlenecektir.

Okurlarımızın gelmelerini tavsiye ederiz.

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Yazarımız Ali Yılmaz’ın kitabının imza günü - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:41:52 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yazarimiz-ali-yilmazin-kitabinin-imza-gunu-104322-20260403.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yazarimiz-ali-yilmazin-kitabinin-imza-gunu-104322-20260403.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yazarimiz-ali-yilmazin-kitabinin-imza-gunu-104322-20260403.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Demans riskini azaltan aktivite!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-demans-riskini-azaltan-aktivite-138399.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-demans-riskini-azaltan-aktivite-138399.html</link>
                    <description><![CDATA[Japon araştırmacılar haftada en az bir kez evde yemek yapmanın yaşlılarda demans riskini yüzde 30'a kadar, mutfakta yeni olanlardaysa yüzde 70'e kadar azaltabileceğini açıkladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 65 yaş ve üstü yaklaşık 11 bin erkek ve kadını kapsayan 6 yıllık bir&nbsp;araştırma, daha sık yemek pişiren kişilerin bu yıkıcı nörodejeneratif hastalık riskinde azalma gördüğünü ortaya koydu. Katılımcıların yaklaşık yarısı haftada 5 kez kadar yemek yapıyordu.

Araştırmacılar yaptıkları açıklamada, "İnsanlar daha sık yemek pişirdikçe demans riski azaldı ve özellikle yemek yapma becerisi düşük, yani mutfak deneyimi az kişilerde yemek pişirmenin faydaları bilhassa öne çıktı" diyor.

Bulgular gözleme dayansa da&nbsp;Alzheimer&nbsp;hastalığı ve diğer&nbsp;demans&nbsp;türlerinin ilerlemesini yavaşlatabilecek uygulamalar üzerine yapılan güncel araştırmalarla örtüşüyor.

Yemek yapmak hem iyi bir fiziksel aktivite biçimi hem de beynin uyarılmasına yardımcı oluyor.

Araştırma, cinsiyete bağlı farklılıklar da tespit etti.

Alzheimer'a yakalanma olasılığı erkeklerden neredeyse iki kat daha yüksek olan kadınlarda, haftada bir kez sıfırdan yemek pişirildiğinde demans riski erkeklere göre yüzde 3 daha düşüktü.

Araştırmacılar ayrıca daha iyi yemek pişirenlerin acemilere kıyasla demans riskinin daha düşük olduğunu ancak "yemek pişirme sıklığının demans riskini daha fazla azaltmadığını" belirtiyor.

Kadınlar ve daha deneyimli aşçılar, erkeklere ve deneyimsiz aşçılara göre evde daha fazla yemek pişirme eğilimindeydi.

Araştırmacılar, "İnsanların yaşlandıklarında yemek pişirebilecekleri bir ortam yaratmak, demansın önlenmesi açısından önemli olabilir" ifadelerini kullanıyor.

Araştırmacılar, bilişsel sağlığı 2022'ye kadar takip eden Japonya Gerontoloji Değerlendirme Çalışması'nda yer alan anketlerden elde edilen verileri kullanarak katılımcıların yemek pişirme alışkanlıklarını ve becerilerini inceledi.

Yemek pişirmek, malzemeleri düzenlemeyi, bir tarifi takip etmeyi, doğaçlama yapmayı, karıştırmayı, doğramayı, dilimlemeyi ve duyuları&nbsp;kullanmayı gerektiriyor.

Aynı zamanda sosyal bir aktivite de olması, beynin aktif kalmasına ve Alzheimer'ın başlangıcının gecikmesine fayda sağlıyor.

Avustralya'daki Alzheimer örgütü Forward with Dementia'ya göre, yemek yapmak ruh sağlığını ve özgüveni de iyileştirebilir.

North Carolina Üniversitesi Greensboro kampüsünde terapötik geriatrik bakım alanında hemşire ve eski eğitmen olan Suzanne Fitzsimmons, Brain&amp;Life'a "Yemek pişirmenin yaşlı yetişkinler için büyük anlamı var" diyor.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Demans riskini azaltan aktivite! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 08:42:36 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/demans-riskini-azaltan-aktivite-115059-20260402.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/demans-riskini-azaltan-aktivite-115059-20260402.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/demans-riskini-azaltan-aktivite-115059-20260402.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bodrum'da 7’inci Acı Ot Festivali]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-bodrumda-7inci-aci-ot-festivali-137990.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-bodrumda-7inci-aci-ot-festivali-137990.html</link>
                    <description><![CDATA[Bodrum'da 7’inci Acı Ot Festivali]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Muğla’nın Bodrum ilçesinde bu yıl 7’ncisi düzenlenen Acı Ot Festivali başladı.

Muğla Valiliği, Büyükşehir Belediyesi, Bodrum Kaymakamlığı, Bodrum Belediyesi ve Bodrum Ticaret Odası’nın destekleriyle Ortakent Yahşi Yalılarını Güzelleştirme ve Mavi Bayrak Derneği (OYDER) tarafından organize edilen festival, Ortakent Köyiçi’nde kapılarını açtı.

Festivalde 325 stant yer alırken, Bodrum’a özgü acı ot, baldıran, deli kenker, turpotu, tilkişen ve ada marulu gibi otlar ön plana çıktı.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Bodrum'da 7’inci Acı Ot Festivali - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 18:32:42 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/bodrumda-7inci-aci-ot-festivali-213357-20260328.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/bodrumda-7inci-aci-ot-festivali-213357-20260328.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/bodrumda-7inci-aci-ot-festivali-213357-20260328.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Apple’dan akıllı telefonları az kullanın çağrısı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-appledan-akilli-telefonlari-az-kullanin-cagrisi-137723.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-appledan-akilli-telefonlari-az-kullanin-cagrisi-137723.html</link>
                    <description><![CDATA[Apple’dan akıllı telefonları az kullanın çağrısı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Apple CEO'su Tim Cook, insanların akıllı telefonlarına bakmak yerine dışarıda daha çok vakit geçirmesini istedi.&nbsp;

Hayatımız üzerindeki teknolojinin olumsuz etkilerine dair her gün yeni bir araştırma yayımlanıyor; cihazlarımıza ne kadar iç karartıcı ölçüde bağımlı hale geldiğimizi her gün hatırlatan örneklerle çevriliyiz.

Akıllı telefonlar yalnızca strese yol açmıyor; aşırı ekran süresinin, yalnızlık, depresyon,&nbsp;anksiyete, uykusuzluk&nbsp;ve öğrenme ile hafıza üzerindeki daha birçok olumsuz etkiye doğrudan katkıda bulunduğu kanıtlandı.

Ekran süresinin çocuklar ve ergenler için taşıdığı tehlikeler giderek daha fazla kabul görüyor ve AB ülkelerinden giderek artan bir kısmı, örneğin okullarda&nbsp;akıllı telefon yasakları&nbsp;uygulamaya başlıyor. Bunun da haklı sebepleri var; zira başka araştırmalar, akıllı telefonların düşük özsaygı, saldırganlık ve&nbsp;hatta çocuklarda intihar düşüncelerine&nbsp;yol açtığını ortaya koydu.

Ancak, son “içgörü” çıkışı, ekranda kaydırmaya ara verilmesini savunan Apple CEO’su Tim Cook’tan geldi. 65 yaşındaki yönetici, ekranın dışındaki dünyayla ilişki kurmanın öneminden söz etti.

Şirketinin akıllı telefonları için Cook şöyle konuştu: “İnsanların onları çok fazla kullanmasını istemiyorum. İnsanların, birinin gözlerinin içine bakmaktan daha çok akıllı telefona bakmasını istemiyorum. Gününüzü böyle geçirmek isteyeceğiniz bir şey değil bu. Dışarı çıkın ve vaktinizi doğada geçirin.”

Erken nörodejenerasyondan kaçınmak istiyorsanız kulağa gayet mantıklı bir tavsiye gibi geliyor; ama size kaydırmayı bırakmanızı söyleyen kişi bizzat o bitmek bilmeyen felaket kaydırmasının cihazını üreten şirket olunca, espriler kendiliğinden yazılıyor. Biraz, size uyuşturucuya bulaşmamanızı öğütleyen bir uyuşturucu satıcısını andırıyor...

Bu ayın başlarında yayımlanan röportaj internette giderek daha fazla ilgi görmeye başladı ve bir kez daha, cehennemî bir kısır döngünün içinde sıkışıp kaldığımız gerçeğini gözler önüne serdi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Apple’dan akıllı telefonları az kullanın çağrısı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 09:59:23 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/appledan-akilli-telefonlari-az-kullanin-cagrisi-130049-20260326.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/appledan-akilli-telefonlari-az-kullanin-cagrisi-130049-20260326.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/appledan-akilli-telefonlari-az-kullanin-cagrisi-130049-20260326.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Siyah Şapkalı Hacker yakalandı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-siyah-sapkali-hacker-yakalandi-137716.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-siyah-sapkali-hacker-yakalandi-137716.html</link>
                    <description><![CDATA[Siyah Şapkalı Hacker yakalandı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İstanbul'da 'black hat hacker' olarak bilinen bir kişinin elebaşılığını yaptığı örgüte operasyon düzenlendi.

Sosyal medya&nbsp;kanalları üzerinden yaklaşık&nbsp;20 milyon&nbsp;kişinin&nbsp;kişisel bilgilerini&nbsp;ele geçiren bunları kopyalayarak ücret karşılığında satan&nbsp;'Black hat hacker' (Siyah şapkalı adam)&nbsp;olarak bilinen G.C.G.'nin elebaşılığını yaptığı&nbsp;örgüt&nbsp;çökertildi. Çete lideri ve altı kişi yakalandı. Çetenin bankalardaki&nbsp;'uyuyan hesapları' ele geçirdikleri,&nbsp;banka ve kart bilgilerini kopyaladıkları&nbsp;ortaya çıkarken, şüphelilerin, bir sigorta şirketinin veri tabanına girerek farklı kişilere ait 5&nbsp;bin 500 kaza poliçesini&nbsp;ele geçirip depoladıkları anlaşıldı.

Soruşturma kapsamında, örgütün yurt dışındaki bankalarda bulunan "uyuyan hesap" olarak tabir edilen hesaplardaki paraları bilişim hırsızlığı yaparak kendi kontrolündeki hesaplara aktardıkları, yurt dışında bulunan kişilere ait ele geçirilen banka ve kart bilgileri kullanılarak kart kopyalama işlemi yaptıkları anlaşıldı.

Örgütün, Facebook isimli sosyal medya uygulamasının veri tabanına girip yaklaşık 19 milyon 800 bin kişiye ait kişisel verileri ele geçirerek depoladığı tespit edilirken, yine 10 bin 768 kişiye ait Instagram ve Facebook gibi sosyal medya hesapları ile e-posta adreslerine ait kullanıcı adı ve şifrelerini de tespit eden örgüt üyelerinin bunları da depoladığı belirlendi.

Soruşturmada, yasa dışı olarak televizyon ve şifreli yayınların bulunduğu bir platform kurulması hususunda&nbsp;zoom üzerinden video konferansla birlikte çalışan&nbsp;şüphelilerin yerli ve yabancı birçok kişinin güvenlik kontrolü amaçlı elinde kimlikleriyle çekilmiş birçok fotoğrafını da depolayıp bunları Telegram üzerinden sattıkları belirlendi.

Şüphelilerin söz konusu eylemleri gerçekleştirebilmek için birçok casus yazılım ve program bulundurdukları, bu eylemleri gerçekleştirme usullerine ilişkin&nbsp;uygulamalı eğitim videoları çektikleri&nbsp;de tespit edildi.

Soruşturma kapsamında tespit edilen 7 şüpheli hakkında verilen gözaltı kararının ardından düzenlenen operasyonda kendilerini hacker olarak tanımlayan ve aralarında kendisini siyah şapkalı hacker olarak nitelendiren G.C.G'nin de bulunduğu 7 şüpheli yakalandı. Şüphelilerin ikametlerinde yapılan aramada ele geçirilen birçok dijital materyale de el konuldu.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Siyah Şapkalı Hacker yakalandı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 09:29:05 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/siyah-sapkali-hacker-yakalandi-123052-20260326.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/siyah-sapkali-hacker-yakalandi-123052-20260326.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/siyah-sapkali-hacker-yakalandi-123052-20260326.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Apple kullanıcıları alarmda: Yeni casus]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-apple-kullanicilari-alarmda-yeni-casus-137319.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-apple-kullanicilari-alarmda-yeni-casus-137319.html</link>
                    <description><![CDATA[Apple kullanıcıları alarmda: Yeni casus]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Apple, iPhone’ları hedef alan yeni siber saldırı aracı DarkSword hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Şirket, söz konusu casus yazılımın kullandığı açıkların büyük ölçüde kapatıldığını ve kullanıcıların güncel yazılım kullanmaları halinde güvende kalacağını duyurdu.

Apple’a göre DarkSword’un yararlandığı iOS açıkları geçen yıl yapılan güncellemelerle giderildi. Ayrıca 11 Mart’ta, daha yeni iOS sürümlerine geçemeyen eski cihazlar için iOS 15 ve iOS 16’ya yönelik acil bir güvenlik güncellemesi yayımlandı.

Şirket, iOS 15 ile iOS 26 arasında çalışan tüm cihazların bu tehdide karşı korunduğunu belirtti. Ancak iOS 13 ve iOS 14 kullanan cihazların iOS 15’e yükseltilmesi gerekiyor. Apple, bu kullanıcıların kısa süre içinde “kritik güvenlik güncellemesi” uyarısı alacağını açıkladı.

DarkSword’u tehlikeli kılan en önemli özelliklerden biri, kullanıcının herhangi bir dosya indirmesine gerek kalmadan bulaşabilmesi. Uzmanlara göre saldırı, yalnızca ele geçirilmiş bir web sitesinin ziyaret edilmesiyle gerçekleşebiliyor.

Saldırı aracıyla ilgili detaylı analizler Google ile siber güvenlik firmaları Lookout ve iVerify tarafından paylaşıldı. Araç, Rusya bağlantılı olduğu belirtilen bazı hacker grupları tarafından kullanılıyor.

Apple, isteğe bağlı 'Lockdown Mode' özelliğinin etkin olduğu cihazlarda bu tür saldırıların çalışmadığının doğrulandığını açıkladı. Ayrıca yeni nesil cihazlarda yer alan bellek bütünlüğü koruma (Memory Integrity Enforcement) gibi özellikler de ek güvenlik sağlıyor.

Şirketin tarayıcısı Safari içinde yer alan güvenli gezinme sistemi, Google tarafından tespit edilen zararlı bağlantıları otomatik olarak engelliyor.

Apple, kullanıcıların şu önlemleri almasını öneriyor:


	İki faktörlü kimlik doğrulama kullanmak
	Bilinmeyen link ve eklere tıklamamak
	Cihaz yazılımını her zaman güncel tutmak


Şirket ayrıca, bu tür web tabanlı saldırılara karşı alınan önlemlerle ilgili detaylı bilgileri resmi sitesinde yayımladı.

Bu türden casus yazılımlardan korunmanın bazı yöntemleri var:

Güncellemeleri ihmal etmeyin:&nbsp;Apple tarafından yayınlanan en son güvenlik yamalarını ve iOS güncellemelerini vakit kaybetmeden yükleyin.

Şüpheli bağlantılara tıklamayın:&nbsp;Tanımadığınız kişilerden gelen mesajlardaki veya e-postalardaki linklere tıklamaktan kaçının.

Cihazı yeniden başlatın:&nbsp;DarkSword gibi bellekte çalışan yazılımları temizlemek için cihazı düzenli olarak kapatıp açmak basit ama etkili bir önlem.

Güvenlik kontrolü:&nbsp;Verilerinizin sızdırılıp sızdırılmadığını 'Have I Been Pwned' gibi güvenilir platformlardan kontrol edebilirsiniz

&nbsp;

Euronews’den derleme
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Apple kullanıcıları alarmda: Yeni casus - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 22 Mar 2026 08:42:04 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/apple-kullanicilari-alarmda-yeni-casus-114328-20260322.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/apple-kullanicilari-alarmda-yeni-casus-114328-20260322.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/apple-kullanicilari-alarmda-yeni-casus-114328-20260322.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[21 Mart: Ekinoksun Bilimsel Dengesi ve Nevruz’un Binlerce Yıllık Yolculuğu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-21-mart-ekinoksun-bilimsel-dengesi-ve-nevruzun-binlerce-yillik-yolculugu-137224.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-21-mart-ekinoksun-bilimsel-dengesi-ve-nevruzun-binlerce-yillik-yolculugu-137224.html</link>
                    <description><![CDATA[21 Mart: Ekinoksun Bilimsel Dengesi ve Nevruz’un Binlerce Yıllık Yolculuğu]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 21 Mart, yalnızca takvimde bir tarih değil hem gökyüzünde hem de insanlık tarihinde derin anlamlar taşıyan bir dönüm noktası. Bu özel gün, bir yandan gece ve gündüzün eşitlendiği ekinoks ile doğanın dengesini simgelerken, diğer yandan Nevruz Bayramı ile kültürlerin ortak hafızasında “yeniden doğuş”un adı olarak yer alıyor.

Ekinoksun Bilimsel Derinliği: Kozmik Denge Anı

Ekinoks, Dünya’nın Güneş etrafındaki yıllık hareketi sırasında yılda iki kez meydana gelir: 21 Mart ve 23 Eylül. 21 Mart’taki olay, ilkbahar ekinoksu olarak adlandırılır.

Bu olayın temelinde iki önemli astronomik gerçek bulunur:

Dünya’nın ekseni yaklaşık 23,5 derece eğiktir

Dünya, Güneş etrafında eliptik bir yörüngede döner

21 Mart’ta Dünya’nın ekseni, Güneş’e ne dönük ne de ters konumdadır. Bu nedenle:

Güneş ışınları Ekvator’a tam dik açıyla düşer

Dünya’nın her yerinde gece ve gündüz yaklaşık 12 saat sürer

Kutup noktalarında 6 aylık gündüz/gece döngüsü değişmeye başlar

Bilim insanlarına göre bu tarih, sadece sürelerin eşitlendiği bir an değil; aynı zamanda enerji dağılımının dengelendiği bir geçiş noktasıdır. Kuzey Yarım Küre’de güneşlenme süresi artarken, bitkilerde fotosentez hızlanır, ekosistemler yeniden canlanır.

Bu yüzden ekinoks, tarih boyunca yalnızca bir astronomi olayı değil, aynı zamanda tarım toplumları için bir takvim referansı olmuştur.

Nevruz’un Tarihsel Kökleri: Mitolojiden Devlet Geleneklerine

Nevruz’un kökeni, yazılı tarihten çok daha eskiye uzanır. Araştırmalar, bu bayramın izlerini Antik Pers uygarlığına ve özellikle Ahameniş İmparatorluğu dönemine kadar götürür.

Nevruz, bu dönemde yeni yılın başlangıcı olarak kabul edilirdi

Saray törenleri düzenlenir, halk ile yönetim arasında sembolik bir bağ kurulurdu

Daha sonra Nevruz:

Sasani İmparatorluğu döneminde resmi bayram haline geldi

Orta Asya Türk toplulukları arasında doğa temelli bir bahar bayramı olarak benimsendi

İslamiyet sonrasında da kültürel bir gelenek olarak varlığını sürdürdü

Türk kültüründe Nevruz, özellikle Ergenekon Destanı ile özdeşleşmiştir. Bu anlatıya göre Türkler, demir dağları eriterek özgürlüğe kavuşmuş ve bu çıkış günü Nevruz olarak kabul edilmiştir. Bu yönüyle Nevruz, sadece baharın gelişi değil; özgürlük, diriliş ve yeniden var olma anlamı taşır.

Ritüellerin Anlamı: Semboller ve Kolektif Hafıza

Nevruz’da yapılan gelenekler, yüzeyde basit görünse de derin semboller içerir:

Ateşten atlama: Eski Türk ve İran inançlarında ateş, arınmanın sembolüdür

Yeşil filizler (semeni): Doğanın yeniden doğuşunu temsil eder

Su ritüelleri: Hayatın sürekliliğini ve temizlenmeyi simgeler

Toplu kutlamalar: Toplumsal dayanışmayı güçlendirir

Antropologlara göre bu ritüeller, insanlığın doğa ile kurduğu ilişkinin en eski ve en somut yansımalarından biridir.

Modern Dünyada Nevruz: Kültürel Miras ve Diplomasi

Nevruz, günümüzde sadece geleneksel bir bayram değil; aynı zamanda uluslararası bir kültürel değer haline gelmiştir.

2009’da UNESCO tarafından Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne alındı

2010’da Birleşmiş Milletler tarafından Uluslararası Nevruz Günü ilan edildi

Bugün Nevruz;

Türkiye, İran, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan gibi birçok ülkede kutlanıyor

Yaklaşık 300 milyon insanı kapsayan geniş bir coğrafyada yaşatılıyor

Bu yönüyle Nevruz, farklı kültürleri bir araya getiren bir “ortak kimlik ve barış günü” olarak da değerlendiriliyor.

&nbsp;Bilim ve Kültürün Kesiştiği Gün

21 Mart’ın en dikkat çekici yönü, bilimsel ve kültürel anlamların aynı noktada birleşmesidir:

Ekinoks → Doğanın fiziksel dengesi

Nevruz → İnsanlığın kültürel ve ruhsal yenilenmesi

Bu çakışma tesadüf değil; aksine insanlığın doğayı gözlemleyerek oluşturduğu anlam dünyasının bir sonucudur.

&nbsp;Gökyüzünden Kültüre Uzanan Bir Başlangıç

21 Mart, yalnızca bir mevsim değişimi değil; aynı zamanda insanlığın doğayla uyum içinde kurduğu yaşam biçiminin bir yansımasıdır. Ekinoksun getirdiği kozmik denge, Nevruz’un taşıdığı tarihsel ve kültürel süreklilik ile birleşerek bugünü eşsiz kılar.

Her yıl aynı tarihte tekrarlanan bu döngü hem doğanın hem de insanın kendini yenileme ihtiyacını hatırlatır:

Her son, aslında yeni bir başlangıcın habercisidir.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[21 Mart: Ekinoksun Bilimsel Dengesi ve Nevruz’un Binlerce Yıllık Yolculuğu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 20 Mar 2026 20:23:09 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/21-mart-ekinoksun-bilimsel-dengesi-ve-nevruzun-binlerce-yillik-yolculugu-232433-20260320.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/21-mart-ekinoksun-bilimsel-dengesi-ve-nevruzun-binlerce-yillik-yolculugu-232433-20260320.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/21-mart-ekinoksun-bilimsel-dengesi-ve-nevruzun-binlerce-yillik-yolculugu-232433-20260320.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İkinci Bahar dizisinin yıldızları buluştu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-ikinci-bahar-dizisinin-yildizlari-bulustu-136683.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-ikinci-bahar-dizisinin-yildizlari-bulustu-136683.html</link>
                    <description><![CDATA[İkinci Bahar dizisinin yıldızları buluştu]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türk televizyon tarihinin unutulmaz dizilerinden “İkinci Bahar”ın oyuncuları ve yakın dostları, yıllar sonra bir araya geldi.

Bir döneme damga vuran ve izleyicilerin hafızasında özel bir yer edinen “İkinci Bahar” dizisinin yıldız isimleri, yıllar sonra sıcak bir ev buluşmasında bir araya geldi. 1998–2001 yılları arasında ekrana gelen ve televizyon tarihinin en iddialı yapımlarından biri olarak anılan dizinin oyuncuları, bu kez set dışında eski günleri yad etti.

Dizide rol alan&nbsp;Türkan Şoray, Şener Şen ve Devin Özgür Çınar, dizinin senaristlerinden Nilgün Öneş’in evinde buluştu.

Davete Türk sanat müziğinin usta isimlerinden&nbsp;Emel Sayın, oyuncu Deniz Türkali ve yönetmen Yavuz Turgul&nbsp;da katıldı.

Ev sahibi Öneş, sosyal medya hesabında konuklarıyla çekilen fotoğrafı&nbsp;“Şahane misafirlerimiz ve biz”&nbsp;notuyla paylaştı. Kısa sürede büyük ilgi gören paylaşım, sosyal medyada beğeni ve yorum yağmuruna tutuldu.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[İkinci Bahar dizisinin yıldızları buluştu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 07:47:54 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/ikinci-bahar-dizisinin-yildizlari-bulustu-104907-20260315.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/ikinci-bahar-dizisinin-yildizlari-bulustu-104907-20260315.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/ikinci-bahar-dizisinin-yildizlari-bulustu-104907-20260315.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İlaç fiyatlarına zam]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-ilac-fiyatlarina-zam-136444.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-ilac-fiyatlarina-zam-136444.html</link>
                    <description><![CDATA[İlaç fiyatlarına zam]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İlaç fiyatlarının belirlenmesinde kullanılan Euro kurunun güncellenmesiyle birlikte ilaç fiyatlarına da zam gelecek.

İlaç fiyatlarında baz alınan&nbsp;Euro kuru&nbsp;güncellendi. İki aşamalı olarak uygulanacak güncellemeyle birlikte kur toplamda&nbsp;yüzde 14.92&nbsp;yükselerek&nbsp;29.11 TL&nbsp;olarak hesaplanacak.

Bugün tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan düzenleme ile ilaç fiyatlarının satışında referans alınan euro kuru artırıldı. Yayımlanan karara göre, ilaç fiyatlarının hesaplanmasında baz alınan ve mevcut durumda 25,3346 TL olan Euro kuru, iki farklı tarihte artırılacak.

13 Mart cuma saat 00.00 itibarıyla Euro kuru yüzde 6,5’lik bir artışla 26,8767 TL seviyesine çekilecek. 1 Nisan 2026 Çarşamba günü saat 00.00’dan itibaren ise kur yüzde 8,33 oranında bir kez daha artırılarak 29,1164 TL olarak uygulanacak. Toplam zam oranı yüzde 14.9 olacak.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[İlaç fiyatlarına zam - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 09:02:43 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/ilac-fiyatlarina-zam-120355-20260312.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/ilac-fiyatlarina-zam-120355-20260312.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/ilac-fiyatlarina-zam-120355-20260312.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dünyada en fazla pizzacı New York’ta]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-dunyada-en-fazla-pizzaci-new-yorkta-136424.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-dunyada-en-fazla-pizzaci-new-yorkta-136424.html</link>
                    <description><![CDATA[Dünyada en fazla pizzacı New York’ta]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Pizza, İtalya'nın simgesi olmasına rağmen dünya çapında büyük bir favori haline geldi. Yeni bir araştırma ise en fazla pizzacının İtalya'nın başkenti Roma'da değil, New York'ta olduğunu ortaya koydu.

Yine de İtalya'nın başkenti, Avrupa'nın en iyi pizzaları konusunda liderliğini korurken, diğer büyük şehirler de onu yakından takip ediyor.

İşte Avrupa ve ötesinde en iyi pizzayı bulabileceğiniz yerler.

Son altı yılda küresel 50 En İyi Pizza listesine en çok giren Avrupa şehirleri belirlendi. Buna göre yemekte Londra'nın Paris'i geçmesi nadir olarak gerçekleşiyor ancak İngiltere’nin başkenti, Paris’in 14 pizzacısına karşı 16 pizzacıyla öne çıktı.

2024 listesinde beşinci sırada yer alan Chiswick'teki Napoli on the Road, Avrupa'nın İtalya dışındaki en iyi pizzacısı olarak gösterildi. İtalya’da ise Napoli’deki Diego Vitagliano Pizzeria, dünyanın en iyi ikinci, Avrupa’nın ise en iyi pizzacısı olarak seçildi.

İtalyan sıralamasına göre, Madrid ve Kopenhag son altı yılda altı pizzacıyla üçüncü sırayı paylaşıyor. Madrid’deki Revelry, şu anda listede 26. sırada bulunuyor. Brüksel ve Moskova ise beşer pizzacıyla Avrupa'nın en iyileri arasında yer alıyor.

Çalışma, hangi şehrin pizzaya olan tutkusunun en derin olduğunu belirlemek için son beş yıldaki pizza ile ilgili çevrimiçi aramaları da analiz etti.

Dünyadaki tüm şehirler arasında Philadelphia, 'en iyi yerel pizza' ve 'pizza tarifleri' gibi en fazla Google aramasını kaydeden şehir oldu. Onu Napoli ve Torino izledi.

Philadelphia’daki büyük İtalyan topluluğu, şehrin zirvede kalmasında önemli rol oynadı.

Bu yılın başında açıklanan Top 50 listesine göre, dünyanın en iyi pizzası New York’ta sunuluyor ve böylece ilk kez İtalya dışındaki bir pizzacı birinci sırada yer alıyor.

Şaşırtıcı bir şekilde Tokyo, seçkin pizzacılar konusunda Napoli ve Roma ile eşit seviyeye ulaşıp Milano, Floransa ve Chicago gibi şehirleri geride bıraktı.

Peki, bu başarının sırrı ne?

Philadelphia’nın aksine, Tokyo’nun büyük bir İtalyan göçmen nüfusu veya uzun bir pizza geleneği yok. Bu başarı, Japonların zanaat mükemmelleştirme tutkusu ve İtalyan mutfağına olan ilgileri sayesinde ortaya çıktı.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Dünyada en fazla pizzacı New York’ta - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 08:25:05 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/dunyada-en-fazla-pizzaci-new-yorkta-112617-20260312.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/dunyada-en-fazla-pizzaci-new-yorkta-112617-20260312.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/dunyada-en-fazla-pizzaci-new-yorkta-112617-20260312.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yemek siparişinde yeni dönem]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-yemek-siparisinde-yeni-donem-136232.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-yemek-siparisinde-yeni-donem-136232.html</link>
                    <description><![CDATA[Yemek siparişinde yeni dönem]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ticaret Bakanlığı,&nbsp;yemek siparişi platformlarında fiyatları şişiren ve şikâyetlere neden olan&nbsp;komisyon oranlarıyla ilgili yeni kararını devreye alıyor. Yeni düzenlemeyle birlikte, internetten verilen&nbsp;yemek siparişinde&nbsp;“gizli ücret”&nbsp;uygulaması sona erecek.

Buna göre&nbsp;online yemek siparişi platformları, restoranlardan kestikleri&nbsp;komisyon,&nbsp;kurye ücreti,&nbsp;reklam&nbsp;ve&nbsp;görünürlük bedeli&nbsp;gibi tüm kalemleri ayrıntılı şekilde&nbsp;satıcı panelinde&nbsp;gösterecek. Mlliyet'in haberine göre,&nbsp;tüketiciler&nbsp;de sipariş ekranında, ödedikleri bedelde satıcının hangi giderlerinin olduğunu takip edebilecek.

Yemek siparişi&nbsp;verilen elektronik platformlar yaygınlaşırken, aracı platformların restoranlardan&nbsp;komisyon bedeli,&nbsp;reklam bedeli,&nbsp;kampanya katılım bedeli,&nbsp;kurye hizmet bedeli&nbsp;ve benzeri ücretler kestiği belirtildi.

Ticaret Bakanlığı’na ulaşan şikâyetlerde, yüksek komisyon oranlarının yanı sıra&nbsp;değişken ve karmaşık ücretlendirme&nbsp;ile tahsil edilen bedellere ilişkin&nbsp;açık bilgilendirme yapılmaması&nbsp;öne çıktı. Bunun üzerine Bakanlık,&nbsp;Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun&nbsp;kapsamında kendisine verilen düzenleyici yetkiyi kullanarak yeni bir karar aldı.

Yeni karara göre,&nbsp;online yemek siparişi platformları, restoranlardan&nbsp;“asli hizmetler”&nbsp;adı altında&nbsp;keyfi ücretler&nbsp;talep edemeyecek. Elektronik ortamda sipariş alınması, platforma iletilmesi, ödeme süreci ve siparişe ilişkin hizmetler için ayrıca ücret istenemeyecek.

Ticaret Bakanlığı, platformlardaki&nbsp;komisyon hesaplamalarına&nbsp;da yeni düzenleme getirdi. Buna göre, yemeğin fiyatında indirim yoksa&nbsp;komisyon, ürünün&nbsp;ana fiyatı&nbsp;üzerinden hesaplanacak.

Restoran indirim yaparsa&nbsp;komisyon, müşterinin cebinden çıkan&nbsp;fiili tutar&nbsp;üzerinden alınacak.

Bakanlık,&nbsp;online yemek siparişi platformlarına yeni kurallara uyum için&nbsp;1 Nisan’a kadar süre&nbsp;tanıdı. Yeni düzenlemeyle birlikte hem restoranlara yansıtılan maliyetlerin daha şeffaf hale gelmesi hem de tüketicinin sipariş sırasında ödediği bedeli daha net görmesi amaçlanıyor.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Yemek siparişinde yeni dönem - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 10:28:42 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yemek-siparisinde-yeni-donem-132946-20260310.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yemek-siparisinde-yeni-donem-132946-20260310.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yemek-siparisinde-yeni-donem-132946-20260310.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA['İlacım nerede' sistemi kullanılmaya başladı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-ilacim-nerede-sistemi-kullanilmaya-basladi-136230.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-ilacim-nerede-sistemi-kullanilmaya-basladi-136230.html</link>
                    <description><![CDATA['İlacım nerede' sistemi kullanılmaya başladı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sağlık Bakanlığı, reçete edilen ilaçların hangi eczanelerde bulunduğunu gösteren 'İlacım Nerede' özelliğini sisteme aldı.

Sağlık Bakanlığı,&nbsp;reçete edilen&nbsp;ilaçların hangi eczanelerde&nbsp;bulunduğunu gösteren&nbsp;'İlacım Nerede'&nbsp;özelliğini devreye aldı. Artık reçete edilen&nbsp;ilacın&nbsp;hangi eczanede olduğu e-Nabız sistemi üzerinden anında görülecek. Kullanıcılar ilaçlarını 'nöbetçi eczane' seçimi yaparak da sorgulayabilecek.

Sağlık Bakanlığı dijital sağlık hizmetlerini geliştirmeye yönelik çalışmalar kapsamında e-Nabız kişisel sağlık sistemine "İlacım Nerede?" adlı yeni özellik ekledi. e-Nabız hesabı olan kullanıcılar, ilaca erişimde zaman kaybını azaltmayı hedefleyen özellik sayesinde,&nbsp;reçetelerindeki ilaçların hangi eczanelerde bulunduğunu saniyeler içinde görüntüleyebilecek.

Hastalar, yeni özellikle sistemde kayıtlı olan ve son 5 gün içinde düzenlenmiş reçetelerinde yer alan ilaçlarının hangi eczanede bulunduğunu ilçe bilgisiyle sorgulayabilecek.

"İlacım Nerede?" özelliğiyle vatandaşlar aradıkları ilacın bulunduğu eczaneyi,&nbsp;"nöbetçi eczane"&nbsp;seçimi yaparak da sorgulayabilecek. Bu kapsamda, reçete yazıldığı halde mesai saatleri içerisinde eczaneye gidemeyenler de ilaçlarına kısa sürede erişebilecek. Uygulama, seçilen eczaneye hızlı ulaşımı da destekleyecek. İlacın bulunduğu eczane seçildiğinde uygulama üzerinden&nbsp;navigasyon başlatılabilecek&nbsp;ve vatandaşların eczaneye en kısa yoldan ulaşması sağlanacak.

"İlacım Nerede?" sekmesinde vatandaşlara yönelik uyarı mesajı da yer alıyor. İlacın bulunduğu eczane konumunun yer aldığı sayfada, verilerin bir gün önceki stok üzerinden güncellendiği ve ilacın o süre zarfında başka bir hastaya verilmiş olabileceği, bunun için eczaneye gidilmeden önce telefonla ilacın stokunun teyit edilmesi gerektiği hatırlatılıyor. Uygulama içerisinde veri doğruluğunu güncel tutmak amacıyla hastalar "geri bildirim sistemi"ni kullanabilecek.
İlaç stok durumu, adres ve telefon bilgilerinin güncelliği ve harita lokasyon doğruluğu gibi başlıklarda vatandaşlar, uygulama üzerinden değerlendirmelerde bulunabilecek.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA['İlacım nerede' sistemi kullanılmaya başladı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 10:01:48 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/ilacim-nerede-sistemi-kullanilmaya-basladi-130257-20260310.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/ilacim-nerede-sistemi-kullanilmaya-basladi-130257-20260310.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/ilacim-nerede-sistemi-kullanilmaya-basladi-130257-20260310.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yapay zekaya sağlık danışmak riskli olabilir! ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-yapay-zekaya-saglik-danismak-riskli-olabilir-136119.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-yapay-zekaya-saglik-danismak-riskli-olabilir-136119.html</link>
                    <description><![CDATA[Yapay zeka modellerinin sağlık alanındaki kullanımı risk teşkil ediyor. Araştırmacılar, ChatGPT'nin bazı hayatı tehdit eden semptomları "düşük riskli" olarak sınıflandırabildiğini ve yanlış yönlendirme yapabileceğini kanıtladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yeni bir araştırma, ChatGPT’nin sağlık tavsiyesi verirken bazı yüksek riskli acil durumları tespit edemediğini ortaya koydu. Çalışmaya göre sistem, doktorların acil müdahale gerektiğini belirlediği vakaların yarısından fazlasında yeterli uyarı vermedi.

Independent'ın haberine göre; sağlıkla ilgili sorular, yapay zeka sohbet botlarının en yaygın kullanım alanlarından biri olarak gösteriliyor. OpenAI’ye göre bu kullanımın yaygınlığı nedeniyle şirket yılın başlarında özellikle insanların sağlık ve iyi oluş konularında destek almasına yönelik “ChatGPT Health” adlı yeni bir araç tanıttı. Şirket, bu aracı halihazırda on milyonlarca kişinin kullandığını belirtiyor.

Ancak yeni araştırma, sistemin bazı kritik acil durumları gözden kaçırabileceğini ve bir kişinin acil tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyup duymadığını güvenilir şekilde belirlemek için tek başına yeterli olmayabileceğini ortaya koydu.

Sistemin güvenli olup olmadığını değerlendirme ihtiyacı nedeniyle, Mount Sinai’deki Icahn Tıp Fakültesi tarafından yürütülen araştırma hızlandırılmış süreçle gerçekleştirildi. Çalışma Nature Medicine dergisinde yayımlandı.

Araştırmacılar, ChatGPT’nin bazı durumlarda yaşam ve ölümle ilgili kararlar için kullanılmasına rağmen bu konuda sınırlı sayıda bilimsel çalışma bulunduğunu belirtti. Bu durumun araştırmanın yapılmasına neden olduğu ifade edildi.

Çalışmanın baş yazarı ve ürolog Ashwin Ramaswamy, araştırmanın temel sorusunu şöyle açıkladı:

“Bir kişi gerçek bir tıbbi acil durum yaşadığında ve yardım için ChatGPT Health’e başvurduğunda, sistem ona açık bir şekilde acil servise gitmesi gerektiğini söylüyor mu?”

Araştırma sonuçları, bunun yeterince sık gerçekleşmediğini ve bu nedenle sistemin güvenilirliğinin sorgulanması gerektiğini ortaya koydu.

Araştırmada ayrıca sistemin uyarı mekanizmasının bazı durumlarda “tersine çalıştığı” tespit edildi. Bulgulara göre, kişinin kendine zarar verme riski arttıkça sistemin uyarı üretme olasılığı azaldı.

Araştırmacılar, bu sonucun “özellikle endişe verici ve şaşırtıcı” olduğunu belirtti.

Araştırma kapsamında doktorlar, 21 farklı tıp uzmanlık alanını kapsayan 60 ayrı senaryo oluşturdu. Bu senaryolar evde bakım gerektirebilecek düşük riskli durumlarla gerçek tıbbi acil durumlar arasında değişen vakaları içerdi.

Ayrıca testlerde ırk ve cinsiyet gibi 16 farklı bağlamsal değişken de kullanıldı.

Araştırmanın sonuçlarına göre sistem, açık ve belirgin acil durumları genel olarak doğru şekilde tanımladı. Ancak doktorların acil servise başvurulması gerektiğini düşündüğü vakaların yarısından fazlasında yeterince güçlü uyarı vermedi.

Araştırmacılar, sistemin “ders kitaplarında yer alan tipik acil durumları” tespit etmede başarılı olduğunu, ancak riskin daha dolaylı veya daha az belirgin olduğu durumları saptamada daha zayıf kaldığını belirtti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Yapay zekaya sağlık danışmak riskli olabilir!  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 08:39:22 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yapay-zekaya-saglik-danismak-riskli-olabilir-115305-20260309.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yapay-zekaya-saglik-danismak-riskli-olabilir-115305-20260309.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yapay-zekaya-saglik-danismak-riskli-olabilir-115305-20260309.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Adalar’da mimoza festivali ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-adalarda-mimoza-festivali-135985.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-adalarda-mimoza-festivali-135985.html</link>
                    <description><![CDATA[Adalar’da mimoza festivali ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Büyükada, Heybeliada, Burgazada ve Kınalıada’da 6-8 Mart 2026 tarihleri arasında düzenlenecek Adalar Mimoza Festivali, baharın habercisi mimozayı kutlarken, çiçeğin korunmasına, kadın emeğinin görünür kılınmasına ve yerel ekonomiye destek sağlamayı amaçlıyor.

Baharın müjdecisi mimoza, Adalar’da festivale dönüşüyor: 6-8 Mart 2026 tarihleri arasında Büyükada, Heybeliada, Burgazada ve Kınalıada’da düzenlenecek Adalar Mimoza Festivali, çiçeğin korunmasını, kültürel hafızayı yaşatmayı ve toplumsal farkındalık oluşturmayı amaçlıyor.

Festival boyunca turlar, sergiler, söyleşiler, konserler ve atölyelerle ziyaretçiler mimozanın sarı patikalarında baharı birlikte karşılayacak.

Mimoza, adalara yaklaşık 200 yıl önce Tazmanya’dan gelmiş ve adaların toprağı, havası ve iklimiyle bütünleşerek kültürel miras haline gelmiş nadide ve dirençli bir çiçek.

Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat, Euronews’e verdiği röportajda, mimozanın kadın dayanıklılığını, direnişi ve yeniden başlamayı simgelediğini vurguladı. Festivalin, sadece çiçeği kutlamakla kalmayıp kadın emeğini görünür kıldığını ve yerel ekonomiye de katkı sağladığını belirtti. Kadınların el emeği ürünlerinin adalardaki stantlarda sergilendiğini ve satışa sunulduğunu aktaran başkan, festivalin adaların turizmine ve ekonomik canlılığına destek olduğunu söyledi.

Ayrıca Mimoza Festivali’ne kurumsal ve şahsi olarak desteğini sürdüreceğini ifade etti.

Kent, festivalin sadece çiçeği kutlamakla kalmayıp mimozadan elde edilen ürünlerin tanıtımına, kültürel mirasın korunmasına ve yerel ekonominin güçlenmesine de katkı sağladığını vurguladı. “Artık bu güzel çiçeği bir sembol hâline getirmenin zamanı geldi” diyen Kent, festivale destek veren yetkililere teşekkürlerini iletti.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Adalar’da mimoza festivali  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 12:34:38 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/adalarda-mimoza-festivali-153537-20260307.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/adalarda-mimoza-festivali-153537-20260307.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/adalarda-mimoza-festivali-153537-20260307.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İçinde yedi türlü var. Yapımı meşakkatli ama tadına doyum olmuyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-icinde-yedi-turlu-var-yapimi-mesakkatli-ama-tadina-doyum-olmuyor-135058.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-icinde-yedi-turlu-var-yapimi-mesakkatli-ama-tadina-doyum-olmuyor-135058.html</link>
                    <description><![CDATA[Hakkari'nin tescilli yemeklerinden Doğaba, yörenin geleneksel lezzetlerden biri olarak sofraları süslüyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Hakkari'de özel günlerin vazgeçilmez yemeklerinden Doğaba, verimli otlaklarda yetişen küçükbaş hayvanların eti ve dağ kekiğinin aromasıyla damakları tatlandırıyor.

Kentte yaygın olarak yapılan tarım ve hayvancılığın nişanelerinden biri olarak gösterilen Doğaba, yörede özel günlerin vazgeçilmez yemekleri arasında yer alıyor.

Bölgenin verimli otlaklarında yetiştirilen küçükbaş hayvanlara ait kemikli et, dövülmüş buğday, kıyma, nohut ve kırık pirincin birleşimiyle hazırlanan Doğaba, tereyağıyla hazırlanan sosla servis ediliyor. Yemeğe dağ kekiği (catır) ayrı bir aroma katıyor.

Doğaba'nın tarifini AA muhabirine anlatan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Mesleki Eğitim Merkezi'nde görevli Yiyecek İçecek Hizmetleri Öğretmeni Gülcan Tunç Gezer, yemeğin geçmişinin yaklaşık 200 yıl önceye dayandığını söyledi.

Yemeğin coğrafi işaret tescilli olduğunu belirten Gezer, "Bu yemeği misafirliklerde, taziyelerde, düğünlerde, mevlitlerde tercih ediyoruz. Hazırlanması biraz meşakkatli. Çok lezzetli ve bereketli bir yemek. Dışarıdan gelen misafirlerimize bu yemeği sunarız. Yemeğin sunumu için yöremize ait tereyağını pul biberle kızdırıp döküyoruz. Bu yemeğin en lezzetli kısmı diyebiliriz. Sossuz bir doğaba düşünülemez." diye konuştu.

Doğaba için gerekli malzemeler ve tarifi şöyle:

Malzemeler (4 kişilik)

Yarım su bardağı aşurelik buğday

150-200 gram kemikli koyun eti

300 gram dana-kuzu karışık yağsız kıyma

3 su bardağı süzme yoğurt

100 gram kırık pirinç

100 gram köftelik bulgur

3 yemek kaşığı tereyağı

1 yemek kaşığı un

1 yumurta

Kekik (Yöreye ait catır)

tuz

su

kimyon

karabiber

yeditürlü (farklı baharatların birleşimiyle oluşturulan karışım)

Sos için

Tereyağı

Pul biber

Yapılışı:

1. Yemeğin yapımına köfte harcının hazırlanmasıyla başlanır.

2. Bir kaba kıyma, köftelik bulgur, pirinç ve baharatlar alınarak yoğurulur. 10 dakika dinlendirildikten sonra misket şeklinde köfteler hazırlanır.

3. Orta büyüklükte bir tencereye yoğurt, un ve yumurta konulup kıvamını alana kadar çırpılır. Soğuk su ile kıvamlı bir ayran elde edilir.

4, Kaynayan çorbaya kekik ve tuz ilave edilip hemen ardından köfteler katılır.

5. Bir taşım kaynattıktan sonra haşlanan buğday ve kemikli et ilave edilir.

6. Yaklaşık 25 dakika kaynattıktan sonra köftenin piştiğinden emin olup ocağın altı kapatılır.

7. Sos için tavada tereyağı eritilir.

8. Pul biber ilave edilip biraz kızdırıldıktan sonra ocaktan alınır.

9. Servis için dinlenen yemek tabağa doldurulup üzerine isteğe bağlı tereyağlı sostan gezdirilir.

10. Sıcak olarak servis edilir.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[İçinde yedi türlü var. Yapımı meşakkatli ama tadına doyum olmuyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 12:36:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/icinde-yedi-turlu-var-yapimi-mesakkatli-ama-tadina-doyum-olmuyor-154503-20260226.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/icinde-yedi-turlu-var-yapimi-mesakkatli-ama-tadina-doyum-olmuyor-154503-20260226.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/icinde-yedi-turlu-var-yapimi-mesakkatli-ama-tadina-doyum-olmuyor-154503-20260226.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Microsoft uyardı: "Yapay zeka beyaz yakalı mesleklerin yerini alacak"]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-microsoft-uyardi-yapay-zeka-beyaz-yakali-mesleklerin-yerini-alacak-134488.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-microsoft-uyardi-yapay-zeka-beyaz-yakali-mesleklerin-yerini-alacak-134488.html</link>
                    <description><![CDATA[Yapay zeka bir profesyonelin bilgisayar başında yapabildiği neredeyse her şeyi yapabilme kapasitesine sahip olacak.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Microsoft Yapay Zeka Bölüm Başkanı Mustafa Süleyman, önümüzdeki 12 ila 18 ay içinde yapay zekanın yazılımcılardan avukatlara kadar birçok beyaz yakalı mesleğin yerini alabileceği konusunda dikkat çekici bir uyarıda bulundu.

Süleyman, yeni dönemi "profesyonel düzeyde yapay genel zeka" (AGI) olarak tanımlıyor.

Bu sistemler, bir profesyonelin bilgisayar başında yapabildiği neredeyse her şeyi yapabilme kapasitesine sahip olacak.

Bu gelişmenin, bilgi işçilerinin rutin görevlerini tamamen otomatikleştirerek yakın gelecekte iş gücü piyasasında köklü değişikliklere yol açması bekleniyor.

Şirketlerin yapay zekayı hızla benimsediği bu dönemde, pazar dinamikleri de hızla değişiyor.

Süleyman'a göre yapay zeka geliştikçe, tıpkı blog yazmak veya podcast yapmak gibi yeni modeller oluşturmak da kolaylaşacak.

Gelecekte dünyadaki her kurum ve birey için tamamen kişiselleştirilebilen yapay zeka araçlarının ortaya çıkması öngörülüyor.

İki ila üç yıl içinde yapay zeka ajanlarının büyük kurumların iş akışlarını çok daha verimli bir şekilde yöneteceğini tahmin ediyor.

Ayrıca, "gerçek yapay zeka öz yeterliliğini sağlama" hedefine vurgu yaparak, Microsoft'un gelecekte Open AI'ye olan bağımlılığını azaltıp kendi yapay zeka modellerini geliştirmeye ağırlık vereceğinin sinyalini verdi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Microsoft uyardı: "Yapay zeka beyaz yakalı mesleklerin yerini alacak" - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 08:56:25 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/microsoft-uyardi-yapay-zeka-beyaz-yakali-mesleklerin-yerini-alacak-121833-20260220.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/microsoft-uyardi-yapay-zeka-beyaz-yakali-mesleklerin-yerini-alacak-121833-20260220.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/microsoft-uyardi-yapay-zeka-beyaz-yakali-mesleklerin-yerini-alacak-121833-20260220.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[TÜİK verileri: Yaşlı nüfusu 2050’de çocuk nüfusunu geçecek]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-tuik-verileri-yasli-nufusu-2050de-cocuk-nufusunu-gececek-134002.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-tuik-verileri-yasli-nufusu-2050de-cocuk-nufusunu-gececek-134002.html</link>
                    <description><![CDATA[TÜİK'e göre 65 yaş üstü nüfus 9 milyon 583 bin 59’a yükseldi, nüfus içindeki payı yüzde 11,1’e çıktı.  Uzmanlar 2050’de yaşlı nüfus oranının yüzde 23’e ulaşacağını haber veriyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TÜİK verilerine göre Türkiye’de 65 yaş üstü nüfus 9 milyon 583 bin 59’a yükselirken toplam nüfus içindeki payı yüzde 11,1’e çıktı. Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İsmet Koç 2050’de yaşlı nüfus oranının yüzde 23’e ulaşarak çocuk nüfus oranını aşmasının beklendiğini söyledi.

Hacettepe Üniversitesi Etütleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İsmet Koç Türkiye’de 11,1 olan yaşlı nüfus oranının artmasının öngörüldüğünü belirterek “2050’de ülkemizde yaşlı nüfusun oranının çocuk nüfus oranının da üzerine çıkarak yüzde 23’e yükselmesi bekleniyor.” dedi.

Türkiye İstatistik Kurumunun Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2025 Sonuçları’na göre Türkiye’de 65 yaş üstü kişi sayısı 9 milyon 583 bin 59’a ulaştı.

2024’te 9 milyon 112 bin 298 olan 65 yaş üstü nüfus bir yılda 470 bin 761 kişi artış gösterdi. Bu kişilerin toplam nüfus içindeki oranı da bir yılda 0,5 puan artarak yüzde 10,6’dan yüzde 11,1’e çıktı.

Yaşlı nüfusunda son 5 yıldaki artış da dikkatleri çekti. 2021’de 8 milyon 245 bin 124 kişinin 65 yaş üstünde olduğu görülürken 5 yılda söz konusu kişi sayısının 1 milyon 337 bin 935 arttığı kayıtlara geçti.

Koç&nbsp; yaptığı değerlendirmede Türkiye nüfusunun yaşlanmaya devam ettiğini ve nüfusun ortanca yaşının 34,9’a yükseldiğini bildirerek “Yaşlı nüfusun payı toplam nüfus içinde yüzde 11’in üzerine çıktı. TÜİK’in yaptığı nüfus projeksiyonlarına göre bu eğilimin gelecekte de devam etmesi ve 2050’de ülkemizde yaşlı nüfusun oranının, çocuk nüfus oranının da üzerine çıkarak yüzde 23’e yükselmesi bekleniyor.” diye konuştu.

Bu gelişmenin arkasında iki temel demografik faktör olduğunu aktaran Koç sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunun ilki kadın başına düşen sayısının son 50 yıl içinde 4,1 çocuktan 1,48 çocuğa kadar düşmesidir. İkincisi ise azalan ölüm hızlarına paralel olarak günümüzde erkekler için 78 yıla, kadınlar için ise 81 yıla yükselen doğumda yaşam beklentisidir. Bu iki faktörün birleşik gücü nedeniyle Türkiye nüfusunun ortanca yaşı ileri yıllarda da artmaya devam edecektir. Türkiye demografisinin en önemli dönüşümlerden biri zaman içinde yaşlı nüfus oranının çocuk nüfus oranını önce yakalaması ve sonra da geçmesi olacak.”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[TÜİK verileri: Yaşlı nüfusu 2050’de çocuk nüfusunu geçecek - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 07:21:48 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/tuik-verileri-yasli-nufusu-2050de-cocuk-nufusunu-gececek-102201-20260216.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/tuik-verileri-yasli-nufusu-2050de-cocuk-nufusunu-gececek-102201-20260216.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/tuik-verileri-yasli-nufusu-2050de-cocuk-nufusunu-gececek-102201-20260216.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yeşilay araştırması: Yetişkin erkeklerin yüzde 91’i oyun bağımlısı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-yesilay-arastirmasi-yetiskin-erkeklerin-yuzde-91i-oyun-bagimlisi-132025.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-yesilay-arastirmasi-yetiskin-erkeklerin-yuzde-91i-oyun-bagimlisi-132025.html</link>
                    <description><![CDATA[Yeşilay’ın akademik dergisi Addicta’da yayımlanan araştırmaya göre, oyun oynama bozukluğunun yetişkinler arasında da önemli bir halk sağlığı sorununa dönüştüğünü ortaya koydu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
Türkiye genelinde 2020–2024 yılları arasında Yeşilay Danışmanlık Merkezleri'ne (YEDAM) başvuran 18 yaş ve üzeri 250 yetişkinin verileri incelendi.


&nbsp;

Yeşilay’dan yapılan yazılı açıklamada, Addicta dergisinde yer alan çalışmada oyun oynama bozukluğunun yalnızca çocuk ve ergenleri değil, yetişkin bireyleri de ciddi şekilde etkileyen bir ruh sağlığı meselesi olduğu vurgulandı.


&nbsp;

Katılımcıların önemli bir kısmının&nbsp;günde&nbsp;6 saatten fazla&nbsp;oyun oynadığı, özellikle interneti ağırlıklı olarak oyun amacıyla kullananlarda riskin yükseldiği belirlendi. En yaygın bağımlılık türleri strateji ve savaş oyunları olarak sıralandı.

&nbsp;

Yeşilay’ın akademik dergisi Addicta’da yayımlanan araştırma sonuçlarına göre oyun oynamayı hayatının merkezine yerleştiren bireylerde&nbsp;depresyon, kaygı bozuklukları ve riskli davranışların&nbsp;daha yaygın olduğu belirlendi.



&nbsp;

Klinik psikologların yüz yüze görüşmelerine dayanan çalışmada, başvuruların büyük bölümünün genç yetişkin erkeklerden geldiği, ancak son dönemde kadın başvurularında da artış yaşandığı kaydedildi.


Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hakan Coşkunol, araştırmanın bulgularını değerlendirerek şu ifadeleri kullandı:

“Bu çalışma, oyun oynama bozukluğunun yetişkinlerde de ağır işlevsel kayıplara neden olabildiğini açıkça gösteriyor. YEDAM’da sunduğumuz bilimsel temelli ve ücretsiz psikososyal müdahalelerin bireylerin hayatlarını yeniden dengelemede etkili olduğunu görmek büyük önem taşıyor.”




Öte yandan YEDAM’ın sunduğu psikososyal desteklerin etkisine de dikkat çekildi. Üç aylık takip sonunda, günlük oyun süresi 6 saatin üzerinde olanların oranının yüzde 76’dan yüzde 13’e gerilediği bildirildi.

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Yeşilay araştırması: Yetişkin erkeklerin yüzde 91’i oyun bağımlısı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 30 Jan 2026 08:36:27 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yesilay-arastirmasi-yetiskin-erkeklerin-yuzde-91i-oyun-bagimlisi-114609-20260130.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yesilay-arastirmasi-yetiskin-erkeklerin-yuzde-91i-oyun-bagimlisi-114609-20260130.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yesilay-arastirmasi-yetiskin-erkeklerin-yuzde-91i-oyun-bagimlisi-114609-20260130.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Günlük dilde kullanılmayan kelimeler arkaikleşiyor: Dil sessizce değişiyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-gunluk-dilde-kullanilmayan-kelimeler-arkaiklesiyor-dil-sessizce-degisiyor-131131.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-gunluk-dilde-kullanilmayan-kelimeler-arkaiklesiyor-dil-sessizce-degisiyor-131131.html</link>
                    <description><![CDATA[Günlük kullanımın dışına çıkan kelimeler zamanla unutuluyor ve “arkaik” kabul ediliyor. Dilbilimcilere göre dijitalleşme, hızlanan iletişim ve sadeleşme eğilimi Türkçenin kelime hazinesini sessizce dönüştürüyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Arkaik sözcükler, bir dilde eskiden kullanılan ancak bugün günlük konuşma dilinde yer almayan, buna karşın sözlüklerde ve tarihî metinlerde varlığını sürdüren kelimeler olarak tanımlanıyor.

Dilbilimciler, özellikle son yıllarda hızlanan dijital iletişimin kelime dağarcığını daralttığını vurguluyor. Kısa mesajlar, sosyal medya dili ve görsel ağırlıklı iletişim, uzun ve anlam katmanı yüksek kelimelerin kullanımını azaltıyor. Böylece bir dönem gündelik hayatta yer bulan pek çok sözcük, yeni kuşaklar tarafından bilinmez hale geliyor.

Uzmanlara göre arkaikleşme yalnızca “eski” kelimelerle sınırlı değil. Yakın geçmişte yaygın olan bazı ifadeler de bugün yerini daha kısa ve pratik karşılıklara bırakıyor. Bu durum, dilin sadeleşmesi olarak yorumlansa da bazı dilbilimciler anlam kaybı riskine dikkat çekiyor. Çünkü kelime sayısı azaldıkça, duygu ve düşünceleri ifade etme imkânı da daralabiliyor.

Türk Dil Kurumu yetkilileri, arkaikleşmenin dilin doğal evriminin bir parçası olduğunu ancak kelimelerin tamamen unutulmaması için yazılı kültürün önem taşıdığını belirtiyor. Edebiyat eserleri, arşivler ve sözlük çalışmaları, kullanılmayan kelimelerin gelecek kuşaklara aktarılmasında temel rol oynuyor.

Uzmanlara göre dil, yaşayan bir yapı olarak toplumsal ihtiyaçlara bağlı biçimde sürekli değişim gösteriyor. Günlük hayatta bazı sözcükler kullanım dışı kalırken, bazı kelimeler ise yeni anlamlar kazanarak dile ekleniyor. Bu değişim sürecini izlemek amacıyla yapılan dil haritaları, kelimelerin ve diğer dilsel unsurların coğrafi dağılımını ortaya koymayı amaçlıyor.

Günlük konuşma dilinde artık kullanılmayan pişik, çetük, hartap, gordoş, firingi ve kavanez gibi kelimeler, geçmişte kedi, patates ve domates için yaygın biçimde kullanılıyordu. Dil haritalaması üzerine çalışan uzmanlar, bu tür kelimelerin tamamen ortadan kaybolmadığını, yalnızca kullanılmadıkları için arkaik nitelik kazandıklarını ifade ediyor.

Eğitimciler ise okuma alışkanlığının azalmasının bu süreci hızlandırdığı görüşünde. Özellikle klasik eserlerle temasın azalması, öğrencilerin eski kelimelerle bağ kurmasını zorlaştırıyor. Buna karşılık, bilinçli dil kullanımı ve zengin metinlerle temasın artırılması halinde kelimelerin yeniden dolaşıma girebileceği ifade ediliyor.

Kullanılmayan kelimelerin arkaik hale gelmesi kaçınılmaz bir dil süreci olarak görülüyor. Ancak uzmanlara göre dilin zenginliğini korumak, kelimeleri yaşatmak ve kültürel sürekliliği sağlamak için okuma kültürünün ve bilinçli dil kullanımının güçlendirilmesi büyük önem taşıyor.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Günlük dilde kullanılmayan kelimeler arkaikleşiyor: Dil sessizce değişiyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 22 Jan 2026 08:05:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/gunluk-dilde-kullanilmayan-kelimeler-arkaiklesiyor-dil-sessizce-degisiyor-111705-20260122.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/gunluk-dilde-kullanilmayan-kelimeler-arkaiklesiyor-dil-sessizce-degisiyor-111705-20260122.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/gunluk-dilde-kullanilmayan-kelimeler-arkaiklesiyor-dil-sessizce-degisiyor-111705-20260122.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Beyindeki Alzheimer proteinleri ses terapisiyle temizlendi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-beyindeki-alzheimer-proteinleri-ses-terapisiyle-temizlendi-131002.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-beyindeki-alzheimer-proteinleri-ses-terapisiyle-temizlendi-131002.html</link>
                    <description><![CDATA[Bilim insanları, beynin belirli bir frekansta invaziv olmayan bir şekilde sesle uyarılmasının, Alzheimer hastalığıyla bağlantılı toksik proteinleri temizleyebileceğini gösterdi. Bu da düşük maliyetli bir tedaviye önayak olabilir.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Alzheimer&nbsp;hastalığının hafıza kaybıyla&nbsp;dil ve düşünme sorunları da dahil belirtileri,&nbsp;beyinde&nbsp;amiloid adı verilen anormal proteinlerin yüksek seviyeleriyle bağlantılı. Bu proteinler hücrelerin etrafında plak oluşturuyor.

Bu proteinler beyinde kademeli olarak birikerek sinaps diye bilinen sinir hücreleri arasındaki bağlantıları öldürebilir, sonunda nöronları boğarak beyin dokusunun ölümüne neden olabilir.

Mevcut tedaviler bazı semptomları iyileştirse de&nbsp;bu zayıflatıcı durum için uzun vadeli bir tedavi yok.

Şimdiyse&nbsp;ilk kez, bilim insanları 40 Hz'lik işitsel uyarımın, yaşlı rhesus maymunlarının beynindeki amiloid protein seviyelerini önemli ölçüde değiştirebileceğini ve bu etkinin 5 haftadan fazla sürdüğünü gösterdi.

Bulgular, 40 Hz uyarımının Alzheimer&nbsp;hastaları için invaziv olmayan bir fizik tedaviye dönüştürülebileceğine işaret ediyor.


Çalışmada, Çin Bilimler Akademisi'nden araştırmacılar, 26 ila 31 yaşındaki 9 rhesus makak maymununda işitsel uyarım tekniğini test etti.

Maymunların beyinlerinde yaygın spontan amiloid-β (Aβ) protein kümeleri gelişmişti. Bu da insan Alzheimer hastalığının patolojik özelliğini bilfiil taklit ederek onları ideal bir hayvan araştırma modeli haline getiriyordu.

Çalışmadaki bir grup maymun, 7 gün boyunca günde 1 saat 40 Hz işitsel uyarım aldı.

Araştırmacılar, ses uyarımından sonra maymunların beyin-omurilik sıvısındaki (BOS) temel amiloid proteinlerinin seviyelerinin başlangıç ​​seviyelerinin üç katına çıktığını buldular.

PNAS adlı akademik dergide yayımlanan çalışmada, "7 günlük uyarım, BOS'taki Aβ'da yüzde 200'den fazla hızlı bir artışa neden oldu" diye yazdılar.

Bilim insanları, sonuçların farelerden elde edilen önceki bulgularla da tutarlı olduğunu ve 40 Hz ses uyarımının, Alzheimer'la ilişkili toksik amiloid proteinlerinin beyinden beyin-omurilik sıvısına taşınarak temizlenmesini kolaylaştırdığını öne sürüyor.

Bilim insanları, uyarım sona erdikten 5 hafta sonra bile omurilik sıvısındaki amiloid protein seviyelerinin yüksek kaldığını ve tedavinin uzun vadeli ve sürdürülebilir bir etkisinin olduğunu buldu.

Araştırmacılar, erken evre Alzheimer hastalığını yavaşlatmak için kullanılan mevcut antikor tedavilerine kıyasla, ses uyarımının invaziv olmayan, düşük maliyetli bir fiziksel müdahale olarak geliştirilebileceğini söylüyor.

Araştırmacılar, "Bu çalışma, 40 Hz işitsel uyarımın beyindeki Aβ metabolizmasını sürdürülebilir bir şekilde düzenleyebileceğine dair ilk primat kanıtını sunarak, invaziv olmayan bir Alzheimer tedavi yöntemi olarak potansiyelini destekliyor" diye yazdı.

&nbsp;

Independent&nbsp;

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Beyindeki Alzheimer proteinleri ses terapisiyle temizlendi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 21 Jan 2026 08:37:30 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/beyindeki-alzheimer-proteinleri-ses-terapisiyle-temizlendi-114430-20260121.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/beyindeki-alzheimer-proteinleri-ses-terapisiyle-temizlendi-114430-20260121.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/beyindeki-alzheimer-proteinleri-ses-terapisiyle-temizlendi-114430-20260121.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İş dünyası Z kuşağıyla uyum arıyor: Bağlılık algısı değişiyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-is-dunyasi-z-kusagiyla-uyum-ariyor-baglilik-algisi-degisiyor-130847.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-is-dunyasi-z-kusagiyla-uyum-ariyor-baglilik-algisi-degisiyor-130847.html</link>
                    <description><![CDATA[Yeni bir ankete göre Z Kuşağı, işlerine uzun vadeli bağlılık göstermiyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yaklaşık 1997'yle 2012 arasında doğan, Milenyum Kuşağı'ndan sonra ve Alfa Kuşağı'ndan önce gelen bu demografik grup, ilk gerçek "dijital yerliler" diye nitelendiriliyor.

Gateway Commercial Finance'teki araştırmacılar, yarısı Z Kuşağı'ndan ve yarısı da işe alım deneyimine sahip yöneticiler veya personeller olmak üzere 1008'den fazla çalışanla görüştü. Sonuçlar, görüşülenlerin yüzde 58'inin işlerini "situationship" olarak gördüğünü ortaya koydu. Bu, kalıcı olması amaçlanmayan kısa vadeli, düşük bağlılık gerektiren ilişki anlamına geliyor.

Katılımcıların yüzde 47'si işe başladıktan sonra bir yıl içinde işten ayrılmayı planladığını ve ankete katılanların neredeyse yarısı,&nbsp;her an işten ayrılmaya hazır olduğunu söyledi.

Anket ayrıca Z Kuşağı'nın işlerine bakış açısını da ortaya koydu: Günümüz iş piyasasında tek bir işverenle kalmanın faydaları olduğuna inananların oranı sadece yüzde 46. Öte yandan yüzde 37'si mevcut rollerini sadece bir maaş çeki olarak görüyor ve sadece yüzde 25'i gerçekten kendilerini adadıkları uzun vadeli bir fırsat olarak değerlendiriyor.

Pozisyonlarından neden ayrılabilecekleri sorulduğunda, yüzde 55'i başka yerlerdeki daha yüksek maaşları gerekçe gösterdi. Mevcut işlerinde, Z Kuşağı profesyonellerinin yüzde 34'ü kötü ruh sağlığının kötüleştiğini ve tükenmişlik yaşadığını, yüzde 22'si ise değer görmediğini veya takdir edilmediğini bildiriyor.

Ancak işe alım yöneticileri bu sadakat eksikliğini pek hoş karşılamıyor. Her 4 yöneticiden biri, bir yıldan az süren kısa vadeli rolleri Z Kuşağı özgeçmişinde uyarı işareti olarak görüyor ve üçte birinden fazlası, iş değiştirme nedeniyle bir Z Kuşağı adayını işe almamaya karar verdiğini itiraf ediyor.

Önceki çalışmalar, Z Kuşağı'nın&nbsp;finansal refaha güçlü bir odaklanma dahil kariyer önceliklerini&nbsp;incelemişti. Bank of America'nın 2025 Daha İyi Para Alışkanlıkları finansal eğitim çalışmasına göre, Z Kuşağı'nın yüzde 72'si geçen yıl finansal sağlıklarını iyileştirmek için adımlar attı. Ancak&nbsp;ailelerinden mali destek aldıklarını bildirenlerin oranı sadece yüzde 39. Bu oran 2024'teki yüzde 46'ya göre düşüşte.

Bank of America'nın tüketici, perakende ve ayrıcalıklı bankacılık başkanı Holly O’Neill, yaptığı açıklamada, Z Kuşağı'nın "gençler ve onların mali durumları sözkonusu olduğunda kalıp&nbsp;yargıları yıktığını" söyledi.

O’Neill, "Ekonomik engellerle ve yüksek günlük maliyetlerle karşı karşıya kalsalar bile, mali açıdan bağımsız olmak ve paralarının kontrolünü ele almak için çok çalışıyorlar" dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[İş dünyası Z kuşağıyla uyum arıyor: Bağlılık algısı değişiyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 20 Jan 2026 09:23:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/is-dunyasi-z-kusagiyla-uyum-ariyor-baglilik-algisi-degisiyor-122909-20260120.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/is-dunyasi-z-kusagiyla-uyum-ariyor-baglilik-algisi-degisiyor-122909-20260120.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/is-dunyasi-z-kusagiyla-uyum-ariyor-baglilik-algisi-degisiyor-122909-20260120.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[En depresif gün: Mavi Pazartesi nedir]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-en-depresif-gun-mavi-pazartesi-nedir-130809.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-en-depresif-gun-mavi-pazartesi-nedir-130809.html</link>
                    <description><![CDATA[En depresif gün: Mavi Pazartesi nedir]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Her yıl ocak ayının üçüncü pazartesi günü, “yılın en depresif günü” olarak bilinen&nbsp;Mavi Pazartesi (Blue Monday)&nbsp;yeniden gündeme geldi. İddiaya göre bu günde insanlar kendilerini daha mutsuz, yorgun ve umutsuz hissediyor.&nbsp;2026 yılında Blue Monday, 19 Ocak Pazartesi gününe&nbsp;denk geliyor.

Blue Monday kavramı ilk kez&nbsp;2005 yılında, bir seyahat şirketinin yürüttüğü bir&nbsp;pazarlama kampanyası&nbsp;kapsamında ortaya atıldı. Kampanya için çalışan psikolog&nbsp;Dr. Cliff Arnall, yılın “en mutsuz günü”nü hesapladığını iddia ettiği bir formül geliştirdi.

Arnall’ın ortaya koyduğu&nbsp;Blue Monday yani Mavi Pazartesi formülü&nbsp;şöyleydi:
([W + (D – d)] × TQ) / M × NA

Formülde yer alan değişkenler ise şu şekilde açıklandı:

W:&nbsp;Hava durumu, D:&nbsp;Borçlar, d:&nbsp;Maaş, T:&nbsp;Yılbaşından bu yana geçen süre, Q:&nbsp;Başarısızlıkla sonuçlanan bir denemeden sonra geçen süre, M:&nbsp;Düşük motivasyon, NA:&nbsp;Harekete geçme ihtiyacı

Bu faktörlerin birleşiminin, ocak ayının üçüncü pazartesi gününü ruh hali açısından en zor gün haline getirdiği öne sürüldü.

Uzmanların büyük bölümü,&nbsp;Blue Monday’in bilimsel bir dayanağı olmadığını&nbsp;vurguluyor. Psikologlar ve akademisyenler, Arnall’ın formülünün&nbsp;bilimsel olarak kanıtlanmadığını, kavramın daha çok&nbsp;ticari ve pazarlama amaçlı&nbsp;ortaya atıldığını belirtiyor.

Bazı yorumculara göre Blue Monday, özellikle&nbsp;turizm şirketleri ve alışveriş sektörü&nbsp;için dikkat çekici bir kampanya aracına dönüştü. Ancak buna rağmen, formülde bahsedilen ekonomik sıkıntılar, motivasyon kaybı ve kış koşulları nedeniyle bazı kişilerin bu dönemde kendini gerçekten daha mutsuz hissetmesi mümkün.

Uzmanlar Blue Monday’in kendisinden çok, insanların ona yüklediği anlamın etkili olduğuna dikkat çekiyor. Bu durum,&nbsp;öğrenilmiş düşüncelerle bedensel yorgunluğun birleşiminden&nbsp;kaynaklanıyor.

Uzmanlar, mutsuzluk ve isteksizlik halinin uzun süre devam etmesi durumunda ise&nbsp;bir ruh sağlığı uzmanından destek alınmasının&nbsp;önemine dikkat çekiyor.

&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[En depresif gün: Mavi Pazartesi nedir - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 19 Jan 2026 14:05:56 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/en-depresif-gun-mavi-pazartesi-nedir-170657-20260119.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/en-depresif-gun-mavi-pazartesi-nedir-170657-20260119.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/en-depresif-gun-mavi-pazartesi-nedir-170657-20260119.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[‘Ara tatil çocukların ruh sağlığı için kritik bir dönem’]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-ara-tatil-cocuklarin-ruh-sagligi-icin-kritik-bir-donem-130477.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-ara-tatil-cocuklarin-ruh-sagligi-icin-kritik-bir-donem-130477.html</link>
                    <description><![CDATA[Doğru planlanan ara tatilin çocukların motivasyonunu artırdığını, aile bağlarını güçlendirdiğini ve okul başarısını desteklediğini dile getiren uzmanlar,
 tatilin doğru şekilde planlanmasının, çocukların özgüven, özerklik ve yaratıcılık gibi temel yeteneklerinin gelişmesine büyük katkı sağladığını vurgulamaktadır.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çocukların gelişim sürecinde ara tatil, sadece dinlenme ve eğlence zamanı olmaktan çok daha fazlasını ifade eder. Bu dönemde, çocukların hem zihinsel hem de duygusal gelişimleri açısından kritik adımlar atılır.&nbsp;

İstinye Üniversite Hastanesi Medical Park Gaziosmanpaşa’dan Uzman Klinik Psikolog Gülşah Özgenç, ara tatilin çocukların hem zihinsel hem de duygusal gelişimi açısından önemli bir ihtiyaç olduğuna dikkat çekti. Ara tatilin, çocukların yoğun öğrenme temposunun ardından zihinsel yorgunluklarını atmalarına yardımcı olduğunu belirten Uzm. Klnk. Özgenç, beynin sürekli bilgi akışı altında öğrendiklerini pekiştirmekte zorlanabildiğini dile getirdi. Uzm. Klnk. Psk. Özgenç, “Tatil dönemi sinir sisteminin dengelenmesi ve çocuğun okula karşı motivasyonunun korunması açısından önemli bir fırsat sunar. Bu süreç özgüven ve özerklik duygularını da destekler” diye konuştu.




‘RUTİNLER TAMAMEN BOZULMAMALI’




Tatilde esneklik payı tanınabileceğini ancak günlük düzenin tamamen terk edilmemesi gerektiğinin altını çizen Uzm. Klnk. Psk. Özgenç, “Rutinler çocuklar&nbsp;için güvende hissetmek demektir. Tamamen bozulan bir düzen, tatil dönüşü uyum sorunlarına ve kaygıya yol açabilir” dedi. Uzm. Klnk. Psk. Özgenç, yemek saatleri ve temel öz bakım alışkanlıklarının korunması, diğer alanlarda ise sınırlı esneklik sağlanmasının daha sağlıklı olduğunu söyledi.

‘EKRAN SÜRESİNE DİKKAT’

Ara tatilde ekran kullanımının artabildiğine dikkat çeken Uzm. Klnk. Psk. Özgenç, “Sınırsız ekran süresi çocuklarda hırçınlık ve dikkat sorunlarına yol açabilir. Ekran kullanımı serbest zaman olarak değil, belirli sürelerle planlanmalıdır. Bu süre mutlaka fiziksel aktivite ve kitap okuma gibi ekran dışı etkinliklerle dengelenmelidir” şeklinde konuştu.

‘ARA TATİL YOĞUN DERS PROGRAMI DEĞİLDİR’

Ara tatilin bir telafi kampı olarak görülmemesi gerektiğini kaydeden Uzm. Klnk. Psk. Özgenç, “Akademik olarak geride olmayan çocuklar için ağır ders programlarından kaçınılmalıdır. Günün sadece kısa bir bölümünün okuma ya da eğlenceli tekrar oyunlarına ayrılması yeterlidir. Asıl amaç bilgiyi taze tutmaktır” dedi.

‘HAREKET VE AÇIK HAVA ÇOCUĞU SAKİNLEŞTİRİR’

Fiziksel aktivitenin çocuklar üzerindeki olumlu etkilerine değinen Uzm. Klnk. Psk. Özgenç, “Hareket, stres hormonlarını azaltır ve mutluluk hormonlarını artırır. Açık havada geçirilen zaman biriken enerjinin boşalmasını sağlarken, ev içindeki çatışmaları azaltır” ifadelerini kullandı.

‘UYKU DÜZENİ KORUNMALI’

Uyku düzeninin tatilde de büyük ölçüde korunması gerektiğini belirten Uzm. Klnk. Psk. Özgenç, “Gece çok geç yatıp sabah geç kalkmak biyolojik saati bozar ve okul dönüşü zorlaştırır. Uyku saatlerinin en fazla birkaç saat esnetilmesi yeterlidir” dedi.

‘AİLEYLE GEÇİRİLEN ZAMAN GÜVEN DUYGUSUNU ARTIRIYOR’

Çocuklar için en büyük ödülün ebeveynleriyle geçirilen kaliteli zaman olduğunu ifade eden Uzm. Klnk. Psk. Özgenç, “Birlikte oynanan oyunlar ve yapılan küçük aktiviteler güvenli bağlanmayı güçlendirir. Bu anlar çocuğun duygusal ihtiyaçlarını besler. Çocuk her an eğlendirilmemelidir. Sıkılmak, yaratıcılığı tetikler. Çocuğun kendi oyununu kurması özgüven ve problem çözme becerilerini geliştirir” açıklamasında bulundu.

‘OKULA DÖNÜŞ YAVAŞ OLMALI’

Tatilin son günlerinde okul rutinine kademeli olarak dönülmesini öneren Uzm. Klnk. Psk. Özgenç, uyku saatlerinin düzenlenmesi ve okul hazırlıklarının birlikte yapılmasının geçiş sürecini kolaylaştıracağını ifade etti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[‘Ara tatil çocukların ruh sağlığı için kritik bir dönem’ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 16 Jan 2026 08:53:19 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/ara-tatil-cocuklarin-ruh-sagligi-icin-kritik-bir-donem-115338-20260116.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/ara-tatil-cocuklarin-ruh-sagligi-icin-kritik-bir-donem-115338-20260116.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/ara-tatil-cocuklarin-ruh-sagligi-icin-kritik-bir-donem-115338-20260116.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Göç Etmeyen Leylekler ve Kuruyan Göller!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-goc-etmeyen-leylekler-ve-kuruyan-goller-130066.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-goc-etmeyen-leylekler-ve-kuruyan-goller-130066.html</link>
                    <description><![CDATA[Leyleklerin göç etmemesi, yalnızca ilginç bir doğa olayı değil. Bu, iklim değişikliğinin yüzyıllardır süregelen en temel doğal döngüleri bile ne kadar derinden ve gözle görülür bir şekilde değiştirdiğinin somut bir kanıtı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
2025'in en şaşırtıcı gözlemlerinden biri, binlerce yıldır baharın habercisi olarak bilinen leyleklerin göç davranışlarını terk etmesi oldu. Iğdır'da yapılan gözlemler, göçmen bir tür olan leyleklerin bir bölümünün artık kışı bölgede geçirdiğini ortaya koydu.

Bu davranış değişikliğinin arkasında yatan temel nedenler, iklim krizinin doğrudan sonuçları: Küresel ısınmaya bağlı olarak kışların daha ılıman geçmesi ve Ağrı Dağı eteklerindeki, Aras ve Karasu nehirleriyle beslenen sulak alanların donmaması. Bu durum, leyleklerin yıl boyunca besin kaynaklarına erişimini sağlayarak göç etme ihtiyacını ortadan kaldırıyor.


Iğdır Üniversitesi Kuş Araştırma ve Eğitim Merkezi (KUŞMER) Müdürü Dr. Emrah Çelik, durumu şu sözlerle özetliyor:

"Aynı zamanda iklimin yumuşak olması ve son yıllarda küresel iklim değişikliğiyle kışların daha ılıman geçmesi, leyleklerin burada kalmasına imkan tanıyor."

Leyleklerin göç etmemesi, yalnızca ilginç bir doğa olayı değil. Bu, iklim değişikliğinin yüzyıllardır süregelen en temel doğal döngüleri bile ne kadar derinden ve gözle görülür bir şekilde değiştirdiğinin somut bir kanıtı.



Geleceğin Değil, Bugünün Krizi: Su Kaynakları Alarm Veriyor


2025'te, dünyanın en büyük tuz göllerinden biri olan İran'daki Urumiye Gölü'nün tamamen kuruması, su krizinin artık bir gelecek tehdidi olmadığını kanıtladı. Tek başına bir ekosistemin çöküşünü simgeleyen bu olay, su kıtlığının ne kadar ani ve yıkıcı olabileceğinin en somut göstergesi oldu.

Bu yerel felaket, küresel bir sorunun yansıması. Birleşmiş Milletler Su Ajansı'nın (UN Water) verileri son derece net: Dünya genelinde 3,6 milyar insan, yılın en az bir ayı suya yetersiz erişimle karşı karşıya ve bu sayının 2050 yılına kadar 5 milyarı aşması öngörülüyor.

&nbsp;

Türkiye de bu krizden payını aldı; ülke genelinde yağışların %26 azalmasıyla son 52 yılın en kurak dönemi yaşandı. Bu olaylar, su kıtlığının artık uzak bir geleceğin sorunu olmadığını, yıkıcı ekolojik sonuçlarıyla birlikte bugünün hızlanan bir krizi olduğunu kanıtlıyor.

&nbsp;

&nbsp;

Kaynak:ekolojikevim

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Göç Etmeyen Leylekler ve Kuruyan Göller! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 13 Jan 2026 07:56:44 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/goc-etmeyen-leylekler-ve-kuruyan-goller-110606-20260113.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/goc-etmeyen-leylekler-ve-kuruyan-goller-110606-20260113.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/goc-etmeyen-leylekler-ve-kuruyan-goller-110606-20260113.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Tapu sahipleri dikkat! e-Devlet’i kontrol etmeyenin tapusu gidebilir]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-tapu-sahipleri-dikkat-e-devleti-kontrol-etmeyenin-tapusu-gidebilir-129953.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-tapu-sahipleri-dikkat-e-devleti-kontrol-etmeyenin-tapusu-gidebilir-129953.html</link>
                    <description><![CDATA[Vatandaşların e-Devlet üzerinden yapılan bildirimleri düzenli olarak takip etmesi artık bir zorunluluk haline geldi. ​ Artık kentsel dönüşüm kapsamındaki binalarda mülk sahiplerine posta yoluyla fiziki kağıt gönderilmeyecek. Bunun yerine bildirimler, doğrudan e-Devlet üzerinden elektronik tebligat yoluyla iletilecek.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kentsel dönüşüm süreçlerini hızlandırmak amacıyla hayata geçirilen yeni düzenlemeyle birlikte, ev sahiplerine gönderilen fiziki tebligat dönemi sona erdi. e-Devlet üzerinden yapılacak elektronik tebligatı 15 gün içinde onaylamayan veya sürece katılmayan mülk sahiplerinin payları, belediye tarafından rayiç bedelle satışa çıkarılabilecek.

Yeni sisteme göre, e-Devlet üzerinden gönderilen tebligatı görmeyen, sürece dahil olmayan veya 15 günlük süre zarfında onay vermeyen mülk sahipleri mülkiyet hakları konusunda riskle karşı karşıya kalacak. Kanuna yansıyan bu düzenleme, binadaki çoğunluk kararına katılmayan veya bildirimlere yanıt vermeyen hak sahiplerinin sürecini netleştiriyor. ​

Uygulamanın temel hedefi, kentsel dönüşüm projelerinde tek bir kişinin onay vermemesi nedeniyle durma noktasına gelen projeleri hızlıca tamamlamak. Ancak bu durum, elektronik bildirimlerini kontrol etmeyen mülk sahiplerinin kendi rızaları dışında paylarının satılması riskini doğuruyor.

Artan dijital dolandırıcılık vakaları tapu sahiplerini tehdit ederken, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü de kritik bir güvenlik önlemini devreye aldı. e-Devlet üzerinden birkaç dakikada ücretsiz olarak aktif hale getirilebilen “İşlem Yapılmaz Beyan Tesisi”, izinsiz taşınmaz satışlarının önüne geçiyor. Sisteme eklenen bu dijital şerh sayesinde, tapu sahibi onay vermeden hiçbir işlem yapılamıyor. Özellikle yaşlı, yoğun veya şehir dışında yaşayan mülk sahipleri için bu uygulama, gayrimenkul güvenliğinde yeni bir dönem başlatıyor.

Sahte kimlikler, ele geçirilmiş veriler ve taklit belgelerle gerçekleştirilen gayrimenkul dolandırıcılığı, Türkiye'de her geçen gün artıyor. Özellikle değerli konut, arsa ve iş yerlerinin hedef alındığı bu yöntemlere karşı artık resmi, yasal ve dijital bir çözüm var.

“İşlem Yapılmaz” Şerhi Nasıl Eklenir?

-turkiye.gov.tr adresine giriş yap

-“Web Tapu” hizmetini seç

-“Beyan İşlemleri” &gt; “İşlem Yapılmaz Beyan Tesisi” adımlarını takip et

-Onay ver ve korumayı aktif hale getir

Bu işlem tamamen ücretsiz, birkaç dakika içinde tamamlanıyor ve fiziksel başvuru gerektirmiyor. Tapu güvenliğini artırmak ve dolandırıcılık riskini sıfıra indirmek için yetkililer, tüm mülk sahiplerini bu uygulamayı acilen kullanmaya çağırıyor.

Hak sahiplerinin mağduriyet yaşamaması için e-Devlet tebligat sistemini ve askı ilanlarını sıkı bir şekilde takip etmesi hayati önem taşıyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Tapu sahipleri dikkat! e-Devlet’i kontrol etmeyenin tapusu gidebilir - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 12 Jan 2026 07:34:47 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/tapu-sahipleri-dikkat-e-devleti-kontrol-etmeyenin-tapusu-gidebilir-110532-20260112.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/tapu-sahipleri-dikkat-e-devleti-kontrol-etmeyenin-tapusu-gidebilir-110532-20260112.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/tapu-sahipleri-dikkat-e-devleti-kontrol-etmeyenin-tapusu-gidebilir-110532-20260112.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ankara’nın İlk Tematik Kadın AVM’si Zeruj Ankara Açıldı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-ankaranin-ilk-tematik-kadin-avmsi-zeruj-ankara-acildi-129339.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-ankaranin-ilk-tematik-kadin-avmsi-zeruj-ankara-acildi-129339.html</link>
                    <description><![CDATA[Ankara Yüksek Hızlı Tren (YHT) Garı yerleşkesinde açılan merkez, yaklaşık 50 kadın giyim mağazasına ev sahipliği yaparak başkentin ilk tematik kadın AVM’si olma özelliğini taşıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ankara’da Yüksek Hızlı Tren (YHT) Garı’ndaki Zeruj AVM’nin açılışına çok sayıda vatandaş katıldı. AVM açılışı, Zeruj Organizasyon Yönetim Kurulu Başkanı Zehra Özkaymaz tarafından gerçekleştirildi. YHT yerleşkesinde hizmete giren Zeruj&nbsp;Ankara AVM’de yaklaşık 50 kadın giyim mağazası yer alıyor.

Alışveriş merkezinde Türkiye’nin köklü kadın giyim markalarının yanı sıra birçok yeni marka da ziyaretçilerle buluşuyor. AVM aynı zamanda Ankara’nın ilk kadın temalı AVM’si olma özelliğiyle dikkat çekiyor. Türkiye genelinde ise bu konseptte açılan 3’üncü AVM olma özelliğini taşıyor.

AVM’de kadın giyim mağazalarının yanı sıra kozmetik ürünlerinin satıldığı alanlar, çocuk oyun alanları ve geniş bir yeme-içme katı da bulunuyor.

Birçok zincir kafe ve restoranın yer aldığı alışveriş merkezi, farklı yaş gruplarına hitap eden sosyal alanlarıyla da öne çıkıyor. YHT Garı’nda konumlanan AVM’nin, günlük seyahat eden yolcular ve kent sakinleri için yeni bir alışveriş ve buluşma noktası olması hedefleniyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Ankara’nın İlk Tematik Kadın AVM’si Zeruj Ankara Açıldı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 06 Jan 2026 11:46:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/ankaranin-ilk-tematik-kadin-avmsi-zeruj-ankara-acildi-144659-20260106.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/ankaranin-ilk-tematik-kadin-avmsi-zeruj-ankara-acildi-144659-20260106.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/ankaranin-ilk-tematik-kadin-avmsi-zeruj-ankara-acildi-144659-20260106.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Giresun'da yalnız yaşayan yaşlılara 7/24 akıllı bileklik takıldı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-giresunda-yalniz-yasayan-yaslilara-724-akilli-bileklik-takildi-128656.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-giresunda-yalniz-yasayan-yaslilara-724-akilli-bileklik-takildi-128656.html</link>
                    <description><![CDATA[Yalnız yaşayan yaşlıların akıllı bilekliklerle sağlık verileri anlık takip ediliyor, acil durumlarda tek merkezden müdahale sağlanıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yaşlı nüfus oranı en yüksek illerden Giresun’da, yalnız yaşayan yaşlıların güvenliği için akıllı bileklik destekli 7/24 anlık takip sistemi uygulamaya alındı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre nüfusa oranla yaşlı nüfusun en yoğun olduğu iller arasında üçüncü sırada yer alan Giresun'da, yalnız yaşayan yaşlı bireylerin güvenliğini artırmak amacıyla akıllı bileklik destekli 7/24 takip sistemi hayata geçirildi.

Giresun Valiliği Konferans Salonu'nda düzenlenen törende, proje kapsamında temin edilen 100 akıllı bileklik gönüllülük esasına göre takdim edildi.

Türkiye’de ilk kez uygulanan model kapsamında dağıtılan akıllı bileklikler sayesinde Akıllı bilekliklerle yaşlı kişilerin hayati bulguları ve durumları tek bir merkezden izlenebilecek.&nbsp;


Cihazlar entegre edildikleri sistem ile tansiyon, nabız, kandaki oksijen seviyesi gibi sağlık verilerini ölçmenin yanı sıra düşme ve hareketsizlik durumlarında ise uyarı verecek.

Öte yandan, proje kapsamında 100 gönüllü kamu personelinin eşleştirildikleri yaşlıları ayda en az iki kez evlerinde ziyaret edeceği ve haftada bir kez telefonla sosyal destek sağlayacakları belirtildi.


&nbsp;

&nbsp;





TÜİK verilerine göre toplam nüfusu 455 bin 922 olan Giresun’da, 65 yaş ve üzeri nüfusun yaklaşık 87 bin olduğu bildirildi. Sinop ve Kastamonu’nun ardından yaşlı nüfus oranı en yüksek üçüncü il konumunda bulunan Giresun’da, yaşlılığa bağlı kayıp vakalarında da artış yaşanıyor. 2025 yılı içerisinde AFAD’a yapılan 22 kayıp başvurusunun 7’sinin 60 yaş üstü bireylere ait olduğu kaydedildi.





&nbsp;


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Giresun'da yalnız yaşayan yaşlılara 7/24 akıllı bileklik takıldı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 30 Dec 2025 09:06:41 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/giresunda-yalniz-yasayan-yaslilara-724-akilli-bileklik-takildi-124558-20251230.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/giresunda-yalniz-yasayan-yaslilara-724-akilli-bileklik-takildi-124558-20251230.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/giresunda-yalniz-yasayan-yaslilara-724-akilli-bileklik-takildi-124558-20251230.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ulus’un Yeni Nefesi: “Tam Bağımsızlık — Tam Hürriyet” Müjdesiyle WhatsApp Kanalı Açıldı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-ulusun-yeni-nefesi-tam-bagimsizlik-tam-hurriyet-mujdesiyle-whatsapp-kanali-acildi-127975.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-ulusun-yeni-nefesi-tam-bagimsizlik-tam-hurriyet-mujdesiyle-whatsapp-kanali-acildi-127975.html</link>
                    <description><![CDATA[Ulus Gazetesi WhatsApp kanalı açıldı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Tarihin satır aralarından yükselen bir ses, bugünün dilinde yeni bir mecra buldu. Atatürk’ün, Sivas’ın ve Hakimiyeti Milliye ruhunun mirasını omuzlayan Ulus gazetesi, halkın bilgisine doğrudan ulaşmak için resmi WhatsApp Kanalını hizmete açtı. Bu adım, 106 yıllık sadakat ve sorumluluğun dijital bir yansıması; “Tam Bağımsızlık, Tam Hürriyet” düsturunun modern bir icraatı olarak tasarlandı.

Geçmişin habercilik cesareti ile bugünün hızının birlikteliğini amaçlayan kanal, okura hızlı, doğrulanmış ve erişilebilir haber sunmayı vaadediyor. Ulus’un tarihinde bir anı taşıyan nedenlerin hatırlatıcısı olarak, bu mecra yalnızca haber iletmekle kalmayacak; kamuoyunu aydınlatma, yanlış bilgiyi düzeltme ve tarihî hafızayı canlı tutma görevini de üstlenecek.&nbsp;

Ulus Genel Yayın Yönetimi, kanalın açılışında şu sözlerle niyetini özetledi: "Hakikatin peşinde koşmak, millete olan borcumuzdur. Bu kanal, bilgiyi hızla taşırken onu doğrulamaktan ve okunur kılmaktan asla taviz vermeyecektir. Tarihten öğrenip bugünü aydınlatmak, işte bizim misyonumuz.”

Sivas Kongresi’nde halkı aydınlatmak üzere yayımlanan Hakimiyeti Milliye’nin satırlarında başlayan anlatı, Cumhuriyet boyunca kimi zaman zor, kimi zaman parlak dönemlerden geçerek Ulus’ta vücut buldu. Bugün açılan WhatsApp kanalı, o mirası dijital dünyada sürdürme niyetinin çağdaş bir tezahürüdür: haberin doğrudan milletten millete ulaşması.

Kanala buradan ulaşabilirsiniz: https://whatsapp.com/channel/0029VbBwpfD1XqucQqg4In45
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Ulus’un Yeni Nefesi: “Tam Bağımsızlık — Tam Hürriyet” Müjdesiyle WhatsApp Kanalı Açıldı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 23 Dec 2025 14:01:46 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/ulusun-yeni-nefesi-tam-bagimsizlik-tam-hurriyet-mujdesiyle-whatsapp-kanali-acildi-170441-20251223.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/ulusun-yeni-nefesi-tam-bagimsizlik-tam-hurriyet-mujdesiyle-whatsapp-kanali-acildi-170441-20251223.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/ulusun-yeni-nefesi-tam-bagimsizlik-tam-hurriyet-mujdesiyle-whatsapp-kanali-acildi-170441-20251223.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Türkiye, dünyada en fazla ekmek tüketen ülke oldu!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-turkiye-dunyada-en-fazla-ekmek-tuketen-ulke-oldu-127947.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-turkiye-dunyada-en-fazla-ekmek-tuketen-ulke-oldu-127947.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye, kişi başına düşen yıllık ekmek tüketiminde dünya genelinde ilk sırada yer aldı. Paylaşılan verilere göre, kişi başına ekmek tüketiminde Türkiye listenin zirvesinde yer alırken, Hindistan en düşük tüketim oranıyla son sırada bulunuyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Dünya Bankası verilerine göre Türkiye, kişi başına düşen yıllık ekmek tüketiminde dünya genelinde ilk sırada yer aldı.&nbsp;Ülkelere göre kişi başına yıllık ekmek tüketimi sıralamasında Türkiye, 199,6 kilogramla ilk sırada yer alırken, 135 kilogram tüketimle Sırbistan ikinci sırada bulunuyor. En düşük ekmek tüketimi ise yıllık 1,75 kilogramla Hindistan’da kaydedildi. Ayrıca 2025 yılında küresel ölçekte ekmek üretiminden elde edilen gelirin, yıllık yüzde 6,25’lik büyümeyle 533,4 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Yıllık kişi başına ekmek tüketimi (kg)

Türkiye: 199,60 kg

Sırbistan: 135,00 kg

Bulgaristan: 131,10 kg

Ukrayna: 88,00 kg

Kıbrıs: 74,00 kg

Arjantin: 72,00 kg

Yunanistan: 70,00 kg

Danimarka: 70,00 kg

Polonya: 70,00 kg

Portekiz: 70,00 kg

İrlanda: 68,00 kg

Hollanda: 60,00 kg

Macaristan: 60,00 kg

Almanya: 57,00 kg

Lüksemburg: 55,00 kg

Finlandiya: 55,00 kg

Rusya: 54,00 kg

İsveç: 54,00 kg

Norveç: 52,00 kg

Fransa: 50,00 kg

İsviçre: 48,00 kg

Belçika: 47,00 kg

Avusturya: 46,00 kg

İspanya: 46,00 kg

İtalya: 44,00 kg

Suudi Arabistan: 39,00 kg

Slovenya: 39,00 kg

İngiltere: 37,00 kg

Meksika: 33,50 kg

Japonya: 28,30 kg

Güney Afrika: 25,80 kg

ABD: 17,00 kg

Çin: 5,83 kg

Endonezya: 4,70 kg

Brezilya: 2,88 kg

Nijerya: 2,26 kg

Hindistan: 1,75 kg
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Türkiye, dünyada en fazla ekmek tüketen ülke oldu! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 23 Dec 2025 11:49:17 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/turkiye-dunyada-en-fazla-ekmek-tuketen-ulke-oldu-145240-20251223.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/turkiye-dunyada-en-fazla-ekmek-tuketen-ulke-oldu-145240-20251223.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/turkiye-dunyada-en-fazla-ekmek-tuketen-ulke-oldu-145240-20251223.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kaygılarınızın yüzde 91,4'ü asla gerçekleşmiyor! "Boşuna üzülüyorsunuz" ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-kaygilarinizin-yuzde-914u-asla-gerceklesmiyor-bosuna-uzuluyorsunuz-127899.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-kaygilarinizin-yuzde-914u-asla-gerceklesmiyor-bosuna-uzuluyorsunuz-127899.html</link>
                    <description><![CDATA[Kaygı bozukluğu yaşayan bireylerin en temel sorunlarından biri olan “olacak mı?” düşüncesinin büyük ölçüde gerçeği yansıtmadığı bilimsel olarak ortaya kondu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ABD’de yapılan bir araştırma, kaygı bozukluğu olan kişilerin endişelerinin büyük bölümünün gerçekleşmediğini ve bu farkındalığın tedaviyi güçlendirdiğini ortaya koydu.

ABD’de yapılan bir araştırmaya&nbsp;göre, yaygın&nbsp;anksiyete bozukluğu (GAB)&nbsp;tanısı bulunan bireylerin kurduğu&nbsp;kaygıların yüzde 91’inden fazlası hiçbir zaman gerçekleşmiyor.

Behavior Therapy&nbsp;dergisinde yayımlanan çalışmada, GAB tanısı olan&nbsp;29 katılımcı&nbsp;günlük yaşamlarında hissettikleri kaygıları anlık olarak kaydetti. Katılımcılar, akıllı telefon ve çevrim içi günlükler aracılığıyla hangi olaylardan&nbsp;endişe&nbsp;duyduklarını&nbsp;ve bu endişelerin gerçekleşip gerçekleşmediğini&nbsp;30&nbsp;gün boyunca&nbsp;takip etti.

Araştırma sonuçlarına göre,&nbsp;kaydedilen kaygıların ortalama yüzde 91,4’ü gerçekleşmedi. Hatta&nbsp;bazı katılımcılarda bu oran yüzde 100’e&nbsp;ulaştı; yani bu kişilerin kurduğu hiçbir kaygı gerçeğe dönüşmedi. Buna karşın katılımcılar, kaygı duydukları olayların&nbsp;gerçekleşme ihtimalini&nbsp;gerçekte olduğundan çok daha yüksek tahmin etti.

Çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri ise,&nbsp;kaygıların büyük ölçüde gerçekleşmediğini fark eden bireylerde anksiyete belirtilerinin daha hızlı ve daha belirgin şekilde azalması&nbsp;oldu. Araştırmacılara göre, bireylerin&nbsp;“kaygılarım genellikle doğru çıkmıyor” gerçeğiyle yüzleşmesi, terapinin etkisini güçlendiriyor.

Uzmanlar, bu bulgunun bilişsel davranışçı terapinin temel varsayımlarını desteklediğini belirtiyor. Buna göre, yaygın anksiyete bozukluğunda sorun çoğu zaman&nbsp;dış dünyadan değil, bireyin gerçekçi olmayan beklentilerinden&nbsp;kaynaklanıyor. Kaygıların somut verilerle test edilmesi ve sonuçların görülmesi, anksiyete döngüsünü kırmada kritik rol oynuyor.

Araştırmacılar, kaygılarını düzenli olarak yazıya döken ve sonuçlarını gözlemleyen bireylerin, zamanla hem endişe düzeylerini düşürdüğünü hem de belirsizlikle başa çıkma becerilerinin arttığını vurguluyor.

Bilim insanlarına göre bu çalışma,&nbsp;“en kötü senaryoyu düşünmenin”&nbsp;çoğu zaman zihnin ürettiği bir&nbsp;yanılsama&nbsp;olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Kaygılarınızın yüzde 91,4'ü asla gerçekleşmiyor! "Boşuna üzülüyorsunuz"  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 23 Dec 2025 08:40:27 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kaygilarinizin-yuzde-914u-asla-gerceklesmiyor-bosuna-uzuluyorsunuz-115145-20251223.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kaygilarinizin-yuzde-914u-asla-gerceklesmiyor-bosuna-uzuluyorsunuz-115145-20251223.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kaygilarinizin-yuzde-914u-asla-gerceklesmiyor-bosuna-uzuluyorsunuz-115145-20251223.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Üç Aylar Başlıyor: Recep, Şaban, Ramazan. ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-uc-aylar-basliyor-recep-saban-ramazan-127731.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-uc-aylar-basliyor-recep-saban-ramazan-127731.html</link>
                    <description><![CDATA[Üç Aylar Başlıyor]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Her yıl İslami takvime göre ardı ardına gelen Recep, Şaban ve Ramazan aylıklarına toplumda kısaca “üç aylar” deniyor. Müslümanlar için bu dönem, dünyevi telaşların geri plana itildiği, daha fazla ibadet, zekât ve iç muhasebenin ön plana çıktığı bir hazırlık süreci; Ramazan ise bu hazırlığın doruğa ulaştığı, orucun, teravih namazlarının ve Kadir Gecesi’nin kutsallığıyla tanımlanan ay olarak yaşanıyor.

Recep, Şaban, Ramazan ne demek?

Üç ayın adları Arapça kökenlidir ve her birinin sözcüksel bir çağrışımı vardır.

Receb; köken olarak “saygı, hürmet” anlamını çağrıştıran bir kökten gelir ve İslam öncesi Arap toplumunda da mukaddes addedilen aylardan biridir. İslamiyet öncesi dönemde; hevber ve esamm diye adlandırılmıştır.&nbsp;

Şaban; kelime kökeni itibarıyla “ayrılmak, dağılmak” anlamlarına gelen köklerle ilişkilendirilir; bazı kaynaklar bunun toplulukların yaz aylarına doğru dağıldığı mevsimsel bir çağrı olduğunu öne sürer. İslamiyetten önce bu ay mevhâ’, va‘l, ‘âdil ve âẕil isimleriyle adlandırılmıştır.&nbsp;

Ramazan; Arapça ramad (sıcaklık, kavurucu kuruluk) kökünden türemiştir; klasik izahlar, yazın kavurucu sıcaklığına benzetilen ruhî bir sınavı ve arınmayı mecaz yoluyla çağrıştırdığını belirtir.

Ritüeller: Nasıl geçirilir, ne anlama gelir?

Üç aylar, genel olarak şöyle anılır: daha fazla namaz, zikir, sadaka ve Kur’an tilaveti; Peygamber sünnetine uygun nafile oruçlar; kandil gecelerinde cami ve evlerde mevlit ve dualar. Dini önderler, bu dönemin tövbe ve muhasebe için fırsat olduğunu, iman ve ahlakı güçlendirecek davranışların önemini vurguluyorlar.

Ramazan ayı ise sosyal ve ekonomik hayat üzerinde somut etkiler yaratır: iftar sofraları, hayır kurumlarının faaliyetleri, fitre ve zekât işlemleri ile cemaat hayatının yoğunlaştığı bir zaman dilimi hâline gelir. Teravih namazları, toplu iftar organizasyonları ve Kadir Gecesi’nin arayışı, Ramazan’ı toplumun ritimlerini değiştiren bir ay kılar.

Kandiller ve özel geceler:

Üç aylar içinde hatırlanan bazı mübarek geceler, Türk kültüründe “kandil” olarak da anılır; bu gecelerde camiler ve evler dualarla, mevlitlerle ve Kur’an okumalarıyla dolup taşar. Bu gecelerin manevi ağırlığı, bireyleri ve aileleri bir araya getirirken, toplumsal dayanışma ve hafıza pratiklerini de canlı tutar.

Toplumsal yansıma: Mekânlar, yardımlaşma, modern uygulamalar:

Camiler, vakıflar ve sivil toplum kuruluşları üç aylarda aktif programlar düzenler; halk, daha fazla bağış, yardım kampanyası ve toplu etkinliklerle yoğunlaşır. Modern şehir hayatında Ramazan’ın ekonomik ve kentsel etkileri de gözlemlenir: çalışma saatleri, ticaretin ritmi ve kamu hayatındaki düzenlemeler bu aya göre şekillenir. Öte yandan medya ve sosyal platformlar Ramazan ve üç aylar üzerine geniş ve özel içerikler üretir.&nbsp;

Eleştirel not:

Akademisyenler ve dinî çevreler, üç ayların hem manevi zenginliğine dikkat çekiyor hem de bu dönemin ticarileşme tehlikesine işaret ediyorlar. Ramazan’ın hayır ve paylaşma ruhunu güçlendirmek için sivil toplumun ve yerel aktörlerin sorumluluğu büyüktür; aynı zamanda ibadet anlatılarıyla sosyal yardımlaşma arasındaki denge korunmalı, ritüellerin özünden uzaklaşılmamalıdır.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Üç Aylar Başlıyor: Recep, Şaban, Ramazan.  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 21 Dec 2025 07:13:52 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/uc-aylar-basliyor-recep-saban-ramazan-101532-20251221.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/uc-aylar-basliyor-recep-saban-ramazan-101532-20251221.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/uc-aylar-basliyor-recep-saban-ramazan-101532-20251221.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Nardugan Bayramı: Doğan Güneşin Bayramı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-nardugan-bayrami-dogan-gunesin-bayrami-127730.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-nardugan-bayrami-dogan-gunesin-bayrami-127730.html</link>
                    <description><![CDATA[Nardugan Bayramı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kuzey yarımkürede gündönümünün süregeldiği 21–22 Aralık dönemi, Orta Asya ve Sibirya’nın Türk kökenli topluluklarında nesiller boyunca Nardugan (Nardoqan/Narduğan) adıyla anılan bir kutlamayı doğurmuştur. Gelenek, gece en uzun olduğunda güneşin “yeniden doğuşunu” beklemek; karanlığın ardından bereket ve aydınlık dileyerek yeni döngüyü karşılamaktır.&nbsp;

Nardugan kelime kökeni 

Nardugan sözcüğünün etimolojisi doğrudan tek bir kaynağa indirgenemez; literatürde yaygın açıklama Türkçedeki nar (güneş/ateş anlamında eski köklerle ilişkilendirilen) ile dugan/tugan (doğmak/doğan) eklerinin birleşimi şeklindedir; yani “doğan güneş / yeni doğan” imgesine işaret eder. Bu dilsel çözümleme hem Türk lehçelerindeki hem de Moğol dillerindeki benzer köklerle desteklenir ve kutlamanın “güneşin yeniden doğuşu” manasını dilsel olarak pekiştirir.&nbsp;

Ritüel imgeler: ağaç, nar ve akçam:

Nardugan ritüellerinde “hayat ağacı” anlamında seçilmiş çam/ladin türleri (bölgeye göre akçam, beyaz çam veya benzeri iğne yapraklı ağaç) süslenir; bu pratik, dünyanın çeşitli halklarındaki kış ağaçları geleneğiyle şaşırtıcı paralellik gösterir. Ayrıca nar kırılarak dağıtılması, kırmızı meyvenin güneşin rengini ve bereketi çağrıştırması bakımından sembolik bir işlev görür. Araştırmalar, ağaç süsleme ve nar ritüelinin Orta Asya şamanik pratikleriyle ve daha sonra Hristiyan-Avrupalı Noel ağacı törenleriyle tarihsel karşılıklı etkilenmeler taşıdığını gösterir.&nbsp;

Mitsel zemin: Ülgen, ışık ve toplumsal yeniden doğuş:

Eski Türk kozmolojilerinde güneşin ve aydınlığın geri dönüşü tanrısal bir zaferdir; bazı kaynaklar Nardugan’da Ülgen, Kök Tengri ya da ışık ruhlarına minnet ve adakların sunulduğunu belirtir. Bu mitik katman, kutlamayı yalnızca takvimsel bir dönüm değil, aynı zamanda toplumsal hafızayı onaran, kötücül kış güçlerine karşı dayanışmayı tazeleyen bir törene dönüştürür. Şamanlara göre: Güneş güç kaybederse kötü ruhlar çoğalır,

Güneş güç kazandığında bolluk ve iyilik yeniden hâkim olur.

Güncel yansımalar ve komparatif tarih:

Modern dönemde Nardugan ritüelleri kimi bölgelerde canlandırma etkinlikleriyle; kültür merkezleri, dernekler ve sosyal medya paylaşımları aracılığıyla yaşatılıyor. Akademik ve popüler kaynaklarda Nardugan’ın; kış gündönümü törenleri, Noel öncesi Avrupa gelenekleri ve Yelda gibi Pers kökenli törenlerle karşılaştırmalı çalışmaları bulunuyor; bu da kutlamanın hem yerel köklerine hem de bölgelerarası kültürel etkileşimlere bağlı bir miras olduğunu gösterir.&nbsp;

Örnek olarak Muazzez İlmîye Çığ, İslamiyet öncesi Türklerde Nardugan bayramını kutladığını; Orta Asya, Sibirya ve Avrupa pagan topluluklarında görülen ve Antik Roma'da ise Satürnalya, Antik Yunan'da Dionysos adıyla kutlanan kış gündönümü şenliklerinin bir halkası olduğu iddia etmiştir. Çığ, 2020 yılında yayımlanan "Çam Bayramı (Noel mi Nardugan mı?)" adlı kitabında Nardugan Bayramı ile Noel arasında benzerlikler bulunduğunu, yılbaşında ağaç süsleme geleneğinin Türkler'den Hristiyanlığa geçtiğini, Noel Baba figürünün Türkler'deki "Ayaz Ata" adlı şahsiyetten devşirildiğini iddia etmiştir.

Hatta Muğla'nın Bodrum ilçesine bağlı Gündoğan beldesinde 2010 yılından itibaren Nardugan kutlaması yapılmaktadır. 21 Aralık gecesi gerçekleşen şenliklerde ateş yakılır; Ege türküleri eşliğinde yöresel oyunlar oynanır.

Nardugan Bayramının anlattığı şey değişmemiştir:

Karanlık kalıcı değildir.

Işık geri döner.

İnsan bunu fark ettiği anda bayram başlar.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Nardugan Bayramı: Doğan Güneşin Bayramı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 21 Dec 2025 06:46:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/nardugan-bayrami-dogan-gunesin-bayrami-095004-20251221.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/nardugan-bayrami-dogan-gunesin-bayrami-095004-20251221.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/nardugan-bayrami-dogan-gunesin-bayrami-095004-20251221.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>