<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>Ulus Gazetesi Adımız Andımızdır</title>
                      <link>https://www.ulusgazetesi.com/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.ulusgazetesi.com/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Tarafsız, objektif ve en etkili organik haberleriyle Türkiyenin en iyi haber sitesidir</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Thu, 18 Jun 2026 04:42:49 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>Ulus Gazetesi Adımız Andımızdır - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - Ulus Gazetesi Adımız Andımızdır</copyright><item><title><![CDATA[Sağlık Bakanı Memişoğlu: Bir ay sahada olacağız. İnsanların hareket yaşını öğreneceğiz]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-saglik-bakani-memisoglu-bir-ay-sahada-olacagiz-insanlarin-hareket-yasini-ogrenecegiz-143535.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-saglik-bakani-memisoglu-bir-ay-sahada-olacagiz-insanlarin-hareket-yasini-ogrenecegiz-143535.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Memişoğlu, "Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyasıyla bir ay boyunca sahada olacaklarını, vatandaşların hareket yaşını ölçeceklerini ve toplumda düzenli hareket etme alışkanlıklarının yaygınlaşmasını amaçladıklarını bildirdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA (AA) - Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye genelinde hayata geçirilen "Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyası tanıtım etkinliği dolayısıyla düzenlenen programa katıldı. Başkent Millet Bahçesi'ndeki etkinlikte konuşan Memişoğlu, Türkiye'nin sağlık hizmetlerindeki başarısına dikkati çekerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde son 24 yılda sağlık alanında dünyaya örnek gösterilen sağlık hizmeti verildiğini söyledi.Sağlıklı bir toplum oluşturmanın en büyük hedefleri olduğunu vurgulayan Memişoğlu, sağlık olmadan mutluluğun mümkün olmadığına dikkati çekerek, herkesi sağlıklı kalmak adına gayret göstermeye davet etti."Önceliğimiz insanların sağlıklı olması ve sağlıklı kalması"Memişoğlu, Türkiye'nin aile hekimliği, toplum sağlığı merkezleri ve sağlıklı hayat merkezleriyle güçlü bir sağlık ordusuna sahip olduğunu, yaklaşık 1,5 milyon kişiyle hem tedavi hem de koruyucu sağlık hizmeti verdiklerini belirtti.Bakan Memişoğlu, toplum sağlığını tehdit eden en önemli risk faktörlerinin fazla kilo, hareketsizlik ve bağımlılıklar olduğunu dile getirdi.Bakanlık olarak hem sağlık kültürünü yerleştirmeyi hem de toplumsal farkındalığı artırmayı hedefleyen çalışmalar yürüttüklerini vurgulayan Memişoğlu, geçen yıl "Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" mottosuyla yaklaşık 10 milyon kişinin boy ve kilo ölçümünü yaptıklarını aktardı. Memişoğlu, ölçüm yapılan kişilerden ihtiyaç duyanların sağlıklı hayat merkezleri ile diyetisyenlere yönlendirildiğini, bu süreçte vatandaşların toplamda 513 ton kilo vermesini sağlayarak sağlık kazanmalarına destek olduklarını kaydetti."Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa" mottosuyla toplumda fiziksel aktivite farkındalığı oluşturmayı hedeflediklerini ifade eden Memişoğlu, vatandaşların yalnızca beslenme ve diyetisyen desteğiyle değil, fizyoterapistler eşliğindeki egzersizlerle de sağlıklarını koruyabileceklerini belirtti.Memişoğlu, hareketli yaşamın sağlıklı kalmanın temel unsurlarından biri olduğuna ve düzenli fiziksel aktivitenin önemine dikkati çekti."Türkiye'de 348 sağlıklı hayat merkezi var"Memişoğlu, şunları kaydetti:"Şu anda Türkiye'de 348 sağlıklı hayat merkezi var. Fizyoterapistimizden, diyetisyenimize, çocuk gelişimcisinden gebe okulları ve kanser taramalarına kadar 17 hizmeti ücretsiz verebiliyoruz. MHRS üzerinden randevu alabildiğiniz gibi aile hekimleriniz de buradan randevu alabiliyor. Lütfen beraber kilolarımızı verelim, hareketli olalım, sağlıklı kalalım. Bunu özellikle toplumumuzla beraber yapmak istiyoruz. Geçen sene 7,7 milyon vatandaşımızı aradık kanser taraması için ve 28 binin üzerinde kişinin erken safhada kanserlerini tespit ederek tedavi ettirdik. "Memişoğlu, herkesi sağlıklı bir yaşam için hareket etmeye davet ederek, "Biz bir ay sahada olacağız. İnsanların hareket yaşını öğreneceğiz. Nüfus cüzdanınızda hangi yaş yazarsa yazsın, kaslarınızın yaşı önemlidir. Siz bu yaşı genç tutmak için hareketli olmak zorundasınız, hareket yapmak zorundasınız. Her bir vatandaşımızdan bedenlerini ve sağlıklarını korumalarını istiyorum. Bizimle beraber bir ay içinde hareket yapma, sağlıklı kalma alışkanlıklarını kazansınlar istiyorum." ifadelerini kullandı.Konuşmanın ardından Bakan Memişoğlu'na Sağlık Sokağı'nda 30 saniye otur-kalk testi, denge testleri ve el dinamometresiyle kavrama kuvveti ölçümü uygulandı.Memişoğlu, daha sonra, sağlıklı yaşama dikkat çekmek için bisiklet sürdü ve vatandaşlarla basketbol oynadı.Öte yandan, Sağlık Sokağı'nda vatandaşlara yapılan ölçümlerin ardından katılımcıların hareket yaşları belirlendi, ihtiyaç duyanlar sağlıklı hayat merkezlerinde sunulan fiziksel aktivite danışmanlığı ve egzersiz hizmetlerine yönlendirildi. Muhabir: Dilhan Türker Yıldız ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Sağlık Bakanı Memişoğlu: Bir ay sahada olacağız. İnsanların hareket yaşını öğreneceğiz - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 11:30:19 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/11062026143019_70a11b829076189fb5d88958eae8d688.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/11062026143019_70a11b829076189fb5d88958eae8d688.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/11062026143019_70a11b829076189fb5d88958eae8d688.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kalça ve Diz Protezinde Robotik Cerrahi Yaygınlaşıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-kalca-ve-diz-protezinde-robotik-cerrahi-yayginlasiyor-143330.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-kalca-ve-diz-protezinde-robotik-cerrahi-yayginlasiyor-143330.html</link>
                    <description><![CDATA[Gelişen teknolojiyle birlikte sağlık alanında birçok avantaj sunan robotik cerrahiyle uygulanan kalça ve diz protezleri tedavinin başarısını artırıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Robotik protez ameliyatının hassas ölçümlerle nokta atışı uygulama imkanı sunduğunu belirten Özel Sağlık Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Devrim Akseki, böylece diz veya kalça protezlerinin ekleme daha doğru ve kusursuz bir şekilde yerleştirilebildiğini söyledi.

Günümüzde diz protezi ameliyatlarının sıklıkla yapıldığını dile getiren Akseki, “Halk arasında diz kireçlenmesi ve sıvı eksilmesi olarak tabir edilen hastalıklar daha da yaygınlaştı. Bu nedenle diz protezi ameliyatları da daha çok yapılmaya başlandı. Robotik cerrahide öncelikle dizi farklı pozisyonlarda, farklı şekillerde robota tanıtıyoruz. Robotun hassasiyet derecesi insan gözünün hassasiyet derecesinden çok daha yüksek. Sonrasında robotun bize işaretlediği noktalardan gerçekleştirdiğimiz milimetrik kesiler sayesinde uygulayacağımız protezi doğru açıyla, doğru pozisyonda yerleştirmiş oluyoruz. Bu bir anlamda insan hatasını da en aza indiren bir sistem. Böylece operasyon başarısı da yükseliyor, hasta daha hızlı iyileşiyor” diye konuştu.

DAHA HIZLI İYİLEŞME İMKANI SUNUYOR

Robotik diz protezi ameliyatının daha az kanamaya neden olduğunu ve günlük yaşama daha hızlı dönüldüğünü de dile getiren Prof. Dr. Devrim Akseki, şunları söyledi: “Robotik diz protezi operasyonunda kişiye özel bir uygulama yapılıyor. Robottan alınan ölçülerle açısal düzenlemeler ve kesilerle birlikte protez hastaya özel şekilde tasarlanıyor. Robotik diz protezi, daha az ağrı, daha az kanama ve daha hızlı hayata dönüş sağlıyor. İyileşme süresi daha hızlı oluyor. Ameliyat sonrasında sanki orada protez yokmuş gibi yaşamaya alışıyorsunuz. Çünkü protezler hassas şekilde yerleştirildiği için daha uzun süre sağlıklı bir şekilde kullanma imkanı sunuyor. Hasta normal yaşamını rahatlıkla sürdürüyor. Bu yöntem kalp, tansiyon, böbrek, akciğer sorunları bulunan hastalara veya vücudu daha hassas olan yaşlı hastalar için de avantajlar sunuyor ”

EN UYGUN TEDAVİYİ BELİRLİYORUZ

Robotik kalça protez tedavisi hakkında bilgi veren Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Ömer Selçuk Öçmen de, “Bu operasyon genellikle kalça kireçlenmesi tedavisinde robotun yardımıyla yapılıyor. Ameliyat öncesi bir ön hazırlık süreci oluyor ve şablon belirleniyor. Röntgen üstünden hangi boyda protez koyacağımızı belirliyoruz. Ameliyat esnasında da çektiğimiz röntgenleri robota yükleyerek kalçayı robota tanıtıyoruz. Ameliyat öncesi planlamamızla, bu esnada robotun verdiği ölçüleri kontrol ederek protezimizi en doğru pozisyonda yerleştirebiliyoruz. Hastanın problemine en uygun şekilde tedavi sürecini gerçekleştiriyoruz” ifadelerini kullandı.

HER YAŞA UYGUN

Op. Dr. Ömer Selçuk Öçmen sözlerine şöyle devam etti: “Robot kullanmadan yapılan kalça protezi ameliyatlarında müdahale genelde kalçanın yanından ve arkasından yapılıyor. Bu sırada bazı kasların önce kesilip sonra dikilmesi gerekebiliyor. Bu durum ameliyat sonrası iyileşme sürecini yavaşlatabiliyor. Fakat robotik kalça protezi operasyonunda ön taraftan kasığa yakın bir yerden herhangi bir kas kesisi yapmadan, kas planlarının arasından giriyoruz. Direkt ekleme ulaşıyoruz. Kaç derecelik açıyla protezi koymamız gerekiyorsa o açıda robot kendini kilitliyor ve biz de protezi yerleştirmiş oluyoruz. Böylece ameliyat sonrası süreçlerde de protezin sabit kalması ve uzun yıllar kullanılmasını sağlıyoruz. Bu operasyonun başarı oranı da yüksek. Robotik yöntemi kullandığımız hastalarda bir süre sonra yere çömelmeye bile izin veriyoruz. Normalde bu bir yıl sürüyor; belki de hiç yapılmıyor. Kalça protezi ihtiyacı olan yaş grubu farketmeksizin herkese bu yöntemi uyguluyoruz."
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kalça ve Diz Protezinde Robotik Cerrahi Yaygınlaşıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 10:37:25 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kalca-ve-diz-protezinde-robotik-cerrahi-yayginlasiyor-134251-20260609.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kalca-ve-diz-protezinde-robotik-cerrahi-yayginlasiyor-134251-20260609.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kalca-ve-diz-protezinde-robotik-cerrahi-yayginlasiyor-134251-20260609.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sağlık Bakanı Memişoğlu: 'Üreten Sağlık' modelimizle güçlü bir ekosistem inşa ediyoruz]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-saglik-bakani-memisoglu-ureten-saglik-modelimizle-guclu-bir-ekosistem-insa-ediyoruz-143252.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-saglik-bakani-memisoglu-ureten-saglik-modelimizle-guclu-bir-ekosistem-insa-ediyoruz-143252.html</link>
                    <description><![CDATA[Memişoğlu, "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun taşıyıcı kolonlarından biri olan 'Üreten Sağlık' modelimizle, teknolojisini geliştiren, bilgisini ürüne dönüştüren ve ürettiklerini insanlığın yararına sunan güçlü bir ekosistem inşa ediyoruz." dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İSTANBUL (AA) - Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerçekleştirilen Uluslararası Sağlık Teknolojileri Değerlendirme Birliği (HTAİ) Kongresi'ne katıldı.Burada konuşan Memişoğlu, tıp ve sağlık bilimlerinde tarihin en hızlı dönüşüm evrelerinden birine tanıklık edildiğini belirterek, yapay zeka, genomik araştırmalar, hedefe yönelik tedaviler, kişiselleştirilmiş tıp uygulamaları ve dijital sağlık çözümlerinin, insanların yaşam kalitesini artırmak adına çok değerli fırsatlar sunduğunu söyledi.Kemal Memişoğlu, 2002'den bu yana sağlıkta büyük bir gelişim kaydettiklerini belirterek, "Aile hekimliği sistemimizden ileri teknolojiyle donatılmış şehir hastanelerimize kadar çok güçlü bir altyapı oluşturduk. Son 24 yılda sağlık tesislerimizi fiziki yapılarından içindeki sağlık teknolojilerine kadar her yönüyle modernleştirdik. Bugün ülke genelinde 271 bine ulaşan toplam yatak kapasitemiz ve 1,5 milyonluk nitelikli insan kaynağımızla vatandaşlarımıza her gün milyonlarca sağlık hizmetini kesintisiz olarak sunabiliyoruz." bilgisin paylaştı.Birçok ülke tarafından dikkatle takip edilen şehir hastanelerini de yurdun dört bir köşesinde kararlılıkla inşa etmeye devam ettiklerini aktaran Memişoğlu, 27 şehir hastanesinde 39 bini aşkın yatak kapasitesiyle bütüncül teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmeti verdiklerini ifade etti."Türkiye, güçlü ve örnek gösterilen sağlık altyapılarından birine sahiptir"Bakan Memişoğlu, "Bugün Türkiye, güçlü ve örnek gösterilen sağlık altyapılarından birine sahip. e-Nabız ile hastalarımızın geçmiş tıbbi öyküsünden tetkik sonuçlarına kadar sağlık verilerini güvenli ve entegre biçimde yönetiyoruz. Gelişmiş Merkezi Hekim Randevu Sistemimizle 79 farklı branşta hekim ve sağlık tesisi randevu süreçlerini dijital kanallar üzerinden yürütüyoruz. Sadece geride bıraktığımız son bir yılda MHRS üzerinden 702 milyonun üzerinde randevu işlemi başarıyla gerçekleştirilmiştir." diye konuştu.Tıp dünyasının yalnızca hastalıkları tedavi eden reaktif bir anlayıştan riskleri öngören, hastalanmadan önce koruyan ve sağlığı geliştiren proaktif bir vizyona doğru evirildiğini kaydeden Memişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:“Sağlıklı Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda koruyan sağlık anlayışını sistemimizin merkezine aldık. Sağlık teknolojilerinde doğru adımları atabilmek, kaynak tahsisini ve politikaları kanıta dayalı yönetebilmek adına bir başka önemli çalışmayı da Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı bünyesinde yürütüyoruz. Yaşam Kalitesi Ölçeği'nin Türkiye Değer Seti'ni oluşturuyoruz. Sağlık sistemimizin önceliklerine ve sürdürülebilirlik ilkelerine uygun yeni geri ödeme modelleri üzerinde de kararlılıkla çalışıyoruz. Bu kapsamda 'Geri Ödeme Modelleri Proje Çağrısı' ile kamu-özel işbirliğini destekleyen, yenilikçi tedavilere erişimi güçlendiren ve sistem sürdürülebilirliğini gözeten modeller geliştirmeyi hedefliyoruz.”"Çok daha ileri bir seviyeye taşıma gayesindeyiz"Türkiye'nin, ihtiyaç duyan tüm insanlara şefkat elini uzatabilen bir ülke olduğunu dile getiren Memişoğlu, "Bizler ulaştığımız bu noktayı bir varış çizgisi olmaktan öte, yeni bir eşik olarak nitelendiriyoruz. Sahip olduğumuz bu gücü, yerli üretim sağlık teknolojileri hamlemizle çok daha ileri bir seviyeye taşıma gayesindeyiz. Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun taşıyıcı kolonlarından biri olan 'Üreten Sağlık' modelimizle, teknolojisini geliştiren, bilgisini ürüne dönüştüren ve ürettiklerini insanlığın yararına sunan güçlü bir ekosistem inşa ediyoruz." ifadesini kullandı.Memişoğlu, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) bünyesinde fikri olanı finansmanla, araştırmayı sanayiyle buluşturduklarını vurgulayarak, 2 yıl içinde toplam 5 bin 800 yenilikçi proje başvurusu aldıklarını aktardı.Bakan Memişoğlu, bilim insanlarının, sağlık çalışanlarının ve "Yeni bir fikrim var" diyen herkesin önerisine değer verdiklerini, bunları insanlığın sağlığına fayda sağlayacak somut ürünlere dönüştürdüklerini kaydetti.Bu emeklerin "gurur verici sonuçlarını sahada" gördüklerini vurgulayan Memişoğlu, şöyle devam etti:“Yerli ilaç, aşı, molekül, tanı kiti ve tıbbi cihaz alanlarında somut sonuçlar almaya başladık. Dünyada sınırlı sayıda ülkenin geliştirebildiği yapay zeka destekli endoskopik kapsül görüntüleme cihazına ilişkin klinik araştırmalarımızı başarıyla sürdürüyoruz. Kısa süre önce yerli renkli Doppler Ultrasonografi cihazımız için geliştirme ve üretim aşamasına geçtik. Tıp dünyası artık veriyi kullanarak öngören ve hastaya özel, kişiselleştirilmiş hizmetler sunan bir yapıya evrilmekte. Bugün Türkiye, hematolojik kanserlerde kişiselleştirilmiş tedavinin en ileri örneklerinden biri olan CAR-T hücre tedavisini tamamen yerli imkanlarla geliştiren ve başarıyla uygulayan nadir ülkelerden biri. Tüm bu teknolojik ve bilimsel birikimi yalnızca ulusal bir başarı olarak değil, küresel sağlık sistemine katkı sunacak stratejik bir kapasite olarak görüyoruz.”"Birçok alanda ortak çalışmalar yürütmeye açığız"Türkiye olarak uluslararası kuruluşlar, akademi, özel sektör ve tüm paydaşlarla işbirliklerini geliştirmekte katarlı olduklarına dikkati çeken Memişoğlu, "'Health Türkiye' markamız altında sağlık turizminden dijital sağlık sistemlerine, ilaç ve tıbbi cihaz üretiminden tedarik zincirlerinin güçlendirilmesine kadar birçok alanda ortak çalışmalar yürütmeye açığız. Evrensel kardeşlik hukukuyla, insanlığın ortak yararı adına sağlıkta dönüşüm tecrübemizi, Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonumuzu, şehir hastaneleri modelimizi, aile hekimliği sistemimizi, sağlık teknolojileri üretim kapasitemizi uluslararası işbirlikleriyle paylaşmaya, ortak projeler geliştirmeye hazırız." dedi.Memişoğlu, "İnsanlık için yeni bir fikrim var" diyen tüm araştırmacıları ve "üretim kapasitem var" diyen tüm girişimcileri "uretensaglik.gov.tr" adresinde buluşmaya davet etti.Bakan Memişoğlu, "Gelin, yenilikçi fikirleri ortak akılla olgunlaştıralım ve insanlığın iyiliği için geleceğin sağlık teknolojilerini hep birlikte geliştirelim. Bu çağrımız, ülkelerimiz adına geleceğe daha güvenle bakabilmemiz için samimi bir davettir. Gayemiz ortak, insanlık için hizmet etmek." değerlendirmesinde bulundu.Kongreye, İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, yurt içi ve yurt dışından sağlık alanındaki davetliler katıldı. Muhabir: Şaduman Türkay ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Sağlık Bakanı Memişoğlu: 'Üreten Sağlık' modelimizle güçlü bir ekosistem inşa ediyoruz - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 10:00:09 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/08062026130009_856cd4254bebe26bfdea468cddf7a7f5.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/08062026130009_856cd4254bebe26bfdea468cddf7a7f5.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/08062026130009_856cd4254bebe26bfdea468cddf7a7f5.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA["Mucize ilaç" 6 kanser türünde tümörleri yüzde 30 küçülttü]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-mucize-ilac-6-kanser-turunde-tumorleri-yuzde-30-kuculttu-143137.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-mucize-ilac-6-kanser-turunde-tumorleri-yuzde-30-kuculttu-143137.html</link>
                    <description><![CDATA[İlaç, bağışıklık sisteminin tümörleri görmesini sağlayarak hastaların immünoterapi tedavilerine yanıt vermesini mümkün kılıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 6 farklı kanser&nbsp;türünde tümörlerin en az yüzde 30 küçülmesini sağladığı tespit edilen yeni bir ilaç, tedavi seçenekleri tükenen hastalara yeniden umut veriyor.

Bu hap, Manchester'daki Christie Kanser Araştırma Merkezi'nde rahim ağzı, karaciğer, mesane, küçük hücreli olmayan akciğer kanseri, baş ve boyunda skuamöz hücreli karsinom veya bir tür bağırsak kanseri teşhisi konmuş hastalar üzerinde incelendi.

Manchester dahil 4 ülkedeki 28 kanser merkezinde yürütülen, 83 hastanın katıldığı deneyde 26 hastanın tümörleri küçülürken, 15 hastada en az yüzde 30'luk küçülme görüldü.

Oxford'daki bilim insanlarının geliştirdiği GRWD5769 isimli ilaç, üç hafta kullanılıp üç hafta ara verilen döngüler halinde alınıyor. Bununla birlikte her üç haftada bir immünoterapi ilacı cemiplimab damar içi infüzyonla uygulanıyor.

Vücudun kendi bağışıklık sisteminin kanserli tümörlerle savaşmasını sağlayan immünoterapi, hayat kurtaran bir tedavi olsa da hastaların üçte ikisinde etkili olmuyor. Bunun nedeni, tümör yüzeyindeki bir enzimin, tümörü immünoterapi ilaçlarına görünmez kılması.

Ancak GRWD5769 ilacı, ERAP1 enzimine bağlanarak tümörün görünmesini sağlıyor ve böylece tedavinin kanseri bulup yok etmesine yardımcı oluyor.

Çalışmada belirli bir bağırsak kanseri türü teşhisi almış hastalarda özellikle umut verici sonuçlar saptanırken, hastaların yüzde 51'inde kanserin ilerlemesi 6 ay durdu.

Diğer kanser türlerinde de benzer sonuçlar elde edildi; küçük hücreli olmayan akciğer kanseri hastalarının yüzde 55'inde, baş ve boyun kanseri hastalarının yüzde 38'inde hastalığın ilerlemesi benzer bir süre boyunca durdu.

Edinburgh Kanser Merkezi'nde tıbbi onkoloji danışmanı ve çalışmanın Birleşik Krallık'taki baş araştırmacısı Profesör Stefan Symeonides, "Bu heyecan verici yeni immünoterapi türü, kanserin gizli yönlerini bağışıklık sistemine gösterip bağışıklık tepkisini yenileyerek bu tepkiyi canlı ve aktif tutuyor" diyor.

Cancer Research UK'den Dr. Samuel Godfrey, "İmmünoterapi, bazı kanserlerin tedavisinde dönüştürücü rol oynadı ancak henüz herkeste işe yaramıyor. Görünüşe göre bu deney, bu yeni ilacın immünoterapiyi nasıl daha etkili hale getirebileceğini gösterirken buna, immünoterapinin daha önce başarısız olduğu bazı vakalar da dahil" ifadelerini kullanıyor.

Kanserleri tedaviye yanıt vermeyi bırakmış hastalarda, özellikle de tedavisi zor olan bazı kanser türlerinde bu tür sonuçlar görmek alışılmadık bir durum olduğundan sonuçlar cesaret veriyor. Ancak bu çalışma hâlâ erken aşamada ve bu yaklaşımın hastalarda kalıcı faydalar sağlayıp sağlamadığını belirlemek için daha geniş çaplı denemeler gerekiyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA["Mucize ilaç" 6 kanser türünde tümörleri yüzde 30 küçülttü - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 09:15:23 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/mucize-ilac-6-kanser-turunde-tumorleri-yuzde-30-kuculttu-122036-20260606.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/mucize-ilac-6-kanser-turunde-tumorleri-yuzde-30-kuculttu-122036-20260606.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/mucize-ilac-6-kanser-turunde-tumorleri-yuzde-30-kuculttu-122036-20260606.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Türkiye'de obezite alarm veriyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-turkiyede-obezite-alarm-veriyor-142746.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-turkiyede-obezite-alarm-veriyor-142746.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye'de obezite alarm veriyor]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türkiye Sağlık Araştırması'na göre Türkiye'deki obezlerin oranı geçen yıl yüzde 21.8'e yükseldi. Kadınlarda obezite oranı daha yüksek oldu.

Araştırma sonuçlarına göre&nbsp;Türkiye'deki obezlerin&nbsp;oranı geçen yıl&nbsp;yüzde 21.8'e&nbsp;ulaştı.&nbsp;Kadınların yüzde 24,8'inin, erkeklerin yüzde 18,7'sinin&nbsp;obez olduğu&nbsp;tespit edildi. Haftada 150 ile 300 dakika arası&nbsp;fiziksel aktivite&nbsp;yapanların oranı erkeklerde yüzde 4,1, kadınlarda yüzde 2,7 oldu.&nbsp;Araştırmaya göre,&nbsp;alkol ve tütün kullananların sayısı&nbsp;da artıyor. Buna göre, her gün&nbsp;tütün mamulü&nbsp;kullanan 15 yaş ve üzeri bireylerin oranı 2022 yılında yüzde 28,3 iken,&nbsp;2025'te artarak yüzde 30,1&nbsp;oldu. Bu oran, geçen yıl erkeklerde yüzde 42,9, kadınlarda ise yüzde 17,5 olarak hesaplandı.

Araştırma sonuçlarına göre,&nbsp;15 yaş ve üstü obezlerin oranı 2022'de yüzde 20,2 iken 2025'te yüzde 21,8'e çıktı.

Cinsiyet özelinde bakıldığında&nbsp;kadınların yüzde 24,8'inin obez&nbsp;ve yüzde 32,2'sinin obez öncesi olduğu tespit edildi. Erkeklerde ise bu oranlar sırasıyla yüzde 18,7 ve yüzde 43,1 olarak kaydedildi.

Aktivite yapmayan erkeklerin oranı 2022 yılında yüzde 85,3 iken 2025'te yüzde 83,5 oldu. Kadınlarda ise bu oran yüzde 92,7'den yüzde 89,7'ye geriledi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından, yetişkinlerin haftada en az 150 dakika orta şiddette aerobik fiziksel aktivite yapması öneriliyor. Buna göre, haftada 150 ile 300 dakika arası fiziksel aktivite yapanların oranı 2025'te erkeklerde yüzde 4,1, kadınlarda yüzde 2,7 oldu.

Fiziksel işlev açısından zorluk yaşama durumları değerlendirildiğinde, merdiven inip çıkmada zorluk yaşayanların oranı kadınlarda yüzde 8,3, erkeklerde ise yüzde 3,7 ile ilk sırada yer aldı. Öğrenme veya hatırlamada zorluk yaşayanların oranı kadınlarda yüzde 5,4, erkeklerde yüzde 2,8 olurken yürümede zorluk yaşayanların oranı kadınlarda yüzde 5,6, erkeklerde yüzde 2,8 olarak belirlendi.

Son 6 aylık dönemde, 0-6 yaş grubundaki çocuklarda en çok görülen hastalık türleri incelendiğinde, 2025'te 0-6 yaş grubunda en çok yüzde 28,5 ile üst solunum yolu enfeksiyonu ilk sırada yer aldı. Bunu, yüzde 24 ile ishal ve yüzde 5,2 ile alt solunum yolu enfeksiyonu izledi.

Söz konusu yılda, 7-14 yaş grubundaki çocuklarda da yüzde 24,6 ile en çok üst solunum yolu enfeksiyonu görüldü. Bunu, yüzde 16,4 ile ishal, yüzde 8,2 ile ağız ve diş sağlığı sorunları takip etti.

Son 12 aylık dönemde, 15 yaş ve üzeri bireylerde görülen hastalık türleri incelendiğinde,&nbsp;bel bölgesi problemleri&nbsp;2022 yılında yüzde 24,6 iken 2025 yılında da yüzde 24,3 ile ilk sırada yer aldı. Bel bölgesi problemlerini yüzde 16,9 ile hipertansiyon, yüzde 16,7 ile boyun bölgesi problemleri, yüzde 11,9 ile şeker hastalığı ve yüzde 10,1 ile yüksek kan lipidleri izledi.

Her gün tütün mamulü kullanan 15 yaş ve üzeri bireylerin oranı 2022 yılında yüzde 28,3 iken, 2025'te artarak yüzde 30,1 oldu. Bu oran, geçen yıl erkeklerde yüzde 42,9, kadınlarda ise yüzde 17,5 olarak hesaplandı.

Tütün mamulü kullanmayan bireylerin (bırakanlar ve hiç kullanmayanlar) oranı ise 2022 yılında yüzde 68 iken, 2025'te 66,8'e geriledi.

Son 12 ay içinde, alkol kullanan 15 yaş ve üzeri bireylerin oranı 2022 yılında yüzde 12,1 iken 2025 yılında artarak yüzde 12,6 oldu. Bu oranın geçen yıl erkeklerde yüzde 18,7, kadınlarda ise yüzde 6,6 olarak belirlendi. Alkol kullanmayan bireylerin (daha önce kullanan ve hiç kullanmayanlar) oranı ise 2022 yılında yüzde 87,9 iken 2025'te yüzde 87,4'e düştü.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Türkiye'de obezite alarm veriyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 09:15:31 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/turkiyede-obezite-alarm-veriyor-121626-20260602.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/turkiyede-obezite-alarm-veriyor-121626-20260602.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/turkiyede-obezite-alarm-veriyor-121626-20260602.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sıcak hava chikungunya virüsünü Avrupa'ya taşıyabilir]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-sicak-hava-chikungunya-virusunu-avrupaya-tasiyabilir-142588.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-sicak-hava-chikungunya-virusunu-avrupaya-tasiyabilir-142588.html</link>
                    <description><![CDATA[Sıcak hava chikungunya virüsünü Avrupa'ya taşıyabilir]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İklim değişikliği sivrisinekleri kuzeye doğru iterken, yeni bir araştırmaya göre Avrupa ve Kuzey Amerika chikungunya virüsü için yeni odak noktalarına dönüşüyor.

Yeni bir çalışmaya göre artan sıcaklıklar sivrisineklerin yaşam alanlarını genişleterek dünya genelinde chikungunya riski taşıyan bölgelerin sayısını artırabilir.

Çinli bilim insanlarının yürüttüğü araştırma, chikungunya adlı sivrisinek kaynaklı viral hastalık için 139 ülke ya da bölgenin riskli olduğunu ortaya koydu. Bu da dünya kara yüzeyinin yüzde 21,3’üne karşılık geliyor.

Çalışmanın yazarlarından Dr. Ye Xu “Ancak iklim değişikliği senaryolarında virüsün ılıman kuşaklara doğru, özellikle Kuzeydoğu Kuzey Amerika, Orta Avrupa ve Doğu Asya’ya doğru daha da yayılacağını gösteriyoruz” dedi.

Chikungunya bugüne kadar ağırlıklı olarak tropik bölgelerde insan yerleşimlerinde yaşayan, sarıhumma sivrisineği olarak bilinen Aedes aegypti aracılığıyla bulaşıyordu.

Ancak son yıllarda küresel iklim değişikliği ve bölgeler arası nüfus hareketliliği, hastalık taşıyan sivrisineklerin yayılışını ve virüs varyantlarının dolaşımını etkiledi.

2005-2006 yıllarında Hint Okyanusu’ndaki chikungunya salgını sırasında bilim insanları, virüsün farklı bir sivrisinek türüne, Asya kaplan sivrisineğine uyum sağlama yeteneğini artıran bir mutasyon geçirdiğini kaydetti.

“Bu sivrisinek sarıhumma sivrisineğine kıyasla daha serin koşullara daha iyi dayanabildiği için, ısınma geçmişte aşırı soğuk olan bölgelerde de yerleşmesine imkan tanıyabilir” dedi çalışmanın ortak yazarı Dr. Yang Wu.

“Uygun sivrisinek türleri bir bölgede kalıcı hale geldiğinde, chikungunya virüsünün yerel olarak bulaşma olasılığı artar.”

Araştırmacılar ayrıca daha yüksek sıcaklıkların virüsün sivrisinek vücudunda gelişme hızını artırdığını buldu. Sıcaklığın 18 ile 28 derece arasında olduğu koşullarda virüs, bulaşmaya hazır hale yaklaşık dört ila beş kat daha hızlı geliyor; bu da salgın riskini yükseltiyor.

Birleşmiş Milletler’in Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından geliştirilen 16 iklim senaryosunu temel alarak, bugünkü yayılış alanlarının şimdi ile 2100 arasında nasıl değişebileceğini öngördüler.

Bu senaryolar, sera gazı emisyonları ile toplumsal değişimlerin 2100 yılına kadar nasıl etkileşebileceğini simüle ediyor.

Hastalığın ne ölçüde yayılacağı seçilen iklim senaryosuna göre değişse de, Kuzey-Orta Avrupa, Kuzeydoğu Kuzey Amerika ve Doğu Asya sürekli olarak geleceğin sıcak noktaları olarak öne çıktı.

Virüs şu anda ne Avrupa’da ne de Kuzey Amerika’da endemik; bu bölgelerde görülen vakalar tropikal ya da subtropikal bölgelerden gelen yolcularla sınırlı.

Araştırmacılar, chikungunya virüsünün coğrafi yayılımının ve salgın potansiyelinin temel olarak bulaştırıcıları – yani virüsü taşıyan sivrisinekler – tarafından belirlendiğini ortaya koydu.

Pan Amerikan Sağlık Örgütü’ne göre 2025 yılında dünya genelinde 41 ülke ve bölgede 502 bin 264 chikungunya vakası bildirildi; bu vakalar 186 can kaybına yol açtı.

Araştırmacılar, bulaşıcı hastalıkların dağılımını köklü biçimde değiştiren iklim değişikliği koşullarında bu hastalık yükünün artmasının beklendiğini vurguladı.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Sıcak hava chikungunya virüsünü Avrupa'ya taşıyabilir - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 31 May 2026 07:38:40 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/sicak-hava-chikungunya-virusunu-avrupaya-tasiyabilir-103949-20260531.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/sicak-hava-chikungunya-virusunu-avrupaya-tasiyabilir-103949-20260531.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/sicak-hava-chikungunya-virusunu-avrupaya-tasiyabilir-103949-20260531.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Tütün kullanımı beyin korteksinde incelmeye neden oluyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-tutun-kullanimi-beyin-korteksinde-incelmeye-neden-oluyor-141732.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-tutun-kullanimi-beyin-korteksinde-incelmeye-neden-oluyor-141732.html</link>
                    <description><![CDATA[Bilkent Şehir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Görkem Tutal Gürsoy, tütün kullanımının yalnızca akciğeri değil, beyin sağlığını da olumsuz etkilediğini belirtti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA (AA) - Bilkent Şehir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Görkem Tutal Gürsoy, tütün kullanımının, düşünme, hafıza, dikkat, karar verme, davranış kontrolü gibi bilişsel işlevleri yöneten beyin korteksinde incelmeye yol açabildiğini belirterek bu durumun unutkanlık, dikkat bozukluğu ve kişilik değişiklikleri gibi sorunlara neden olabileceğini bildirdi.Doç. Dr. Gürsoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tütün kullanımının yalnızca akciğeri değil, beyin sağlığını da olumsuz etkilediğini söyledi.Sigaranın beyinde yol açtığı hasara ilişkin bilgi veren Gürsoy, "Tütün kullanımının özellikle beyin korteksinde incelmeye sebep olduğu ve beyin damarlarını etkilediği son yayınlarda gösterilmiştir." dedi.Gürsoy, beyin korteksinin ise düşünme, konuşma, hafıza ve karar verme gibi bilişsel işlevleri yöneten en önemli beyin bölgesi olduğuna dikkati çekerek "Beyin korteksindeki incelme unutkanlık, öğrenme güçlüğü, dikkat dağınıklığı ve kişilik değişikliğine yol açan bozukluklara sebep olmaktadır. Bazı hastalarda ise depresyon benzeri bulgular ortaya çıkabilir." ifadelerini kullandı.Sigara kullanım süresi ve miktarının beyindeki korteks incelmesini doğrudan etkilediğini vurgulayan Doç. Dr. Gürsoy, sigaranın içindeki toksinlerin, özellikle beynin işlevini sağlayan nöronları etkilediğini aktardı. "Elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünleri de beyin hasarına yol açıyor"Nöronlardaki toksik hasarın hücre ölümüne yol açtığını belirten Gürsoy, bu durumun Alzheimer gibi hastalıkların ortaya çıkmasına neden olabildiğini, beyin damar sağlığının bozulmasına bağlı olarak da inme gibi nörolojik hastalıkların gelişebildiğini dile getirdi.Doç. Dr. Gürsoy, elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin de nikotin içermesi nedeniyle beyin hücrelerine zarar verdiğini ve beyin hasarına yol açtığını söyledi.Sigaraya genç yaşta başlanmasının riskleri artırdığına işaret eden Gürsoy, "Sigara kullanım süresi uzadıkça beyindeki hasar artmakta, tüketim miktarı yükseldikçe de hücre ölümü hızlanmaktadır. Alışkanlığa erken yaşta başlamak, demans ve inme riskini öne çekebileceği gibi dikkat ile öğrenme bozukluklarına da yol açabilir. Uzun süreli sigara kullanımında ise davranış değişiklikleri gözlenebilir." diye konuştu."Pasif içicilik beyin sağlığını etkiliyor"Sigaranın bırakılmasının ardından beynin kendini toparlama sürecinin oldukça uzun sürdüğüne dikkati çeken Doç. Dr. Gürsoy, "Sigarayı bırakan kişilerde beyin hücrelerinin yeniden toparlanabilmesi için yaklaşık 25 yıllık bir süreye ihtiyaç duyulabiliyor. Pasif içicilik de beyin sağlığını etkiliyor. Özellikle dumanda mevcut olan kimyasal maddeler ve ağır metaller kişinin beyin sağlığını etkileyen faktörlerden bir tanesi." ifadelerini kullandı.Doç. Dr. Görkem Tutal Gürsoy, beyin sağlığının korunması için tütün ve tütün ürünlerinden uzak durulması gerektiğini vurgulayarak, özellikle çocukların ve gençlerin bu ürünlerden korunmasının büyük önem taşıdığını belirtti. Muhabir: Dilhan Türker Yıldız ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Tütün kullanımı beyin korteksinde incelmeye neden oluyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 17 May 2026 10:00:39 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/17052026130039_697eda9120b5992a0f6c802e120092e1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/17052026130039_697eda9120b5992a0f6c802e120092e1.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/17052026130039_697eda9120b5992a0f6c802e120092e1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Türkiye'de çölyak hastalarının çoğu hastalığından habersiz yaşıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-turkiyede-colyak-hastalarinin-cogu-hastaligindan-habersiz-yasiyor-141721.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-turkiyede-colyak-hastalarinin-cogu-hastaligindan-habersiz-yasiyor-141721.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye'de çölyak hastalarının büyük bir bölümü hastalığından habersiz olarak yaşamını sürdürüyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA (AA) - AA muhabirinin, "Uluslararası Çölyak Günü" dolayısıyla, Sağlık Bakanlığı verilerinden derlediği bilgilere göre, genetik bir sindirim sistemi hastalığı olan çölyak, ince bağırsakta hasara yol açarak besin emilimini engelliyor.Buğday, arpa, çavdar ve yulaf gibi tahıllarda bulunan glüten proteinine karşı gelişen hastalık, çocukluk döneminden ileri yaşlara kadar her yaşta ortaya çıkabiliyor.Türkiye'de çölyak hastalığı görülme sıklığı yüzde 1 ile binde 3 arasında değişiyor. Hastalığın çok çeşitli belirtilerle ortaya çıkabilmesi, bazen alışılmadık şekillerde seyretmesi veya hiçbir belirti göstermemesi nedeniyle tanı konulabilen hasta oranının yüzde 10 olduğu tahmin ediliyor.Çocuklarda karın ağrısı, şişkinlik, ishal, huzursuzluk, iştahsızlık, enfeksiyonlarda artış, gelişme geriliği, kusma, kilo alamama ve boy uzamasında yavaşlama gibi tipik belirtiler görülebiliyor.İleri yaşlarda ise çölyak hastalığının belirtileri daha geniş bir yelpazede seyredebiliyor.Çölyak hastalığında etkin olduğu bilinen tek tedavi ise glütenin ömür boyu diyetten (beslenme düzeni) çıkarılması ve tüketilmemesi.Bu kişilerin buğday, arpa, çavdar ve yulaflı gıdaları tüketmemeleri, ayrıca marketlerde satılan hazır gıdaların içeriklerine de dikkat etmeleri ve mutlaka glütensiz gıdalarla beslenmeleri gerekiyor.Glütensiz diyet uygulanmasında, hastalığın var olan belirtilerini kontrol altına almak, kişilerin yaşam kalitesini artırmak ve hastalıkla ilgili istenmeyen etkilerin oluşmaması hedefleniyor.Hastaların çoğunda, diyet tedavisine tam uyum sağlamalarının ardından klinik bulguların tamamen düzeldiği, yapılan serolojik testlerde (kan testlerinde) elde edilen değerlerin normale döndüğü gözleniyor.Çölyak hastaları için güvenli olan yiyecekler arasında ise şunlar yer alıyor:"Sebze, meyve ve bakliyatların tamamı, katı ve sıvı yağlar, yumurta, bal, reçel, basit toz şeker, zeytin, kırmızı et, balık, tavuk (Et ürünleri katkılı olmamalı ve daha önce unlu bir ürün kızartılmış bir yağda kızartılmış olmamalı.) Una batırılmamış konserve çeşitleri, mısır, pirinç, patates ve unu, kestane unu, nohut unu, soya unu, üzüm çekirdeği unu, kinoa, amarant, teff, darı, sorgum, karabuğday bitki türlerinin kendileri ve unları, evde çekilmiş güvenli baharatlar."Çölyak hastalığına ilişkin farkındalık çalışmaları yürütülüyorSağlık Bakanlığı da çölyak hastalığına yönelik farkındalığı artırmak amacıyla okul eğitimlerinden öğretmen rehberlerine, glütensiz menü çalışmalarından aile hekimlerine yönelik rehberlere kadar çeşitli projeler yürütüyor.Bu kapsamda, yetişkinleri ve çocukları bilgilendirmek üzere afişler, broşürler hazırlanarak, eğitimlerde kullanılıyor.Okul sağlığı çalışmaları kapsamında öğrencilere çölyak hastalığı ile ilgili bilgilendirme yapılıyor.Öte yandan Bakanlıkça "Çölyak Hastalığı Öğretmenlere Yönelik hazırlanan Bilgilendirme Rehberi" Milli Eğitim Bakanlığına iletildi.Çölyak hastalığı olan öğrencilerin glütensiz besinlere kolay ulaşmasının sağlanması için kantinlerde ve kafeteryalarda glütensiz ürünlerin bulundurulması, gıda otomatlarında ve yemekhanelerde glütensiz menülere yer verilmesinin sağlanmasına yönelik çalışmalar da Milli Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile sürdürülüyor.Ayrıca çölyak hastalığında aile hekimleri için "Tanı Tedavi İzlem Rehberi" hazırlandı.UNICEF (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu) işbirliğiyle “Glütensiz Tarifler Magnet Kitapçık" hazırlanarak, magnetler vatandaşlara ulaştırılmak üzere il sağlık müdürlüklerine gönderildi.Toplu Beslenme Sistemleri (Toplu Tüketim Yerleri) için Ulusal Menü Planlama ve Uygulama Rehberi” güncellenmekte olup, bu rehberde her bölüm için çölyak konusu işlendi."Çölyak Eylem Planı" konusundaki çalışmalar ise devam ediyor.Çölyak hastalığı hakkında detaylı bilgilere, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Dairesi Başkanlığının "https://hsgm.saglik.gov.tr/tr/saglikli-beslenme-db.html" web adresinden ulaşılabiliyor. Muhabir: Duygu Yener ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Türkiye'de çölyak hastalarının çoğu hastalığından habersiz yaşıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 16 May 2026 11:00:21 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/16052026140021_395b1c8f893cef8c83f7db91b30901b6.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/16052026140021_395b1c8f893cef8c83f7db91b30901b6.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/16052026140021_395b1c8f893cef8c83f7db91b30901b6.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sağlık hizmetinde sınırları aşan Erzurum Şehir Hastanesi, bölgenin çekim merkezi oldu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-saglik-hizmetinde-sinirlari-asan-erzurum-sehir-hastanesi-bolgenin-cekim-merkezi-oldu-141639.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-saglik-hizmetinde-sinirlari-asan-erzurum-sehir-hastanesi-bolgenin-cekim-merkezi-oldu-141639.html</link>
                    <description><![CDATA[İleri teknoloji altyapısı ve robotik cerrahi uygulamalarıyla dikkat çeken 1670 yataklı Erzurum Şehir Hastanesi, başvuruların yüzde 45'inin il dışından gelmesiyle Doğu Anadolu ve komşu ülkeler için bölgesel bir sağlık çekim merkezi konumuna ulaştı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ERZURUM (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "hayalim ve sevdam" olarak nitelendirdiği şehir hastaneleri projesi kapsamında, Sağlık Bakanlığınca yaptırılarak 2020'de hizmete açılan 420 bin metrekare alana sahip hastane, 13 bloktan oluşuyor.Doğu Anadolu'daki illerin yanı sıra Rusya, Azerbaycan, Nahçıvan, Gürcistan, Ermenistan ve İran gibi ülkelerden hastaları ağırlayan hastanede, tam donanımlı acil sağlık kompleksi, Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer Merkezi, diyaliz, evde sağlık hizmetleri, fizik tedavi, kronik yara birimi, yanık tedavi merkezi, radyasyon onkoloji, robotik cerrahi, nükleer tıp, suda doğum, ergoterapi, anne oteli, gebe okulu ve tüp bebek merkezi gibi çok sayıda nitelikli birim bulunuyor.  Hastane 1248 sismik izolatörlü yapısıyla güven veriyorÜstün teknolojiye sahip tıbbi cihaz ve yaşam destek üniteleri, yoğun bakım odası olarak da kullanılan tek kişilik hasta odaları, 1248 sismik izolatörlü yapısıyla depremlerde dahi kesintisiz sağlık hizmeti sunabilecek altyapıya sahip hastanede 6 yılda 14 milyona yakın hastaya poliklinik hizmeti sunuldu.Günlük ortalama 10 bin civarında poliklinik hizmeti verilen hastaların yaklaşık yüzde 45'inin il dışından olması, hastaneyi çevre iller ve komşu ülkeler için bölgesel çekim merkezine dönüştürdü.Hastane Başhekimi Dr. Öğr. Üyesi Mesud Fakirullahoğlu, AA muhabirine, 2020 yılında açılan hastanede, bugüne kadar 13 milyon 850 bin hastaya hizmet sunulduğunu belirterek, "6 yılda yaklaşık 360 bin hastaya cerrahi müdahale gerçekleştirildi. Yurt dışı hastalarımızın çoğu cerrahi müdahale için geliyor, 6 yılda yalnızca cerrahi müdahale uygulanan 6 binin üzerinde yurt dışı hastamız oldu." dedi.Hastane pandemide can kurtarıcı rolü üstlendiPandemide hastanenin can kurtarıcı rolü üstlendiğine işaret eden Fakirullahoğlu, şöyle devam etti:"Cumhurbaşkanımızın 'hayalim dediği' şehir hastanelerinin güzel tecellisi oldu. Bir pandemi atlattık, o dönemde hastanemiz faaliyetteydi ve hasta odalarını yoğun bakım odası olarak kullandık. Hastanemiz sismik izolatörlü sisteme sahip. Allah muhafaza olası depremde teknik aksaklığa sebep olmadan hizmetler devam edebiliyor."Sağlık Bilimleri Üniversitesiyle işbirliği içindeki hastanenin 3. basamak üniversite hastanesi olduğunu aktaran Fakirullahoğlu, hastanede 9 profesör, 35 doçent, 11 doktor öğretim üyesi, 356 uzman doktor, 140 asistan, 71 pratisyen hekim, 1471 ebe ve hemşire olmak üzere toplam 5 bin 624 personelle hizmet verdiklerini dile getirdi."Ankara'dan Doğu'ya robotik cerrahi uygulanan tek hastaneyiz"Hastanede yıllardır robotik cerrahiyle hizmet verdiklerini işaret eden Fakirullahoğlu, "Ankara'dan Doğu'ya robotik cerrahi uygulanan tek hastaneyiz. Robotik cerrahiyi genel cerrahi, üroloji, gastroenteroloji, kadın doğum, kalp damar ile göğüs cerrahisinde aktif kullanıyoruz, bu alanda Türkiye genelinden birçok hastayı da kabul ediyoruz. Poliklinik hizmeti verdiğimiz vatandaşların kayıtlı adreslerine baktığımızda, hastaların yüzde 45'i il dışından." ifadelerini kullandı.Hastalar hizmetten memnunNahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nden gelen Nuru Muradov da hizmetlerden memnun kaldığını belirterek, "Tedavimizi olduk, burada kendi yurdumuzda gibi hissediyoruz. Türkiye-Azerbaycan dostluğu ebedidir. Güzel karşılandığımız için sürekli burayı tercih ediyoruz." dedi.Hastalardan Mesude Özdemir ise hastaneden memnun kaldıklarını vurgulayarak, "Herkesten Allah razı olsun, emeği geçenlere teşekkür ederiz. Hastalar olarak çok memnunuz. Güler yüzlü sağlık personeli var. Devletimize her zaman duacıyız." diye konuştu.  Muhabir: İlhami Erkılıç ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Sağlık hizmetinde sınırları aşan Erzurum Şehir Hastanesi, bölgenin çekim merkezi oldu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 15 May 2026 10:00:30 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/15052026130030_493b17c481df4e6984a9158b67470382.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/15052026130030_493b17c481df4e6984a9158b67470382.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/15052026130030_493b17c481df4e6984a9158b67470382.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yapay zeka destekli "elektronik burunlar" hastalıkları ağız kokusundan tespit ediyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-yapay-zeka-destekli-elektronik-burunlar-hastaliklari-agiz-kokusundan-tespit-ediyor-141374.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-yapay-zeka-destekli-elektronik-burunlar-hastaliklari-agiz-kokusundan-tespit-ediyor-141374.html</link>
                    <description><![CDATA[Trakya Üniversitesi (TÜ) Mühendislik Fakültesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Oğuzhan Erdem, yapay zeka destekli elektronik burun teknolojileriyle ağız kokusundan bazı hastalıkların tespit edilebildiğini söyledi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ EDIRNE (AA) - Trakya Üniversitesi (TÜ) Mühendislik Fakültesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Oğuzhan Erdem, Mühendislik Fakültesi Mimar Sinan Konferans Salonu'nda düzenlenen Biyoteknoloji Günleri kapsamında yaptığı sunumda, yapay zekanın sağlık alanında önemli katkılar sunduğunu anlattı.Yapay zekanın bugün görme, işitme, dokunma, koku ve tat duyuları üzerinden analiz yapabildiğini ifade eden Erdem, özellikle ağız kokusu üzerinden hastalık tespitine yönelik çalışmaların dikkati çektiğini dile getirdi. Erdem, yapay zeka destekli elektronik burun sistemlerinin çeşitli hastalıkların teşhis sürecinde kullanılmaya başlandığını belirterek, şunları kaydetti:"Yapay zekayla ağız kokusu üzerinden hastalık tespiti yapılıyor. Bu konuda çok yoğun çalışmalar var. Diyabetin, şeker hastalığının, ağız kanserlerinin, akciğer kanserlerinin ağız kokusu üzerinden ayırt edilmesini sağlayan yapay zeka destekli elektronik burunlar çalışmalara katkı sunuyor."Prof. Dr. Erdem, yapay zekanın cerrahi uygulamalarda da kullanıldığını ancak bu alandaki çalışmaların gelişmeye devam ettiğini söyledi.TÜ Mühendislik Fakültesi Genetik ve Biyomühendislik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Yalçın Kaya da genetik ve biyomühendislik alanlarında yapay zeka destekli çalışmalar yürütüldüğünden bahsetti.Kaya, iki gün sürecek Biyoteknoloji Günleri kapsamında öğrencilere güncel bilimsel gelişmelere ilişkin sunumlar yapılacağını kaydetti.  Muhabir: Cihan Demirci ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Yapay zeka destekli "elektronik burunlar" hastalıkları ağız kokusundan tespit ediyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 12 May 2026 13:30:29 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/12052026163029_f4f377eef6ad87765f24f57522415e65.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/12052026163029_f4f377eef6ad87765f24f57522415e65.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/12052026163029_f4f377eef6ad87765f24f57522415e65.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Omega-3 meğer Alzheimer'ı tetikliyormuş]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-omega-3-meger-alzheimeri-tetikliyormus-141310.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-omega-3-meger-alzheimeri-tetikliyormus-141310.html</link>
                    <description><![CDATA[Alzheimer’dan korunmak için Omega-3 takviyelerine güvenen milyonlarca insanı şoke edecek yeni bir bilimsel araştırma yayınlandı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ The Journal of Prevention of Alzheimer's Disease dergisinde yayınlanan kapsamlı bir çalışma, Omega-3 takviyelerinin yaşlı yetişkinlerde bilişsel gerilemeyi yavaşlatmak yerine hızlandırabileceğini ortaya koydu.

Alzheimer Hastalığı Nörogörüntüleme Girişimi (ADNI) verilerini kullanan araştırmacılar, yaklaşık 5 yıl boyunca takip edilen 1.800’den fazla katılımcıyı inceledi. Sonuçlar ise oldukça çarpıcı: Omega-3 takviyesi kullanan bireylerde, bellek ve zihinsel yetenekleri ölçen MMSE ve ADAS-Cog13 test skorları, kullanmayanlara oranla çok daha hızlı kötüleşti.

Araştırmanın en şaşırtıcı yönü, Omega-3'ün bu olumsuz etkisinin Alzheimer'ın bilinen "baş şüphelileri" olan amiloid plakları veya tau proteinleri üzerinden gerçekleşmemesi. Görüntüleme sonuçları, bu takviyelerin beyindeki protein birikimini değiştirmediğini, ancak beynin enerji metabolizmasını (FDG PET ile ölçülen glikoz kullanımı) bozduğunu gösterdi. Yani Omega-3 takviyeleri, beynin "yakıt" kullanımını olumsuz etkileyerek sinapslar arasındaki iletişimi zayıflatıyor olabilir. Araştırmacılar, bu durumun beyinde bir tür "enerji krizi" yaratarak zihinsel çöküşü tetiklediğini öne sürüyor.

Peki, yıllardır faydalı olduğu söylenen bu yağlar nasıl zararlı hale gelebiliyor? Bilim insanları bu noktada "oksidasyon" tehlikesine dikkat çekiyor. Piyasada satılan pek çok ticari balık yağı ve keten tohumu yağı, yapısı gereği bozulmaya (oksitlenmeye) çok müsaittir. Oksitlenmiş yağlar, beyin hücrelerinin enerji santralleri olan mitokondrilere zarar verebilir ve antioksidan beklerken vücuda tam tersi bir "oksidatif stres" yükleyebilir. Araştırmada, özellikle kontrolsüz ve yüksek dozda kullanılan ticari formların bu riski taşıdığı vurgulanıyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Omega-3 meğer Alzheimer'ı tetikliyormuş - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 12 May 2026 07:43:19 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/omega-3-meger-alzheimeri-tetikliyormus-110303-20260512.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/omega-3-meger-alzheimeri-tetikliyormus-110303-20260512.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/omega-3-meger-alzheimeri-tetikliyormus-110303-20260512.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Covid aşısına talep kalmadı: Biontech dört fabrika kapatıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-covid-asisina-talep-kalmadi-biontech-dort-fabrika-kapatiyor-140920.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-covid-asisina-talep-kalmadi-biontech-dort-fabrika-kapatiyor-140920.html</link>
                    <description><![CDATA[Uğur Şahin ve Özlem Türeci çiftinin kurduğu Biontech, Covid aşısına talep düşünce üretimi durdurma kararı aldı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Almanya merkezli biyoteknoloji şirketi Biontech, Koronavirüs&nbsp;aşısı üretimini durdurarak üçü Almanya ve biri Singapur'da olmak üzere dört fabrikasını kapatma kararı aldı.

Karar, şirketin en çok satan ürünü olan Covid-19 aşısına talebin düşmesi üzerine alındı.

Buna göre, şirketin Almanya'daki Idar-Oberstein, Marburg ve Tübingen tesisleri 2027 sonuna kadar kapatılacak. Singapur'daki yerleşkede ise üretime daha erken, 2027'nin ilk çeyreğinde son verilecek.

Biontech bu yıl içinde Covid-19 aşısı üretimini ortak şirket Pfizer'a devretmiş ve kanser çalışmalarına odaklanma&nbsp;kararı almıştı.

&nbsp;

Alman Biontech, koronavirüs salgını sırasında ABD'li ilaç devi Pfizer ile ortak geliştirdiği mRNA aşısı ile tanınıyor. Bu ürün, Batılı ülkelerde kullanım onayı alan ilk Covid aşısı olmuştu.

Şirket, geçen yıl yerli rakibi Curevac şirketini 1,25 milyar dolara satın almıştı.

Mart ayında ise şirketin kurucuları Uğur Şahin ve Özlem Türeci, kanser aşısına odaklanmak üzere Biontech'ten ayrılacaklarını duyurmuşlardı.&nbsp;Çiftin bu yılın sonunda Biontech ile sözleşmelerini yenilemeyip yeni bir şirket kuracakları bildiriliyor.

Almanya ve Türkiye kamuoyunda yakından tanınan Şahin ve Türeci çifti, Biontech'teki yüzde 15 hisselerini ise ellerinde tutmayı sürdürecek. İkili, Biontech'i 2008'de kanser tedavileri için mRNA aşısı geliştirmek amacıyla kurmuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Covid aşısına talep kalmadı: Biontech dört fabrika kapatıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 06 May 2026 08:19:33 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/covid-asisina-talep-kalmadi-biontech-dort-fabrika-kapatiyor-112558-20260506.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/covid-asisina-talep-kalmadi-biontech-dort-fabrika-kapatiyor-112558-20260506.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/covid-asisina-talep-kalmadi-biontech-dort-fabrika-kapatiyor-112558-20260506.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Lüks Kruvaziyer Gemisinde Hantavirüs Alarmı!!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-luks-kruvaziyer-gemisinde-hantavirus-alarmi-140919.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-luks-kruvaziyer-gemisinde-hantavirus-alarmi-140919.html</link>
                    <description><![CDATA[Atlas Okyanusu'ndaki lüks yolcu gemisinde Hantavirüs alarmı: 3 ölü var. DSÖ, yakın temaslılar arasında insandan insana bulaş ihtimalinin göz ardı edilemeyeceğini açıkladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
Atlas Okyanusu’nda&nbsp;MV Hondius&nbsp;adlı yolcu gemisinde ortaya çıkan Hantavirüs&nbsp;vakası sonrası&nbsp;şu ana kadar üç kişi hayatını kaybederken, yedi hantavirüs vakası&nbsp;tespit edildi. Bunlardan ikisi doğrulanmış, beşi ise şüpheli vaka olarak kayıtlara geçti. Ölenler arasında Hollandalı bir çift ve bir Alman yolcu bulunuyor.

Hayatını kaybeden&nbsp;üç kişinin önümüzdeki saatlerde tahliye edilmesi planlanıyor.&nbsp;Cabo Verde Sağlık Bakanlığı, gemiye çıkan sağlık ekiplerinin tahliye edilecek kişilerin klinik olarak&nbsp;stabil olduğunu&nbsp;belirlediğini açıkladı.



Yetkililer,&nbsp;iki hava ambulansının devreye alındığını ve bunlardan birinin halihazırda ülkede bulunduğunu duyurdu. Tahliye kararı,&nbsp;Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) gemideki bazı vakalar arasında sınırlı da olsa insandan insana bulaş ihtimali olabileceğini açıklamasının ardından geldi.



7 hantavirüs vakası tespit edildi



DSÖ’nün salgın hazırlık direktörü Maria Van Kerkhove, bazı vakaların birbirleriyle çok yakın temas içinde olduğunu belirterek&nbsp;“İnsandan insana bulaş ihtimali tamamen dışlanamaz”&nbsp;dedi. Ancak yetkililer, virüsün kovid-19 ya da grip gibi kolay yayılmadığını ve genel halk için riskin düşük olduğunu vurguladı.


Yaklaşık 150 kişinin bulunduğu gemi,&nbsp;şu anda Praia açıklarında demirli durumda. Geminin, tahliyelerin ardından&nbsp;Kanarya Adaları’na doğru yola çıkması planlanıyor. Burada&nbsp;İspanyol yetkililer&nbsp;tarafından kapsamlı bir&nbsp;epidemiyolojik inceleme ve dezenfeksiyon süreci&nbsp;yürütülecek.


Yetkililer,&nbsp;gemide sıkı izolasyon önlemleri&nbsp;uygulandığını, yolcuların kabinlerinde kalabildiğini ve yemeklerin odalara servis edildiğini bildirdi. Ortak alanlarda toplanmaya izin verilmezken, sınırlı şekilde açık alanlara çıkış sağlanıyor.



Hantavirüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya tükürüğüyle temas sonucu bulaşıyor. Ancak yalnızca bazı türlerinde sınırlı insandan insana bulaş görülebiliyor. DSÖ, gemideki vakaların Güney Amerika’da görülen Andes virüsü kaynaklı olabileceği ihtimali üzerinde duruyor.

Uzmanlara göre Hantavirüs nadir görülse de ağır seyrediyor ve solunum yetmezliğine yol açabiliyor. Hastalık için spesifik bir tedavi bulunmazken, tedavi süreci genellikle destekleyici bakım ile yürütülüyor.

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Lüks Kruvaziyer Gemisinde Hantavirüs Alarmı!! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 06 May 2026 08:05:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/luks-kruvaziyerde-hantavirus-alarmi-111114-20260506.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/luks-kruvaziyerde-hantavirus-alarmi-111114-20260506.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/luks-kruvaziyerde-hantavirus-alarmi-111114-20260506.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Tip 2 diyabet için geliştirilen ilaçların zayıflatma özellikleri tartışılıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-tip-2-diyabet-icin-gelistirilen-ilaclarin-zayiflatma-ozellikleri-tartisiliyor-140771.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-tip-2-diyabet-icin-gelistirilen-ilaclarin-zayiflatma-ozellikleri-tartisiliyor-140771.html</link>
                    <description><![CDATA[Tip 2 diyabet (şeker hastalığı) veya fazla kiloya bağlı rahatsızlıkların tedavisi için geliştirilen ilaçlar, kilo verdirici etkileriyle öne çıkarken olası yan etkileri de tartışılıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA (AA) - Etken maddesi semaglutid olan ilaçların en bilineni Ozempic. Ozempic, vücutta GLP-1 olarak bilinen hormonun etkilerini taklit ederek çalışıyor. Bu mekanizma sayesinde pankreastan insülin salınımını artıran ilaç, aynı zamanda karaciğerde glukoz üretimini azaltıyor ve midenin boşalmasını yavaşlatıyor.Ozempic gibi Mounjaro da Tip 2 diyabet tedavisi için Amerikan Gıda ve İlaç Dairesinden (FDA) onay alan, GIP ve GLP-1 reseptörlerini hedefleyen çift etkili bir ilaç.Her ikisiyle aynı etken maddeye sahip, daha yüksek dozaj seçenekleriyle ABD'de piyasaya sürülen ve aynı zamanda tablet formu bulunan bir diğer ilaç da Wegovy.Wegovy'nin de zayıflama amacının yanı sıra FDA'dan kalp sağlığına faydalı ve karaciğer yağlanmasını önleyici onayı bulunuyor.Söz konusu ilaçlar, özellikle Tip 2 diyabet hastalarında uzun süreli kan şekeri kontrolü sağlamak amacıyla reçete ediliyor. İlacın kullanımına genellikle düşük dozla başlanıyor ve hastanın toleransına göre doz kademeli artırılıyor.İlacın etkileri arasında iştah azalması da yer alıyor. Midenin boşalma süresinin yavaşlaması ve tokluk hissinin daha uzun sürmesi nedeniyle kullanan kişilerde kalori alımında azalma görülebiliyor. Bu durum, birçok hastada kilo kaybına yol açabiliyor.Yan etkileri tartışılıyorSon dönemde kilo vermeyi sağlayan bu ilaçların kullanımı küresel ölçekte artış gösterdi. Sosyal medya platformlarında ve çeşitli dijital mecralarda ilaca ilişkin paylaşımların yaygınlaşması, diyabet hastası olmayanlar arasında da ilaca yönelik talebi artırdı.İlaçları kullanmanın güvenliği, kullanım amacına ve tıbbi gözetim altında olup olmamasına bağlı olarak değerlendiriliyor.Klinik çalışmalar ve ilaç ruhsatlandırma süreçlerinde elde edilen veriler, semaglutid içeren tedavilerin diyabet hastalarında etkili ve genel olarak güvenli olduğunu ortaya koyuyor. Bununla birlikte, her ilaçta olduğu gibi bu ilaçların kullanımında da çeşitli yan etkiler görülebiliyor.En yaygın yan etkiler, sindirim sistemiyle ilişkili olarak kaydediliyor. Bulantı, istifra, ishal ve kabızlık gibi şikayetler, özellikle tedavinin başlangıç döneminde daha sık ortaya çıkabiliyor. Bu etkilerin çoğu, dozun kademeli artırılmasıyla zaman içinde azalabiliyor.Daha seyrek görülen ancak daha ciddi sonuçlara yol açabilen yan etkiler de bulunuyor. Bunların arasında pankreas iltihabı (pankreatit), safra kesesi hastalıkları ve böbrek fonksiyonlarında bozulma yer alıyor. Ayrıca hayvan deneylerinde tiroit bezine ilişkin bazı riskler gözlemlendiği için belirli tiroit hastalıklarına sahip bireylerde ilacın kullanımı sınırlandırılabiliyor.Hızlı kilo kaybı yaşayan bazı kişilerde kas kütlesinde azalma, buna bağlı güçsüzlük ve ilacın bırakılması halinde hızlı kilo alımı gibi durumlar da bildiriliyor.Bu tür etkiler, özellikle ilacın tıbbi gereklilik olmaksızın ve beslenme düzeni gözetilmeden kullanıldığı durumlarda daha belirgin hale gelebiliyor.Bu ilaçlar metabolizma üzerinde çok güçlü etkilere sahip olduğundan FDA, kullanımı sırasında doktor gözetimini zorunlu kılıyor.ABD'de bu ilaçları reçetesiz satmak veya sahte reçete düzenlemek suç teşkil ediyor.Tedavinin güvenliğine ilişkin uzun dönem veriler sınırlıDünya Sağlık Örgütü (DSÖ), obezitenin kronik ve tekrarlayan bir hastalık olarak tedavisinde GLP-1 ilaçlarının kullanımına ilişkin Ekim 2025 ilk küresel kılavuzunu yayımladı.Bu kapsamda, dünya genelinde 1 milyardan fazla kişiyi etkileyen obezitenin 2024'te 3,7 milyon ölümle ilişkilendirildiği ve önlem alınmazsa 2030'a kadar iki katına çıkmasının beklendiği bildirildi.Obezite için GLP-1 tedavilerinin hamile kadınlar hariç yetişkinlerde kullanılabileceği ifade edilen kılavuzda bu tedavinin güvenliğine ilişkin uzun dönem verilerinin sınırlı olduğuna işaret ediliyor.Kılavuzda ilaç kullanımının tek başına yeterli olmayacağı, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve uzman desteğiyle birlikte uygulanması gerektiği vurgulanıyor.Ayrıca yüksek maliyeti ve erişim eşitsizliğine işaret edilen kılavuzda sadece ilaç tedavisinin obezite sorununu çözmeyeceği vurgulanıyor.ABD'deki obezite ile ilaç kullanımı oranları arasında paralellik dikkat çekiyorWorldatlas sitesindeki verilere göre 2024'te ABD'deki yetişkinlerde obezite oranlarının en yüksek olduğu eyaletlerin başında yüzde 41,40 ile West Virginia yer alırken bu eyaleti yüzde 40,40 ile Mississippi ve yüzde 39,20 ile Louisiana takip etti.Dördüncü sırada ise yüzde 38,90'lık oranla Alabama ve beşinci sırada Arkansas yer aldı. Indiana yüzde 38,40 ile altıncı sırada bulunurken yedinci sırayı yüzde 37,60 obezite oranıyla Kansas ve Nebraska paylaştı.GLP1 News Room isimli sitedeki 11 Mayıs 2025'teki bir haberde, ABD'de GLP-1 grubu ilaçların eyalet bazlı kullanım oranları incelendiğinde ülke genelinde belirgin bir coğrafi yoğunlaşmaya işaret ediliyor.Verilere göre en yüksek kullanım oranı yüzde 24 ile West Virginia'da görülüyor. Bu eyaleti yüzde 22 ile Kentucky, yüzde 20 ile Louisiana ve Oklahoma izliyor.Alabama ve Mississippi'de kullanım oranı yüzde 19 seviyesindeyken North Dakota'da ise bu oran yüzde 18.Orta-yüksek kullanım grubunda Pennsylvania yüzde 17, Iowa yüzde 16,5, Michigan yüzde 16 oranıyla öne çıkıyor. Georgia, Tennessee, Texas ve Kansas gibi eyaletlerde GLP-1 kullanım oranı yüzde 15 seviyesinde bulunurken Ohio yüzde 14,5, New York ve New Jersey ise yüzde 14 civarında seyrediyor.Daha düşük orta seviyede yer alan eyaletler arasında Illinois, Indiana ve North Carolina yüzde 13 ve Virginia yüzde 12 ile dikkat çekiyor. Minnesota yüzde 11, Florida ve Wisconsin yüzde 10 seviyesinde bulunuyor.En düşük kullanım oranları ise batı eyaletlerinde yoğunlaşıyor. Hawaii yüzde 5 ile ülke genelinde en düşük GLP-1 kullanım oranına sahip eyalet olurken Utah, Colorado, Arizona ve Oregon yüzde 8 seviyesinde yer alıyor. California'da oran yüzde 9,5, Washington ve Nevada'da ise yüzde 8-9 bandında seyrediyor.Genel tablo, GLP-1 kullanımının ABD'de özellikle Güney ve Appalachia bölgesinde yoğunlaştığını, batı eyaletlerinde ise daha düşük seviyelerde kaldığını ortaya koyuyor.Ozempic ve türevleri, ABD'de yüksek fiyatlara satılıyorOzempic'in internet sitesinde yer alan bilgilere göre, ABD vatandaşlarının sigorta aracılığı olmadan Ozempic almak istediklerinde ödemeleri istenen para, 2 miligramlık Ozempic iğnesi için aylık 499 dolar.Mounjaro’nun da liste fiyatı 28 günlük (4 enjeksiyon kalemi) bir kutu için yaklaşık 1.112 dolar ancak bu rakam sigortalı ve sigortasızlık durumuna göre değişiyor.Wegovy hapının ise sigortasız alındığında 1,5 miligramlık fiyatı aylık 125 dolar, sigortalı olarak alındığında ise aylık 25 dolar.Zayıflama ilacı kullanımını ortaya koyan anketKaiser Aile Vakfı (KFF) tarafından 27 Ekim-2 Kasım 2025 tarihlerinde ABD'de 1350 yetişkinle yapılan "Sağlık Takip Anketi" de zayıflama ilaçlarının kullanımıyla ilgili verileri ortaya koydu.GLP-1 etken maddeli ilaç kullanımına ilişkin sorular yöneltilen katılımcıların yüzde 18'i bu tür ilaçları hayatlarının bir döneminde, yüzde 12'si ise halen kullandığını belirtti.Katılımcıların yüzde 38'i kronik hastalık tedavisi amacıyla, yüzde 30'u kilo vermek için, yüzde 32'si ise her iki amaçla birlikte kullandığını ifade etti.Ankette ayrıca toplumda bu ilaçların dolaylı yaygınlığına ilişkin bulgular da yer aldı.Katılımcıların yüzde 37'si yakın çevresinde bu ilaçları kullanan birinin bulunduğunu ifade etti.ABD dışında kullanımıBrezilya'da ilaç şirketi Hypera Pharma, Mart 2025'te yaptığı açıklamada, semaglutid patent süresinin sona ermesinin ardından 2026 içinde jenerik ürün piyasaya sürmeyi planladığını duyurdu.Kanada Sağlık Bakanlığının 28 Nisan’da yaptığı açıklamaya göre, Danimarka merkezli ilaç şirketi Novo Nordisk’in çok satan diyabet ilacı Ozempic’in etken maddesi semaglutidin, Hindistan merkezli Dr. Reddy's Laboratories tarafından üretilen ilk jenerik versiyonu onaylandı.Bir ilacın jenerik versiyonu, patent süresi dolduktan sonra aynı etken maddeyle üretilen ve orijinal ilaçla aynı etkiyi gösteren daha uygun fiyatlı eş değer ürün olarak biliniyor.Hindistan'da Ozempic'in "ucuz" muadilleri gündemdeCNBC'nin 23 Mart'taki haberine göre, Hindistan'da Novo Nordisk firmasının semaglutid içerikli ilacının patent korumasının Mart 2026’da sona ermesiyle yerli ilaç üreticileri, hızla daha ucuz jenerik versiyonları piyasaya sundu.Bu gelişme sonrası Novo Nordisk'in Ozempic ve Wegovy gibi markaları, fiyat açısından ciddi rekabet baskısıyla karşı karşıya kaldı.Jenerik ürünlerin, orijinal ilaçlara kıyasla yüzde 60'a varan oranlarda daha düşük fiyatlarla satıldığı ve bu durumun özellikle geniş hasta kitleleri için erişimi artırdığı belirtiliyor.Hindistan merkezli ilaç şirketi Sun Pharmaceutical, mart ayı sonuna doğru çıkardığı muadille, ilacın kullanımını aylık yaklaşık 3 bin 400 rupiye (35 dolar) düşürüyor. Bu fiyatın, Hindistan'da dozuna bağlı olarak 8 bin 800 (82 dolar) ile 10 bin (105 dolar) rupi arasında değişen Novo Nordisk markasının ilaçlarının perakende fiyatıyla karşılaştırıldığında oldukça uygun olduğu ifade ediliyor.Artan rekabet nedeniyle şirketin Hindistan pazarında fiyat indirimine gitmek zorunda kaldığı, ayrıca pazar payını korumak için yeni stratejiler geliştirdiği ifade ediliyor.Gelecek aylarda 50'den fazla markanın, Hindistan'da semaglutidin jenerik versiyonunu piyasaya sürmesi bekleniyor. Muhabir: Yasin Yorgancı, Elif Gültekin Karahacıoğlu ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Tip 2 diyabet için geliştirilen ilaçların zayıflatma özellikleri tartışılıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 04 May 2026 10:00:21 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/04052026130021_8ece8a4beaf0d6839047d1469307e331.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/04052026130021_8ece8a4beaf0d6839047d1469307e331.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/04052026130021_8ece8a4beaf0d6839047d1469307e331.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Tehlikeli mikroorganizmalar dünya geneline yayılıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-tehlikeli-mikroorganizmalar-dunya-geneline-yayiliyor-140702.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-tehlikeli-mikroorganizmalar-dunya-geneline-yayiliyor-140702.html</link>
                    <description><![CDATA[Tehlikeli mikroorganizmalar dünya geneline yayılıyor]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bilim insanları, serbest yaşayan amiplerin küresel ölçekte yayılmaya başladığı uyarısında bulundu. Özellikle, burundan beyne ulaşan ve ölümcül seyreden enfeksiyona yol açan Naegleria fowleri gibi türler hakkında dikkatli olunması gerektiği aktarıldı.

Bilim insanları, çoğu kişinin farkında bile olmadığı mikroskobik bir tehlikeye dikkat çekiyor. Yeni araştırmalara göre “serbest yaşayan amipler” küresel ölçekte yayılıyor ve halk sağlığı açısından giderek daha büyük risk oluşturuyor.

Toprakta, tatlı sularda ve insan yapımı su sistemlerinde&nbsp;doğal olarak bulunan bu tek hücreli organizmaların çoğu zararsız olsa da, bazı türler ciddi ve ölümcül enfeksiyonlara neden olabiliyor. Bunların en bilinen örneklerinden biri olan&nbsp;Naegleria fowleri, burundan girerek beyne ulaşabiliyor ve neredeyse her zaman ölümcül seyreden enfeksiyonlara yol açıyor.

Araştırmacılar, bu mikroorganizmaların yayılmasının arkasında&nbsp;üç temel neden&nbsp;olduğunu belirtiyor:&nbsp;artan küresel sıcaklıklar, eskiyen su altyapıları ve yetersiz kontrol sistemleri.&nbsp;Özellikle sıcaklık artışı, bu canlıların daha önce görülmedikleri bölgelere yayılmasını kolaylaştırıyor.

Bilim insanlarına göre&nbsp;en büyük risklerden biri,&nbsp;bu amiplerin zorlu koşullara karşı yüksek dayanıklılık göstermesi. Yüksek sıcaklıklara, klor gibi güçlü dezenfektanlara ve su dağıtım sistemlerine karşı dirençli olabilmeleri, onları kontrol etmeyi zorlaştırıyor.

Ayrıca bu organizmalar yalnızca&nbsp;kendileriyle değil, başka patojenlerle birlikte de risk oluşturduğu belirtildi.&nbsp;Araştırmalara göre amipler, bakteri ve virüsler için bir&nbsp;“koruyucu ortam” görevi görebiliyor. Bu durum, zararlı mikroorganizmaların su sistemlerinde daha uzun süre hayatta kalmasına ve yayılmasına neden olabiliyor.

Uzmanlar, bu etkinin&nbsp;“Truva atı”&nbsp;mekanizması olarak adlandırıldığını ve&nbsp;antibiyotik direncini artırma potansiyeli taşıdığını vurguluyor. Bilim insanları, artan risk karşısında daha güçlü izleme sistemleri kurulması, hızlı tanı yöntemlerinin geliştirilmesi ve su arıtma teknolojilerinin iyileştirilmesi çağrısında bulundu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Tehlikeli mikroorganizmalar dünya geneline yayılıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 02 May 2026 18:33:59 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/tehlikeli-mikroorganizmalar-dunya-geneline-yayiliyor-213506-20260502.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/tehlikeli-mikroorganizmalar-dunya-geneline-yayiliyor-213506-20260502.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/tehlikeli-mikroorganizmalar-dunya-geneline-yayiliyor-213506-20260502.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yaşlılarda enfeksiyonlara karşı en etkili koruma "aşı"]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-yaslilarda-enfeksiyonlara-karsi-en-etkili-koruma-asi-139890.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-yaslilarda-enfeksiyonlara-karsi-en-etkili-koruma-asi-139890.html</link>
                    <description><![CDATA[Akademik Geriatri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Halil, 65 yaş üstündekilerin enfeksiyonlara karşı korunabilmesi ve hastalıkları daha hafif geçirmeleri için mutlaka Sağlık Bakanlığınca tanımlanan aşıları yaptırmaları gerektiğini bildirdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA (AA) - Akademik Geriatri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Meltem Gülhan Halil, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geriatrinin 65 yaş üstündekilerin hastalıkları, sağlık durumları ve koruyucu hekimlik uygulamalarını kapsadığını belirterek, dernek olarak bu yıl yaşlılarda sık görülen hastalıklarla, koruyucu hekimlik uygulamalarına yönelik farkındalığın artırılmasını hedeflediklerini söyledi.Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye'de de yaşlı nüfusun giderek arttığını vurgulayan Halil, "Türkiye'de 65 yaş üstü nüfusun oranı yüzde 11'leri geçmiş durumda. Türkiye, artık yaşlı bir nüfusa sahip. Özellikle son 5 yılda yaşlı nüfusumuz çok arttı ve bu şekilde giderse 2050'de belki de dünyanın en yaşlı ülkeleri arasında yerimizi alacağımız öngörülüyor." değerlendirmesinde bulundu.Halil, yaşlı nüfusun artmasıyla bakım ihtiyacının da çeşitlendiğine işaret ederek, ayaktan takip edilen hastaların yanı sıra "kırılgan" olarak tanımlanan, birden fazla hastalığın bir arada görüldüğü yaşlılara da özel bakım gerektiğini bildirdi. "Yaşlanmayla birlikte bağışıklık sisteminde zayıflama meydana geliyor"Yaşlanma süreciyle bağışıklık sisteminin zayıfladığına işaret eden Halil, bu durumun ise yaşlılarda enfeksiyonların daha kolay gelişmesine, hastalık sürecinin uzun sürmesine ve daha ağır seyretmesine neden olduğunu aktardı.Halil, yaşlı bireylerde enfeksiyonların her zaman tipik belirtilerle ortaya çıkmadığına dikkati çekerek, "Genç bir kişi zatürre geçiriyorsa ateş, öksürük ve balgam gibi şikayetleri olabilir ama yaşlı bir kişi zatürre geçirirken bu tipik semptomları görmüyoruz. Sık sık düşme şikayetleri olabiliyor veya kafa karışıklığı yaşayabiliyor. Nerede olduğunu bilmeyebiliyor, sizi tanımıyor. Hasta yakınları, 'annemin birkaç gündür aklı gidip geliyor, bizi bir tanıyor, bir tanımıyor' diye ifade ediyorsa bu 'delirium' tablosudur. Yaşlılarda enfeksiyonlar da genellikle böyle görünüyor." diye konuştu.Yaşlılarda solunum yolu enfeksiyonlarının viral ve bakteriyel olarak ikiye ayrıldığı bilgisini veren Halil, viral enfeksiyonlarda en sık influenza ve halk arasında solunum yolu enfeksiyonu olarak bilinen Respiratuar Sinsityal Virüs'ün (RSV) görüldüğünü, bakteriyel enfeksiyonlarda ise zatürreye neden olan pnömokok bakterisinin öne çıktığını ifade etti. "Aşılanmamış bireylerin hastaneye yatma oranları çok daha yüksek"Prof. Dr. Halil, enfeksiyonlardan korunmak için yaşlılarda aşılamanın önemine dikkati çekerek, "65 yaş üzeri bireyler de tıpkı çocukluk çağı gibi özel bir grup olarak değerlendirilmelidir. Çünkü, bu yaş grubunda hem bağışıklık sistemimiz zayıflıyor hem de eşlik eden hastalıkların sayısı artıyor. Bu nedenle 65 yaş üzerindeki her bireyin enfeksiyonlara karşı korunabilmesi ya da enfeksiyon geçirdikleri zaman daha hafif geçirmeleri için mutlaka aşılanmaları gerekir." ifadelerini kullandı.Gerekli aşılarını yaptırmamış olan kişilerin kliniğe ve özellikle yoğun bakıma yatış ile ölüm oranlarının aşılanmış bireylere göre çok daha yüksek olduğunu vurgulayan Halil, Akademik Geriatri Derneği olarak, aşı farkındalığını yaşlı bireylerde artırmayı amaçladıklarını söyledi.Halil, ağır enfeksiyon geçiren yaşlılarda kas kaybı ve beslenme bozukluğu gibi sağlık sorunlarının da gelişebildiğinin altını çizdi.Yaşlıların yaptırması gereken aşılara ilişkin de bilgi veren Halil, "Bazı aşılar için mevsimsel zamanlamalar önemli. İnfluenza ve RSV virüslerinin en sık görüldüğü dönem ekim sonrası başlayıp marta kadar devam ediyor. Bu nedenle bu virüslere karşı aşılamaların sonbahar ve kış döneminde yapılması daha etkili oluyor. Zatürreye neden olan pnömokok bakterisine karşı aşılarla tetanoz ve zona aşıları yılın herhangi bir döneminde yapılabilir." dedi. Muhabir: Dilhan Türker Yıldız ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Yaşlılarda enfeksiyonlara karşı en etkili koruma "aşı" - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 13:00:22 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/21042026160022_7b1d3ca057ff86bf9ba23d1afb513146.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/21042026160022_7b1d3ca057ff86bf9ba23d1afb513146.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/21042026160022_7b1d3ca057ff86bf9ba23d1afb513146.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İSTAHED’den Kritik Uyarı: "Meningokok ve HPV Aşıları Ulusal Takvime Alınmalı"]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-istahedden-kritik-uyari-meningokok-ve-hpv-asilari-ulusal-takvime-alinmali-139728.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-istahedden-kritik-uyari-meningokok-ve-hpv-asilari-ulusal-takvime-alinmali-139728.html</link>
                    <description><![CDATA[İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Genel Sekreteri Dr. Çınla Nişli Kaya: "Meningokok aşısı da, HPV aşısı da bir an önce ulusal aşı takvimine alınmalı ve devlet tarafından karşılanmalıdır."]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Genel Sekreteri Dr. Çınla Nişli Kaya, son dönemde artış gösteren meningokok menenjiti vakalarına ve aşılamadaki ekonomik engellere dikkat çekerek önemli açıklamalarda bulundu. Dr. Kaya, koruyucu hekimliğin önemini vurgulayarak devletin bu konuda sorumluluk alması gerektiğini belirtti.

Dr. Çınla Nişli Kaya açıklamasına şöyle devametti:

"Son dönemde özellikle İngiltere'de meningokok menenjiti vakalarında artış olduğunu görüyoruz. Bu bizim için bir uyarıdır, çünkü menenjit sınır tanımaz. Bugün orada artıyorsa yarın burada da artabilir, -ki sahada bunun uyarılarını almaya başladık bile-. Menenjit, beyin ve omuriliği zarlarının iltihabıdır. Özellikle meningokok kaynaklı olanlar çok hızlı ilerler. Saatler içinde ateş, kusma, bilinç değişikliği ve ense sertliği gelişebilir. Ciltte mor döküntü varsa tablo ağırlaşmış olabilir.

Meningokok menenjiti çok ciddi ve öldürücü olabilen bir hastalıktır! Bu hastalıkta zaman kaybı, hayat kaybıdır. Açık konuşmak gerekir; ya kaybedersiniz ya da ağır bedeller ödersiniz. Hayatta kalan hastalarda kalıcı nörolojik hasar, işitme kaybı, uzuv kayıpları gibi sonuçlar görülebilir. Yani mesele sadece hayatta kalmak değil, nasıl bir hayata devam edildiğidir. Ama tüm bunlara rağmen elimizde çok güçlü bir koruma var; Aşı.Meningokok aşıları özellikle bebekler, çocuklar ve gençler için hayata önemtaşır. Dünyanın birçok ülkesinde bu aşılar ulusal aşı takviminde ve devlet tarafından karşılanıyor. Ama ülkemizde hala takvimde yok. Aileler bu aşıya kendi imkanlarıyla ulaşmak zorunda. Bu ciddi bir mali yük demek. Yani bir çocuğun korunması bilimsel gereklilikle değil, ekonomik durumla belirleniyor. Bu kabul edilemez.

Koruyucu sağlık hizmeti bir ayrıcalık değil, temel bir haktır. Aynı tabloyu HPV aşısında da görüyoruz. HPV aşısı, rahim ağzı kanseri başta olmak üzere birçok kanseri önleyebilen, etkinliği tanımlanmış bir aşıdır. Ama yıllardır konuşulmasına rağmen, söz verilmesine rağmen hala geri ödeme kapsamında değildir. Yani elimizde bilim var, aşı var, çözüm var ama uygulamada eksik kalıyoruz. Çünkü insanların kaderi insanların maddi durumuna bırakılmış durumda.

Aile hekimleri olarak sahada şunu görüyoruz; önlenebilir hastalıklar önlenemediği için çok fazla var ve hepsi bizim karşımıza geliyor. Bu bir kader değil, bir tercihtir.

Çağrımız çok açık; Meningokok aşısı da, HPV aşısı da bir an önce ulusal aşı takvimine alınmalı ve devlet tarafından karşılanmalıdır. Bu bir sosyal devlet sorumluluğudur. Çünkü biz hekimler olarak hastalarımızı kaybettikten sonra değil, kaybetmeden önce konuşmak, onları&nbsp;korumak istiyoruz. Biz koruyucu hekimlik yapmak istiyoruz.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[İSTAHED’den Kritik Uyarı: "Meningokok ve HPV Aşıları Ulusal Takvime Alınmalı" - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 07:19:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/istahedden-kritik-uyari-meningokok-ve-hpv-asilari-ulusal-takvime-alinmali-103207-20260420.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/istahedden-kritik-uyari-meningokok-ve-hpv-asilari-ulusal-takvime-alinmali-103207-20260420.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/istahedden-kritik-uyari-meningokok-ve-hpv-asilari-ulusal-takvime-alinmali-103207-20260420.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Türkiye'de kanser hastalarını davalık eden ilaç: Keytruda]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-turkiyede-kanser-hastalarini-davalik-eden-ilac-keytruda-139590.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-turkiyede-kanser-hastalarini-davalik-eden-ilac-keytruda-139590.html</link>
                    <description><![CDATA[Kanser ilacı Keytruda'nın yüksek fiyatı hastaları dava süreçlerine iterken başka bir riske kapı aralıyor: Sahte reçete, bavul ticareti ve kaçak ilaçlar.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türkiye'de Keytruda tedavisinin yıllık maliyeti 3 milyon lirayı aşarken ortalama gelire sahip bir kişi bu tedavinin üç dozunu dahi karşılayamıyor. Birçok hasta ilaca ulaşmak için dava açıyor ancak süreci tamamlayamıyor.

Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu(ICIJ) tarafından yapılan araştırmaya göre,&nbsp;ABD'li şirket Merck'in ürettiği Keytruda ilacına uygulanan fiyat ve patent politikası Türkiye'de de çok sayıda kanser hastasının mahkemelerde sürünmesine neden oluyor. Öyle ki zamana karşı yarışan kimi hastalar yargı yoluyla ilaca ulaşmaya çalışırken mahkeme kararını görecek kadar uzun süre hayatta kalamıyor.

Söz konusu uluslararası gazetecilik araştırması, kanser ilacına erişimin pek çok ülkede tıbbi gereklilikten çok hukuki mücadeleye bağlı hale geldiğini gözler önüne seriyor.

DW Türkçe, araştırma kapsamında Türkiye'deki 50 dava dosyasını da inceleyerek yüksek maliyetli kanser tedavisinin&nbsp;yargı sistemi üzerinden nasıl şekillendiğini araştırdı.&nbsp;

Türkiye'de Keytruda belli endikasyonlarda Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) geri ödeme listesine alınsa da geçmişte açılmış ve yıllardır süren davaların yanı sıra geri ödeme kriterleri dışında kalan hastalar nedeniyle yeni dava süreçleri devam ediyor. Öte yandan son yıllarda açılan davaların SGK'yı koruma yönünde şekillendiği eleştirileri de dile getiriliyor.

Keytruda, ilk olarak ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından 2014 yılında onaylanan bir ilaç. Bağışıklık sisteminin kanser hücrelerine saldırmasını sağlayan bir immünoterapi sınıfına ait olan ilaç, milyonlarca insanın yaşam süresini uzattı ve bazı durumlarda daha önce ölümcül olan teşhisleri yönetilebilir hastalıklara dönüştürdü.

İlaç bugün en az 19 tümör türü için FDA onayına sahip. Türkiye'de ise yalnızca altı endikasyonda SGK geri ödemesi kapsamında bulunuyor.

Keytruda Türkiye'de uzun yıllar boyunca SGK geri ödeme sistemi dışında kaldı. Bu nedenle hastalar için dava açmak, tedaviye ulaşmanın başlıca yollarından biri haline gelmişti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Türkiye'de kanser hastalarını davalık eden ilaç: Keytruda - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:32:40 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/turkiyede-kanser-hastalarini-davalik-eden-ilac-keytruda-103854-20260417.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/turkiyede-kanser-hastalarini-davalik-eden-ilac-keytruda-103854-20260417.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/turkiyede-kanser-hastalarini-davalik-eden-ilac-keytruda-103854-20260417.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Türkiye robotik cerrahide ileri seviyeye ulaştı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-turkiye-robotik-cerrahide-ileri-seviyeye-ulasti-139452.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-turkiye-robotik-cerrahide-ileri-seviyeye-ulasti-139452.html</link>
                    <description><![CDATA[Prof. Dr. Kalenderer, Türkiye'nin robotik cerrahi ve yapay zeka uygulamalarında önemli bir seviyeye ulaştığını belirterek, özellikle ortopedide bu teknolojilerin her geçen gün daha yaygın kullanıldığını bildirdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ MUĞLA (AA) - Türk Ortopedi ve Travmatoloji Birliği Derneği Başkanı Prof. Dr. Önder Kalenderer, Muğla'nın Bodrum ilçesindeki özel bir hastanede düzenlenen "Ortopedi ve Travmatoloji" sempozyumunda AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de ortopedik travmaların en önemli nedenlerinden birinin trafik kazaları olduğunu söyledi.Özellikle motosiklet kazalarında artış yaşandığını dile getiren Kalenderer, kurye ve paket servis sisteminin yaygınlaşmasının bu tür kazaları artırdığını belirtti.Trafik kazalarındaki artışın ortopedik vaka sayısını da yükselttiğine dikkati çeken Kalenderer, "Yayalara motorların çarpmasıyla ortaya çıkan yaralanmaların oranları çok arttı. Bu durumun bir şekilde kontrol altına alınması gerekiyor." dedi. İş kazalarında ise belirgin bir artış olmadığını kaydeden Kalenderer, bu alandaki verilerin önceki yıllarla benzer seviyede seyrettiğini ifade etti.Kalenderer, D vitamini eksikliğinin toplumda yaygın görüldüğünü belirterek, özellikle çocukluk döneminde bu vitaminin kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.Yeni doğan döneminde ilk bir yıl D3 vitamini takviyesinin mutlaka verilmesi gerektiğini dile getiren Kalenderer, bunun kalça gelişimi ve kemik sağlığı açısından önemli olduğunu söyledi.İleri yaşlarda da D vitamini eksikliğinin kemik yapısını olumsuz etkilediğine işaret eden Kalenderer, "D vitamini yetersizliğinde kalsiyum metabolizması bozulur ve kemiklerde ağrı ile çeşitli bozukluklar ortaya çıkabilir." ifadelerini kullandı.Türkiye'de yapılan ölçümlerde D vitamini seviyelerinin genellikle düşük çıktığını belirten Kalenderer, bu durumun yaygın takviye ihtiyacını beraberinde getirdiğini kaydetti."Robotik cerrahi ortopedide yaygınlaşıyor"Kalenderer, robotik cerrahinin ortopedide giderek daha fazla kullanıldığını ifade ederek, özellikle diz ve kalça protez cerrahisinde bu yöntemin öne çıktığını anlattı.Türkiye'nin robotik cerrahi alanında iyi bir noktada bulunduğunu vurgulayan Kalenderer, "Çok üst düzey uygulamalar yapılıyor. Bu alandaki gelişmelerle robotik cerrahi her geçen gün daha ileriye gidiyor." dedi.Robotik cerrahinin doğrudan robot tarafından değil, cerrah kontrolünde gerçekleştirildiğine işaret eden Kalenderer, robotik sistemlerin cerrahi kesilerde daha yüksek hassasiyet sağladığını belirtti.Kalenderer, bu yöntemin hata payını azaltarak cerrahi süreçlere katkı sunduğunu, istatistiksel olarak büyük farklar olmasa da önemli avantajlar sağladığını dile getirdi."Yapay zeka kontrollü kullanılmalı"Yapay zekanın sağlık alanındaki kullanımına da değinen Kalenderer, bu teknolojinin doğru amaçlarla kullanıldığında önemli faydalar sağlayabileceğini söyledi.Bazı hastaların yapay zeka uygulamalarına verilerini yükleyerek ön tanı almaya çalıştığını anlatan Kalenderer, "Hastalar bize 'Bende şu hastalıklardan hangisi var?' diye sorularla geliyor. Yapay zekayı doğru ve kontrollü kullanmak gerekiyor." uyarısında bulundu."Yaşlanan nüfus ortopedik hastalıkları artırıyor"Türkiye'de ortopedik hastalıkların görülme sıklığının arttığını belirten Kalenderer, bunun en önemli nedenlerinden birinin yaşam süresinin uzaması olduğunu ifade etti.Kalenderer, yaşlı nüfusun artmasıyla kalça kırıkları ve kireçlenme vakalarının çoğaldığını, yeni doğan ölümlerinin azalmasıyla da bebeklerde ortopedik rahatsızlıkların daha sık görüldüğünü sözlerine ekledi. Reporter: Ali Ballı ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Türkiye robotik cerrahide ileri seviyeye ulaştı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 09:31:13 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/15042026123113_6b40bc4da81ac4eed0b66732915d14cd.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/15042026123113_6b40bc4da81ac4eed0b66732915d14cd.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/15042026123113_6b40bc4da81ac4eed0b66732915d14cd.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bilim insanlarından "bilinçsiz kan sulandırıcı ilaç kullanmayın" uyarısı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-bilim-insanlarindan-bilincsiz-kan-sulandirici-ilac-kullanmayin-uyarisi-139221.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-bilim-insanlarindan-bilincsiz-kan-sulandirici-ilac-kullanmayin-uyarisi-139221.html</link>
                    <description><![CDATA[Hemostaz ve Tromboz Derneği Kurucu Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, kan sulandırıcı ilaçların bilinçsiz kullanılmaması gerektiğini belirterek, "Kan sulandırıcılar, mutlaka doktor kontrolünde kullanılmalıdır." ifadesini kullandı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA (AA) - Altuntaş, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) bir otelde gerçekleştirilen II. Ulusal Hemostaz ve Tromboz Kongresi kapsamında düzenlenen basın toplantısında, kan sulandırıcı ilaç kullanımının toplantıda bilim insanlarınca ayrıntılı olarak tartışıldığını söyledi.Her hastaya rutin olarak kan sulandırıcı ilaç kullanımının önerilmediğini anlatan Altuntaş, "Kan sulandırıcılar, mutlaka doktor kontrolünde kullanılmalıdır. Kalp hastalığı, koroner kalp damar problemi gibi hastalıkların bulunmadığı durumlarda kan sulandırıcılar rutin olarak kullanılmamalıdır." diye konuştu.Hemostaz ve tromboz alanındaki bilimsel ilerlemeler ile ilgili de bilgi veren Altuntaş, bu gelişmelerin erken tanı, kişiselleştirilmiş tedavi ve önleyici yaklaşım olarak 3 eksende ilerlediğini kaydetti.Altuntaş, kanama ve pıhtılaşma hastalıklarının artık daha iyi tanındığına ve daha başarılı tedavi edildiğine değinerek, "Açıklanamayan kanama, morarma, ani nefes darlığı, böbrek yetmezliği ve halsizlik gibi durumlarda mutlaka hekime başvurulması gerekir." dedi. Basın toplantısında konuşan Hemostaz ve Tromboz Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Sinan Demircioğlu da II. Ulusal Hemostaz ve Tromboz Kongresi'nin "Yaşam ile Ölüm Arasındaki Denge: Hemostaz ve Trombozun Akılcı Yönetimi" temasıyla KKTC'de yapıldığını söyledi.Demircioğlu, "Kanama ve Trombozda Güncel Paradigma: Tanı, Tedavi ve Kişiselleştirilmiş Yaklaşımlar" ana çerçevesinde düzenlenen bilimsel toplantının, insan fizyolojisinin en kritik sistemlerinden biri olan hemostazın, bilimsel, klinik ve toplumsal boyutlarıyla kapsamlı şekilde ele alındığı ulusal ölçekte öncü bir platform olduğuna dikkati çekti.Hemostaz sisteminin kanama ile pıhtılaşma arasında son derece hassas bir dengeyi temsil ettiğini aktaran Demircioğlu, şunları kaydetti:"Bu dengenin bozulması bir uçta ölümcül kanamalara, diğer uçta ise hayatı tehdit eden trombotik olaylara yol açmaktadır. Günümüzde bu alan artık yalnızca tedavi edilen değil, akılcı, kişiselleştirilmiş ve proaktif şekilde yönetilen bir klinik disiplin haline gelmiştir. Bu kongre, klasik yaklaşımlardan modern tıbbın sunduğu yenilikçi çözümlere uzanan geniş bir perspektifte, hemostaz ve trombozun güncel yönetimini multidisipliner bir bakış açısıyla değerlendirmeyi amaçlamıştır."Kongrede temel konular masaya yatırıldıHemostaz ve Tromboz Derneği Başkanı Prof. Dr. Cengiz Demir ise kongrede, temel bilim ve fizyopatoloji, kanama bozuklukları, tromboz ve trombofili, yenilikçi tedaviler, tanı ve laboratuvar yaklaşımları ve multidisipliner klinik yönetimi gibi başlıklarda çalışmalar yürütüldüğünü ve sunumlar yapıldığını aktardı.Prof. Dr. Demir, Türkiye'de de klinik araştırmalar kapsamında gen tedavisi uygulamaları gerçekleştirilmesiyle bazı hastalarda önleyici tedavi ihtiyacını ortadan kaldıran sonuçlar elde edildiği bilgisini paylaştı.Kongrede 17 Nisan Dünya Hemofili Günü'nün önemi vurgulandıDernek üyesi Prof. Dr. Vahap Okan da 17 Nisan tarihinin hemofiliye dikkati çekmek ve farkındalığı artırmak amacıyla tüm dünyada Dünya Hemofili Günü olarak kutlandığını anımsattı.Okan, hastaların yaşam kalitesinin, 1970'lerden bugüne kan ürünleri, uzun etkili faktörler, cilt altı biyolojik tedaviler sayesinde arttığına dikkati çekerek, günümüzde İzmir, Adana, Gaziantep ve İstanbul’daki merkezlerde gen tedavisi ile ilgili çalışma yürütüldüğünü söyledi.Hemofilinin pıhtılaşma faktörlerinin eksikliği veya işlev bozukluğu sonucu gelişen, kalıtsal bir kanama hastalığı olduğunu vurgulayan Okan, Türkiye'de hemofili tedavisinde son 40-50 yılda önemli ilerlemeler sağlandığını aktardı."Hemofili bulaşıcı değil"Hemostaz ve Tromboz Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Veysel Gök de hemofilinin bulaşıcı bir hastalık olmadığını vurgulayarak özellikle okul çağında çocukları olan ailelerin bazı endişeler taşıdıklarına dikkati çekti.Gök, bu konuda öğretmenlerin sorumluluk alması gerektiğine işaret ederek, "Hemofili bulaşıcı değil. Bu konuda hasta yakınları bilinçlendirilmeli, bu korkulacak bir hastalık değil. Hastalar faktör ilaçlarını düzenli alırlarsa herhangi bir problem söz konusu değildir. Hemofili hastası çocuklar beden eğitimi derslerine katılabilirler, uygun sporları bile yapabilirler." diye konuştu.Muhabir: Mehmet Kemal Firik ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Bilim insanlarından "bilinçsiz kan sulandırıcı ilaç kullanmayın" uyarısı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 11:30:17 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/12042026143017_a14351a2e1b84fb236187433a9dad9ce.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/12042026143017_a14351a2e1b84fb236187433a9dad9ce.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/12042026143017_a14351a2e1b84fb236187433a9dad9ce.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yaşımız ilerledikçe protein ihtiyacımız biraz daha artmaya başlıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-yasimiz-ilerledikce-protein-ihtiyacimiz-biraz-daha-artmaya-basliyor-139071.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-yasimiz-ilerledikce-protein-ihtiyacimiz-biraz-daha-artmaya-basliyor-139071.html</link>
                    <description><![CDATA[Günlük protein miktarının önemi son zamanlarda çok daha popüler hale geldi. İleri yaştaki kas kütlesinin kritik önemde olması, protein tüketiminin önemini de ortaya çıkardı. Peki günlük ne kadar protein tüketilmeli? Kilo ve yaşa göre protein tüketimi değişmeli mi?]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yaş ilerledikçe vücuttaki kas oranının önemi de kritik hale geliyor.&nbsp;


Yaşlanmanın nedenlerinden bir tanesi de aslında vücudun hem protein dengesini bulunması hem de besin algısının vücut tarafından değişmesi. Dolayısıyla aslında biz şunu biliyoruz, yaşımız ilerledikçe protein ihtiyacımız biraz daha artmaya başlıyor.



70 kilo olan bir kişinin kabaca kilogram başına 0.8 gram kadar günlük protein alması önerilir. Yani işte 56 gram kadardır günde. Ama şöyle bir hadise var ve birçok çalışma gösteriyor. Mesela genç yaşlarda günde 56 gram protein alan bir genç 20 yaşındaki bir erkek haftada 3 kez ağırlık antrenmanı yaparak ayda 200 gram kas yapabiliyorsa, ekleyebiliyorsa vücuduna, aynı derecede çalışan 60 yaşındaki bir erkek aynı gram proteinle 100 gram kasta kalıyor. Yani yeterli protein alıyor olsa da maalesef o 20 yaşındaki kası oluşturamıyor. Dolayısıyla son yıllarda hep şu konuşulmaya başladı. Yaşımız ilerledikçe protein alımını biraz artırmak lazım. Ama yapılan çalışmalar kilogram başına 1,5-2 gramın üzerine çıkmanın çok etkisi olmadığını ve plato seviyesine ulaştığını gösteriyor. Dolayısıyla ben çok yaşlandım, çok daha fazla protein almalıyım yanlış. Bir 1,5-2 gram.


Son dönemde 'kortizol' terimi de çok sık gündeme gelmeye başladı. Peki nedir bu kortizol?



&nbsp;

Kortizol aslında stres hormonu olarak bildiğimiz bir hormon. Hormonlar vücutta sinyal araçları, aslına bakarsanız. Bir hormon üreten organ tarafından kana salgılanıyor, sonra başka uzak bir organa gidiyor ve o organdaki etkileri göstermeye başlıyor. Bunlara biz hormon diyoruz. Şimdi kortizol de özellikle böbrek üstü bezlerinden salgılanan, özellikle streste salgılanan bir hormon. Dolayısıyla hani kortizol salgısı stresle birlikte yükseldiği zaman işte onların etkilerini görmeye başlıyoruz. İşte mesela stres arttığı zaman kortizol yükseliyor, bunun sonucunda bağışıklık sistemi zayıflar ve siz daha kolay soğuk algınlığına yakalanabilirsiniz.&nbsp;


&nbsp;


Stres aslında vücudumuzun yaşamasına devam etmesi için olması gereken bir faktör. Kontrol edilebilir, kontrol altında olan stres vücudu daha sağlıklı kılan ve daha uzun yaşamasını sağlayan bir faktör aslında bakarsanız. Ama bu faktör ne zaman ki kontrol dışı olmaya başlıyor, o zaman size zarar veriyor. Örneğin kalori açlığı. Biz mesela kalori açlığının yani kalori kısıtlanmasının tüm organizmalarda ömrü uzattığını biliyoruz. Ama belli bir seviyeye kadar. Şimdi siz o kalori kısıtlaması yaparken ciddi anlamda protein, vitamin, mineral eksikliği yaratırsanız bu durumda ne olacaktır? Tam aksine ömrü uzatmayı bırakın, ömrün kısalmasına neden olacaktır çünkü birçok hastalığa davetiye çıkaracaktır. İşte stres aslına bakarsanız böyle bir şey. Stres başlangıçta belki evet bizim organizmanın daha sağlıklı çalışmasını sağlıyor. Ama ne zaman bir kontrol dışına çıkıyor, o zaman biz işte stresi kontrol etmeye çalışın diyoruz. Esas problem orada zaten. Zarar verdiği noktada stresten kurtulmak lazım.&nbsp;






Ama hayatınızdan stresi çıkartamıyorsanız da yapman gereken şey stresi kontrollü hale getirmek diyoruz. Yani çok basit olarak söyleyelim. Diyelim ki bugüne kadar siz arkadaşlarınızın size getirdiği tekliflere hayır deme cesaretini hiçbir zaman gösteremediniz ve hayır diyemediğiniz için takviminiz çok doluyor. Her yere gitmek zorunda kalıyorsunuz veya istemediğiniz şeyleri yapmak zorunda kalıyorsunuz ve o istemediğiniz şeyler sizde stres yaratıyor. Arkadaşlarınıza hayır demeyi öğrendiğiniz zaman bu stres faktöründen kurtulmuş olursunuz. Ama diyelim ki büyük şehirde yaşıyorsunuz, işe giderken trafiğe çıkmak diyelim. Trafiği siz kontrol edemezsiniz. Bu faktörü ortadan da kaldıramazsınız. O yüzden yaptığınız gereken şey trafikte stres kontrolü sağlamaktır. Ben bunu nasıl yapıyorum? Podcast dinliyorum. Yabancı dilimi geliştiriyorum. Yani trafikte 'kaybediyor olarak gördüğünüz zaman dilimini' kendi avantajına çevirir ve böylece stres kontrolü sağlarsınız.






Takviye gıda kullanımı: Kimler takviye kullanmamalı?



Bir kere gelip doktora danışarak, kendini tanıyarak bazı kararların verilmesi çok önemli. Bu karar aşamasında da özellikle doktorun önerisini mutlaka dikkate almak gerekiyor. Özellikle ölçülebilir parametrelerin takviye edilmesi önemli. Herkeste şöyle bir şey var. Hani sanki takviye aldığın zaman sende normal düzeylerde olsa bile o takviyenin sana faydalı geleceğini düşünüyorsun. Bu yanlış bir yaklaşım. Takviyenin faydası şu durumda var. Diyelim ki demirin düşük. Demirin düşükse bunu takviye etmenin tabii ki faydası var sana. Ama demirin zaten normal sınırlardaysa demiri takviye etmenin sana ekstra bir faydası yok. Veya D vitaminin zaten yüksek ama ben yine de D vitamin alayım, daha sağlıklı olayım. Hayır, bu yanlış. Magnezyum normal sınırlarda ama ben hayır magnezyum alayım, daha sağlıklı olayım. Böyle bir şey yok. En önemli nokta ölçülebilir parametrelerin eğer eksikliği varsa takviye yapılması gerekiyor.






Gıda tolerans testleri herkes için uygun değil. Bir grup insan inanılmaz para harcamak istiyor buna. Onu da yapayım daha sağlıklı olmak için. Boşu boşuna kişiler paralarını harcıyor. Doktor önerdiyse tabi ki yapılır. Ama makarna yediğim zaman şişkinlik hissediyorum hemen tolerans testi yapayım boşa para harcamak.




 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Yaşımız ilerledikçe protein ihtiyacımız biraz daha artmaya başlıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 07:19:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yasimiz-ilerledikce-protein-ihtiyacimiz-biraz-daha-artmaya-basliyor-105327-20260410.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yasimiz-ilerledikce-protein-ihtiyacimiz-biraz-daha-artmaya-basliyor-105327-20260410.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yasimiz-ilerledikce-protein-ihtiyacimiz-biraz-daha-artmaya-basliyor-105327-20260410.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA["Yapay zeka" kanserin akıllı tanı ve tedavi seçeneğinde onkologlara yardımcı oluyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-yapay-zeka-kanserin-akilli-tani-ve-tedavi-seceneginde-onkologlara-yardimci-oluyor-139046.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-yapay-zeka-kanserin-akilli-tani-ve-tedavi-seceneginde-onkologlara-yardimci-oluyor-139046.html</link>
                    <description><![CDATA[Antalya'daki Anatolia Hospital Lara Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümünden Prof. Dr. Hakan Şat Bozcuk, bazı yapay zeka modellerinin kanserin tanısı ve tedavi seçeneğini öngörmede onkologlara yardımcı olabildiğini belirtti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANTALYA (AA) - Akciğer, meme, jinekoloji, sindirim sistemi başta olmak üzere farklı kanserlerin tedavisinde önemli başarılara imza atan, yapay zeka alanında da bilimsel yayınları bulunan Prof. Dr. Hakan Şat Bozcuk, AA muhabirine, dünyada olduğu gibi Türkiye'de de kanserin görülme sıklığının arttığını söyledi.Kanser sıklığının dağılımının farklılık gösterdiğini anlatan Bozcuk, sağlıklı beslenmenin, ideal kiloya yakın olmanın, hareketli yaşamın, sigara, alkol gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durmanın kanser oluşum riskini azalttığını vurguladı.Bozcuk, belirli yaş gruplarında rutin taramaların önemine işaret ederek, kanser tedavisinde ilaç, cerrahi, ışın tedavisi, nükleer tıp, patoloji ve radyoloji takım çalışmasıyla kanser tedavisi yaptıklarını aktardı.Onkolojide yapay zekayla ilgili yazılımların ve yayınların son beş yılda ciddi oranda arttığını anlatan Bozcuk, şunları kaydetti:"Örneğin tanıda kullanabiliyoruz. Patolog, kanserli hücreyi tanımada yapay zeka modellemelerinden yararlanabiliyor. Radyolog, tomografide, mamografide veya akciğer röntgeni açısından görmüş olduğu anormal bir durumun kanser olma riskini yapay zeka modelleri üzerinden hesaplayabiliyor. Birtakım tedavilerin ne kadar faydalı olacağını, o tedavi sonrasında gidişatın ne kadar iyi olacağını öngörmede yapay zeka modelleri onkologlara yardımcı olabiliyor. Radyasyon onkologları, ışın tedavisi verecekleri noktayı iyi bir şekilde tanımlamada ve bunu en etkin ve hassas biçimde yapmada, yapay zeka modellemelerinden faydalanabiliyor. Bir genetik hasar söz konusu olduğunda, ona en uygun ilacı bulma verme ve bunu planlama eldeki seçeneklerden ayıklama, filtreleme noktasında yapay zeka yardımcı olabiliyor.""Basit önlemlerle kanserden yüzde 50 korunabiliriz"Hastalar tetkik yaptırdıktan sonra sonuçlarını yapay zeka uygulamalarına sordurmak yerine hekimine başvurması gerektiği uyarısında bulunan Bozcuk, yapay zeka modellerinin hiçbir zaman onkoloğun, patoloğun, radyoloğun yerini alamayacağını ancak hekimlere yardımcı olabileceğini belirtti.Bozcuk, kendisinin geliştirdiği yapay zeka programının olduğunu ve uygun hastada bunu kullanabildiğini ifade ederek, "Belirgin bir mutasyonu olan, belirgin tür kanser olan bir hastada eldeki ilaç seçeneklerini sırayla kullanmak gerektiği konusunda öneride bulunan sistemler, yazılımlar var. Bu tür yayınlar var." dedi.Basit önlemler alarak, güzel sonuçlara ulaşılabileceğine işaret eden Bozcuk, "Yediğimiz, yemediğimiz, yürüdüğümüz adım, yürümediğimiz adım günün sonunda bizim riskimizi belirleyen faktörlerden. Genetik yazılımımızı değiştiremeyiz ama yaşam tarzımızı, çevresel faktörleri değiştirerek kanser olma riskini yüzde 50 düşürebiliriz. Çalışmalar bunun mümkün olduğunu gösteriyor." diye konuştu. Reporter: Ayşe Yıldız ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA["Yapay zeka" kanserin akıllı tanı ve tedavi seçeneğinde onkologlara yardımcı oluyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 14:00:18 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/09042026170018_99ac0492bf1f04748771901143b73520.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/09042026170018_99ac0492bf1f04748771901143b73520.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/09042026170018_99ac0492bf1f04748771901143b73520.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Aile hekimliğinde hizmet standartları yeniden belirlendi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-aile-hekimliginde-hizmet-standartlari-yeniden-belirlendi-138957.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-aile-hekimliginde-hizmet-standartlari-yeniden-belirlendi-138957.html</link>
                    <description><![CDATA[Aile hekimliğinde hizmet standartları yeniden belirlendi]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 'Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik' Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Böylece, aile sağlığı merkezlerinin fiziki ve teknik altyapısı güncellendi; personel istihdamı teşvik edildi.

Buna göre aile hekimi ve aile sağlığı çalışanı istihdamına ilişkin usul ve esaslarda düzenleme yapılarak aile hekimliği uygulamasında&nbsp;personel istihdamı teşvik&nbsp;edildi.

Aile hekimi olarak görev yaparken&nbsp;askerlik veya doğum nedeniyle&nbsp;uygulamadan ayrılmak zorunda kalan hekimlerin uygulamaya dönmek istediklerinde&nbsp;öncelik hakları&nbsp;bulunuyor.

Devlet hizmet yükümlülüğü atamaları ile aile hekimliği birimlerine direkt aile hekimliği uzmanı ataması düzenli olarak yapılmakta olup atanan personelin aile hekimliği birimlerinde görev yapmasına ilişkin hususlar açık şekilde belirtilerek ülke genelinde uygulama birliği sağlandı.

Hem sağlık çalışanını korumak hem de vatandaşın hizmet alımını engellememek amacıyla, şiddet durumunda vatandaşın&nbsp;aile hekimi kayıt değişikliğinin&nbsp;öncelikle farklı bir aile sağlığı merkezine yapılması, ikametgahına yakın farklı aile sağlığı merkezi yok ise aynı aile sağlığı merkezindeki başka bir aile hekimliği biriminin seçileceği hususu yönetmelikte düzenlendi.

Aile hekimliği uygulamasına geçiş sürecinin hızlandırılması için tüm aile hekimliği çalışanlarının bu süreçte aldığı temel eğitimleri uygulamaya geçişten sonra da alabilmesine imkan sağlandı. Birinci aşama uyum eğitimlerini kişinin yerleştiği tarihten itibaren&nbsp;3 ay içinde tamamlaması zorunluluğu getirildi.

Yönetmelikte ayrıca, Sağlık Bakanlığına ait Aile Hekimliği Bilgi' kullanımına ve bu sisteme geçiş sürecine ilişkin düzenlemeye yer verildi.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Aile hekimliğinde hizmet standartları yeniden belirlendi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 07:45:53 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/aile-hekimliginde-hizmet-standartlari-yeniden-belirlendi-104655-20260409.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/aile-hekimliginde-hizmet-standartlari-yeniden-belirlendi-104655-20260409.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/aile-hekimliginde-hizmet-standartlari-yeniden-belirlendi-104655-20260409.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gazze'de sözde yardım noktasında başından vurularak felç olan Raid, acılar içinde kıvranıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-gazzede-sozde-yardim-noktasinda-basindan-vurularak-felc-olan-raid-acilar-icinde-kivraniyor-138743.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-gazzede-sozde-yardim-noktasinda-basindan-vurularak-felc-olan-raid-acilar-icinde-kivraniyor-138743.html</link>
                    <description><![CDATA[Gazze'de yaklaşık 9 ay önce çocuklarına yiyecek bulmak için ABD-İsrail güdümündeki sözde yardım dağıtım noktalarından birine giderken başından vurularak felç olan Raid el-Merridi (37), acılar içinde kıvranıyor ve tedavi için dışarı çıkmayı bekliyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ GAZZE (AA) - Raid, 24 Haziran 2025'te, 7 çocuğuna yiyecek bulmak için Han Yunus ile Refah arasında bulunun ABD-İsrail güdümündeki sözde yardım dağıtım noktalarından birine gitti.  Ancak orada İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu başından vuruldu ve tam felç (hemipleji) oldu, kafatasında kırıklar oluştu, konuşma yetisini kaybetti ve beyninde de büyük bir kitle meydana geldi.Şu anda Han Yunus'un batısında bir çadırda yatağa mahkum vaziyette yaşayan Raid, ağzını bile kıpırdatmakta güçlük çektiği için yeme ve içme fonksiyonlarını tam anlamıyla gerçekleştiremiyor ve bu da daha zayıf düşmesine neden oluyor. Ayrıca beyninde oluşan büyük kitle ona büyük acılar veriyor. Eşi, onu yattığı yatakta sağa sola döndürürken bile acı içinde bağırıyor.İsrail'in Gazze dışına çıkışlara, ilaç ve tıbbi malzeme girişine büyük kısıtlamalar getirmesi de Raid gibi binlerce hastanın çaresizliğini artırıyor.Ne Gazze'den dışarı çıkabiliyorlar ne de ilaca da erişebiliyorlarUla er-Merridi, eşinin, saldırı sonrasında 2 defa ameliyat olduğunu ancak pek bir sonuç alınamadığını anlattı."Bünyesi zayıfladı, az yemek yer oldu. Gazze'deki tıbbi imkansızlıklar bizi çok zorluyor, ne ilaç bulabiliyoruz ne de dışarı çıkarabiliyoruz." diyen Ula, doktorların, eşinin tedavisinin Gazze'de yapılamayacağını söylemesiyle yurt dışına sevk işlemlerini yaptıklarını ama hala sonuç alamadıklarını paylaştı.Ailenin direğiyken bakıma muhtaç olduEşinin vurulmadan önce ailenin direği olduğunu dile getiren Ula, yıkımın, maddi ve ekonomik pek çok zorluğun yaşandığı Gazze'de bir başına kalmaktan duyduğu korkuyu şöyle anlattı:“Bu zor şartlarda eşimi kaybetmekten korkuyorum. Dışarı çıkıp tedavi olmasını, yeniden ayakları üzerinde durmasını ve eskisi gibi ailenin başına geçmesini istiyorum.”Reporter: Gülşen Topçu, Hani Alshaer ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Gazze'de sözde yardım noktasında başından vurularak felç olan Raid, acılar içinde kıvranıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 11:31:47 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/06042026143147_c34e40c399ac44b032e2a11af2999f48.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/06042026143147_c34e40c399ac44b032e2a11af2999f48.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/06042026143147_c34e40c399ac44b032e2a11af2999f48.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sosyalleşme beynimizi nasıl değiştiriyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-sosyallesme-beynimizi-nasil-degistiriyor-138661.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-sosyallesme-beynimizi-nasil-degistiriyor-138661.html</link>
                    <description><![CDATA[Sosyalleşme beynimizi nasıl değiştiriyor]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ABD'li sinirbilimci Ben Rein, sosyalleşmenin çoğu zaman bir lüks gibi göründüğünü ancak hem ruh sağlığımızı hem de fiziksel sağlığımızı güçlendirebildiğini söylüyor.

BBC'ye verdiği demeçte, "Başkalarıyla bağ kurduğumuzda genelde kendimizi daha iyi hissederiz. Bunun nedeni, beynimizde bizi iyi hissettiren sosyal ödül sistemleri olması" diye anlatıyor.

Oksitosin, dopamin ve serotonin olmak üzere üç nörotransmitter sosyalleştiğimizde tetikleniyor. Bu süreç ise evrime dayanıyor çünkü bir zamanlar gruplar hâlinde yaşamak hayatta kalmak için kritikti.

(Beyin Neden Arkadaşa İhtiyaç Duyar: Sosyal Bağların Sinirbilimi) adlı kitabın yazarı Rein, "Başkalarıyla bağ kurarak biyolojimizi bu şekilde etkileme fırsatlarını gerçekten ciddiye almalıyız" diyor.

Oksitosinin rolü buna iyi bir örnek. Aşk hormonu olarak bilinen oksitosin, doğanın ilacı olarak da anılıyordu.

"Oksitosinin inflamasyonu azaltabildiğine, sinir hücrelerini koruduğuna, bağışıklık işlevini desteklediğine, kemik gelişimini desteklediğine ve sosyal stresi azaltabildiğine dair kanıtlar var" diye açıklıyor Rein.

İnflamasyon vücudun zararlı etkenlere karşı verdiği doğal koruyucu ve onarıcı yanıt.

Hormonun rolü, insan türünün devamını sağlamak gibi evrimsel bir amaca da hizmet ediyor.

Oksitosin seviyeleri iki temel ilişki türünde zirve yapıyor: Partnerimizi sevmemizi ve çiftleşme isteğini sağlamak için romantik aşkta ve ebeveyn ile çocuk arasındaki bağda.

Sosyal izolasyon kaygı, depresyon ve intihar riskine karşı insanları daha savunmasız ve strese meyilli hale getiriyor. Bu yönde çok sayıda bilimsel kanıt var.

Başkalarıyla çok az ya da hiç temas olmaması hali aşırı izolasyon olarak tanımlanıyor ve ölüm riskini artırıyor. Bazı araştırmalar, izolasyonun ölüm riskini %32 artırdığını söylüyor.

Bunun nedeni, vücudun daha fazla kortizol salgılamasına yol açarak kronik enflamasyona açık hâle getirmesi. Bu durum sağlıklı dokulara zarar verebiliyor.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Sosyalleşme beynimizi nasıl değiştiriyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 09:29:55 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/sosyallesme-beynimizi-nasil-degistiriyor-123100-20260405.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/sosyallesme-beynimizi-nasil-degistiriyor-123100-20260405.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/sosyallesme-beynimizi-nasil-degistiriyor-123100-20260405.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bağışıklık sistemini kuvvetlendiren "immünoterapi" ile kanserde tedavi başarısı artıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-bagisiklik-sistemini-kuvvetlendiren-immunoterapi-ile-kanserde-tedavi-basarisi-artiyor-138455.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-bagisiklik-sistemini-kuvvetlendiren-immunoterapi-ile-kanserde-tedavi-basarisi-artiyor-138455.html</link>
                    <description><![CDATA[Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Gökşen İnanç İmamoğlu, "İmmünoterapi günümüzde erken evre kanserlerde de tedavi seçeneği olarak yerini almış durumda. Bazı kanser hastalarında çok iyi ve devamlı yanıtlar görüyoruz." dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA (AA) - Kanserle Dans Derneğinin ev sahipliğinde, "1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası" dolayısıyla bir otelde basın toplantısı d&uuml;zenlendi.Toplantıya katılan uzmanlarca, kanserde risk fakt&ouml;rleri, korunma yolları, kanser taramaları ve beslenmenin &ouml;nemine ilişkin bilgiler paylaşıldı, ayrıca dernek tarafından hayata ge&ccedil;irilen RadyONKA Podcast Serisi'nin de tanıtımı yapıldı.Burada konuşan İmamoğlu, kanserin erken teşhis ve farkındalığını artırmak amacıyla Podcast projesi yaptıklarını s&ouml;yledi.Prof. Dr. İmamoğlu, imm&uuml;noterapilerin kanser hastaları i&ccedil;in umut verici tedavi y&ouml;ntemi olduğunu belirterek, "Temmuz'da 5 imm&uuml;noterapi ilacımız Sosyal G&uuml;venlik Kurumunun (SGK) geri &ouml;deme listesine girdi ve hastalarımıza &ccedil;ok rahat ulaştırabiliyoruz. İmm&uuml;noterapi, kanser h&uuml;cresini tekrardan bağışıklık sistemimize tanıtan mekanizmayla &ccedil;alışıyor. İmm&uuml;noterapi, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde erken evre kanserlerde de tedavi se&ccedil;eneği olarak yerini almış durumda. Melanomda da elimizde &ccedil;ok fazla tedavi se&ccedil;eneği yokken imm&uuml;noterapi ile beraber iyi sonu&ccedil;lar aldık, sağ kalım oranları arttı. Bazı kanser hastalarında &ccedil;ok iyi ve devamlı yanıtlar g&ouml;r&uuml;yoruz." diye konuştu."Her 7-8 erkekten biri hayatı boyunca prostat kanseriyle karşılaşıyor"Ankara &Uuml;niversitesi Tıp Fak&uuml;ltesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı &Ouml;ğretim &Uuml;yesi Prof. Dr. Y&uuml;ksel &Uuml;r&uuml;n, prostat, mesane, b&ouml;brek ve testis kanserinin g&ouml;r&uuml;lme sıklığına ilişkin bilgi verdi.Prostat kanserinin erkeklerde en sık g&ouml;r&uuml;len kanser t&uuml;r&uuml; olduğuna dikkati &ccedil;eken &Uuml;r&uuml;n, "Her 7-8 erkekten biri hayatı boyunca prostat kanseriyle karşılaşıyor. Mesane kanseri &uuml;lkemizde sigaradan dolayı en sık g&ouml;r&uuml;len t&uuml;m&ouml;rlerden biri ve 15-35 yaş arasındaki erkeklerde en sık g&ouml;r&uuml;len ve tedavi başarımızın y&uuml;ksek olduğu t&uuml;m&ouml;rler arasında. Dolayısıyla, kanserin g&ouml;r&uuml;lme oranı y&uuml;kselse bile tanı ve tedavi başarımız &ccedil;ok daha g&uuml;&ccedil;l&uuml;." dedi.Sağlık Bilimleri &Uuml;niversitesi G&uuml;lhane Tıp Fak&uuml;ltesi İ&ccedil; Hastalıkları ve Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. İsmail Ert&uuml;rk ise hem erkeklerde hem kadınlarda kansere bağlı &ouml;l&uuml;mler arasında kolon kanserinin &ouml;nemli bir yer tuttuğunu aktararak, 45 yaşından sonra erken tanı ve tedavi i&ccedil;in kolonoskopi yapılmasının &ouml;nemine işaret etti.Kanserle Dans Derneği Başkanı Sevil G&uuml;rkan, kanserin d&uuml;nya genelinde milyonlarca insanı etkilediğini hatırlatarak, hastalığın doğru bilgiyle kontrol altına alınabileceğinin altını &ccedil;izdi.Uzman Psikolog Sibel Cesur Akyunak ise psikolojik desteğin kanser tedavisinin ayrılmaz bir par&ccedil;ası olduğunu, iyileşme s&uuml;recinde hastaya destek verilmesinin &ouml;nemini vurguladı.Muhabir: Dilhan T&uuml;rker Yıldız ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Bağışıklık sistemini kuvvetlendiren "immünoterapi" ile kanserde tedavi başarısı artıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 14:00:21 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/02042026170021_561dc2e089288da68bbd8de6bae49b1a.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/02042026170021_561dc2e089288da68bbd8de6bae49b1a.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/02042026170021_561dc2e089288da68bbd8de6bae49b1a.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İki çocuk annesi erken teşhisle kanserden kurtuldu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-iki-cocuk-annesi-erken-teshisle-kanserden-kurtuldu-138332.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-iki-cocuk-annesi-erken-teshisle-kanserden-kurtuldu-138332.html</link>
                    <description><![CDATA[Kocaeli'de, Darıca İlçe Sağlık Müdürlüğü Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi'nde (KETEM) yaptırdığı taramada meme kanseri olduğunu öğrenen 50 yaşındaki iki çocuk annesi Leyla Moğulkoç, erken teşhis sayesinde hayatına yeni bir sayfa açtı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ KOCAELI (AA) - Darıca il&ccedil;esinde yaklaşık 3 yıl &ouml;nce kanser taramaları ve erken teşhisin &ouml;nemine ilişkin tanıtımları g&ouml;ren Moğulko&ccedil;, İl&ccedil;e Sağlık M&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;erisinde bulunan KETEM'in 40 yaş &uuml;zeri kadınlara y&ouml;nelik kanser taramasına katıldı.Tetkiklerde ş&uuml;pheli bulgulara rastlayan doktorlar, Moğulko&ccedil;'u uzman hekime y&ouml;nlendirdi. Marmara &Uuml;niversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesine giden Moğulko&ccedil;'a yapılan tahlil ve tetkikler sonucunda birinci evre meme kanseri teşhisi konuldu.&Ccedil;alıştığı iş yerinden ayrılmak zorunda kalan, yaklaşık 8 aylık tedavinin ardından sağlığına ve ailesine kavuşan Moğulko&ccedil;, kontrollerini 6 ay arayla s&uuml;rd&uuml;r&uuml;yor."Ben kanserim demek &ouml;yle kolay bir şey değil"Leyla Moğulko&ccedil;, AA muhabirine, hi&ccedil;bir sağlık sorunu yokken KETEM'e başvurduğunu ve &ccedil;ekilen mamografi sonrasında kanser tanısı aldığını s&ouml;yledi.Kanser olduğunu &ouml;ğrendiğinde kabullenmekte zorlandığını ve tedavi s&uuml;recinin de yorucu ge&ccedil;eceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in &uuml;z&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; dile getiren Moğulko&ccedil;, "Sonra da doktor araştırmaya ve tedavi s&uuml;recine başladım. Halen daha inanamamıştım, 'ben ger&ccedil;ekten kanser miyim' diye. Sonrasında da tedaviye başladık. Her şey b&ouml;yle &uuml;zerime geldi, sanki d&uuml;nyam karardı." diye konuştu.Moğulko&ccedil;, ilk &ouml;ğrendiğinde ailesine nasıl s&ouml;yleyeceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; anlatarak, "Ben kanserim demek &ouml;yle kolay bir şey değil. &Ccedil;ok zor bir olaydı. Ben &ccedil;ocuklarımı kaybetmekten &ccedil;ok korktum ve onlara sarıldım. Gelecekleri g&ouml;z&uuml;m&uuml;n &ouml;n&uuml;ne geldi. Evlatlarım bana umut oldu aslında." dedi.Erken tanı almasının kanser tedavisinde b&uuml;y&uuml;k bir rol oynadığını doktorlarının s&uuml;rekli anlattığına değinen Moğulko&ccedil;, s&ouml;zlerini ş&ouml;yle tamamladı:"İlk evre kanser olduğum i&ccedil;in ameliyatımı oldum daha sonra da kemoterapiye başladım. Koruyucu kemoterapi aldım. Yoğun tedavi s&uuml;recinin ardından atlattım. Erken tanı almasaydım... Bu s&uuml;re zarfında tedavi g&ouml;ren başka arkadaşlarım da oldu, onları da g&ouml;rd&uuml;m. Ben daha kısa g&ouml;rd&uuml;m ama 3 veya 4. evre olduğu zaman 10 g&uuml;n kadar s&uuml;rekli tedaviler olabiliyor. Bir de bu kanser t&uuml;r&uuml; &ccedil;ok farklı, kişiye &ouml;zel tedavi gerektiriyor.""Bireyler sağlıklı olduklarını d&uuml;ş&uuml;nerek taramalarını aksatmamalı"Darıca İl&ccedil;e Sağlık M&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; KETEM Sorumlu Hekimi Dr. İrem Nida Turanalp, hastanın kendilerine geldiğinde herhangi bir belirti veya şikayeti olmadığını, yapılan taramalarda ise kanser belirtilerine rastladıklarını kaydetti.Hastanın erken teşhis sayesinde hayatına devam ettiğini vurgulayan Turanalp, "Ardından hastamızı gerekli cerrahlara y&ouml;nlendirdik. Hastamız erken meme kanseri teşhisi aldı. Erken tedaviyle şu anda hayatını sağlıklı şekilde devam ettirebiliyor. Ger&ccedil;ekten erken teşhis hayat kurtarıyor." dedi.Turanalp, yılda 10 bin kişinin başvurduğu merkezde meme, rahim ağzı ve kolon kanseri t&uuml;rlerinde taramalar yaptıklarını belirterek, "Bireylerin sağlıklı olduklarını d&uuml;ş&uuml;nerek taramalarını aksatmamaları gerekiyor. Belirti veya semptom yokken erken teşhisi koymak da &ouml;nemli." ifadelerini kullandı.Muhabir: Cem Ali Kuş ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[İki çocuk annesi erken teşhisle kanserden kurtuldu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 14:00:59 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/01042026170059_d765644448946a1faa157ace2d70dcfa.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/01042026170059_d765644448946a1faa157ace2d70dcfa.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/01042026170059_d765644448946a1faa157ace2d70dcfa.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Diyarbakırlı çiftçi oğlundan yapılan nakil ile diyalize girmekten kurtuldu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-diyarbakirli-ciftci-oglundan-yapilan-nakil-ile-diyalize-girmekten-kurtuldu-138331.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-diyarbakirli-ciftci-oglundan-yapilan-nakil-ile-diyalize-girmekten-kurtuldu-138331.html</link>
                    <description><![CDATA[Diyarbakır'ın Çermik ilçesinde yaşayan 52 yaşındaki Selahattin Çelik, sağlık çalışanı oğlundan yapılan böbrek nakliyle diyalize girmekten kurtuldu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ DIYARBAKIR (AA) - İl&ccedil;ede &ccedil;ift&ccedil;ilik yapan 7 &ccedil;ocuk babası &Ccedil;elik, 6 yıl &ouml;nce mide bulantısı şikayeti ile Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvurdu.Yapılan tetkiklerde kronik b&ouml;brek yetmezliği teşhisi konulan &Ccedil;elik, bir s&uuml;re tedavi g&ouml;rd&uuml;.Yaklaşık 4 yıldır diyalize giren &Ccedil;elik'e organ nakli yapılmasına karar verildi.&Ccedil;ermik Devlet Hastanesi'nde tıbbi sekreter olarak g&ouml;rev yapan 25 yaşındaki oğlu Ethem &Ccedil;elik, babasının diyaliz s&uuml;recinde &ccedil;ektiği acılara kayıtsız kalmayarak don&ouml;r olmaya karar verdi.&Ccedil;elik, babasından habersiz Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Nakli Merkezine başvurarak, tetkik yaptırdı.Tetkiklerde, Ethem &Ccedil;elik'in b&ouml;breğinin baba ile uyumlu olduğu tespit edildi.Organ Nakli Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Nurettin Ay ve ekibi tarafından yaklaşık 25 g&uuml;n &ouml;nce ger&ccedil;ekleştirilen laparoskopik (kapalı) cerrahi ile oğlundan alınan b&ouml;brek, baba &Ccedil;elik'e nakledildi."Oğlum b&ouml;breğini vereceğini s&ouml;yledi, ağladım"Kontrol amacıyla hastaneye gelen Selahattin &Ccedil;elik, AA muhabirine, 4 yıldır diyalize girdiğini, sağlık &ccedil;alışanı oğlunun b&ouml;breğiyle hayata tutunduğunu s&ouml;yledi.&Ccedil;elik, eşinin de kendisine b&ouml;breğini bağışlamak istediğini ifade ederek, b&ouml;breğinin taş &uuml;retmesi nedeniyle uygun g&ouml;r&uuml;lmediğini belirtti.Doktorların tek &ccedil;are olarak b&ouml;brek naklini &ouml;nerdiğini anlatan &Ccedil;elik, "&Ccedil;ok korkuyordum. O s&uuml;reci anlatmak olmuyor, yaşamak lazım. Oğlum b&ouml;breğini vermek istedi, kabul etmedim. Hastaneye başvuruda bulunmuş, tahlillerini yaptırmış. Oğlum b&ouml;breğini vereceğini s&ouml;yleyince g&ouml;zlerim doldu, ağladım. Şu anda kendimi &ccedil;ok iyi hissediyorum." dedi.&Ccedil;elik, oğlunun b&ouml;breğiyle hayatına devam edeceğini belirterek, emeği bulunan doktorlara, hemşirelere ve t&uuml;m sağlık personeline teşekk&uuml;r etti."O bizi okuttu, bize hayat verdi, zor durumdaysa biz de ona yetişeceğiz"Babasına b&ouml;breğini bağışlayan Ethem &Ccedil;elik de babasının tedaviye cevap vermediğini &ouml;ğrendiğinde b&uuml;y&uuml;k &uuml;z&uuml;nt&uuml; yaşadığını belirtti.Babasının kendilerini okutup bug&uuml;nlere getirdiğini ifade eden &Ccedil;elik, şunları s&ouml;yledi:"B&ouml;breğimi vermeye hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmeden karar verdim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; baba evin direğidir. Benim i&ccedil;in babanın g&ouml;lgesi her şeye bedeldir. &Ccedil;ok değişik bir duygu, insan b&ouml;breğini verdikten sonra farklı bir his oluşuyor. Bizim i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k bir mucize. En b&uuml;y&uuml;k destek&ccedil;im eşim, hastane arkadaşlarım ve burada &ccedil;alışan doktorlar oldu. Bir insana hayat vermek d&uuml;nyadaki en b&uuml;y&uuml;k mutluluklardan. Kendimle gurur duyuyorum. O bizi okuttu, bize hayat verdi, zor durumdaysa biz de ona yetişeceğiz. İnşallah b&ouml;breğinin değerini bilir, sağlığına bundan sonra dikkat eder.""İkisi de sosyal hayatlarına geri d&ouml;nd&uuml;"Organ Nakli Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Nurettin Ay ise hastaların diyalizden &ccedil;ıktıktan sonra yoğun baş ağrısı, bulantı, kusma, halsizlik gibi şikayetleri olduğunu, sonraki g&uuml;n tekrar diyalize girmek zorunda kaldığını s&ouml;yledi.Ay, hastanın oğlunun buna kayıtsız kalmadığını, b&ouml;breğini bağışlamak istediğini anlatarak, yapılan cerrahi işlem ile nakli ger&ccedil;ekleştirdiklerini belirtti.Şu an ikisinin de durumunun &ccedil;ok iyi olduğunu belirten Ay, "İkisi de sosyal hayatlarına geri d&ouml;nd&uuml;. Hastamızın diyalizde &ccedil;ektiği ıstırap ge&ccedil;ti. Bundan sonra takibimizde olacaklar. Bu b&ouml;brek, umarım uzun yıllar hastamıza sağlıklı bir &ouml;m&uuml;r verir." diye konuştu."Nakilde 10 yıllık başarı oranımız y&uuml;zde 85 civarında"Ay, asıl &ouml;nceliklerinin canlıdan değil kadavradan nakil olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:"Merkezimiz 500'&uuml;n &uuml;zerinde b&ouml;brek nakli ger&ccedil;ekleştirdi. 10 yıllık başarı oranımız y&uuml;zde 85 civarında. Bu d&uuml;nya ortalamasının &uuml;zerinde. Sağlık Bakanlığının da vurguladığı gibi evlatların, eşin, annenin, babanın organ bağış&ccedil;ısı olması yerine kadavradan nakil yapılması i&ccedil;in &ouml;zellikle yoğun bakım uzmanlarımıza, beyin &ouml;l&uuml;m&uuml; ger&ccedil;ekleşmiş olan hasta yakınlarımıza &ccedil;ok iş d&uuml;şmekte. Onların kabul etmesi sonucu bu organları alabilmekteyiz. Artık organ bağışlamak &ccedil;ok kolay. E-devlet &uuml;zerinden dahi organlarınızı bağışlayabilirsiniz."Ekipte yer alan Nefroloji B&ouml;l&uuml;m&uuml;nde Uzman Dr. İdris Oru&ccedil; ise hastanın durumunun ameliyattan sonra her g&uuml;n daha da iyiye gittiğini s&ouml;yledi.Oru&ccedil;, hastayı takip ettiklerini, sağlık durumunun gayet iyi olduğunu belirterek, "Kreatin değerleri gayet normal seviyelerde. Hasta, haftada iki kez d&uuml;zenli olarak kontrol i&ccedil;in geliyor, normal yaşamına devam ediyor. Şu anda herhangi bir problem yok." dedi.Muhabir: Mehmet Sıddık Kaya ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Diyarbakırlı çiftçi oğlundan yapılan nakil ile diyalize girmekten kurtuldu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 14:00:57 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/01042026170057_e5ed0aa96794846dbb6fbb819957426b.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/01042026170057_e5ed0aa96794846dbb6fbb819957426b.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/01042026170057_e5ed0aa96794846dbb6fbb819957426b.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Virüsler birbirleriyle iletişimde]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-virusler-birbirleriyle-iletisimde-138301.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-virusler-birbirleriyle-iletisimde-138301.html</link>
                    <description><![CDATA[Virüsler birbirleriyle iletişimde]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yeni araştırmaya göre virüsler sadece çoğalmakla kalmıyor, birbirlerinden gelen kimyasal sinyalleri de 'okuyabiliyor'. Araştırma sonucunda virüslerin kendi türleri dışındaki türlerden de sinyalleri algılayabildiği, birbirlerini manipüle edebildiği ortaya çıktı.

Virüsler,&nbsp;peptit&nbsp;adı verilen kimyasal sinyaller salgılayarak ortamda ne kadar bakteri kaldığına dair bilgi paylaşıyor. Sinyal düşükse, yani&nbsp;“konak”&nbsp;bol ise virüsler saldırıya geçiyor. Ancak sinyaller yüksekse, bu durum bakterilerin azaldığını gösteriyor ve virüsler beklemeyi tercih ediyor.

Bu mekanizma, bakterilerde görülen ve&nbsp;Quorum sensing&nbsp;olarak bilinen iletişim sistemine benzer şekilde işliyor.

Ancak araştırmanın asıl dikkat çekici bulgusu, virüslerin yalnızca kendi türlerinin değil, başka virüs türlerinin sinyallerini de algılayabilmesi. Bilim insanlarına göre bu durum her zaman avantaj sağlamıyor. Çünkü bazı virüsler, diğerlerini yanıltabilecek sinyaller gönderebiliyor.

Araştırmada yer alan bilim insanlarından Robyn Manley,&nbsp;“Bir virüs başka bir türden gelen sinyali algıladığında, kendi durumu uygun olsa bile hücreyi öldürmek yerine beklemeyi tercih edebiliyor”&nbsp;dedi.

Bazı virüs türlerinin&nbsp;tek taraflı iletişim&nbsp;kurabildiği, yani bir virüs diğerini anlayabilirken karşı tarafın bu sinyali algılayamadığı da tespit edildi. Bu durumun, daha zayıf bir virüsün daha güçlü rakibini yavaşlatmak için kullandığı bir strateji&nbsp;olabileceği belirtiliyor.

Bilim insanlarına göre bu bulgular, virüslerin yalnızca&nbsp;işbirliği&nbsp;yapmadığını, aynı zamanda birbirlerini&nbsp;manipüle&nbsp;edebildiğini de gösteriyor. Araştırma ayrıca, bu tür&nbsp;'yanıltıcı sinyallerin'&nbsp;aşırı etkili olması durumunda, bu sinyalleri algılamayan yeni virüs türlerinin evrimleşebileceğine işaret ediyor.

Çalışmada,&nbsp;Bacillus subtilis&nbsp;ve&nbsp;Bacillus thuringiensis&nbsp;bakterilerini enfekte eden virüsler incelendi. Ancak elde edilen sonuçların, insanlarda hastalığa neden olan bakterileri hedef alan virüsler için de geçerli olabileceği değerlendiriliyor.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Virüsler birbirleriyle iletişimde - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 10:45:41 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/virusler-birbirleriyle-iletisimde-134707-20260401.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/virusler-birbirleriyle-iletisimde-134707-20260401.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/virusler-birbirleriyle-iletisimde-134707-20260401.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İdrar kanalı ve mesanesinden yarım kilogram ağırlığında 6 taş çıkarıldı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-idrar-kanali-ve-mesanesinden-yarim-kilogram-agirliginda-6-tas-cikarildi-138225.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-idrar-kanali-ve-mesanesinden-yarim-kilogram-agirliginda-6-tas-cikarildi-138225.html</link>
                    <description><![CDATA[Diyarbakır'da kadın hastanın idrar kanalı ve mesanesinden çıkarılan yaklaşık yarım kilogram ağırlığındaki 6 taş doktorları bile şaşırttı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ DIYARBAKIR (AA) - Ergani il&ccedil;esinde yaşayan doğuştan zihinsel engelli 43 yaşındaki Leyla &Ouml;zekinci, yaklaşık 8 yıl &ouml;nce idrar yolu enfeksiyonu ve karın ağrısı şikayetiyle ailesi tarafından bir&ccedil;ok kez farklı hastanelere g&ouml;t&uuml;r&uuml;ld&uuml;.&Ouml;zekinci'ye yapılan muayenelerde ila&ccedil; tedavisi &ouml;nerildi.&Ouml;nerilen ila&ccedil;ları kullanan ve aradan ge&ccedil;en s&uuml;re&ccedil;te şikayetleri daha da artan &Ouml;zekinci'yi ailesi bu kez Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesine g&ouml;t&uuml;rd&uuml;.&Uuml;roloji B&ouml;l&uuml;m&uuml;nde Opr. Dr. S&uuml;leyman &Ccedil;ankaya tarafından yapılan tetkiklerde, hastanın mesanesi ve idrar kanalında en k&uuml;&ccedil;&uuml;ğ&uuml; 2, en b&uuml;y&uuml;ğ&uuml; 9 santimetre olan 6 taş tespit edildi.&Ccedil;ankaya ve Opr. Dr. Yekta Bı&ccedil;ak'ın ge&ccedil;en hafta ger&ccedil;ekleştirdiği cerrahi m&uuml;dahale ile hastanın idrar kanalı ve mesanesinde bulunan farklı ebatlardaki 6 taş yaklaşık 1,5 saat s&uuml;ren operasyonla &ccedil;ıkarıldı.Bazı taşlar işlem sırasında kırılırken, taşların yaklaşık yarım kilogram ağırlığında olduğu belirlendi.Taşların neden olduğu hasarın giderilmesi i&ccedil;in b&ouml;breğine stent takılan hasta taburcu edildi."B&ouml;breklerin zarar g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; tespit ettik"Uzman Dr. S&uuml;leyman &Ccedil;ankaya, AA muhabirine, bazı şikayetlerle hastaneye getirilen hastada yapılan tetkikler sonucu idrar yolu enfeksiyonu tespit ettiklerini s&ouml;yledi.Bu rahatsızlığın sık olmasından dolayı tomografi de &ccedil;ekildiğini ifade eden &Ccedil;ankaya, "Tomografi sonucunda b&ouml;breklerin zarar g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;, b&ouml;breklerde genişleme olduğunu tespit ettik. İdrar kesesinde b&uuml;y&uuml;k 5 taş olduğunu, sağ b&ouml;brek kanalında da idrar kesesine yakın kesiminde yine b&uuml;y&uuml;k bir taş bulunduğunu g&ouml;rd&uuml;k. Hasta zihinsel engelli ve kendisini ifade edemiyor. Bu sonu&ccedil; &uuml;zerine ameliyat kararı aldık." dedi."Az rastladığımız taş şekillerinden"Opr. Dr. Yekta Bı&ccedil;ak ise hastanın mesanesindeki ve idrar yolundaki taşları &ccedil;ıkarmak i&ccedil;in a&ccedil;ık operasyon kararı aldıklarını belirtti.Bı&ccedil;ak, şunları kaydetti:"Hastanın idrar torbasında g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z taşları ve idrar kanalının tam idrar torbası ile birleşim yerindeki taşları a&ccedil;ık operasyonla &ccedil;ıkardık. Hastanın kliniğimizde yatış, ameliyat ve taburcu s&uuml;reci 3 g&uuml;n s&uuml;rd&uuml;. İdrar yolu enfeksiyonun tedavisi halen devam etmekte. B&ouml;breklerin idrar torbasındaki taşlar ile hasarlanması nedeniyle aynı seansta idrar kanalından b&ouml;breğe uzanan, b&ouml;breklerin eski fonksiyonuna d&ouml;nmesini sağlamak amacıyla stent uyguladık. Normalde idrar torbasında, idrar kanalında g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z taşlardan hacimce &ccedil;ok &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k taşlar. Az rastladığımız taş şekillerinden. Uyguladığımız stent ile b&ouml;brekteki hasarın geriye d&ouml;n&uuml;k normalleşmesini beklemekteyiz.""Operasyon ger&ccedil;ekleşemeseydi b&ouml;brek kaybına dahi yol a&ccedil;abilirdi"Hastaneye başvuruda biraz daha ge&ccedil; kalınması halinde daha b&uuml;y&uuml;k sağlık sorunları yaşanabileceğine dikkati &ccedil;eken Bı&ccedil;ak, "Bu s&uuml;re&ccedil; bir s&uuml;re daha devam etseydi, taşlar saptanmasaydı, operasyon ger&ccedil;ekleşemeseydi b&ouml;brek kaybına dahi yol a&ccedil;abilirdi. Yapılan operasyonla hastanın idrar torbasında, idrar kanalında ve b&ouml;breğinde herhangi bir taş bulunmamakta. Stent ise b&ouml;brek fonksiyonlarını toparlamakta. Hastanın 8 yıl &ccedil;ektiği ağrıyı ger&ccedil;ekleştirdiğimiz operasyonla gidermiş olduk." diye konuştu.Bı&ccedil;ak, b&ouml;breklerde, mesanede, idrar kanalında taş g&ouml;r&uuml;lmesine genetik yatkınlığın, sıcaklığın, beslenme tarzının, az su t&uuml;ketiminin neden olabileceğine işaret ederek, hastanın zihinsel engelli olmasından dolayı kendisini ifade edememesinin de hastalığın ge&ccedil; saptanmasına yol a&ccedil;abildiğini s&ouml;yledi."Bu kadar b&uuml;y&uuml;k taş beklemiyorduk"Hastanın kardeşi Eyy&uuml;p &Ouml;zekinci ise ablasının uzun zamandır ağrıları olduğunu, g&ouml;t&uuml;rd&uuml;kleri hastanelerde &ouml;nerilen ila&ccedil; tedavilerine rağmen sağlık sorunlarının d&uuml;zelmediğini belirtti.Artan şikayetleri &uuml;zerine ablasını Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesine g&ouml;t&uuml;rd&uuml;klerini anlatan &Ouml;zekinci, "Ablam engelli olduğu i&ccedil;in kendisini ifade edemiyordu. Hocalarımıza &ccedil;ok teşekk&uuml;r ediyoruz. Taşlar alındıktan sonra şimdi rahatladı. Taşları g&ouml;r&uuml;nce şok olduk. Bu kadar b&uuml;y&uuml;k taş beklemiyorduk." dedi.Muhabir: Mehmet Sıddık Kaya ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[İdrar kanalı ve mesanesinden yarım kilogram ağırlığında 6 taş çıkarıldı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 12:00:20 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/31032026150020_241bee167e5ab649b87b8acc1a17a4af.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/31032026150020_241bee167e5ab649b87b8acc1a17a4af.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/31032026150020_241bee167e5ab649b87b8acc1a17a4af.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzmanından "sirkadiyen ritmin bozulması Alzheimer ve kronik hastalıklara zemin hazırlayabiliyor" uyarısı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-uzmanindan-sirkadiyen-ritmin-bozulmasi-alzheimer-ve-kronik-hastaliklara-zemin-hazirlayabiliyor-uyarisi-138199.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-uzmanindan-sirkadiyen-ritmin-bozulmasi-alzheimer-ve-kronik-hastaliklara-zemin-hazirlayabiliyor-uyarisi-138199.html</link>
                    <description><![CDATA[Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Esra Acıman Demirel, insanın sirkadiyen ritminin bozulmasının Alzheimer ve kronik hastalıklara neden olabildiğini söyledi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ZONGULDAK (AA) - Demirel, AA muhabirine, sirkadiyen ritmin, uykuya dalma ve uyanma s&uuml;re&ccedil;lerini d&uuml;zenlediğini, aynı zamanda v&uuml;cut ısısı, stres hormonu kortizol, uyku hormonu melatonin ve iştah &uuml;zerinde belirleyici rol oynadığını anlattı.Bu ritmin bozulmasının en belirgin etkisinin uyku d&uuml;zeninde g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; belirten Demirel, "Uyku kalitesi bozulunca da beynin temizleme sistemi dediğimiz glimfatik sistemde bozulmalar olur. Bu da toksik proteinlerin beyinde birikimine sebep olur. Bu birikim &ouml;rneğin, amiloid beta, tau gibi proteinlerin birikimi Alzheimer hastalığına sebep olabilir." dedi.Demirel, sirkadiyen ritim bozukluğunun sadece demans ve Alzheimer'e sebep olmadığına değinerek, "Unutkanlığa sebep olabilir evet ama bunun yanında hafıza sorunları, konsantrasyon g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml;, kalp hastalıkları, psikiyatrik bozukluklar, obezite ve yine diyabete yani şeker hastalığına, aslında bunlar da dolaylı olarak unutkanlığa sebep olmakta." değerlendirmesinde bulundu.Gece &ccedil;alışması, mavi ışık maruziyeti ve d&uuml;zensiz uykuya dikkatSirkadiyen ritim bozukluğunun g&uuml;nl&uuml;k yaşam alışkanlıklarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Demirel, ş&ouml;yle devam etti:"Sirkadiyen ritim bozukluğu aslında uyku d&uuml;zeninin bozulması. &Ouml;rneğin gece vardiyasında &ccedil;alışanlar, yine sık &uuml;lke ve saat dilimi değiştirmek zorunda olanlarda doğal ritim bozulmakta. Bunun yanında mavi ışık maruziyeti, yani telefon, bilgisayar ve tabletlerden yayılan ışık, bunların &ouml;zellikle gece maruziyeti ciddi oranda sirkadiyen ritim bozukluğuna neden olmakta. Bunun yanında d&uuml;zensiz uyku, gece ge&ccedil; yatmak, ge&ccedil; uyanmak ya da gece ge&ccedil; yatıp erken saatte uyanmak, d&uuml;zensiz uyku ritmi de sirkadiyen ritim bozukluğuna neden oluyor."Demirel, &ouml;zellikle gece maruz kalınan mavi ışığın biyolojik saati ciddi şekilde etkilediğini vurgulayarak, &ccedil;ok sayıda &ccedil;alışmanın sirkadiyen ritim bozukluğunun demans ve &ccedil;eşitli unutkanlık t&uuml;rleriyle bağlantılı olduğunu ortaya koyduğunu kaydetti.Bu durumun, beynin yeterince verimli &ccedil;alışamamasından kaynaklandığını ve farklı hastalıklara zemin hazırlayabildiğini anlatan Demirel, bu nedenle mavi ışık maruziyetinin mutlaka azaltılması gerektiğinin altını &ccedil;izdi."Her g&uuml;n aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmayı &ouml;neriyoruz"Sirkadiyen ritmin d&uuml;zenlenmesinin yaşam kalitesini doğrudan artırdığına işaret eden Demirel, şu &ouml;nerilerde bulundu:"Her g&uuml;n aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmayı &ouml;neriyoruz, hafta sonları da dahil. Olabildiğince gece 22.00 ve sabah 04.00-05.00 arasında uykunun tercih edilmesini istiyoruz &ccedil;&uuml;nk&uuml; en iyi melatoninin salgılandığı d&ouml;nem, bu d&ouml;nem. Gece olabildiğince tablet, telefon ve hatta televizyondan uzak durulması, kafein t&uuml;ketiminin azaltılması, yine d&uuml;zenli egzersiz, y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yapmak, gece yiyecek yememek, bunların i&ccedil;erisinde."Demirel, sirkadiyen ritim bozukluğunun &ouml;zellikle Alzheimer hastalarında sık g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml;, bu hastaların gece uyanık kalıp g&uuml;nd&uuml;z uyuma eğiliminde olduğunu ve bu durumun hasta yakınları ile bakım verenlerin y&uuml;k&uuml;n&uuml; artırdığını ifade etti.Sirkadiyen ritim bozukluğunun, &ccedil;ağın &ouml;nemsenmeyen ancak dikkate alınması gereken sorunu olduğunu vurgulayarak, s&ouml;zlerini ş&ouml;yle tamamladı:"Beynin temizlenmesi dediğimiz glimfatik sistem en iyi uykuda &ccedil;alışır ve sirkadiyen ritim bozulduğunda bu sistem bozulur. Bu sistem bozulduğunda da beyin toksik maddeleri atamaz ve bu da beyinde birikir. Bu ne yazık ki hafıza sorunları, demans ve Alzheimer riskini ciddi d&uuml;zeyde artırmakta. Bu nedenle sirkadiyen ritim bozukluğunu hafife almayın."Muhabir: Fadime Yılmaz Elma ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Uzmanından "sirkadiyen ritmin bozulması Alzheimer ve kronik hastalıklara zemin hazırlayabiliyor" uyarısı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 10:00:14 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/31032026130014_b3c58fae10955a9d935a91092a06423f.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/31032026130014_b3c58fae10955a9d935a91092a06423f.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/31032026130014_b3c58fae10955a9d935a91092a06423f.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sürekli yorgun hissediyorsanız dikkat]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-surekli-yorgun-hissediyorsaniz-dikkat-137983.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-surekli-yorgun-hissediyorsaniz-dikkat-137983.html</link>
                    <description><![CDATA[Sürekli yorgun hissediyorsanız dikkat]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Uzmanlara göre sık görülen halsizlik, sadece yorgunluk değil; anemi, tiroid hastalıkları ve vitamin eksiklikleri gibi birçok sağlık sorununun belirtisi olabilir.

Toplumda yaygın olarak görülen&nbsp;halsizlik&nbsp;şikayetinin basit bir yorgunluk olarak değerlendirilmemesi gerektiği belirtildi ve bu durumun&nbsp;farklı hastalıkların habercisi&nbsp;olabileceğine dikkat çekildi..

Ayrıca halsizliğin&nbsp;günlük yaşam kalitesini&nbsp;önemli ölçüde düşürdüğünü ifade ederek, birçok hastalığın belirtisi olarak ortaya çıkabileceğini vurgulandı.

Uzmanlar, halsizliğin iki haftadan uzun sürmesi ya da&nbsp;baş dönmesi, çarpıntı, kilo kaybı&nbsp;ve&nbsp;iştahsızlık&nbsp;gibi ek şikayetlerle birlikte görülmesi halinde vakit kaybedilmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtiyor.

Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının halsizlikle mücadelede önemli olduğuna işaret eden doktorlar,&nbsp;dengeli ve düzenli beslenme, günde en az 7-8 saat kaliteli uyku, düzenli fiziksel aktivite, yeterli su tüketimi ve stres yönetiminin&nbsp;önemine dikkat çekti ve basit gibi görünen halsizliğin aslında vücudun önemli bir uyarısı olabileceğini belirterek, erken tanı ve doğru tedaviyle birçok hastalığın önüne geçilebileceğini kaydetti.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Sürekli yorgun hissediyorsanız dikkat - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 13:03:57 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/surekli-yorgun-hissediyorsaniz-dikkat-160457-20260328.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/surekli-yorgun-hissediyorsaniz-dikkat-160457-20260328.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/surekli-yorgun-hissediyorsaniz-dikkat-160457-20260328.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Vücudundan alınan dokuyla dil ve ağız tabanı yapılan hasta yeniden konuşmaya başladı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-vucudundan-alinan-dokuyla-dil-ve-agiz-tabani-yapilan-hasta-yeniden-konusmaya-basladi-137928.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-vucudundan-alinan-dokuyla-dil-ve-agiz-tabani-yapilan-hasta-yeniden-konusmaya-basladi-137928.html</link>
                    <description><![CDATA[Çene altındaki ağrı ve şişlik şikayetiyle hastaneye başvuran Mustafa Tolga Öz, ileri evre ağız tabanı ve dil kanseri nedeniyle geçirdiği ameliyatın ardından kendi dokusundan yapılan yeni dil ve ağız tabanı sayesinde yeniden konuşmaya başladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA (AA) - Kırşehir'de yaklaşık 7 ay &ouml;nce &ccedil;ene altında başlayan ağrı ve şişlik şikayetiyle hastaneye başvuran 47 yaşındaki Mustafa Tolga &Ouml;z'&uuml;n hastalığı, zamanla diline, &ccedil;ene b&ouml;lgesine ve boynuna kadar yayılarak ilerledi.Hastalığın ileri evrede olduğunun belirlenmesi &uuml;zerine ameliyata alınan &Ouml;z'&uuml;n ilk &ouml;nce t&uuml;m&ouml;rl&uuml; dokuları &ccedil;ıkarıldı, ardından kolundan damarlarıyla birlikte alınan doku kullanılarak dil ve ağız tabanı yeniden oluşturuldu.&Ouml;z, ameliyat sonrası tedavi ve rehabilitasyon s&uuml;recinin ardından yeniden ağızdan beslenmeye ve konuşmaya başladı.Kardeşinin yaşadığı s&uuml;reci AA muhabirine anlatan İlter Işık &Ouml;z, hastalığın &ccedil;ene altında başlayan ağrıyla ortaya &ccedil;ıktığını s&ouml;yledi.Ankara'da yapılan değerlendirmelerin ardından ameliyat kararı verildiğini aktaran &Ouml;z, "Hastalık ilerledik&ccedil;e kardeşim yemeden i&ccedil;meden kesildi. Ağzından salya akıyordu, yemek yiyemiyordu ve s&uuml;rekli &ouml;ks&uuml;r&uuml;yordu. Hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmeden kendimizi doktorların maharetli ellerine teslim ettik. Tedavinin ardından kardeşimin yeme i&ccedil;mesi başladı ve her ge&ccedil;en g&uuml;n daha iyiye gidiyor. Onu kaybedeceğimizi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorduk. Hocalarımız bize cesaret verdi. Kardeşimi hasta halde Ankara'ya getirdik, şimdi ise &ccedil;ok daha iyi durumda." ifadelerini kullandı."Hastamızın t&uuml;m ağız tabanı ve dili t&uuml;m&ouml;r tarafından tutulmuştu"Hastası &Ouml;z'&uuml;n s&uuml;recine ilişkin bilgi veren Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Do&ccedil;. Dr. Elif Ersoy &Ccedil;allıoğlu, "Hastamızın t&uuml;m ağız tabanı ve dili t&uuml;m&ouml;r tarafından tutulmuştu. Kanser cilde ve kemiğe kadar yayılmıştı. Bu nedenle olduk&ccedil;a agresif cerrahiler uygulamak zorunda kaldık. Bu t&uuml;r vakalarda hem dili hem ağız tabanını, &ccedil;ene kemiğinin bir kısmını ve etkilenen cilt dokularını &ccedil;ıkarmak zorunda kalıyoruz. Dilin yutma ve konuşma gibi hayati fonksiyonları olduğu i&ccedil;in bu hastalarda ameliyat sonrası s&uuml;re&ccedil; olduk&ccedil;a zor olabiliyor." diye konuştu.Hastaya uygulanan cerrahiye değinen &Ccedil;allıoğlu, "Kulak Burun Boğaz ve plastik cerrahi ekipleri olarak birlikte &ccedil;alıştık. T&uuml;m&ouml;rl&uuml; dokuların &ccedil;ıkarılmasının ardından serbest flep y&ouml;ntemiyle hastanın kolundan alınan doku kullanılarak dil ve ağız tabanı yeniden oluşturuldu. Hastamız başlangı&ccedil;ta ağızdan beslenemiyordu ancak şu an beslenebiliyor ve iletişim kurabiliyor." ifadelerini kullandı."Hastamız konuşmaya başladı ve yutma fonksiyonları da giderek iyileşiyor"Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Plastik, Rekonstr&uuml;ktif ve Estetik Cerrahi Kliniği &Ouml;ğretim &Uuml;yesi Do&ccedil;. Dr. Hasan Murat Ergani de ameliyatın ekip &ccedil;alışması gerektirdiğini vurgulayarak, "Hastada yalnızca dil değil, aynı zamanda ağız tabanı da t&uuml;m&ouml;r tarafından tutulmuştu. Bu nedenle hem dil hem de ağız tabanını yeniden oluşturmak zorundaydık." ifadesini kullandı.Ameliyatın zorluğuna işaret eden Do&ccedil;. Dr. Ergani, "Hastanın kolundan damarlarıyla birlikte aldığımız dokuyu yaklaşık 6-8 saat s&uuml;ren operasyonla hem ağız tabanını kapatacak hem de yeni dili oluşturacak şekilde planladık. Amacımız hastanın hem konuşma hem de yutma fonksiyonlarını yeniden kazanmasını sağlamaktı." dedi.Tedavi s&uuml;recinin &ccedil;ok disiplinli y&uuml;r&uuml;t&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; belirten Do&ccedil;. Dr. Ergani, "Bu s&uuml;re&ccedil;te kulak burun boğaz, plastik cerrahi, fizyoterapi ve konuşma terapisi ekipleri birlikte &ccedil;alışıyor. Hastamız zamanla daha anlaşılır konuşmaya başladı ve yutma fonksiyonları da giderek iyileşiyor." ifadelerini kullandı.Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Plastik, Rekonstr&uuml;ktif ve Estetik Cerrahi Kliniği &Ouml;ğretim &Uuml;yesi Do&ccedil;. Dr. Burak Yaşar​​​​​​​ ise hastanın cerrahi sonrası tedavi s&uuml;recine ilişkin, "Hastamız ameliyatın ardından radyoterapi ve kemoterapi tedavisi aldı. Bundan sonraki s&uuml;re&ccedil;te konuşma ve yutma fonksiyonlarının daha da geliştirilmesi i&ccedil;in fizik tedavi ve rehabilitasyon programı uygulanacak." bilgisini paylaştı.Ağız ve y&uuml;z b&ouml;lgesinde iyileşmeyen yaraların erken d&ouml;nemde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Do&ccedil;. Dr. Yaşar, "S&uuml;rekli b&uuml;y&uuml;yen ya da iyileşmeyen yaralarda mutlaka bir hekime başvurulmalı. Erken teşhis bu hastalıkların tedavisinde b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşıyor." uyarısında bulundu.Muhabir: Dilhan T&uuml;rker Yıldız ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Vücudundan alınan dokuyla dil ve ağız tabanı yapılan hasta yeniden konuşmaya başladı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 09:30:20 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/28032026123020_fb9ff77499cc0090b6058c0f4c800fca.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/28032026123020_fb9ff77499cc0090b6058c0f4c800fca.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/28032026123020_fb9ff77499cc0090b6058c0f4c800fca.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kalp hastası hemşire erken teşhisle sağlığına kavuştu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-kalp-hastasi-hemsire-erken-teshisle-sagligina-kavustu-137762.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-kalp-hastasi-hemsire-erken-teshisle-sagligina-kavustu-137762.html</link>
                    <description><![CDATA[Ordu'da yaşadığı rahatsızlıkların ardından yapılan tetkiklerde kardiyak amiloidoz olduğu belirlenen hemşire Türkan Çakır, erken tanı ve tedavi süreciyle yaklaşık 2 yıl ara vermek zorunda kaldığı mesleğine geri döndü.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ORDU (AA) - Ordu Devlet Hastanesi'nde g&ouml;revli 52 yaşındaki hemşire &Ccedil;akır, nefes darlığı, halsizlik, yorgunluk ve y&uuml;r&uuml;mede zorluk gibi sağlık sorunlarından dolayı farklı illerde sağlık kuruluşlarına başvurdu.Tedavisini Ordu'da s&uuml;rd&uuml;rme kararı alan &Ccedil;akır, Ordu &Uuml;niversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Do&ccedil;. Dr. Se&ccedil;kin Dereli'ye başvurarak muayene oldu.Do&ccedil;. Dr. Dereli'nin yaptığı tetkiklerin ardından &Ccedil;akır'a, kalpte anormal proteinlerin birikmesiyle ortaya &ccedil;ıkan ve zamanla kalbin sertleşmesine, yeterince &ccedil;alışamamasına yol a&ccedil;an kardiyak amiloidoz teşhisi konuldu.Nadir g&ouml;r&uuml;len kalp hastalığı dolayısıyla tedavisine hemen başlanan &Ccedil;akır, s&uuml;recin tamamlanmasının ardından yaklaşık 2 yıl ara vermek zorunda kaldığı mesleğine yeniden d&ouml;nebildi."Nadir g&ouml;r&uuml;len hastalık olarak kabul edilmekte"Do&ccedil;. Dr. Dereli, AA muhabirine, tanı s&uuml;recinde n&uuml;kleer tıp, genetik ve hematoloji muayeneleri sonucunda hastaya en başta ş&uuml;phelendikleri ve &ccedil;ok nadir g&ouml;r&uuml;len kardiyak amiloidoz teşhisi konulduğunu s&ouml;yledi.Bu hastalığın kalbin fonksiyonlarını bozabildiğini dile getiren Dereli, "Kardiyak amiloidoz g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde nadir g&ouml;r&uuml;len bir hastalık olarak kabul edilmekte. V&uuml;cutta &uuml;retilen anormal proteinlerin kalpte birikmesiyle ilerleyen s&uuml;re&ccedil;te kalbin fonksiyonlarını bozmasıyla bilinmektedir." dedi."İla&ccedil; tedavisine &ccedil;ok iyi yanıt aldık"Dereli, &Ccedil;akır'ın son 2 yıldır yaşadığı sağlık sorunlarından dolayı mesleğini aktif olarak yerine getiremediğine değinerek, s&ouml;zlerini ş&ouml;yle s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;:"Kendisinde halsizlik, yorgunluk, y&uuml;r&uuml;yememe gibi hastalığın belirtileri vardı. Biz kendisine teşhisi koyduktan sonra hızlıca tedavisine başladık. Tedavinin &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; ayından sonra hastamızda ciddi iyileşme oldu. Hastalığa uygun ila&ccedil; tedavisine &ccedil;ok iyi yanıt aldık. Daha &ouml;nce mesleğine ara verip &ccedil;alışmayan hemşire hanım bug&uuml;n mesleğine geri d&ouml;nd&uuml;. Malulen emekli olmayı d&uuml;ş&uuml;nen hastamız tedavi olduktan sonra mesleğine geri d&ouml;nd&uuml;. Bu da bizi olduk&ccedil;a mutlu etti."Kalp yetersizliğinde erken tanı ve g&uuml;ncel tedavinin &ouml;nemini vurgulayan Dereli, "Vatandaşlarımız uyku d&uuml;zensizliği, halsizlik, yorgunluk ve bacaklarda şişme gibi durumlarda mutlaka sağlık kuruluşlarına başvursunlar. Artık g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde bu hastalığa iyi gelen g&uuml;&ccedil;l&uuml; ila&ccedil;lar var. Biz bu ila&ccedil;lara ne kadar erken başlarsak o kadar fazla fayda g&ouml;r&uuml;yoruz." diye konuştu.- "S&uuml;rekli kalbim ağrıyordu"Ordu Devlet Hastanesi'nde eczane biriminde &ccedil;alışan iki &ccedil;ocuk annesi hemşire T&uuml;rkan &Ccedil;akır ise sağlığına kavuşmasından dolayı mutluluk duyduğunu belirtti.Teşhisin hemen ardından tedavisine başlandığını aktaran &Ccedil;akır, "Tedavim başlamadan &ouml;nce yol y&uuml;r&uuml;mekte zorlanıyordum, nefes almakta g&uuml;&ccedil;l&uuml;k &ccedil;ekiyordum. S&uuml;rekli kalbim ağrıyordu. Tedavimle birlikte daha iyiyim. Şimdi nefes alabiliyorsam ve y&uuml;r&uuml;yebiliyorsam Se&ccedil;kin hocama bor&ccedil;luyum." dedi.&Ccedil;akır, hastalıkta erken teşhisin &ouml;nemine dikkati &ccedil;ekerek, "Benim gibi hastalığı olanlar mutlaka doktora gitsinler. Bana erken teşhis konuldu ve tedavi oldum." ifadelerini kullandı.Muhabir: Hayati Ak&ccedil;ay ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kalp hastası hemşire erken teşhisle sağlığına kavuştu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 11:30:48 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/26032026143048_7be4a2e4d3c77bb241d9e7ad13dea50b.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/26032026143048_7be4a2e4d3c77bb241d9e7ad13dea50b.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/26032026143048_7be4a2e4d3c77bb241d9e7ad13dea50b.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ampute protez teknikeri kendisi gibi uzuv kaybı yaşayanlara umut oluyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-ampute-protez-teknikeri-kendisi-gibi-uzuv-kaybi-yasayanlara-umut-oluyor-137386.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-ampute-protez-teknikeri-kendisi-gibi-uzuv-kaybi-yasayanlara-umut-oluyor-137386.html</link>
                    <description><![CDATA[Trafik kazası sonucu sağ bacağı ampute edilen 26 yaşındaki ortez-protez teknikeri Mehmet Karakaş, görev yaptığı Hatay Engelli Sosyal Girişimcilik Merkezinde depremde uzuv kaybı yaşayan afetzedelerin yeniden ayağa kalkmasına destek oluyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ HATAY (AA) - Karakaş, Malatya'nın Battalgazi il&ccedil;esinde 2009 yılında ge&ccedil;irdiği trafik kazası sonrası 9 yaşındayken sağ bacağının diz altından ampute edilmesi nedeniyle protez kullanmaya başladı.Yaşadığı zorlu s&uuml;rece rağmen eğitimini s&uuml;rd&uuml;ren Karakaş, 2021'de İstanbul Beykent &Uuml;niversitesi Ortopedik Protez ve Ortez B&ouml;l&uuml;m&uuml;'nden mezun oldu.Karakaş, 4 ay &ouml;nce Fiziksel Engelliler Vakfı aracılığıyla Hatay Mustafa Kemal &Uuml;niversitesi (HMK&Uuml;) yerleşkesindeki Engelli Sosyal Girişimcilik Merkezinde &ccedil;alışmaya başladı.Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023'teki depremlerin ardından kurulan merkezde, afet nedeniyle uzuv kaybı yaşayanların protez s&uuml;re&ccedil;lerini y&uuml;r&uuml;t&uuml;p teknik destek sağlayan Karakaş, deneyimlerinden yola &ccedil;ıkarak danışanlarıyla g&uuml;&ccedil;l&uuml; empati kuruyor, onlara moral veriyor."Hastalar benim de onlar gibi olduğumu g&ouml;r&uuml;nce seviniyor"Ortez-protez teknikeri Mehmet Karakaş, AA muhabirine, k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaşta engelli kalmasına rağmen hayata sıkı sıkı sarıldığını s&ouml;yledi.Kendisi gibi fiziksel engelli bireylere fayda sağlamaktan mutluluk duyduğunu belirten Karakaş, ş&ouml;yle konuştu:"İşimi yaparken, yaşadığım durumu insanların da yaşadığını bildiğim i&ccedil;in empati kuruyorum. Bunun ne kadar gerekli olduğunu hissedince onlara daha &ccedil;ok fayda sağlamak i&ccedil;in elinizden geleni yapıyorsunuz. Bireylerin bir sıkıntısı olduğu zaman 'Ben de bu durumları yaşadım, biraz &ccedil;abalarsanız bu sıkıntıyı benim gibi aşabilirsiniz' diyorum."Karakaş, merkeze gelen hastaların kendisinin engelini g&ouml;rd&uuml;klerinde daha &ouml;zg&uuml;venli olduklarını ifade ederek, "Hastalar benim de onlar gibi olduğumu g&ouml;r&uuml;nce seviniyor, 'Bu doktor benim halimden anlar, zaten o da bu sıkıntıları yaşamış' diyorlar. Doktorum yapmışsa ben de yapabilirim d&uuml;ş&uuml;ncesine kapılıyorlar. Nitekim de oluyor." dedi.Valilik, HMK&Uuml;, Fiziksel Engelliler Vakfı ve Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı işbirliğinde kurulan Engelli Sosyal Girişimcilik Merkezi'nden depremzedelerin &uuml;cretsiz yararlandığını dile getiren Karakaş, burada hizmet vermekten mutluluk duyduğunu anlattı."Hayata k&uuml;sm&uuml;şken tekrar tutunacak bir dal oldular"Merkezde tedavi g&ouml;ren 48 yaşındaki &Ouml;zg&uuml;r İş&ccedil;ioğlu da 6 Şubat depremlerine merkez Antakya il&ccedil;esi Narlıca Mahallesi'ndeki 2 katlı evinde yakalandığını s&ouml;yledi.İş&ccedil;ioğlu, komşularının evinin, kendi binalarına yıkılması nedeniyle enkaz altında kalan sağ bacağını kaybettiğini ifade etti.Engelli Sosyal Girişimcilik Merkezine başvurmanın hayatını değiştirdiğini belirten İş&ccedil;ioğlu, "Hem y&uuml;r&uuml;mekte hem de moral ve psikolojik olarak kendimi daha iyi hissediyorum. Hayata k&uuml;sm&uuml;şken tekrar tutunacak bir dal oldular. Mehmet Hoca &ouml;zveriyle &ccedil;alışıyor, bizi daha iyi anlıyor, d&uuml;ş&uuml;ncelerimizi ve fiziksel durumumuzu dikkate alarak hareket ediyor." diye konuştu.Muhabir: Ali K&uuml;&ccedil;&uuml;k ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Ampute protez teknikeri kendisi gibi uzuv kaybı yaşayanlara umut oluyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 09:00:28 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/23032026120028_c130e5eff17aed8c8f164a4368931913.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/23032026120028_c130e5eff17aed8c8f164a4368931913.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/23032026120028_c130e5eff17aed8c8f164a4368931913.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Türkiye'nin ilk deri bankasının öncüsü profesörün sıradaki hedefi hücre merkezi kurmak]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-turkiyenin-ilk-deri-bankasinin-oncusu-profesorun-siradaki-hedefi-hucre-merkezi-kurmak-137167.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-turkiyenin-ilk-deri-bankasinin-oncusu-profesorun-siradaki-hedefi-hucre-merkezi-kurmak-137167.html</link>
                    <description><![CDATA[Adana'da bağışla alınan insan derilerinin işlenerek hastalara nakledildiği laboratuvarın kurulmasına öncülük eden Prof. Dr. Koray Daş'ın sıradaki hedefi, insanların kendi doku ve hücrelerinden deri üretilebilecek bir merkez hayata geçirmek.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ADANA (AA) - Dokuz Eyl&uuml;l &Uuml;niversitesi Tıp Fak&uuml;ltesinden 2001'de mezun olan Daş, 2008'de Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde genel cerrahi uzmanlığını tamamladı.Kurucu başhekimliğini &uuml;stlendiği Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Yanık Merkezi Sorumlusu olarak g&ouml;rev yapan Daş, Sağlık Bakanlığınca T&uuml;rkiye'nin ilk Deri Bankası ve Doku Laboratuvarının ge&ccedil;en yıl kentte a&ccedil;ılmasına &ouml;nc&uuml;l&uuml;k etti.Daş, bağışla alınan insan derilerinin işlenerek 2 ila 5 yıl saklanabildiği, v&uuml;cudunda ağır yanık oluşan hastalara da deri bankasından alınan derinin nakledildiği laboratuvardaki &ccedil;alışmaları dolayısıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun katıldığı 14 Mart Tıp Bayramı programında "yılın hekimi" &ouml;d&uuml;l&uuml;ne layık g&ouml;r&uuml;ld&uuml;.Devletler i&ccedil;in savaş, afet ve toplu yaralanmalar gibi durumlarda stratejik &ouml;nem arz eden laboratuvarın ardından projelerini s&uuml;rd&uuml;ren Daş, insanların kendi doku ve h&uuml;crelerinden deri &uuml;retilebilecek bir merkez kurmayı hedefliyor.Saklanan deriler ihtiya&ccedil; duyulan yerlere ulaştırılıyorProf. Dr. Daş, AA muhabirine, &ouml;d&uuml;l almanın kendisi ve ekibi adına gurur verici olduğunu s&ouml;yledi.Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yanık Merkezinde g&ouml;revini s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; dile getiren Daş, "Merkezimiz, T&uuml;rkiye'nin &ouml;nemli yanık merkezlerinden biridir. &Ouml;zellikle Suriye savaşı sırasında o b&ouml;lgeden gelen yanık hastaları ile G&uuml;neydoğu Anadolu, Doğu Anadolu ve İ&ccedil; Anadolu'dan gelen hastalarımız burada tedavi g&ouml;rd&uuml;." dedi.Daş, merkezin, Deri Bankası ve Doku Laboratuvarı ile b&uuml;y&uuml;k bir kompleks haline geldiğini anlattı.Laboratuvarın, sayılı &uuml;lkelerde bulunduğuna dikkati &ccedil;eken Daş, ş&ouml;yle konuştu:"Deri bankası don&ouml;rlerden, vericilerden ve bağış&ccedil;ılardan alınan derilerin işlenip saklandığı ve stoklandığı bir merkez. Bunlar &ouml;zellikle ağır yanıkların tedavisinde kullanılıyor. Acil durumda yanık yaralarının kapatılabilmesi i&ccedil;in deri gerekiyor. İnsanlar, yanık olaylarında derilerinin b&uuml;y&uuml;k kısmını kaybettikleri i&ccedil;in hazır deri olması &ccedil;ok kritik &ouml;nem taşıyor. Bu derilerin stoklanması, saklanması ve lazım olduğunda sadece kendi merkezimizde değil T&uuml;rkiye genelinde ihtiya&ccedil; duyulan yerlere ulaştırılabilmesi i&ccedil;in &ouml;nemli bir merkezdir.""Hayallerimiz arasında h&uuml;cre merkezini de kurmak var"Prof. Dr. Daş, &uuml;lke &ccedil;apında fark yaratacak projelere imza atmak istediğini belirterek, "Hayallerimiz arasında h&uuml;cre merkezini de kurmak var. İnsanlara kendi doku ve h&uuml;crelerinden deri &uuml;retmek ve bunları hemen onların kullanımına sunabilmek istiyoruz. Gelişen d&uuml;nyada molek&uuml;ler ve h&uuml;cresel d&uuml;zeyde cerrahi tedavi y&ouml;ntemleri de gelişiyor. Yeni alanlarda biraz fark yaratabilmek ve bunları &uuml;lkemize kazandırabilmek hayalim." ifadelerini kullandı.Ekip &ccedil;alışmasına değer verdiğini vurgulayan Daş, "Aldığımız bu &ouml;d&uuml;l, deri bankamızın kuruluşundaki emeklerimiz i&ccedil;in verildi. Emeklerimizin birileri tarafından g&ouml;r&uuml;lmesini ve takdir edilmesini g&ouml;rmekten, takip edildiğimizi hissetmekten heyecanlandık ve mutlu olduk. B&uuml;t&uuml;n arkadaşlarıma teşekk&uuml;r ediyorum. Onlarla birlikte bu yolda y&uuml;r&uuml;meye devam edeceğiz." diye konuştu.Muhabir: Yakup Sağlam ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Türkiye'nin ilk deri bankasının öncüsü profesörün sıradaki hedefi hücre merkezi kurmak - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 11:00:28 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/19032026140028_2edcc4de1794b3830acb4e41a593f00f.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/19032026140028_2edcc4de1794b3830acb4e41a593f00f.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/19032026140028_2edcc4de1794b3830acb4e41a593f00f.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ramazan Bayramı'nda sağlık hizmetleri kesintisiz sürecek]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-ramazan-bayraminda-saglik-hizmetleri-kesintisiz-surecek-137165.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-ramazan-bayraminda-saglik-hizmetleri-kesintisiz-surecek-137165.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Ramazan Bayramı süresince sağlık hizmetlerini kesintisiz şekilde sürdüreceklerini belirtti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA (AA) - Bakan Memişoğlu, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:"Ramazan Bayramı s&uuml;resince milletimizin sağlığı i&ccedil;in sağlık hizmetlerimizin devamlılığını kesintisiz şekilde s&uuml;rd&uuml;receğiz. 1129 kamu sağlık tesisimizde g&ouml;rev yapan 335 bin 240 personelimiz, 866 evde sağlık ekibimiz, 112 Acil Sağlık Hizmetlerinde g&ouml;revli 4 bin 14 ekibimiz ve 46 bin 319 &ccedil;alışanımız ile toplam 381 bin 559 sağlık &ccedil;alışanımız bayram boyunca sahada g&ouml;rev başında olacaktır. B&uuml;y&uuml;k sağlık ailemizin her bir ferdinin Ramazan Bayramı'nı g&ouml;n&uuml;lden kutluyor, milletimize sundukları &ouml;zverili hizmet ve fedakarlıkları i&ccedil;in teşekk&uuml;rlerimi iletiyorum."Muhabir: Dilhan T&uuml;rker Yıldız ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Ramazan Bayramı'nda sağlık hizmetleri kesintisiz sürecek - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 11:00:23 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/19032026140023_f3b2aabe6bb219c819f1a408c1939d3c.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/19032026140023_f3b2aabe6bb219c819f1a408c1939d3c.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/19032026140023_f3b2aabe6bb219c819f1a408c1939d3c.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dört yıl süren hıçkırığından tedaviyle 1 haftada kurtuldu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-dort-yil-suren-hickirigindan-tedaviyle-1-haftada-kurtuldu-137150.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-dort-yil-suren-hickirigindan-tedaviyle-1-haftada-kurtuldu-137150.html</link>
                    <description><![CDATA[Kahramanmaraş'ta yaşayan Hanifi Özdemir, yaklaşık 4 yıl süren hıçkırık nöbetlerinden Ankara Bilkent Şehir Hastanesinde uygulanan tedaviyle 1 haftada kurtuldu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA (AA) - Yaklaşık 4 yıl boyunca aralıklarla 4-5 g&uuml;n s&uuml;ren ve kısa s&uuml;reli kesintilerin ardından yeniden başlayan hı&ccedil;kırık n&ouml;betleri ge&ccedil;iren 65 yaşındaki &Ouml;zdemir'in şikayetleri zamanla arttı.Hı&ccedil;kırık atakları geldiğinde uyuyamayan, yemek yiyemeyen ve konuşmakta zorlanan &Ouml;zdemir, yakınlarının tavsiyesi &uuml;zerine Ankara Bilkent Şehir Hastanesine başvurdu.Burada yapılan tetkiklerin ardından tedavi altına alınan &Ouml;zdemir'in, 1 haftada hı&ccedil;kırık n&ouml;betleri sona erdi."Hı&ccedil;kırık gelince 4-5 g&uuml;n boyunca hi&ccedil; kesilmiyordu"Yaşadığı s&uuml;reci AA muhabirine anlatan &Ouml;zdemir, 4 yıl &ouml;nce hı&ccedil;kırık n&ouml;betlerinin aniden başladığını ve sık aralıklarla tekrarladığını s&ouml;yledi.Tedavisinin ardından hı&ccedil;kırık n&ouml;betlerinin sona ermesiyle taburcu edilen &Ouml;zdemir, yaşadıklarını, "Hı&ccedil;kırığın ne zaman geleceğini bilemiyordum, aniden gelebiliyordu. Hı&ccedil;kırık gelince 4-5 g&uuml;n boyunca hi&ccedil; kesilmiyordu, gece g&uuml;nd&uuml;z s&uuml;r&uuml;yordu, bu durum v&uuml;cudumu zedeliyordu, yemek yiyemiyor ve uyuyamıyordum. D&uuml;zenim bozulmuştu, hı&ccedil;kırığım 1-2 g&uuml;n kesiliyor yeniden geliyordu &ccedil;ok perişan oluyordum. Hı&ccedil;kırığım ge&ccedil;tiği i&ccedil;in &ccedil;ok mutluyum. Bayram i&ccedil;in heyecanla memleketime gidiyorum. Sanki ikinci kez bayram yaşıyorum. Rahatsızlığım bitti, &ccedil;ok iyiyim. Herkese Allah b&ouml;yle mutluluk versin." diye anlattı."Tedavi sonrasında hastamızda hı&ccedil;kırık g&ouml;r&uuml;lm&uuml;yor"Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Geriatri Kliniği Uzmanı Do&ccedil;. Dr. Rana Tuna Doğrul da 4 yıldır aralıklarla devam eden hı&ccedil;kırık şikayetinin &Ouml;zdemir'in g&uuml;nl&uuml;k yaşamını etkileyecek d&uuml;zeye ulaştığını s&ouml;yledi.Hastanın daha &ouml;nce farklı merkezlerde yapılan tetkiklerine rağmen şikayetlerinin s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ifade eden Doğrul, devam eden şikayetler &uuml;zerine hastanın kliniklerinde yeniden değerlendirildiğini kaydetti.Doğrul, yapılan kapsamlı tetkikler sonucunda hastaya uygun tedavi başlandığını belirterek, "Tedaviyle birlikte yaklaşık 4-5 g&uuml;nd&uuml;r hastamızda hı&ccedil;kırık g&ouml;r&uuml;lm&uuml;yor. Uzun s&uuml;redir devam eden diren&ccedil;li hı&ccedil;kırık şikayeti tamamen ortadan kalktı." dedi.Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Geriatri Kliniği Uzmanı Dr. K&uuml;bra Erdoğan ise hı&ccedil;kırığın diyafram kasının istemsiz kasılması sonucu ortaya &ccedil;ıkan genellikle ge&ccedil;ici bir durum olduğunu belirtti.Hı&ccedil;kırığın 48 saatten uzun s&uuml;rmesi, hastanın beslenme, uyku ve g&uuml;nl&uuml;k yaşamını etkilemesi halinde mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, bu durumlarda altta yatan nedenin araştırılması gerektiğini s&ouml;yledi.Erdoğan, hı&ccedil;kırığın bir&ccedil;ok farklı nedene bağlı gelişebileceğini ifade ederek, "Beyin enfeksiyonları, akciğer hastalıkları, kalp krizi, kalp zarı iltihabı, bağırsak sistemi rahatsızlıkları, ila&ccedil; yan etkileri ve psikojenik nedenler hı&ccedil;kırığa yol a&ccedil;abilir." ifadesini kullandı.&Ouml;zdemir'de yapılan tetkikler sonucunda organik bir patoloji saptanmadığını ve hastanede yeme d&uuml;zeninde değişiklikle birlikte &ouml;nceden de var olan refl&uuml; şikayetinin azaldığı aktaran Erdoğan, &ouml;n planda somatizasyon bulguları olan hastanın tedaviye iyi yanıt verdiğini, genel durumunun iyi olduğunu ve başvurusundan bu yana hı&ccedil;kırık g&ouml;r&uuml;lmediğini kaydetti.Muhabir: Dilhan T&uuml;rker Yıldız ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Dört yıl süren hıçkırığından tedaviyle 1 haftada kurtuldu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 09:30:20 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/19032026123020_daad716ff6547c0dd298ba6ab8beb87f.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/19032026123020_daad716ff6547c0dd298ba6ab8beb87f.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/19032026123020_daad716ff6547c0dd298ba6ab8beb87f.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kilo verme ilaçları depresyon ve kaygı riskini düşürebilir]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-kilo-verme-ilaclari-depresyon-ve-kaygi-riskini-dusurebilir-137123.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-kilo-verme-ilaclari-depresyon-ve-kaygi-riskini-dusurebilir-137123.html</link>
                    <description><![CDATA[Kilo verme ilaçları depresyon ve kaygı riskini düşürebilir]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yeni bir çalışmaya göre, semaglutid içeren GLP-1 zayıflama ilaçları, depresyon, anksiyete, madde kullanım bozuklukları ve kendine zarar verme riskinin azalmasıyla ilişkilendirildi.

Yeni bir çalışmaya göre, GLP-1 tipi zayıflama ilaçlarında yaygın olarak kullanılan etken madde semaglutid, ruhsal bozuklukların kötüleşme riskinin daha düşük olmasıyla ilişkilendiriliyor.

Araştırma, diyabet ve obezite için GLP-1 tedavisi gören kişilerin, psikiyatrik nedenlerle hastaneye yatma ve sağlık izni alma ihtiyaçlarının daha düşük olduğunu ortaya koydu.

Bilim insanları, semaglutid kullananların ruhsal hastalıklarının kötüleşme riskinin yüzde 42, liraglutid kullananların ise yüzde 18 daha düşük olduğunu buldu. Depresyon için risk yüzde 44, anksiyete bozuklukları için ise yüzde 38 daha düşüktü.

Semaglutid ayrıca madde kullanım bozuklukları riskinin azalmasıyla da ilişkilendirildi. İlacı kullananlarda madde kullanımına bağlı hastane yatışları ve izinler yüzde 47 oranında daha az görüldü. Semaglutid kullananlarda kendine zarar verme riski de daha düşüktü.

Hem semaglutid hem de liraglutid, GLP-1 ilaçlarının etkin maddeleri; vücudun doğal olarak ürettiği ve iştah ile kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olan GLP-1 hormonunun etkilerini taklit ederek çalışıyor.

Çalışmaya, yaş ortalaması 50,6 olan ve 2009-2022 yılları arasında herhangi bir antidiyabetik ilaç kullanan, depresyon veya anksiyete bozukluğu tanılı 95 binden fazla kişi dahil edildi.

Araştırmacılar, bu çalışmanın kilo kaybının doğrudan daha iyi bir ruh sağlığına yol açtığını kanıtlamadığını ve ilaçlar, kilo kaybı ve ruh sağlığı arasındaki ilişkinin muhtemelen karmaşık olduğunu vurguladı.

Gözlemsel bir çalışmadan doğrudan nedensellik ilişkisi çıkarılamasa da, araştırmacılar bu sonuçların gelecekte yapılacak klinik deneyler için bir temel oluşturduğunu belirtti.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kilo verme ilaçları depresyon ve kaygı riskini düşürebilir - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 07:21:25 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kilo-verme-ilaclari-depresyon-ve-kaygi-riskini-dusurebilir-102230-20260319.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kilo-verme-ilaclari-depresyon-ve-kaygi-riskini-dusurebilir-102230-20260319.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kilo-verme-ilaclari-depresyon-ve-kaygi-riskini-dusurebilir-102230-20260319.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Muş'ta hemolitik anemi tanısı konan 3 yaşındaki çocuk, ambulans uçakla getirildiği Ankara'da iyileşti]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-musta-hemolitik-anemi-tanisi-konan-3-yasindaki-cocuk-ambulans-ucakla-getirildigi-ankarada-iyilesti-137047.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-musta-hemolitik-anemi-tanisi-konan-3-yasindaki-cocuk-ambulans-ucakla-getirildigi-ankarada-iyilesti-137047.html</link>
                    <description><![CDATA[Hemoglobin düşüklüğü nedeniyle yoğun bakıma alınan minik Kadir'in, sevk kararının ardından Ankara Bilkent Şehir Hastanesinde tedavisine başlandı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA (AA) - Ailesi tarafından g&ouml;t&uuml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; hastanede hemoglobin değerlerinin d&uuml;şmesi nedeniyle yoğun bakıma alınan 3 yaşındaki Kadir &Ccedil;akır, Sağlık Bakanlığına ait ambulans u&ccedil;akla Muş'tan sevk edildiği Ankara Bilkent Şehir Hastanesindeki tedaviyle sağlığına kavuştu.Halsizlik ve solunum sıkıntısı gelişmesi &uuml;zerine ailesi tarafından Muş Devlet Hastanesine g&ouml;t&uuml;r&uuml;len 3 yaşındaki &Ccedil;akır, burada yapılan tetkiklerde kırmızı kan değerlerinin d&uuml;ş&uuml;k olması sebebiyle yoğun bakıma alındı.Yapılan tetkiklerin ardından hemolitik anemi teşhisi konulan &Ccedil;akır, hastanede hematoloji b&ouml;l&uuml;m&uuml; bulunmaması nedeniyle ileri tedavi i&ccedil;in Sağlık Bakanlığına ait ambulans u&ccedil;akla Ankara Bilkent Şehir Hastanesine sevk edildi.Ankara'da hemolitik anemiye y&ouml;nelik tedavisi uygulanan minik hasta yeniden ayağa kalktı."Buraya geldi, şimdi ayaklandı &ccedil;ok ş&uuml;k&uuml;r"Yaşadıkları s&uuml;reci AA muhabirine anlatan baba Muhammed &Ccedil;akır, oğlunda halsizlik ve yorgunluk bulunduğunu, kısa s&uuml;reli uyanmaların ardından yeniden uykuya daldığını s&ouml;yledi.Vakit kaybetmeden hastaneye başvurduklarını ifade eden baba &Ccedil;akır, yapılan tetkiklerde &ccedil;ocuğunda kan değerinin d&uuml;ş&uuml;k olduğunun belirtildiğini ve kan kanseri olabileceği ihtimalinin de değerlendirildiğini s&ouml;yledi.Baba &Ccedil;akır, kara yoluyla ulaşımın zorlu olmasından dolayı &ccedil;ocuğunun ambulans u&ccedil;akla yaklaşık bir saat i&ccedil;inde Ankara'ya ulaştırıldığını ifade ederek, "Allah devletimizden razı olsun. Cumhurbaşkanı'mıza, Sağlık Bakanlığına bize u&ccedil;ak ambulans olanağı sağladığı i&ccedil;in minnettarım." dedi.Tedavi s&uuml;recinin ardından &ccedil;ocuğunun sağlığına kavuştuğunu belirten baba &Ccedil;akır, "&Ccedil;ocuğum yataktan kalkamıyordu, buraya geldi maşallah şimdi ayaklandı &ccedil;ok ş&uuml;k&uuml;r. Kilo da aldı, y&uuml;r&uuml;yor, koşuyor." ifadelerini kullandı."Hemolitik anemi &ccedil;ocukluk &ccedil;ağında nadir g&ouml;r&uuml;l&uuml;r"Ankara Bilkent Şehir Hastanesi &Ccedil;ocuk Hematoloji Uzmanı Do&ccedil;. Dr. İkbal Ok Bozkaya, Muş Devlet Hastanesinde yapılan değerlendirmelerde, hemoglobin değerinin 4 olarak &ouml;l&ccedil;&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; belirterek, &ccedil;ocuklarda normalde 10-12 civarında olması gereken bu değerin &ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;k olması nedeniyle hastanın yoğun bakıma alındığını s&ouml;yledi.Muş'taki hastanede hematoloji birimi bulunmaması nedeniyle sevk kararı alındığını aktaran Bozkaya, bu s&uuml;re&ccedil;te kan değeri d&uuml;ş&uuml;k olduğu i&ccedil;in hastaya kan verildiğini ifade etti.Bozkaya, uygulanan tedaviyle kan h&uuml;crelerindeki yıkımın durdurulduğunu ve değerlerin zamanla y&uuml;kselmeye başladığını, yoğun bakım ihtiyacının ortadan kalkmasının ardından hastanın iki g&uuml;n sonra servise alındığını kaydetti.Hemolitik aneminin &ccedil;ocukluk &ccedil;ağında nadir g&ouml;r&uuml;len ancak ciddi sonu&ccedil;lara yol a&ccedil;abilen bir hastalık olduğunu vurgulayan Bozkaya, bazı durumlarda enfeksiyon hastalıklarının ardından veya imm&uuml;n yetmezliği nedeniyle v&uuml;cudun kendi h&uuml;crelerine savaş a&ccedil;abildiğini ve hastalığın ortaya &ccedil;ıkabildiğini s&ouml;yledi.Hastalığın belirtilerine de değinen Bozkaya, ş&ouml;yle devam etti:"B&uuml;t&uuml;n otoimm&uuml;n kan hastalıklarında etkilenen h&uuml;creler dalak ve karaciğer tarafından yıkılmakta. Hemolitik anemide kırmızı kan h&uuml;crelerimiz, eritrositlerimiz yıkılmakta. Bunlar da bizim v&uuml;cudumuz i&ccedil;in gerekli olan oksijeni taşıyan h&uuml;crelerdir. Bunların hızlı d&uuml;şmesine bağlı olarak solukluk ve yıkıma bağlı olarak sarılık artışı olup g&ouml;z beyazlıklarında sararmalar ortaya &ccedil;ıkabilir. Karaciğer ve dalak b&uuml;y&uuml;mesine bağlı olarak karın şişliği aniden ortaya &ccedil;ıkabilir. Bazı t&uuml;rlerinde ise idrarın rengi koyu olabilir. Bu t&uuml;r belirtilerde mutlaka doktora başvurularak kan tetkiklerinin yapılması gerekir."Erken tanı ve tedavinin &ouml;nemine işaret eden Bozkaya, m&uuml;dahale edilmediği takdirde hastalığın solunum yetmezliği ve kalp yetmezliği gibi ciddi tablolara yol a&ccedil;abileceğini kaydetti.Bozkaya, hastanın mevcut durumuna ilişkin, "Hastamızın hemoglobin değeri 8,5'e ulaştı. Şu an sağlık durumu gayet iyi, yorgunluk, solukluk ve sarılık gibi bulguların hepsi azaldı. Yerinde durmuyor, yemeğini yiyor ve cıvıl cıvıl konuşuyor." dedi.Muhabir: Dilhan T&uuml;rker Yıldız ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Muş'ta hemolitik anemi tanısı konan 3 yaşındaki çocuk, ambulans uçakla getirildiği Ankara'da iyileşti - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 10:30:21 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/18032026133021_abef51009178026a5dcd40a079237065.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/18032026133021_abef51009178026a5dcd40a079237065.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/18032026133021_abef51009178026a5dcd40a079237065.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Hassas ameliyatlara saat tamir ederek hazırlanıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-hassas-ameliyatlara-saat-tamir-ederek-hazirlaniyor-136946.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-hassas-ameliyatlara-saat-tamir-ederek-hazirlaniyor-136946.html</link>
                    <description><![CDATA[Ortopedi ve travmatoloji uzmanı Opr. Dr. Ahmet Savran, yıllardır biriktirdiği mekanik kol saatlerinin bakımını yaparak ellerini de hassas ameliyatlara hazırlıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İZMIR (AA) - İzmir'de oturan 42 yaşındaki Savran, dedesinin hediyesiyle &ccedil;ocuk yaşlarda mekanik kol saatlerine ilgi duymaya başladı. &Ccedil;ocukluk d&ouml;neminde okul dışında kalan zamanlarında babası H&uuml;seyin Savran'ın Eskişehir'deki marangoz at&ouml;lyesinde &ccedil;alışan Savran, haftalığıyla saat satın alıp biriktirdi.Lise yıllarına geldiğinde cerrah olmaya karar veren Savran, 2008'de Dokuz Eyl&uuml;l &Uuml;niversitesi Tıp Fak&uuml;ltesinden mezun oldu. Ahmet Savran, Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ortopedi, İzmir Katip &Ccedil;elebi &Uuml;niversitesinde de el cerrahisi uzmanlığını aldı.&Uuml;niversite yıllarında koleksiyonuna kattığı saatleri s&ouml;kerek bakımlarını yapan Savran, bunun mesleğine olumlu yansıdığını fark etti.Başta uzuv kopmaları ve ortopedi hastalıkları olmak &uuml;zere hassas ameliyatlara giren Savran, her operasyon &ouml;ncesi ellerini g&uuml;&ccedil;lendirmek amacıyla saat tamiri yapıyor. Saat bakımında da &ouml;zel ekipmanla &ccedil;alışan Savran, ameliyat g&ouml;zl&uuml;ğ&uuml; ve mikroskop kullanıyor.Savran'ın m&uuml;zayedelere katılarak ya da internetten araştırarak temin ettiği 700 kol saati bulunuyor."El antrenmanı yapmak gerekiyor"Opr. Dr. Ahmet Savran, AA muhabirine, koleksiyonunda 1850 yılına ait cep saatinin bulunduğunu, dedesinin kendisine armağan ettiği mekanik kol saatini de hala sakladığını s&ouml;yledi.Cerrahların mutlaka el antrenmanı yapması gerektiğini anlatan Savran, şunları kaydetti:"Bunun i&ccedil;in resim veya geometrik şekiller &ccedil;izme olabilir. Aslında &ccedil;ok farklı metotlar olabilir ama saat bakımı bu konuda mantıklı bir y&ouml;ntem &ccedil;&uuml;nk&uuml; saat hem &ccedil;alışıyor ve hareket ediyor. Şu anda da el ameliyatını uyanık ve hareket ederek yapabiliyoruz. Orada da saat &ccedil;alışıyorken bazı şeyleri tamir edebiliyorsunuz. O y&uuml;zden bir cerrah i&ccedil;in gen&ccedil; ya da yaşlı olması fark etmez. &Ouml;zellikle yaşlandığımızda el becerisini kaybetme korkumuz var. Bunu yenmenin yollarından bir tanesi bu t&uuml;r mikro işleri yapmak. Onun dışında en iyi &ouml;rnek bence saat tamir etmek."Savran, saatlerinin bakımı sırasında tıpkı ameliyattaki gibi cerrah g&ouml;zl&uuml;klerini kullandığını belirtti.Saatlerine bakım yaparken kendisini ameliyathanede gibi hissettiğini dile getiren Savran, ş&ouml;yle konuştu:"Normalde saatteki o vidaların bir benzerini parmak kemiklerinde kullanıyorum. O y&uuml;zden normal birine g&ouml;re bir mikro cerrahi uzmanı saat tamirinde biraz daha avantajlı diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum &ccedil;&uuml;nk&uuml; zaten vidalara yabancı değilsiniz. Bu mekanik algıya aşinasınız. Bir yandan da tabii insanda iş farklı. Orada bir canlı var. Burada en fazla saati bozabilirsiniz. Stresi herkes farklı şekillerde atabilir. Bu benim hobim aslında. O t&uuml;r zamanlarda daha fazla saatlere sarılıyorum."İleride saat m&uuml;zesi a&ccedil;mak istediğini belirten Savran, "Sonu&ccedil;ta bir Ahmet Savran gelip ge&ccedil;ecek. Arkamda bir şey bırakacaksam, T&uuml;rkiye'de saat sevdasının gelişmesini istiyorum. Saat m&uuml;zesi d&uuml;ş&uuml;ncesini olgunlaştırmak i&ccedil;in biraz daha zamana ihtiyacım var." dedi.Muhabir: Tezcan Ekizler ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Hassas ameliyatlara saat tamir ederek hazırlanıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 12:30:40 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/17032026153040_edd23412308d048ed823b7b714ece69f.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/17032026153040_edd23412308d048ed823b7b714ece69f.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/17032026153040_edd23412308d048ed823b7b714ece69f.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Alınacak önlemlerle Alzheimer riski yüzde 45 azaltılabiliyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-alinacak-onlemlerle-alzheimer-riski-yuzde-45-azaltilabiliyor-136648.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-alinacak-onlemlerle-alzheimer-riski-yuzde-45-azaltilabiliyor-136648.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye Alzheimer Derneği (TAD) Bodrum Şubesi Başkanı Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Melek Kandemir Yılmaz, yaşlı nüfusun artmasıyla Alzheimer riskinin yükseldiğini belirterek, korunma önlemleriyle bu riskin yüzde 45 azaltılabileceğini bildirdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ MUĞLA (AA) - T&uuml;rkiye Alzheimer Derneği (TAD) Bodrum Şubesi Başkanı N&ouml;roloji Uzmanı Do&ccedil;. Dr. Melek Kandemir Yılmaz, Bodrum Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri M&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; ile Bodrum Esnaf ve Sanayici İş İnsanları Derneği (BESİAD) işbirliğiyle d&uuml;zenlenen programa katıldı.Programın ardından AA muhabirine a&ccedil;ıklama yapan Yılmaz, hastalığın &ouml;zellikle kadınlar &uuml;zerindeki etkisi ve korunma yollarına ilişkin değerlendirmede bulundu."Hastalığın en &ouml;nemli risk fakt&ouml;r&uuml; yaş"D&uuml;nya genelinde yaşlı n&uuml;fus oranının hızla arttığına dikkati &ccedil;eken Yılmaz, "Yaş ilerledik&ccedil;e Alzheimer riski katlanarak artıyor. Korunma &ouml;nlemleriyle hastalığın g&ouml;r&uuml;lme riskini y&uuml;zde 45 azaltabiliyoruz." dedi.Yılmaz, T&uuml;rkiye'de 65 yaş &uuml;zeri n&uuml;fusun yaklaşık y&uuml;zde 12 olduğunu, 2080'de bu oranın y&uuml;zde 25'e ulaşacağını s&ouml;yledi.Alzheimer vakalarının yalnızca y&uuml;zde 5-10'unda genetik ge&ccedil;iş g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; belirten Yılmaz, genetik vakaların genellikle daha erken yaşta ortaya &ccedil;ıktığını belirtti.İleri yaşın yanı sıra kadın cinsiyeti, d&uuml;ş&uuml;k eğitim d&uuml;zeyi, fazla kilo, y&uuml;ksek tansiyon, diyabet, kolesterol y&uuml;ksekliği, inme ve diğer kalp-damar hastalıklarının da hastalık riskini artırdığını aktaran Yılmaz, uyku bozuklukları, uyku apnesi, hava kirliliği, işitme-g&ouml;rme kaybı, orta yaşta ağır depresyon ge&ccedil;irme ve sigara kullanımının da Alzheimer riskini artıran fakt&ouml;rler arasında olduğunu bildirdi.Tedavi ve takip gerektiren bir hastalıkGe&ccedil;mişte Alzheimer'ın &ccedil;oğu zaman "yaşa bağlı unutkanlık" olarak g&ouml;r&uuml;lse de, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde tanı y&ouml;ntemlerinin geliştiğini belirten Yılmaz, beyin omurilik sıvısı incelemeleriyle Alzheimer patolojisinin net şekilde tespit edilebildiğini kaydetti.Hastalığın utanılacak bir durum olmadığına dikkati &ccedil;eken Yılmaz, Alzheimer'ın tansiyon veya diyabet gibi tedavi ve takip gerektiren bir hastalık olarak g&ouml;r&uuml;lmesi gerektiğini vurguladı.Yılmaz, "Hastaların &uuml;&ccedil;te ikisini kadınlar oluşturuyor. Bu nedenle kadınların korunmasına y&ouml;nelik farkındalık &ouml;nemli." dedi.Akdeniz tipi beslenme ve aktif yaşam &ouml;nerisiAlzheimer'dan korunmada sağlıklı yaşamın &ouml;nemine dikkati &ccedil;eken Yılmaz, Akdeniz tipi beslenme, d&uuml;zenli uyku, işlenmiş gıdalardan uzak durma, zihinsel ve sosyal aktiviteler ile d&uuml;zenli egzersizin riskin azaltılmasında etkili olduğunu s&ouml;yledi.Muhabir: Ali Ballı ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Alınacak önlemlerle Alzheimer riski yüzde 45 azaltılabiliyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 10:00:41 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/14032026130041_aa4942e2d00277f9dd590dc89fe922c3.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/14032026130041_aa4942e2d00277f9dd590dc89fe922c3.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/14032026130041_aa4942e2d00277f9dd590dc89fe922c3.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Acil tıp teknisyeni çift, ambulansla hastaların yardımına koşuyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-acil-tip-teknisyeni-cift-ambulansla-hastalarin-yardimina-kosuyor-136570.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-acil-tip-teknisyeni-cift-ambulansla-hastalarin-yardimina-kosuyor-136570.html</link>
                    <description><![CDATA[Yozgat'ta yaşayan acil tıp teknisyeni Mustafa ve Hicran Doğan çifti, aynı ambulansta 14 yıldır acil vakalara birlikte giderek hayat kurtarıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ YOZGAT (AA) - Kırşehir'in &Ccedil;i&ccedil;ekdağı il&ccedil;esinde 14 yıl &ouml;nce g&ouml;rev yaparken tanışan Mustafa (41) ve Hicran Doğan (35) &ccedil;ifti, birlikte &ccedil;alıştıkları Yozgat Acil Sağlık Hizmetleri Merkez 2 No'lu İstasyonu'nda mesaiye devam ediyor.Mesai arkadaşlıkları 11 yıl &ouml;nce evlilikle sonu&ccedil;lanan 2 &ccedil;ocuk sahibi &ccedil;ift, 2019'dan bu yana da Yozgat'ta aynı ambulansta hastalara hızlı şekilde ulaşıp gerekli m&uuml;dahaleyi yapabilmek i&ccedil;in &ccedil;aba g&ouml;steriyor.Hicran Doğan, AA muhabirine, 14 yıldır 112 Acil Sağlık Hizmetleri'nde g&ouml;rev yaptığını ve mutlu bir evliliği olduğunu s&ouml;yledi.Bu birimde &ccedil;alışmanın b&uuml;y&uuml;k bir &ouml;zveri gerektirdiğini vurgulayan Doğan, "&Ccedil;&uuml;nk&uuml; zamanla yarışıyoruz. İnsanların en zor anlarına tanıklık ediyoruz. En mutlu anlarında yanlarında olabiliyoruz. Saniyelerin bizim i&ccedil;in &ouml;nemi &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k. Bu şartlarda eşimle aynı &ccedil;atı altında, aynı ambulansta omuz omuza &ccedil;alışmak benim i&ccedil;in en b&uuml;y&uuml;k destek." diye konuştu.Doğan, eşiyle vakaya giderken olay yerinde birbirlerinin ne d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;, bir sonraki adımda neler yapabileceğini kelimelere d&ouml;kmeden anlayabildiklerini belirterek, bu şekilde &ccedil;alışmanın kendilerine b&uuml;y&uuml;k kolaylık sağladığını ifade etti.Eşiyle n&ouml;bet sonrası dinlenme g&uuml;nleri aynı olduğu i&ccedil;in daha &ccedil;ok vakit ge&ccedil;irdiklerini anlatan Doğan, "&Ccedil;ocuklarımızla daha &ccedil;ok vakit ge&ccedil;irebiliyoruz. Kolaylıkla plan yapabiliyoruz. Bu şartlar altında &ccedil;alışırken bizi &uuml;zen ve yoran bazı olaylar olabiliyor. Bazı s&uuml;r&uuml;c&uuml;ler bazen duyarsız olabiliyor ve trafikte ambulansa yol vermeyebiliyor. S&uuml;r&uuml;c&uuml;lerden bu konuda daha duyarlı olmalarını istiyoruz." dedi.Ambulansın siren sesini duyan s&uuml;r&uuml;c&uuml;lerden panik yapmadan fermuar sistemiyle yol vermelerini isteyen Doğan, bu sayede olay yerine ulaşımın ve hastanın hastaneye naklinin en kısa s&uuml;rede ger&ccedil;ekleşeceğini s&ouml;zlerine ekledi."Birlikte bir cana dokunabilmek tarifi imkansız bir duygu"Mustafa Doğan ise 19 yıldır bu meslekte olduğunu, eşiyle aynı ambulansı, aynı kabini, aynı istasyonu paylaştığını s&ouml;yledi. İnsanların en mutlu anlarına da en acı anlarına da ilk kendilerinin şahit olduğunu dile getiren Doğan, "Bu duyguları onlarla ilk biz yaşıyoruz. Eşimle birlikte &ccedil;alışmak, aynı ambulansta g&ouml;rev yapmak birbirimizi anlamamıza yardımcı oluyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; insanların yaşadıkları acıları veya mutluluklarını birlikte g&ouml;r&uuml;yor, bu acıları birlikte tadıyoruz. Dolayısıyla bu psikolojiyi birlikte daha rahat atlatıyoruz." ifadelerini kullandı.Birlikte &ccedil;alışmanın iyi yanlarından birinin de vakaya giderken g&uuml;ven duygusu olduğuna dikkati &ccedil;eken Doğan, "Birlikte &ccedil;alışmak, birlikte bir cana, bir hayata dokunabilmek bizim i&ccedil;in tarifi imkansız mutluluk verici bir duygu. Birlikte &ccedil;alışırken aile hayatımızdaki uyum iş hayatımıza da yansıyor veya işte yakaladığımız uyum evde de aynı şekilde devam ediyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; işte bir iş paylaşımı yapıyoruz. Evimizde de bu iş paylaşımını devam ettiriyoruz." diye konuştu.G&uuml;zel ve gurur verici bir meslekte yer aldıklarını vurgulayan Doğan, &ccedil;ocuklarının da anne ve babalarının sağlık&ccedil;ı olmasından dolayı mesleğe heves ettiğini kaydetti.Muhabir: Sait &Ccedil;elik ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Acil tıp teknisyeni çift, ambulansla hastaların yardımına koşuyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 10:05:32 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/13032026130532_a36f71f3830a2df90ac7631bda91d65d.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/13032026130532_a36f71f3830a2df90ac7631bda91d65d.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/13032026130532_a36f71f3830a2df90ac7631bda91d65d.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kurtulamayacağını düşündüğü sanal kumar bağımlılığını Yeşilay ile yendi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-kurtulamayacagini-dusundugu-sanal-kumar-bagimliligini-yesilay-ile-yendi-136257.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-kurtulamayacagini-dusundugu-sanal-kumar-bagimliligini-yesilay-ile-yendi-136257.html</link>
                    <description><![CDATA[İzmir'de 3 yıl süren sanal kumar bağımlılığını Yeşilay Destek Merkezinde (YEDAM) aldığı psikolojik ve sosyal destekle yenen 38 yaşındaki K.Ş.U, yaşadığı zor yılları ve tedavi sürecini anlattı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İZMIR (AA) - &Ccedil;iğli'de yaşayan K.Ş.U, 2020'de arkadaş ortamında cep telefonu &uuml;zerinden sanal kumar oynamaya başladı. K.Ş.U'nun d&uuml;zenli iş ve aile hayatı bir s&uuml;re sonra bu durumdan olumsuz etkilendi.Sanal kumar i&ccedil;in kafedeki işini ihmal eden K.Ş.U, zamanla ekonomik sıkıntının i&ccedil;ine d&uuml;şt&uuml;.Eşinin &ouml;nerisiyle 8 Aralık 2023'te İzmir'in Bornova il&ccedil;esindeki YEDAM'a başvuran K.Ş.U, burada yaklaşık bir yıl psikolojik ve sosyal destek aldı.Tedavi edilebilen davranışsal bir hastalık olarak nitelendirilen kumar bağımlılığından kurtulmak isteyenler i&ccedil;in &ouml;nemli bir g&ouml;rev &uuml;stlenen YEDAM'daki uzmanlarla d&uuml;zenli olarak g&ouml;r&uuml;şen K.Ş.U, sanal kumar bağımlılığından kurtuldu."Bırakma s&uuml;reci &ccedil;ok sancılı olabiliyor"K.Ş.U, AA muhabirine, sanal kumar nedeniyle hayatının en zor yıllarını yaşadığını s&ouml;yledi.&Ccedil;alıştığı iş yerinde sanal kumar oynayabilmek i&ccedil;in tuvalete gittiğini anlatan K.Ş.U, "&Ccedil;alıştığım yerde (cep telefonumu) kenara koyup oradan otomatik oynadığımı hatırlıyorum yani '&ccedil;alışıyorum' diye bırakmıyorsunuz. Bırakma s&uuml;reci &ccedil;ok sancılı olabiliyor. Psikoloğumdan bu durumun beyin hastalığı olduğunu &ouml;ğrendim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kaybetmeye başlayınca geri kazanmak umuduyla daha &ccedil;ok para yatırdım ama her seferinde kaybettim, bu durum da psikolojimi bozdu." diye konuştu.Eşinin y&ouml;nlendirmesiyle başvurduğu YEDAM'daki ilk seanslara istemeye istemeye gittiğini, bir s&uuml;re sonra bu g&ouml;r&uuml;şmelerin kendisine iyi geldiğini fark ettiğini belirten K.Ş.U, s&ouml;zlerini ş&ouml;yle s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;:"A&ccedil;ık konuşmak gerekirse psikolog, psikoterapi, y&uuml;z y&uuml;ze g&ouml;r&uuml;şmelerle iyileşebileceğime inanan biri değildim. O nedenle başta &ccedil;ok istekli değildim. Hatta seansa gitmemek i&ccedil;in bile bile uyuya kalmışlığım vardır. Ama sonra fikrim değişmeye başladı. Ger&ccedil;ekten bana bir şeyler i&ccedil;in yardımcı oluyorlar. Ondan sonra kendi isteğimle gitmeye karar verdim. Psikoloğumla bire bir g&ouml;r&uuml;şmeler yaptım. Bu s&uuml;re&ccedil;te en b&uuml;y&uuml;k desteği eşim ve psikoloğum verdi. Tedaviye başladıktan sonra sanal kumar oynamadığım g&uuml;nler benim i&ccedil;in zor ge&ccedil;ti. Beynim s&uuml;rekli sanal kumar oynamak istedi. Onun yerine farklı aktiviteler koyarak farklı şeyler denedim. Şu an &ccedil;ok rahatım. Bor&ccedil;suz yaşamak &ccedil;ok g&uuml;zelmiş, onu fark ettim."Sanal kumar bağımlılarına seslenen K.Ş.U, kurtulmak isteyenlere en kısa zamanda YEDAM'a başvurarak tedavi olmalarını &ouml;nerdi."Tedavi edilebilir bir hastalık"Yeşilay Danışmanlık Merkezinde klinik psikolog olarak g&ouml;rev yapan Enes Kaan ise sanal kumar bağımlığının T&uuml;rkiye'nin g&uuml;ncel sorunlarından biri olduğunu s&ouml;yledi.Sanal kumar bağımlılığının tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun ve en az danışanlarını bir yıl takip ettiklerinin altını &ccedil;izen Kaan, "Bize başvurmaları i&ccedil;in &ouml;nce 115 numaralı hattı arayarak orada bir psikologla g&ouml;r&uuml;ş&uuml;yorlar. Bulundukları il neresiyse oradaki YEDAM'dan destek alabiliyorlar. İlk başta psikologlarla ilk g&ouml;r&uuml;şme yapıyorlar. Bu g&ouml;r&uuml;şme tanışma g&ouml;r&uuml;şmesi diyebilirsiniz. Burada gelen kişilerin ruhsal sorunları, bağımlılık &ouml;yk&uuml;s&uuml; alınarak tanıştığımız bir g&ouml;r&uuml;şme oluyor. Daha sonra sosyal hizmet uzmanları ve psikologlarla g&ouml;r&uuml;şmelerini s&uuml;rd&uuml;rmeye devam ediyorlar. Burada amacımız danışanların, farkındalık kazanmalarını sağlamak ve bu s&uuml;re&ccedil; hakkında aslında bilgilendirmek diyebiliriz." ifadelerini kullandı.Enes Kaan, K.Ş.U'nun bu s&uuml;re&ccedil;te g&ouml;r&uuml;şmelere s&uuml;rekli geldiğini ve uyguladıkları tedaviyle sanal kumar bağımlılığını bıraktığını s&ouml;zlerine ekledi.Muhabir: Tezcan Ekizler ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kurtulamayacağını düşündüğü sanal kumar bağımlılığını Yeşilay ile yendi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 13:30:31 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/10032026163031_ae6e1caddef5a381fa8bcc3f45b8578a.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/10032026163031_ae6e1caddef5a381fa8bcc3f45b8578a.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/10032026163031_ae6e1caddef5a381fa8bcc3f45b8578a.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kök hücre bağışçısı akademisyen, nakil bekleyen hastaya umut oldu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-kok-hucre-bagiscisi-akademisyen-nakil-bekleyen-hastaya-umut-oldu-136247.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-kok-hucre-bagiscisi-akademisyen-nakil-bekleyen-hastaya-umut-oldu-136247.html</link>
                    <description><![CDATA[Yozgat Bozok Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Fuat Köker, 7 yıl önce verdiği kan örneğinin uygunluğunun tespit edilmesi üzerine kök hücre nakli bekleyen bir hasta için donör oldu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ KAYSERI (AA) - K&ouml;ker, 2010'da Siirt &Uuml;niversitesi'nde g&ouml;revliyken kan bağışı konusunda farkındalık oluşturmak &uuml;zere yapılan bir s&ouml;yleşide dinlediklerinden etkilenerek d&uuml;zenli kan bağışında bulunmaya başladı.Yozgat Bozok &Uuml;niversitesi Meslek Y&uuml;ksekokulu'na 2013'te ge&ccedil;en ve &ouml;ğrencilerini organ nakli ile k&ouml;k h&uuml;cre bağışında farkındalık oluşturmak amacıyla s&uuml;rekli bilgilendiren K&ouml;ker, 2019'da g&ouml;n&uuml;ll&uuml; k&ouml;k h&uuml;cre don&ouml;r adayı olarak kan verdi.Kayseri'deki T&uuml;rk Kızılay S&uuml;leyman &Ccedil;etinsaya İ&ccedil; Anadolu B&ouml;lge Kan Merkezi'nden 7 yıl sonra aranan ve bir hastayla k&ouml;k h&uuml;cresinin y&uuml;zde 90 uyumlu olduğu bildirilen K&ouml;ker, Kayseri Şehir Hastanesi'ne gelerek nakil bekleyen erkek hastaya don&ouml;r oldu."Duyduğumda &ccedil;ok mutlu oldum"&Ouml;ğretim g&ouml;revlisi Fuat K&ouml;ker, AA muhabirine, uzun yıllardır T&uuml;rk Kızılaya g&ouml;n&uuml;ll&uuml; olarak kan bağışında bulunduğunu s&ouml;yledi.18'inci kan bağışının ardından mutlu haberi aldığını dile getiren K&ouml;ker, ilk duyduğunda şaşırdığını ve sevindiğini belirtti.K&ouml;ker, ailesinin de kendisine bu s&uuml;re&ccedil;te destek verdiğini ifade ederek, "Kayseri Kan Merkezi'nden beni aradılar. Bir hastanın k&ouml;k h&uuml;cresi ile benim k&ouml;k h&uuml;cremin y&uuml;zde 90 uyumlu olduğunu, bunun &ccedil;ok ender rastlanılan bir olay olduğunu, 40 binde bir ihtimalin ger&ccedil;ekleştiğini s&ouml;ylediler. Bunu duyduğumda &ccedil;ok mutlu oldum. Kızılaydaki arkadaşlarla ve ailemle paylaştım. Onlar da bana b&uuml;y&uuml;k destek verdiler ve k&ouml;k h&uuml;cre bağışında bulunmak i&ccedil;in buraya geldim. Tam 7 yıl sonra bug&uuml;n bir hastaya umut olabildim." diye konuştu. "Tanımadığım bir insana umut olabileceksem benim i&ccedil;in gurur kaynağı"İlk başta &ccedil;ekincelerinin olduğunu dile getiren K&ouml;ker, s&uuml;re&ccedil; konusunda bilgilendirildiğini s&ouml;yledi.Kayseri Şehir Hastanesi'nde k&ouml;k h&uuml;cre bağışında bulunduğunu anlatan K&ouml;ker, şunları kaydetti:"Ona kan olduk, can kardeşi olduk. Benden b&uuml;y&uuml;k m&uuml; k&uuml;&ccedil;&uuml;k m&uuml; bilmiyorum ama Rabbimden dileğim o ki şifa olur inşallah. Benim her zaman s&ouml;ylediğim şuydu, 'Kan ver, can ol'. Burada yine, 'K&ouml;k h&uuml;cre vererek bir insana umut olabiliriz, can olabiliriz, can kardeşi olabiliriz' diyorum. Belki de hi&ccedil; tanımadığım bir insana umut olabileceksem bu benim i&ccedil;in gurur kaynağı. Belki de hi&ccedil; tanışmayacağız ama onun bir yerlerde nefes alıyor olabilmesi, sağlıklı olabilmesi benim i&ccedil;in ger&ccedil;ekten gurur kaynağı."Herkesin k&ouml;k h&uuml;cre bağışında bulunmasını isteyen K&ouml;ker, bu s&uuml;re&ccedil;te T&uuml;rkiye K&ouml;k H&uuml;cre Koordinasyon Merkezi ve T&uuml;rk Kızılayın kendisiyle yakından ilgilendiğini s&ouml;zlerine ekledi.İ&ccedil; Anadolu K&ouml;k H&uuml;cre Birim Y&ouml;neticisi Behl&uuml;l Budak da bir hastaya umut olan Fuat K&ouml;ker'e teşekk&uuml;r etti. Budak, bağış&ccedil;ı sayısının artmasının diğer hastalara da umut olacağını kaydetti.Muhabir: Muhammed Kısır ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kök hücre bağışçısı akademisyen, nakil bekleyen hastaya umut oldu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 13:00:08 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/10032026160008_8e4fd69b4ee8e909af38b0d7a151e6c9.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/10032026160008_8e4fd69b4ee8e909af38b0d7a151e6c9.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/10032026160008_8e4fd69b4ee8e909af38b0d7a151e6c9.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kocaeli'de kadın ambulans sürücüleri, hastalar için zamanla yarışıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-kocaelide-kadin-ambulans-suruculeri-hastalar-icin-zamanla-yarisiyor-136070.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-kocaelide-kadin-ambulans-suruculeri-hastalar-icin-zamanla-yarisiyor-136070.html</link>
                    <description><![CDATA[Kocaeli'nin 112 Acil Sağlık Hizmetleri bünyesinde görevli kadın ambulans sürücüleri, hastaların tedavisi için zamanla yarışmalarının yanı sıra ekip içerisinde de mesai arkadaşlarının çalışmalarına destek oluyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ KOCAELI (AA) - Kent genelinde 24 saat esaslı &ccedil;alışan 112 Acil Sağlık Hizmetlerinin direksiyon başındaki kadın s&uuml;r&uuml;c&uuml;leri, hayat kurtarma m&uuml;cadelesinde kritik rol oynuyor. Zorlu koşullara rağmen vakalara en hızlı şekilde ulaşmak i&ccedil;in zamanla yarışan kadın s&uuml;r&uuml;c&uuml;ler, &ouml;nemli anlarda da sağlık ekiplerinin destek&ccedil;isi oluyor.Mesleklerini &ouml;zveri ve disiplinle s&uuml;rd&uuml;ren kadın s&uuml;r&uuml;c&uuml;ler, hem ambulans i&ccedil;indeki ekip &ccedil;alışmasına katılıyor hem de ilk m&uuml;dahaleyi ger&ccedil;ekleştiren &ccedil;alışma arkadaşlarının g&uuml;venliğini sağlıyor.Derince 6 No'lu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu'nda g&ouml;revli ambulans s&uuml;r&uuml;c&uuml;s&uuml; ve acil tıp teknisyeni (ATT) Ayla Arslan, AA muhabirine, mesleğine "Ambulans S&uuml;r&uuml;ş G&uuml;venliği Eğitimi" sayesinde başladığını s&ouml;yledi.Arslan, aynı zamanda bu eğitimlerde eğitmenlik yaptığını ve 8 senedir ambulans s&uuml;r&uuml;c&uuml;s&uuml; olarak &ccedil;alıştığını anlattı.Yoğun bir b&ouml;lgede &ccedil;alıştıklarını dile getiren Arslan, "Yoğun b&ouml;lgede &ccedil;alışmak tabii ki yorucu. G&uuml;n i&ccedil;inde bir&ccedil;ok farklı vakaya gidiyoruz, yardıma ihtiyacı olan insanlarla karşılaşıyoruz. Onlara yardım etmek bizi mutlu ediyor, yorgunluğumuzu gideriyor. Acil Sağlık Hizmetleri i&ccedil;inde g&ouml;rev yapmak zaten başlı başına kadın olarak farklı bir duygu." dedi.Arslan, ambulans s&uuml;r&uuml;c&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n toplum tarafından &ldquo;erkek mesleği&rdquo; olarak anlaşıldığını s&ouml;yleyerek, "Biz her g&uuml;n bu &ouml;n yargıyı kırmak i&ccedil;in &ccedil;alışıyoruz. Eğitim, birikim, bilgi hepsini birlikte kullanarak bu &ouml;n yargıyı kırıyoruz. İnsanlar beni direksiyonda g&ouml;r&uuml;nce şaşırıyorlar. 'Erkek yok muydu?' diyorlar. Sonrasında yapabildiğimiz şeyleri g&ouml;r&uuml;nce mutlu oluyor, tebrik ediyor, gurur duyuyorlar." diye konuştu."Yapılmayacak ve &uuml;stesinden gelemeyeceğimiz bir şey yok"Derince 2 No'lu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu'nda ambulans s&uuml;r&uuml;c&uuml;s&uuml; Emel B&uuml;y&uuml;k de 15 yıldır ATT olarak &ccedil;alıştığını yakın zamanda da s&uuml;r&uuml;c&uuml;l&uuml;k g&ouml;revine başladığını kaydetti.B&uuml;y&uuml;k, s&uuml;r&uuml;c&uuml;l&uuml;k hayalini ger&ccedil;ekleştirdiği i&ccedil;in mutlu ve gururlu olduğunu, isteyen, cesareti olan herkesin bu işi yapabileceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; dile getirdi.G&ouml;revlerinin sadece ambulansı s&uuml;rmek olmadığına işaret eden B&uuml;y&uuml;k, ş&ouml;yle devam etti:"Olay yeri g&uuml;venliği, arkadaşlarımızın g&uuml;venliği var. Olay yerinden ayrılmamız, olay yerini değerlendirmemiz var. O y&uuml;zden bunların hepsi bize bakıyor. Sadece ev vakalarında da &ccedil;alışmıyoruz. Dışarıda 3 bayan olarak vakaya gittiğimizde bu tabii ki biraz zor oluyor ama yapılmayacak ve &uuml;stesinden gelemeyeceğimiz bir şey yok bu konuda. Zaten cesaretim olduğu i&ccedil;in bu mesleği yapmak istedim, hayalimdi."B&uuml;y&uuml;k, acil sağlık hizmetlerinde şof&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n sadece ara&ccedil; kullanmak anlamına gelmediğini vurgulayarak, "Yeri geliyor arkadaşına da yardım ediyorsun. Hastanın g&uuml;venliği, hastayı olay yerinden alıp hastaneye g&ouml;t&uuml;rme, hastane &ouml;ncesi tedavisine kadar bize bağlı, bizim elimizde. Hem arkadaşlarım ve &ccedil;evrenin g&uuml;venliği hem de kendi g&uuml;venliğim i&ccedil;in elimden gelen her şeyi yapmaya &ccedil;alışıyorum." dedi.Muhabir: Makbule Beyza G&uuml;nbey ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kocaeli'de kadın ambulans sürücüleri, hastalar için zamanla yarışıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 08 Mar 2026 14:30:50 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/08032026173050_b41ef216be15e6e6c1a0a7059d35db22.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/08032026173050_b41ef216be15e6e6c1a0a7059d35db22.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/08032026173050_b41ef216be15e6e6c1a0a7059d35db22.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kanser tedavisinde yeni umut!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-kanser-tedavisinde-yeni-umut-135840.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-kanser-tedavisinde-yeni-umut-135840.html</link>
                    <description><![CDATA[Ünlü bilim dergisi Science’da yayımlanan yeni bir araştırma, kedilerdeki genetik mutasyonların, insanlardaki en saldırgan kanser türlerinin tedavisinde anahtar rol oynayabileceğini ortaya koydu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Beş farklı ülkeden 13 farklı kanser türüne sahip yaklaşık 500 kediyi inceleyen bilim insanları, çarpıcı bir sonuca ulaştı. Meme kanseri teşhisi konulan kedilerin yarısından fazlasında FBXW7 adlı genin mutasyona uğradığı tespit edildi.&nbsp;&nbsp;

Bu mutasyonun önemi ise insanlarda gizli. FBXW7 mutasyonu kadınlarda nadir görülse de, ortaya çıktığında son derece saldırgan ve tedaviye dirençli bir kanser türüne yol açıyor.

Araştırmacılar, kedilerdeki bu genetik bozulmanın yaygınlığının, insanlardaki nadir ama ölümcül vakaları anlamak için eşsiz bir fırsat sunduğunu belirtiyor.&nbsp;

İsviçreli araştırmacılar, mevcut iki farklı kemoterapi yönteminin FBXW7 mutasyonlu tümörler üzerinde şimdiden yüksek başarı gösterdiğini saptadı.

Bilim dünyası, meme kanseriyle mücadelede ezber bozan bir keşfe imza attı. Ünlü bilim dergisi Science’da yayımlanan yeni bir araştırma, kedilerdeki genetik mutasyonların, insanlardaki en saldırgan kanser türlerinin tedavisinde anahtar rol oynayabileceğini ortaya koydu.

Uluslararası bir araştırma ekibi tarafından yürütülen çalışma, kediler ile insanlar arasındaki şaşırtıcı benzerliklerin kanser tedavisinde yeni bir çığır açabileceğini kanıtladı.

Bu durum, hem kanserli kedilerin daha etkili tedavi almasını sağlayacak hem de elde edilen verilerle insanlardaki "saldırgan meme kanseri" türleri için ilaç geliştirme süreci hızlanacak.&nbsp;&nbsp;

İngiltere’deki Wellcome Sanger Enstitüsü'nden araştırmacı Louise van der Weyden, kedilerin kanser araştırmaları için neden "mükemmel bir model" olduğunu şu sözlerle açıklıyor:&nbsp; &nbsp;

"Kediler bizimle aynı çevrede yaşıyor; bizim soluduğumuz kirli havayı soluyor, benzer çevresel toksinlere maruz kalıyorlar. Üstelik tıpkı insanlar gibi yaşlandıkça sadece kanserle değil, diyabet ve kalp hastalıklarıyla da mücadele ediyorlar. Bu, onları laboratuvar ortamından çok daha gerçekçi bir model haline getiriyor."&nbsp;&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kanser tedavisinde yeni umut! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 08:09:34 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kanser-tedavisinde-yeni-umut-111748-20260306.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kanser-tedavisinde-yeni-umut-111748-20260306.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kanser-tedavisinde-yeni-umut-111748-20260306.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yeşilayın desteğiyle 30 yıllık bağımlılığından kurtuldu, çocuklarıyla yeni bir sayfa açtı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-yesilayin-destegiyle-30-yillik-bagimliligindan-kurtuldu-cocuklariyla-yeni-bir-sayfa-acti-135766.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-yesilayin-destegiyle-30-yillik-bagimliligindan-kurtuldu-cocuklariyla-yeni-bir-sayfa-acti-135766.html</link>
                    <description><![CDATA[Karaciğer sirozu hastalığına rağmen 30 yıl süren alkol bağımlılığını Yeşilay Danışmanlık Merkezinden (YEDAM) aldığı destek sayesinde geride bırakan N.C, çocuklarıyla yeniden güçlü bağlar kurmanın mutluluğunu yaşıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA (AA) - Arkadaş &ccedil;evresinden etkilenerek 16 yaşında alkol kullanmaya başlayan 51 yaşındaki N.C'nin alkol kullanımı zamanla bağımlılığa d&ouml;n&uuml;şt&uuml;.Ankara'daki YEDAM'dan aldığı danışmanlık sayesinde 30 yıl s&uuml;ren alkol kullanımını bırakan N.C, yaşadıklarını AA muhabirine anlattı.Alkol kullanmaya arkadaş &ccedil;evresinden etkilenerek başladığını ifade eden N.C, "Alkol&uuml; ilk kullanmaya başladığımda 16-17 yaşlarındaydım. Arkadaşlarıma ayak uydurmaya &ccedil;alışıyordum. Alkol&uuml; ilk zamanlar s&uuml;rekli i&ccedil;miyordum, haftada bir, 10 g&uuml;nde bir arkadaş ortamına girdik&ccedil;e i&ccedil;iyordum ama zaman ge&ccedil;tik&ccedil;e her g&uuml;n i&ccedil;meye başladım." dedi.Alkol kullanımının zamanla bağımlılığa d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; belirten N.C, kullanmak istemese bile kendisini s&uuml;rekli alkole y&ouml;nelirken bulduğunu, 20'li yaşlarından sonra ise her g&uuml;n alkol kullanmaya başladığını ve bırakmakta zorlandığını s&ouml;yledi.İki oğlu olduğunu aktaran N.C, &ccedil;ocuklarının alkol kullanmasını istemediklerini, bu s&uuml;re&ccedil;te kendisini yalnız bırakmadıklarını ve tedaviye başlaması i&ccedil;in destek olduklarını dile getirdi."Karaciğer sirozu hastasıydım ve bunu bile bile alkolden vazge&ccedil;miyordum"Alkol&uuml; bırakabileceğini d&uuml;ş&uuml;nerek madde kullanmaya başladığını anlatan N.C, bu durumun zamanla bağımlılığa d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml;, yaklaşık 3-4 yıl hem alkol hem de madde kullandığını kaydetti.N.C, alkol kullandığı d&ouml;nemde hayatının tamamen değiştiğini ifade ederek, gece ge&ccedil; saatlere kadar alkol kullandığını, uyku ve g&uuml;nl&uuml;k yaşam d&uuml;zeninin bozulduğunu, bu nedenle &ccedil;ocuklarıyla yeterince ilgilenemediğini belirtti.Ailesinin desteğiyle YEDAM'dan danışmanlık almaya karar verdiğini dile getiren N.C, "&Ouml;zellikle Yeşilaya başlayana kadar zaten alkol bırakmak gibi bir durumum hi&ccedil;bir şekilde yoktu. Bırakamazdım, &ouml;yle bir şey mucizeydi benim i&ccedil;in. Buraya başladıktan sonra bir mucize ger&ccedil;ekleşti. 7 aydır ne istek duydum ne de alkol kullandım. Karaciğer sirozu hastasıydım ve bunu bile bile alkolden vazge&ccedil;miyordum, her g&uuml;n kullanıyordum. Alkol kullandıktan sonra hastalığım olduğu i&ccedil;in pişman oluyordum." diye konuştu.&Ccedil;ocuklarına yeteri kadar ilgi g&ouml;stermek i&ccedil;in alkol&uuml; bırakma kararı aldığını vurgulayan N.C, "Uyku saatim, yemek yeme saatim belirli değildi. Şu an &ccedil;ok d&uuml;zenli hayat yaşıyorum. Spor yapıyorum. Y&uuml;r&uuml;y&uuml;şe gidiyorum. B&uuml;t&uuml;n hayatım değişti, &ccedil;ocuklarımla ilgileniyorum. Onlarla &ccedil;ok rahat vakit ge&ccedil;irebiliyoruz. Danışmanlık almaya başlayana kadar ben de &uuml;mit etmiyordum bırakacağımı. 7 aydır hi&ccedil;bir şekilde alkol kullanımı i&ccedil;in istek duymuyorum." dedi."Bağımlılığı olan kişiler, 115 Danışma Hattı aracılığıyla YEDAM'a ulaşabilir"Ke&ccedil;i&ouml;ren Yeşilay Danışmanlık Merkezi Sosyal Hizmet Uzmanı G&ouml;n&uuml;l Yurtsever Yavuz ise bağımlılıkla ilgili sorun yaşayan kişiler, aileleri ya da uzmanların 115 Danışma Hattı'nı arayabileceğini bildirdi.Bu hattın &uuml;cretsiz ve gizlilik esasına dayalı hizmet verdiğini belirten Yavuz, bağımlılık alanında eğitimli uzmanların g&ouml;rev yaptığı hatta yapılan ilk başvuruda kişinin yaşam &ouml;yk&uuml;s&uuml;n&uuml;n dinlendiğini ve bağımlılık s&uuml;recinin hangi aşamada olduğunun değerlendirildiğini anlattı.Yavuz, bu değerlendirme doğrultusunda danışanların uygun YEDAM'a y&ouml;nlendirildiğini ifade ederek, T&uuml;rkiye genelinde 107 YEDAM bulunduğunu, Ankara'da ise 4 merkezle hizmet verildiğini kaydetti.YEDAM'da 12 yaş &uuml;zerindeki bireylere danışmanlık hizmeti verildiğini aktaran Yavuz, alkol ve madde kullanım sorunlarının son yıllarda daha erken yaşlarda g&ouml;r&uuml;lmeye başladığına dikkati &ccedil;ekti.Danışanların merkeze g&ouml;n&uuml;ll&uuml; olarak başvurabildiğinin altını &ccedil;izen Yavuz, bireysel g&ouml;r&uuml;şmelerde kişinin motivasyonunun artırılması, yaşadığı sorunların farkına varması ve değişim i&ccedil;in atacağı adımların belirlenmesi &uuml;zerine &ccedil;alıştıklarını dile getirdi.Yavuz, danışanlara klinik psikologlar tarafından bireysel psikoterapi, sosyal hizmet uzmanları tarafından sosyal destek g&ouml;r&uuml;şmeleri sunulduğunu, ayrıca sosyalleşmelerini desteklemek amacıyla at&ouml;lyeler ve yeni yaşam etkinlikleri d&uuml;zenlediklerini belirtti.Muhabir: Dilhan T&uuml;rker Yıldız ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Yeşilayın desteğiyle 30 yıllık bağımlılığından kurtuldu, çocuklarıyla yeni bir sayfa açtı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 11:31:28 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/05032026143128_f1625b4e7cd62290d6a4dd4ae9722434.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/05032026143128_f1625b4e7cd62290d6a4dd4ae9722434.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/05032026143128_f1625b4e7cd62290d6a4dd4ae9722434.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dedesini akciğer kanserinden kaybeden doktor 23 yıldır bağımlılıklarla mücadele ediyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-dedesini-akciger-kanserinden-kaybeden-doktor-23-yildir-bagimliliklarla-mucadele-ediyor-135749.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-dedesini-akciger-kanserinden-kaybeden-doktor-23-yildir-bagimliliklarla-mucadele-ediyor-135749.html</link>
                    <description><![CDATA[Kayseri'de doktor Fatma Özdemir, tıp fakültesinde öğrenciyken akciğer kanserinden kaybettiği dedesinden etkilenerek 23 yıldır bağımlılıkla mücadele kapsamında Yeşilay formatörü olarak gönüllü eğitim veriyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ KAYSERI (AA) - Tıp fak&uuml;ltesinde birinci sınıfta okuduğu 2003'te kalp krizi ge&ccedil;iren yaklaşık 50 yıllık sigara tiryakisi dedesi İrfan Atik'e KOAH teşhisi konulmasından etkilenen &Ouml;zdemir, &uuml;niversite yıllarında Kayseri'de Yeşilay ile tanışarak g&ouml;n&uuml;ll&uuml; &ccedil;alışmalarına katıldı, broş&uuml;r dağıttı ve etkinliklerde g&ouml;rev aldı.&Ouml;zdemir'in &uuml;niversite son sınıfta okuduğu 2008'de dedesi Atik'i 63 yaşında akciğer kanserinden kaybetmesi, mesleki branş tercihinde belirleyici oldu.Kariyerinde t&uuml;t&uuml;n bağımlılığı ve akciğer hastalıklarıyla m&uuml;cadeleye y&ouml;nelerek Kayseri Şehir Hastanesi G&ouml;ğ&uuml;s Hastalıkları ve T&uuml;berk&uuml;loz Kliniği'nde uzman olarak g&ouml;rev yapan &Ouml;zdemir, mesaisinden arta kalan zamanlarında Yeşilay g&ouml;n&uuml;ll&uuml;s&uuml; olarak okullarda, &uuml;niversitelerde ve belediyenin sosyal yaşam merkezlerinde bağımlılıkla m&uuml;cadele konusunda eğitimlerini s&uuml;rd&uuml;r&uuml;yor."Dedem &ouml;lecek diye geceleri ağladığımı hatırlıyorum"Uzm. Dr. Fatma &Ouml;zdemir, AA muhabirine, k&uuml;&ccedil;&uuml;kken dedesinin sigara paketlerini ka&ccedil;ırdığını, &ccedil;&ouml;plerini kırdığını ve i&ccedil;indeki t&uuml;t&uuml;nleri &ccedil;ıkarttığını s&ouml;yledi.Dedesinin akciğer kanseri olduğunu &ouml;ğrendiğinde &ccedil;ok &uuml;z&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ifade eden &Ouml;zdemir, ş&ouml;yle konuştu:"Dedem &ouml;lecek diye geceleri ağladığımı hatırlıyorum. Sonra, 'Sen artık tıp fak&uuml;ltesi &ouml;ğrencisisin, bununla ilgili profesyonel bir şey yapman lazım.' dedim ve Kayseri Yeşilayı aramaya başladım. O zaman maalesef bu kadar aktif değildi. Ger&ccedil;ekten adresi araya araya buldum. Gidip Yeşilaya g&ouml;n&uuml;ll&uuml; olmak istediğimi s&ouml;yledim. Ellerinde bulunan broş&uuml;rlerden aldım. Elimin uzandığı ve yetiştiğim her okula gidip kendimi tanıttım. O zaman &ouml;ğrenciydim. Hi&ccedil;bir &ccedil;ocuğun geceleri, 'Dedem ya da babam sigara y&uuml;z&uuml;nden &ouml;lecek.' diye benim gibi ağlamasını istemediğim i&ccedil;in araya araya Yeşilayı buldum. Yeşilay da sağ olsun bana 23 yıldır destek veriyor."Dedesi vefat ettiğinde tıp fak&uuml;ltesi son sınıfta okuduğunu anımsatan &Ouml;zdemir, "Maalesef &ouml;nl&uuml;k giyme t&ouml;renimi g&ouml;remedi. Nefes alamadığını g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde hasta yatağında, 'Vasiyet ediyorum, hi&ccedil;bir &ccedil;ocuğum ve torunum sigara i&ccedil;mesin.' dediğinde, 'Artık ben bu işi daha profesyonel yapmalıyım.' dedim, o y&uuml;zden g&ouml;ğ&uuml;s hastalıklarını se&ccedil;tim." ifadelerini kullandı."Yeşilayın 23 yıldır format&ouml;r&uuml;y&uuml;m"&Ouml;zdemir, n&ouml;bet sonrası dinlenmesinden fedakarlık yaparak &ouml;zellikle &ccedil;ocuklara ve gen&ccedil;lere eğitim verdiğini anlattı.G&ouml;ğ&uuml;s hastalıkları uzmanı olması dolayısıyla en &ccedil;ok t&uuml;t&uuml;n bağımlılığına odaklandığını vurgulayan &Ouml;zdemir, şunları kaydetti:"Ben aynı zamanda Yeşilayın yaklaşık 23 yıldır format&ouml;r&uuml;y&uuml;m. Hastanemin de verdiği destekle mesai saatlerimi aksatmayacak şekilde birtakım bağımlılık eğitimlerine gidiyorum. Son zamanlarda t&uuml;t&uuml;ne ilaveten elektronik sigara, alkol ve sanal kumar bağımlılığı ve &ccedil;ocuklarımızda teknoloji bağımlılığı konularında hem velilerimize hem &ccedil;ocuklarımıza eğitimler veriyoruz.Eğitimleri her yaş grubuna verebiliyoruz. İlkokuldan &uuml;niversiteye kadar, hatta belediyemizin uygun g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;, talep ettikleri takdirde, ben de uygunsam sosyal yaşam merkezlerine de t&uuml;t&uuml;n ve elektronik sigara bağımlılığı &uuml;zerine eğitimler vermekteyim. Yeşilay'da g&ouml;n&uuml;ll&uuml; olmam ve her &ccedil;ağrıldığımda eğitim vermeye g&ouml;n&uuml;ll&uuml; şekilde koşmamın tek nedeni, hi&ccedil;bir &ccedil;ocuğun benim gibi geceleri, 'Yakınımı kaybedeceğim bu sigara y&uuml;z&uuml;nden.' diye ağlamaması i&ccedil;in. Tek motivasyonum bu."&Ccedil;alışmalarına Kayseri Şehir Hastanesi Başhekimliğinin de destek verdiğini belirten &Ouml;zdemir, elinden geldiği m&uuml;ddet&ccedil;e bağımlılıkla m&uuml;cadele edeceğini s&ouml;zlerine ekledi.Muhabir: Muhammed Kısır ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Dedesini akciğer kanserinden kaybeden doktor 23 yıldır bağımlılıklarla mücadele ediyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 11:30:51 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/05032026143051_8e422d191e6442593f1486c0c387d601.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/05032026143051_8e422d191e6442593f1486c0c387d601.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/05032026143051_8e422d191e6442593f1486c0c387d601.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sağlıklı yaş almanın kapısı geriatri polikliniğinde açılıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-saglikli-yas-almanin-kapisi-geriatri-polikliniginde-aciliyor-135743.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-saglikli-yas-almanin-kapisi-geriatri-polikliniginde-aciliyor-135743.html</link>
                    <description><![CDATA[Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi bünyesinde hizmet vermeye başlayan Geriatri Polikliniği, 65 yaş ve üzeri bireylerin sağlıklı yaşlanmasını ve yaşam kalitesini artırmasına destek oluyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ KOCAELI (AA) - İ&ccedil; hastalıklarının yan dalı olan geriatri, 65 yaş ve &uuml;zerindeki bireylerin sağlığını, hastalıklarını, sosyal yaşamlarını ve fonksiyonel kapasitelerini kapsamlı değerlendirmeyle ele alıyor. Yaşlılık d&ouml;neminde hastalık belirtilerinin gen&ccedil; bireylerden farklı seyretmesi ve birden fazla kronik rahatsızlığın aynı anda g&ouml;r&uuml;lebilmesi, bu alanda &ouml;zel yaklaşımı gerekli kılıyor.Her hastaya yaklaşık 45 dakika ayrılarak kapsamlı değerlendirme yapılan Kocaeli &Uuml;niversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'ndeki poliklinikte, rutin tetkiklerin yanı sıra zihinsel ve ruhsal durum i&ccedil;in unutkanlık, Alzheimer, demans ve depresyon taramaları ger&ccedil;ekleştiriliyor. Hastaların g&uuml;nl&uuml;k yaşam aktiviteleri ve fiziksel dayanıklılık d&uuml;zeyleri de muayene s&uuml;recinde değerlendiriliyor.Fiziksel sağlık kapsamında d&uuml;şme riski, denge bozuklukları, kas kaybı ve kemik sağlığı incelenirken, beslenme durumu ve &ccedil;oklu ila&ccedil; kullanımı kontrol edilerek diyabet, hipertansiyon ile kalp ve b&ouml;brek hastalıkları gibi kronik rahatsızlıkların takibi yapılıyor.Ayrıca hastaların kullandığı ila&ccedil;ların birbiriyle etkileşimi g&ouml;zden ge&ccedil;irilerek gereksiz ila&ccedil; kullanımının &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ilmesi hedeflenen polikliniğe &ccedil;evre illerden de hastalar geliyor."Tedavileri b&uuml;t&uuml;nc&uuml;l yaklaşımla değerlendiriyoruz"Kocaeli &Uuml;niversitesi İ&ccedil; Hastalıkları Ana Bilim Dalı Geriatri B&ouml;l&uuml;m&uuml; &Ouml;ğretim G&ouml;revlisi Dr. Rıdvan Erten, AA muhabirine, geriatrinin, yaşlı bireylerin sağlıklı yaşlanması, dahili sorunları ve yaşlılığa bağlı gelişen geriatri sendromlarının bir b&uuml;t&uuml;n olarak ele alınıp &ccedil;&ouml;z&uuml;mler &uuml;retilmesini ama&ccedil;layan bilim dalı olduğunu anlattı.Geriatri polikliniğinin 4 aydır hizmet verdiğini aktaran Erten, "Kalp, diyabet, akciğer, tansiyon ve kolesterol gibi yaşlılığa bağlı hastalıkları birlikte değerlendiriyoruz. Yaşlıların ev i&ccedil;i ve ev dışındaki g&uuml;nl&uuml;k yaşam aktivitelerini, kırılganlık ve fiziksel dayanıklılık durumlarını inceliyor, hastanın ila&ccedil; kullanımını, ila&ccedil;ların birbiriyle ve hasta &uuml;zerindeki etkileşimlerini g&ouml;zden ge&ccedil;iriyoruz." dedi.Erten, hastanın duygu durumu ve kaygı d&uuml;zeyi ile diğer psikiyatrik sorunlarının etkilerini de değerlendirdiklerini belirterek, yaşlılıkta sık karşılaşılan unutkanlık, demans, alzheimer, idrar ve gaita ka&ccedil;ırma ile kas ve kemik erimesi gibi durumları kapsamlı şekilde ele aldıklarını kaydetti.Hastalara diğer birimlerde konulan tanıları da değerlendirmeye aldıklarını belirten Erten, "Uygulanan veya planlanan tedavilerin hastaya ne kadar uygun olduğunu kırılganlık d&uuml;zeyi, ila&ccedil; kullanımı, kas erimesi ve beslenme durumuna g&ouml;re bir&ccedil;ok fakt&ouml;r&uuml; bir arada ele alıyoruz. Hastanın gelecekte ge&ccedil;irebileceği cerrahi işlemleri, aldığı veya alacağı tedavileri b&uuml;t&uuml;nc&uuml;l yaklaşımla değerlendiriyoruz. Hastaların rutin taramalarını yapıyor, gerekli aşıları &ouml;neriyor ve yaşlılık s&uuml;recindeki yolculuklarına eşlik ediyoruz." diye konuştu.Erten, muayenelerin hastaların şikayetlerine g&ouml;re yaklaşık 30 ila 45 dakika arasında değiştiğini s&ouml;yleyerek, "Hastanın muayenesi, i&ccedil;eri girdiği andan itibaren başlıyor. Y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş&uuml;, hareketleri, oturması ve konuşmasını g&ouml;zlemliyoruz. Rutin i&ccedil; hastalıkları muayenesiyle başlayıp hastanın şikayetlerini dinliyor ve detaylı bir &ouml;yk&uuml; alıyoruz. Ardından ayrıntılı fizik muayene yaparak geriatri sendromlarını &ccedil;eşitli &ouml;l&ccedil;ekler ve muayene y&ouml;ntemleriyle değerlendiriyoruz. Son olarak hastayla konuşup tedavi ve planlamasını oluşturuyoruz." ifadelerini kullandı.Geriatri branşının yeni olması nedeniyle hastaların genellikle birbirlerinden duyarak başvurduğunu belirten Erten, son d&ouml;nemde hasta sayısının artmaya başladığını ve &ccedil;evre illerden de başvuruların geldiğini s&ouml;zlerine ekledi.Muhabir: Sefa Tetik ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Sağlıklı yaş almanın kapısı geriatri polikliniğinde açılıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 11:30:37 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/05032026143037_965e6b821bf0b29cf7bc77f5c77e8108.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/05032026143037_965e6b821bf0b29cf7bc77f5c77e8108.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/05032026143037_965e6b821bf0b29cf7bc77f5c77e8108.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>