<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>Ulus Gazetesi Adımız Andımızdır</title>
                      <link>https://www.ulusgazetesi.com/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.ulusgazetesi.com/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Tarafsız, objektif ve en etkili organik haberleriyle Türkiyenin en iyi haber sitesidir</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Thu, 18 Jun 2026 04:18:57 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>Ulus Gazetesi Adımız Andımızdır - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - Ulus Gazetesi Adımız Andımızdır</copyright><item><title><![CDATA[Bilim insanlarından güneş fırtınalarına karşı "hava yastıkları" ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-bilim-insanlarindan-gunes-firtinalarina-karsi-hava-yastiklari-143966.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-bilim-insanlarindan-gunes-firtinalarina-karsi-hava-yastiklari-143966.html</link>
                    <description><![CDATA[Yeni bir araştırmaya göre Dünya'nın manyetik alanının sınırında uydulardan fırlatılan kimyasallar, gezegeni yıkıcı güneş patlamalarından koruyacak bir "hava yastığı" görevi görebilir.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Güneş'ten fırlatılan yüksek enerjili parçacık akımları olan güneş patlamaları, radyo iletişimini bozup uydu elektronik sistemlerini tahrip edebiliyor.

Güneş fırtınalarının Dünya’nın manyetik alanında yarattığı dalgalanmalar, GPS sinyallerini bozabilir ve hatta elektrik şebekelerinde aşırı yüklenmeye yol açabilecek akım dalgalanmalarına neden olabilir.

Bilim insanları Güneş'ten gelen yıkıcı enerji akımlarını tahmin etmede giderek daha başarılı olsa da kendimizi bunlardan korumak için yapabileceğimiz pek bir şey yok.

Araştırmacılar, savunmamızı geçici olarak güçlendirmek ve zarar verme potansiyeli taşıyan uzay fırtınalarını saptırmak için gezegenin manyetik alanının kenarına kimyasallar ateşleyecek bir uzay aracı sistemi kurulmasını öneriyor.

Araştırmacılar, böyle bir sistemin büyük bir jeomanyetik fırtınanın şiddetini yarıya indirebileceğini ve bunun uydu ve elektrik şebekeleri gibi kritik altyapıyı kurtarmaya yeteceğini tahmin ediyor.

Michigan Üniversitesi'nden araştırmanın yazarı gökbilimci Daniel Welling, Science'a yaptığı açıklamada "Sanki manyetosfere bir hava yastığı takabiliyormuşuz gibi" diyor.

Hakemli dergi Space Weather'da yayımlanan çalışmanın bir diğer yazarı Brian Walsh ise şu ifadeleri kullanıyor:

Paradigmayı tersine çevirebilecek bir model geliştirdik. Bu, bir köyde nehrin taşacağını gören insanlara benziyor; belki nehrin ne zaman taşacağını öngörebilirler ancak fırtına duvarı inşa etmeleri muhtemelen daha da iyi olur. İşte burada önerdiğimiz şey bu.

Ekibin "Storm Wall" (Fırtına Duvarı) adını verdiği önerilen sistem, yer eşzamanlı yörüngeye fırlatılarak yörüngelerini Dünya'nınkiyle senkronize eden 6 uzay aracını kullanacak.

Her bir uydu, elektrik yükü oluşturup atmosfere plazma yaymak için baryum veya lityum gibi bir alkali element içeren bir kutu taşıyacak. Bilim insanları bu plazmanın, herhangi bir güneş fırtınasıyla manyetosfer arasındaki enerji akışını bozacağını ve bunun, uzay havasını gezegenimizin etrafına ve ötesine yönlendirmeye yeteceğini öngörüyor.

Öte yandan araştırmacılar, sistemin uygulanmasında maliyet engelleriyle karşılaşılabileceği uyarısında bulunuyor.

Önerilen sistemin, yaklaşık bir düzine petrol kamyonuna eşdeğer malzeme taşıyan 6 uzay aracının fırlatılmasını gerektireceğini tahmin ediyorlar.

Bilim insanları kullanılan malzeme miktarını gelecek çalışmalarda yarıya indirecek yöntemler bulmayı umuyor.

Araştırmacılar "Önerilen yaklaşımda mevcut teknoloji ve malzemelerin kullanılması, onu uzay havası risklerine karşı geleceğin pratik bir savunması haline getiriyor" diye yazıyor.

Dr. Walsh da "Eğer bunu inşa edersek ve eğer devreye sokulursa, gezegendeki herkese faydası olacak. Bu sadece bir ülkeye, bir uydu grubuna yardımcı olacak şekilde yapılamaz" diyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Bilim insanlarından güneş fırtınalarına karşı "hava yastıkları"  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 08:28:22 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/bilim-insanlarindan-gunes-firtinalarina-karsi-hava-yastiklari-113722-20260617.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/bilim-insanlarindan-gunes-firtinalarina-karsi-hava-yastiklari-113722-20260617.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/bilim-insanlarindan-gunes-firtinalarina-karsi-hava-yastiklari-113722-20260617.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yapay zekayı sadece 10 dakika kullanmak bile zihinsel performansı zayıflatır]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-yapay-zekayi-sadece-10-dakika-kullanmak-bile-zihinsel-performansi-zayiflatir-143317.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-yapay-zekayi-sadece-10-dakika-kullanmak-bile-zihinsel-performansi-zayiflatir-143317.html</link>
                    <description><![CDATA[Yapay zekânın insan beyni üzerindeki uzun vadeli etkilerinin henüz bilinmediği yönündeki uyarılar sürerken, yeni bir araştırma kısa vadeli kullanımın bile bilişsel performansı olumsuz etkileyebileceğini ortaya koydu. Araştırmaya göre yalnızca 10 dakikalık yapay zekâ kullanımı, bireylerin problem çözme performansında düşüşe yol açabiliyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
Dört üniversite&nbsp; tarafından yürütülen çalışmada, katılımcılardan kesirli işlemlere dayalı matematik sorularını çözmeleri istendi.


Katılımcıların bir kısmı soruları kendi başına çözerken, diğer gruba “GPT-5” tabanlı bir yapay zekâ asistanı kullanma imkânı tanındı. Ancak deneyin son üç sorusunda bu yapay zekâ desteği aniden kesildi.

Yapay zekâ desteği ilk etapta başarıyı artırdı

Deneyin büyük bölümünde yapay zekâ kullanan grubun doğru çözüm oranı kontrol grubundan daha yüksek çıktı. Ancak destek kesildiğinde bu grubun performansı sert şekilde geriledi.

Araştırmaya göre yapay zekâ desteği kaldırıldıktan sonra, destek alan grubun soru çözme başarısı kontrol grubuna kıyasla yaklaşık yüzde 20 düştü.

Ayrıca yapay zekâ kullanan katılımcıların, destek kesildikten sonra soruları boş bırakma oranının da belirgin biçimde arttığı görüldü. Bu grubun soruları atlama oranı kontrol grubunun yaklaşık iki katına ulaştı.

10 dakikalık kullanım bile etkili olabilir

Araştırmacılar, katılımcıların yapay zekâya yalnızca yaklaşık 10 dakika erişebildiğine dikkat çekerek, kısa süreli kullanımın bile bireylerin kendi problem çözme becerilerine duyduğu güveni azaltabileceğini ifade etti.

Benzer yöntemle gerçekleştirilen ikinci deneyde ise bu kez matematik yerine okuduğunu anlama becerileri test edildi. Sonuçların büyük ölçüde benzer olduğu, ancak yapay zekâ kullanımının deneyin ilk bölümünde belirgin bir avantaj sağlamadığı kaydedildi.

Kullanım biçimi belirleyici oldu

Araştırmada dikkat çeken bir diğer unsur ise kullanıcıların yapay zekâyı hangi amaçla kullandığının sonuçları doğrudan etkilemesi oldu.

Doğrudan cevap isteyen katılımcıların performans kaybı ve soru atlama oranı daha yüksek çıktı. Katılımcıların yüzde 61’i yapay zekâdan doğrudan çözüm talep ettiğini belirtti.

Buna karşılık yalnızca ipucu veya açıklama isteyen katılımcılarda benzer bir performans düşüşü gözlenmedi. Bu grubun sonuçları kontrol grubuyla benzer seviyede kaldı.

Araştırmacılar, bu bulgunun tüm yapay zekâ kullanım biçimlerinin bilişsel açıdan zararlı olmadığını gösterdiğini vurguladı. Çalışmaya göre asıl risk, bireyin düşünme sürecini tamamen yapay zekâya devretmesi.

Önceki çalışmalarla benzer sonuçlar

Araştırma, yapay zekâ kullanımının bilişsel gerilemeyle ilişkili olabileceğini öne süren önceki çalışmalarla da paralellik gösteriyor.

Daha önce Massachusetts Institute of Technology tarafından yürütülen ve makale yazımı sırasında beyin aktivitesini inceleyen bir araştırmada, bağımsız çalışan yazarların beyin bağlantılarının, büyük dil modellerini kullanan yazarlara göre daha güçlü olduğu tespit edilmişti.

Ayrıca bilişsel emek ve tıp gibi alanlarda yapılan başka çalışmalarda da görevlerini yapay zekâ desteğiyle yerine getiren kişilerin, destek olmadan aynı görevleri gerçekleştirmekte daha fazla zorlandığı belirtilmişti.

Araştırmanın sonuç bölümünde bilim insanları şu değerlendirmeye yer verdi:

“Bulgularımız, günlük yapay zekâ kullanımının insanın azmi ve mantıksal düşünme becerileri üzerindeki birikimli etkilerine dair acil sorular doğuruyor.”

Araştırmacılar ayrıca şu uyarıda bulundu:

“Bu etkiler sürekli yapay zekâ kullanımıyla zaman içinde birikirse, kısa vadeli yardım sağlamak üzere tasarlanan mevcut yapay zekâ sistemleri, desteklemeyi amaçladıkları insan becerilerini zayıflatma riski taşıyabilir.”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Yapay zekayı sadece 10 dakika kullanmak bile zihinsel performansı zayıflatır - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 09:01:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yapay-zekayi-sadece-10-dakika-kullanmak-bile-zihinsel-performansi-zayiflatir-120753-20260609.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yapay-zekayi-sadece-10-dakika-kullanmak-bile-zihinsel-performansi-zayiflatir-120753-20260609.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yapay-zekayi-sadece-10-dakika-kullanmak-bile-zihinsel-performansi-zayiflatir-120753-20260609.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Anthropic'ten yapay zeka uyarısı: "Çok yakında kontrolü kaybedebiliriz"]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-anthropicten-yapay-zeka-uyarisi-cok-yakinda-kontrolu-kaybedebiliriz-143136.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-anthropicten-yapay-zeka-uyarisi-cok-yakinda-kontrolu-kaybedebiliriz-143136.html</link>
                    <description><![CDATA[Önde gelen yapay zeka şirketi Anthropic, Claude modeliyle ilgili endişe verici bir eğilimin sürmesi halinde, insanların çok yakın bir gelecekte yapay zeka sistemleri üzerindeki kontrolünü kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Şirket, Claude'un artık kendi kodunun yüzde 80'inden fazlasını yazdığını açıkladı; bu oran geçen yıl şubatta yüzde 10'un altındaydı.

Anthropic, Claude'un yazdığı kodun halihazırda insanların yazdığıyla neredeyse eşit seviyede olduğunu ve önümüzdeki yıl içinde çok daha iyi hale gelmesinin beklendiğini iddia ediyor.

Anthropic'ten Marina Favaro ve Jack Clark perşembe günü yayımlanan blog yazısında, "Bu eğilim, kendi halefini tamamen özerk bir şekilde tasarlayıp geliştirebilen bir yapay zeka sistemine işaret ediyor" diye yazıyor.

Kendini inşa edebilen yapay zeka, teknoloji tarihinde büyük bir gelişme anlamına gelir ve bilim, sağlık ve diğer alanlarda dünyaya muazzam fayda sağlayabilir.

Ancak tamamen özyinelemeyle kendini geliştirme, insanların yapay zeka sistemleri üzerindeki kontrolünü kaybetme riskini de artırabilir.

Anthropic, yapay zeka alanındaki ilerlemelerin yakın zamana kadar tamamen insan mühendis ve geliştiricilere dayandığını belirtiyor. Ancak şirket, ilerlemeyi hızlandırmak amacıyla yapay zekasının geliştirilmesini giderek daha fazla yapay zeka sistemlerine devrediyor.

Bu gelişmeler Claude'u, insan müdahalesi olmadan kendini geliştirebileceği "özyinelemeli kendini geliştirme" yoluna sokuyor.

Anthropic, potansiyel sonuçlarla başa çıkmak için daha fazla zaman kazanmak amacıyla teknolojinin gelişimini etkin bir şekilde yavaşlatmanın "muhtemelen iyi bir şey" olacağını da ekliyor.

Yoğun jeopolitik baskılar ve rekabet ortamında yapay zekayı geliştirme sürecinin yavaşlatılması veya durdurulması, muhtemelen sektör genelinde konsensüsün yanı sıra siyasi işbirliğini de gerektiriyor.

Anthropic'in gönderisinde, "Anlamlı bir yavaşlama veya duraklama için birçok ülkede iyi kaynaklara sahip, en ileri teknolojinin eşiğinde veya yakınında yer alan birden fazla laboratuvarın aynı koşullar altında durmayı kabul etmesi gerekiyor" ifadeleri kullanılıyor.

Anthropic, kendi kendini geliştiren yapay zeka sistemlerine hazırlanmak için gelecek aylarda politika yapıcılar, araştırmacılar ve diğer yapay zeka şirketleriyle birlikte çalışmayı planladığını belirtiyor.

Yapay zeka geliştirilmesine ara verilmesi yönünde böyle bir çağrı ilk kez yapılmıyor; ChatGPT'nin piyasaya sürülmesinin ardından 2023'te binlerce teknoloji uzmanı, yapay zeka eğitimine 6 aylık bir moratoryum uygulanmasını talep etmişti.

Kâr amacı gütmeyen kuruluş Future of Life Institutes organizasyonuyla kaleme alınan açık mektupta, toplum genelinde yapay zeka üzerindeki kontrolün kaybedilmesi tehlikesine değinilmiş ancak ara verilmesi sağlanamamıştı.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Anthropic'ten yapay zeka uyarısı: "Çok yakında kontrolü kaybedebiliriz" - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 09:04:19 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/anthropicten-yapay-zeka-uyarisi-cok-yakinda-kontrolu-kaybedebiliriz-121217-20260606.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/anthropicten-yapay-zeka-uyarisi-cok-yakinda-kontrolu-kaybedebiliriz-121217-20260606.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/anthropicten-yapay-zeka-uyarisi-cok-yakinda-kontrolu-kaybedebiliriz-121217-20260606.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzaya yapılan roket fırlatmalarının çevresel bedeli]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-uzaya-yapilan-roket-firlatmalarinin-cevresel-bedeli-142586.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-uzaya-yapilan-roket-firlatmalarinin-cevresel-bedeli-142586.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzaya yapılan roket fırlatmalarının çevresel bedeli]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Artan uzay fırlatmaları ve büyüyen roketler, başarısızlık durumunda ciddi çevresel riskleri de beraberinde getiriyor. SpaceX ve Blue Origin örnekleri üzerinden yapılan analizler, patlamaların yalnızca teknik değil ekolojik etkiler de yarattığını ortaya koyuyor.

Uzay&nbsp;endüstrisindeki hızlı büyüme, her yıl artan fırlatma sayıları ve&nbsp;daha büyük roketlerle&nbsp;birlikte yeni çevresel tartışmaları da gündeme taşıyor. Özellikle&nbsp;fırlatma sırasında yaşanan kazalar,&nbsp;yalnızca mühendislik değil, ekosistem açısından da ciddi sonuçlar doğurabiliyor.

ABD'nin&nbsp;Florida&nbsp;eyaletindeki Kennedy Uzay Merkezi'nde dün gerçekleştirilen rutin motor testi sırasında&nbsp;Blue Origin'e ait New Glenn roketi&nbsp;patladı. Olayda herhangi bir can kaybı yaşanmadığı belirtildi. Patlama sonrası ortaya çıkan enkazın deniz ekosistemine olası etkileri tartışma konusu oldu.

Diğer yandan, SpaceX’in Starship roketinin 20 Nisan 2023’teki ilk test uçuşu, teknik açıdan önemli bir başarı olarak değerlendirilse de, kalkıştan kısa süre sonra yaşanan patlama büyük bir çevresel etki yarattı. Roketin parçalanmasıyla birlikte fırlatma rampası ciddi şekilde hasar gördü, çevreye enkaz yayıldı ve bazı parçaların kilometrelerce uzağa kadar ulaştığı tespit edildi.

Şirketin “hızlı plansız parçalanma” olarak tanımladığı olayın ardından yapılan incelemelerde, patlamanın yalnızca roketi değil&nbsp;fırlatma altyapısını da tahrip ettiği&nbsp;ortaya çıktı.&nbsp;ABD Balık ve Yaban Hayatı Servisi, bölgedeki koruma alanlarında enkaz ve çevresel etkiler tespit etti.

SpaceX’in Teksas’taki&nbsp;Boca Chica&nbsp;üssü, aynı zamanda koruma altındaki doğal yaşam alanlarıyla çevrili bir bölgede yer alıyor. Uzmanlar, fırlatma sırasında ortaya çıkan enkazın toprak, metal ve beton parçalarını geniş bir alana yayarak ekosistemi etkileyebileceğini belirtiyor.

Çevre örgütleri, özellikle fırlatma tesislerinin koruma alanlarına yakın bölgelerde kurulmasının risk oluşturduğunu savunuyor. ABD’de bazı kuruluşlar, SpaceX’in Boca Chica’daki fırlatma faaliyetleri nedeniyle düzenleyici kurumlara dava açmış durumda.

NASA ise Cape Canaveral’daki uzun yıllara dayanan fırlatma deneyimlerinin ardından yaptığı değerlendirmelerde,&nbsp;alüminyum partikülleri&nbsp;ve geçici&nbsp;su-asit dengesizliği&nbsp;gibi etkiler tespit edildiğini ancak uzun vadeli ekolojik zararın sınırlı kaldığını bildirdi.

Avrupa Uzay Ajansı’nın Fransız Guyanası’ndaki Kourou üssünde de benzer şekilde kısa süreli çevresel etkiler gözlemlenirken, uzmanlar kontrollü alanlarda doğa ile uzay faaliyetlerinin birlikte sürdürülebileceğini ifade ediyor.

Uzmanlara göre asıl tartışma, uzay endüstrisinin büyümesiyle birlikte&nbsp;“başarısızlık senaryolarının çevresel maliyetinin”&nbsp;nasıl yönetileceği noktasında yoğunlaşıyor.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Uzaya yapılan roket fırlatmalarının çevresel bedeli - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 31 May 2026 07:14:03 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/uzaya-yapilan-roket-firlatmalarinin-cevresel-bedeli-101541-20260531.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/uzaya-yapilan-roket-firlatmalarinin-cevresel-bedeli-101541-20260531.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/uzaya-yapilan-roket-firlatmalarinin-cevresel-bedeli-101541-20260531.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Google’dan güvenlik açığı için uyarı ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-googledan-guvenlik-acigi-icin-uyari-142474.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-googledan-guvenlik-acigi-icin-uyari-142474.html</link>
                    <description><![CDATA[Google’dan güvenlik açığı için uyarı ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bilgisayar korsanları hiçbir otomatik tarayıcının fark edemeyeceği bir güvenlik açığını bulup sömürmek için yapay zekâ kullandı.

Google'ın Tehdit İstihbarat Grubu, ilk kez,&nbsp;yapay zekâyı&nbsp;kullanarak bir sıfır gün açığını – yazılım geliştiricisinin varlığından henüz haberdar olmadığı ve yaması bulunmayan bir güvenlik zafiyetini – keşfedip sömüren bilgisayar korsanlarını yakaladığını açıkladı.

Google, kitlesel bir saldırıyı yalnızca kendi etkin takibinin önlediğini söylüyor.

Yapay zekâ, e-posta yazmayı, elektronik tablolar oluşturmayı ve tatil planlamayı her zamankinden kolay hale getirdi; bunu da çeşitli yapay zekâ modellerinin gördüğü büyük ilgi kanıtlıyor.

Hedef, web tabanlı popüler bir sistem yönetim aracıydı ve bu açık, saldırganların çoğu insanın hesaplarını koruduğuna inandığı ikinci güvenlik katmanı olan iki aşamalı kimlik doğrulamayı atlatmasına imkân tanıyordu.

Google, saldırı henüz geniş çapta devreye sokulmadan önce tespit ettiklerini ve yazılım üreticisini sessizce uyardıklarını belirtti.

Raporda, "Bu suç odaklı tehdit aktörü, açığı kitlesel bir istismar kampanyasında kullanmayı planlıyordu, ancak bizim proaktif karşı keşfimizi bunun kullanılmasını engellemiş olabilir" denildi.

"Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) ve Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC) bağlantılı tehdit aktörleri de zafiyet keşfi için yapay zekâdan yararlanmaya ciddi ilgi gösteriyor."

Yapay zekâ tam da bu tür çelişkileri bulmakta çok iyi. Raporda, "En gelişmiş büyük dil modelleri, bu tür üst düzey kusurları ve koda gömülü statik anormallikleri tespit etmede son derece başarılı" ifadesi yer alıyor.

Raporda, en gelişmiş büyük dil modellerinin karmaşık kurumsal yetkilendirme mantığında hâlâ zorlandığı, ancak "bağlamsal muhakeme yapma ve koda sabitlenmiş istisnalardaki çelişkileri yakalama konusunda giderek artan bir yeteneğe sahip olduğu" vurgulanıyor.

Bu yetenek, geleneksel tarayıcılara işlevsel olarak doğru görünen, ancak güvenlik açısından hatalı olan gizli mantık hatalarının gün yüzüne çıkarılmasını sağlayabiliyor.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Google’dan güvenlik açığı için uyarı  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 27 May 2026 09:04:31 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/googledan-guvenlik-acigi-icin-uyari-120630-20260527.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/googledan-guvenlik-acigi-icin-uyari-120630-20260527.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/googledan-guvenlik-acigi-icin-uyari-120630-20260527.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[“Yapay yumurta” ile 26 civciv dünyaya geldi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-yapay-yumurta-ile-26-civciv-dunyaya-geldi-142343.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-yapay-yumurta-ile-26-civciv-dunyaya-geldi-142343.html</link>
                    <description><![CDATA[Bilim insanları, tamamen yapay bir yumurta sistemi içinde canlı civciv çıkarmayı başardı. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Soyu tükenen canlıları geri getirme hedefiyle dikkat çeken biyoteknoloji şirketi Colossal Biosciences, bu kez kuş embriyolarının gelişim sürecini değiştirebilecek yeni bir teknoloji duyurdu. Şirket, tavuk embriyolarının geleneksel yumurta kabuğu olmadan gelişmesini sağlayan yapay bir sistem geliştirdiğini açıkladı. Şirket, geliştirdiği yapay yumurta sistemi sayesinde 26 civcivinin başarıyla dünyaya geldiğini açıkladı.&nbsp;

Colossal araştırmacıları, döllenmiş tavuk yumurtalarının içeriğini özel olarak geliştirilen yapay yapıya aktardı. Bilim insanları ayrıca normalde yumurta kabuğundan alınan kalsiyumu dışarıdan ekledi. Böylece embriyonun kemik gelişimi desteklenmiş oldu.

Şirketin geliştirdiği yapı, temel olarak yumurta kabuğunu taklit eden özel bir membran içeriyor. Bu membran sayesinde gerçek yumurtalarda olduğu gibi gerekli miktarda oksijen embriyoya ulaşabiliyor. Ancak bağımsız bilim insanları, sistemin teknik olarak tam anlamıyla “yapay yumurta” olarak tanımlanamayacağını söylüyor. Bilim insanlarına göre bu, daha çok “yapay yumurta kabuğu” olarak değerlendirilmeli.

Tavuk embriyoları uzun yıllardır biyoloji laboratuvarlarında kullanılıyor ancak mevcut yöntemlerde bilim insanları genellikle yalnızca müdahale anını ve son sonucu gözlemleyebiliyordu. Embriyo gelişiminin ara aşamalarını kesintisiz izlemek ise oldukça zordu.

Şirketin geliştirdiği üç boyutlu yapay yapı, embriyonun normal şekilde gelişebilmesi için gerekli zar gerilimini korurken dolaşım sisteminin de sağlıklı oluşmasını sağlıyor. Özel oksijen geçirgen membran sayesinde embriyolar normal atmosfer koşullarında gelişebiliyor ve yalnızca ek kalsiyum desteği gerekiyor.

Sistem ayrıca mikroskobik gözlemler için optimize edildi. Alt bölümden ışık verilebilmesi sayesinde embriyo gelişimi gerçek zamanlı ve kesintisiz biçimde görüntülenebiliyor. Böylece hücre hareketleri, doku değişimleri ve organ oluşumu uzun süre boyunca ayrıntılı şekilde takip edilebilecek.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[“Yapay yumurta” ile 26 civciv dünyaya geldi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 25 May 2026 06:19:15 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yapay-yumurta-ile-26-civciv-dunyaya-geldi-094514-20260525.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yapay-yumurta-ile-26-civciv-dunyaya-geldi-094514-20260525.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yapay-yumurta-ile-26-civciv-dunyaya-geldi-094514-20260525.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Japonya'daki ayı saldırıları nedeniyle üretilen robot kurtlar yok satıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-japonyadaki-ayi-saldirilari-nedeniyle-uretilen-robot-kurtlar-yok-satiyor-141614.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-japonyadaki-ayi-saldirilari-nedeniyle-uretilen-robot-kurtlar-yok-satiyor-141614.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzak doğunun teknoloji devi Japonya şehirlere inen ayı saldırılarına karşı animatronik kurtlar üretti. Robot kurtlar göreve başladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yaban hayvanlarını korkutup kaçırmak üzere tasarlanmış animatronik kurtlar üreten Japon&nbsp;bir şirket, Doğu Asya ülkesinin artan ayı saldırılarıyla boğuşması nedeniyle siparişlere yetişemiyor.

Hokkaido merkezli Ohta Seiki şirketi, "Monster Wolf" adlı cihazı için bu yıl şimdiden yaklaşık 50 sipariş alırken bu rakam, normalde bir yıl boyunca gelen sipariş sayısından fazla.

Robotik kurda yönelik talebin artışı, 2025-2026'da rekor seviyede 13 ölümcül ayı&nbsp;saldırısıyla önceki rekorun iki katından fazla olay yaşanmasının ardından geldi. Bu dönemde ülke genelinde 50 binden fazla ayı görülürken bu rakam, iki yıl önce kırılan önceki rekorun iki katından fazla. Hayvanlar neredeyse her gün evlere girerken, okulların yakınında dolaşırken ve mağazalarla kaplıca tesislerini talan ederken görülüyordu.

Yakalanan ve itlaf edilen ayı sayısı bir önceki yıla göre neredeyse üç katına çıkarak 14 bin 601'e ulaşırken, bu da tüm zamanların en yüksek rakamı oldu. Bazı kuzey bölgelerinde ayıların kış uykusundan uyanmasıyla birlikte, geçen yılın tamamında görülen sayının neredeyse 4 katı kadar ayının sadece nisanda görüldüğü bildirildi.

Hareket sensörlü bir korkuluk olan Monster Wolf'unyapay kürkle kaplı bir boru iskeleti, yanıp sönen kırmızı LED gözleri, ağzı tehditkar bir şekilde açılmış bir yüzü ve mavi LED'lerle donatılmış bir kuyruğu var. İnsan sesleri ve elektronik sesler de dahil yaklaşık 50 çeşit kaydedilmiş sesi 1 kilometreye kadar duyulabilir şekilde yayımlayabiliyor ve av peşindeki bir yırtıcı izlenimi yaratmak için başını sağa sola çeviriyor.

Batarya, güneş panelleri ve sensörlerin de dahil olduğu temel modelin fiyatı yaklaşık 3 bin sterlin (yaklaşık 185 bin TL).

Halihazırda siparişlerin çoğu çiftçilerden, golf sahası işletmecilerinden ve inşaat işçileri gibi kırsal alanlarda açık havada çalışan kişilerden geliyor.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Japonya'daki ayı saldırıları nedeniyle üretilen robot kurtlar yok satıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 15 May 2026 07:48:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/japonyadaki-ayi-saldirilari-nedeniyle-robot-kurtlar-yok-satiyor-110208-20260515.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/japonyadaki-ayi-saldirilari-nedeniyle-robot-kurtlar-yok-satiyor-110208-20260515.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/japonyadaki-ayi-saldirilari-nedeniyle-robot-kurtlar-yok-satiyor-110208-20260515.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kozmosun sınırları yeniden çiziliyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-kozmosun-sinirlari-yeniden-ciziliyor-141417.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-kozmosun-sinirlari-yeniden-ciziliyor-141417.html</link>
                    <description><![CDATA[Kozmosun sınırları yeniden çiziliyor]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Gelişmiş DESI gözlemleri, milyarlarca gök cismini içeren dev bir evren haritası oluşturarak kozmosun yapısına dair bugüne kadarki en kapsamlı verilerden birini sundu. Bu çalışmalar, evrenin genişlemesini hızlandırdığı düşünülen karanlık enerjinin sabit olmayabileceğine dair yeni ipuçları ortaya koydu.

ABD’deki Kitt Peak Ulusal Gözlemevi’nde bulunan Mayall teleskobuna kurulan Karanlık Enerji Spektroskopik Aygıtı (DESI), evrenin şimdiye kadarki en geniş ölçekli haritalarından birini oluşturdu. Çalışma, kozmosun yapısı ve özellikle “karanlık enerji” üzerine yeni sorular ortaya koyuyor.
Milyonlarca gök cismi tek haritada

Beş bin fiber optik sensöre sahip DESI sistemi, bugüne kadar:

- 47 milyondan fazla galaksi ve kuasar

- 20 milyondan fazla yıldız kaydetti.

Bu sayı, önceki tüm kozmik gözlemlerin toplamının yaklaşık altı katına ulaşıyor. Harita, yaklaşık 11 milyar ışık yılına kadar uzanan bir alanı kapsıyor. Bu da evrenin erken dönemlerine, oluşumunun çok eski evrelerine kadar bakılabildiği anlamına geliyor.

"Bu kozmolojik sabit", Albert Einstein'ın genel görelilik teorisinin denklemlerine eklediği bir faktör ve Scientific American dergisinde Claire Cameron'ın açıkladığı gibi, Evren'in genişlemesinin neden dengeli bir şekilde sürdüğünü açıklıyor.

DESI ekibi, gökyüzünün daha geniş bir bölümünü kapsayacak şekilde haritayı genişletmeyi planlıyor.

Yeni aşamada:

- Samanyolu çevresindeki bölgeler
- Küçük galaksiler
- Karanlık maddeye dair dolaylı yapılar daha detaylı incelenecek.

DESI Direktörü Michael Levi, "Şimdi başlangıç planımızın ötesine geçiyoruz. Ne bulacağımızı bilmiyoruz ama bunun oldukça heyecan verici olacağını düşünüyoruz" diyor.

BBC’den derleme
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Kozmosun sınırları yeniden çiziliyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 13 May 2026 08:28:11 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kozmosun-sinirlari-yeniden-ciziliyor-112936-20260513.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kozmosun-sinirlari-yeniden-ciziliyor-112936-20260513.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kozmosun-sinirlari-yeniden-ciziliyor-112936-20260513.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İsviçre'de Yapay Deprem Oluşturulacak!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-isvicrede-yapay-deprem-olusturulacak-140826.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-isvicrede-yapay-deprem-olusturulacak-140826.html</link>
                    <description><![CDATA[Yapay deprem deneyiyle yapılacak ölçümlerin; dünya genelindeki büyük depremlerdeki kırılma süreçlerinin yani kırılmanın ne zaman hızlandığı, ne zaman durduğu veya ne kadar enerji ortaya çıktığı gibi noktaların daha iyi anlaşılmasına yardımcı olması hedefleniyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İsviçre'nin güneyinde yer alan ve İtalyanca konuşulan Tessin kantonunda kurulan özel bir yer altı laboratuvarında uzmanlar, deneme amaçlı bir yapay deprem&nbsp;oluşturacak.

Dünyada eşi benzeri olmayan, bu deney için kurulan kaya laboratuvarında uzmanlar; deprem öncesinde, sırasında ve sonrasında kayaların basınç ve sarsıntı karşısındaki tepkisini ve değişimini gözlemleyecek. Bunun için kurulan yüzlerce sensör, su basıncı kullanarak yapay bir depremi tetikleyecek.

Projenin bilimsel koordinatörü ve ETH Zürih - İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü öğretim üyesi sismolog Men-Andrin Meier, söz konusu deneyle kayaların&nbsp;davranışı,&nbsp;tepki ve değişimi sayesinde gelecekte deprem tahminlerini mümkün kılabilecek&nbsp;modeller bulmayı umduklarını belirtiyor.

"FEAR" kısaltmasını taşıyan proje, İngilizcede "korku" anlamına gelse de projenin koordinatörü Meier'e göre endişelenecek bir durum söz konusu değil. Zira FEAR, aslında "Fault Activation and Earthquake Rupture" (Fay Aktivasyonu ve Deprem Kırılması) ifadesinin kısaltması.

Uzman Meier, Alman Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, "1 büyüklüğünde bir sarsıntıdan bahsediyoruz. Depreminin yüzeyde hissedilebilmesi için bundan 200 kat daha güçlü olması gerekir" diyerek gerçekleştirilecek çalışmayı "minik bir deprem" olarak tanımlıyor.

Normalde depremlerin ne kadar yıkıcı olacağı&nbsp;birçok faktöre bağlı olsa da büyük hasarlar genellikle 5 büyüklüğünden itibaren görülüyor. İsviçre'de kurulan kaya laboratuvarındaki benzeri 1 büyüklüğündeki sarsıntılar ise "mikro deprem" olarak kabul ediliyor ve her yıl insanlar tarafından fark edilmeden aslında milyonlarca kez meydana geliyorlar.

Deney sırasında kazara daha büyük bir depremin tetiklenmesi ihtimalinin çok düşük olduğunu da vurgulayan Meier, "Sadece bir kilometre derinlikteyiz ve bu derinlikteki kaya gerilimleri genellikle daha büyük depremler için yeterli değil" bilgisini aktararak endişeye gerek olmadığını ifade ediyor.

Deneyi hazırlayan araştırmacılar, yaklaşık 100 metrelik bir kırılma hattında kayanın sadece bir veya iki milimetre hareket edeceği bir sarsıntı öngörüyor. Kaya kütlesi 24 saat gözetim altında tutulurken, beklenmedik bir aktivite görülmesi halinde de deneyin her an durdurulması mümkün.

Deprem deneyi için kurulan Bedretto Kaya Laboratuvarı, İsviçre Alplerinin kalbinde yer alan Gotthard bölgesindeki zemin tüneli inşaatı sırasında geçici olarak açılan ve daha sonra devre dışı bırakılan bir tünelde yer alıyor.

Yapay deprem deneyini yöneten Meier, sensörler için 40'tan fazla sondaj deliği açılarak bu laboratuvarın yıllar süren bir çalışma sonucu kurulduğunu belirtiyor ve "Başka araştırma projeleri de var ancak bir fay hattının bu kadar yoğun cihaz ve sensörle donatılmış olması küresel ölçekte benzersiz bir durum" diyerek laboratuvarın dünyadaki tek örneği olduğunun altını çiziyor.

Yapay deprem nasıl oluşturulacak?

Deneyde, hortumlar aracılığıyla kaya katmanları arasına basınçla su basılacak. Sarsıntının hangi basınç derecesi ile tetikleneceği veya kayaların ne kadar hızlı hareketleneceği tam olarak bilinmiyor. Meier ve ekibi, depremin meydana geleceği süre için on günlük bir zaman dilimi öngördüklerini ancak bu kadar beklemeden de sonuç alınabileceğini belirtiyor.

Alpler sürekli küçük sarsıntıların yaşandığı aktif bir sıradağ olsa da depremlerin nerede ve ne zaman meydana geleceğini önceden bilmek mümkün değil. Bu nedenle doğal depremleri doğrudan ölçmek pratikte yapılamıyor. Bu projeyle ise sarsıntı, sensörlerin tüm ölçümleri kaydedebileceği noktada kontrollü olarak oluşturulacak.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[İsviçre'de Yapay Deprem Oluşturulacak! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 05 May 2026 07:46:40 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/isvicrede-yapay-deprem-olusturulacak-105502-20260505.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/isvicrede-yapay-deprem-olusturulacak-105502-20260505.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/isvicrede-yapay-deprem-olusturulacak-105502-20260505.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Beyinle iletişim kurabilen yapay sinir hücreleri üretildi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-beyinle-iletisim-kurabilen-yapay-sinir-hucreleri-uretildi-140626.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-beyinle-iletisim-kurabilen-yapay-sinir-hucreleri-uretildi-140626.html</link>
                    <description><![CDATA[Beyinle iletişim kurabilen yapay sinir hücreleri üretildi]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ABD’deki Northwestern University’den mühendisler, biyolojik nöronlarla uyumlu&nbsp;elektrik sinyalleri üretebilen esnek ve düşük maliyetli yapay sinir hücreleri&nbsp;geliştirdi.

Çalışmada, bu&nbsp;yapay hücrelerin&nbsp;laboratuvar ortamında fare beyin dokusu üzerinde yapılan testlerde gerçek nöronları başarıyla uyardığı ortaya kondu.

Geleneksel bilgisayar sistemleri, sabit ve sert silikon tabanlı yapılar üzerine kurulu milyarlarca transistörden oluşurken, beyin çok daha esnek, üç boyutlu ve sürekli değişen bağlantılardan oluşan bir ağ şeklinde çalışıyor. Bu fark, bilim insanlarını daha düşük enerjiyle daha karmaşık işlemler yapabilen biyolojik sistemleri taklit etmeye yöneltiyor.

Geliştirilen yapay nöronların üretiminde,&nbsp;yarı iletken özellik taşıyan molibden disülfür ve iletken grafen içeren özel elektronik yazıcı maddesi&nbsp;kullanıldı. Bu malzemeler, “aerosol jet” olarak bilinen püskürtme tekniğiyle esnek polimer yüzeylere basılarak üretildi.

Ortaya çıkan yapı, gerçek nöronların sinyal üretim biçimini taklit edebilen karmaşık elektriksel tepkiler oluşturabiliyor.

Daha önce geliştirilen yapay nöronların en büyük sorunu, biyolojik sistemlerle uyumlu hız ve sinyal yapısını sağlayamamasıydı. Northwestern Üniversitesi ekibi ise polimer malzemenin kısmi parçalanma özelliğini kullanarak, nöronların “patlama” ve “sürekli ateşleme” gibi doğal davranışlarını taklit etmeyi başardı.

Deneylerde, bu yapay sinyallerin canlı beyin devrelerini doğal sinyaller gibi tetikleyebildiği gözlemlendi.

Uzmanlara göre bu gelişme, yalnızca tıp alanında değil, aynı zamanda yapay zekâ donanımlarında da önemli sonuçlar doğurabilir. Özellikle enerji ve su tüketimi yüksek olan mevcut sistemlere alternatif olarak, daha verimli ve biyolojik sistemlere yakın çalışan yeni nesil işlemcilerin geliştirilmesine zemin hazırlayabilir.

Ayrıca bu teknoloji sayesinde, sinir sistemiyle daha uyumlu çalışan implantların geliştirilmesi ve felç ya da duyusal kayıpların tedavisinde daha etkili çözümler sunulması hedefleniyor.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Beyinle iletişim kurabilen yapay sinir hücreleri üretildi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 01 May 2026 08:57:51 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/beyinle-iletisim-kurabilen-yapay-sinir-hucreleri-uretildi-115854-20260501.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/beyinle-iletisim-kurabilen-yapay-sinir-hucreleri-uretildi-115854-20260501.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/beyinle-iletisim-kurabilen-yapay-sinir-hucreleri-uretildi-115854-20260501.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[9 Saniyede Şirketin Tüm Veri Tabanını Silen Yapay Zeka: 'Üzgünüm']]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-9-saniyede-sirketin-tum-veri-tabanini-silen-yapay-zeka-uzgunum-140552.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-9-saniyede-sirketin-tum-veri-tabanini-silen-yapay-zeka-uzgunum-140552.html</link>
                    <description><![CDATA[Anthropic’in Claude Opus modeliyle çalışan yapay zeka sistemi, rutin bir görevi yerine getirirken, insan onayı almadan bir sorunu 'çözmek' için tüm verileri silmeyi tercih etti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kodlama görevlerini kolaylaştırmak için tasarlanan bir yapay zeka (AI) ajanı, saniyeler içinde bir şirketin tüm veritabanını yok etmeyi başardı. Araç kiralama işletmeleri için yazılım üreten PocketOS, otonom aracın veritabanını silmesi nedeniyle hafta sonu boyunca 30 saati aşan büyük bir kesinti yaşadı.

Yaşanan olay, aslında oldukça sıradan bir görev sırasında meydana geldi. Yapay zeka ajanı, test ortamında bir işlem yürütürken bir engelle karşılaştı. Ancak sistem, bu sorunu çözmek için kendi inisiyatifiyle son derece riskli bir karar alarak Railway üzerinde bir depolama birimini silmeye yöneldi.

Bir SaaS girişimi olan PocketOS, yapay zeka destekli yazılım aracının kontrol dışına çıkması sonucu büyük bir veri kaybı yaşadı. Şirketin kurucusu Jer Crane’in aktardığına göre Anthropic’in Claude Opus 4.6 modeliyle çalışan Cursor adlı yapay zeka kodlama aracı, yalnızca 9 saniye içinde üretim veritabanını ve tüm yedekleri sildi.

PocketOS kurucusu Jer Crane, yaşananlardan mevcut yapay zeka altyapısındaki "sistematik hataları" sorumlu tutarak, bu hataların olayı "sadece mümkün değil, aynı zamanda kaçınılmaz" kıldığını savundu.

Crane'e göre, yapay zeka aracı rutin bir görev yürütürken, bir sorunu veritabanını silerek çözmeyi, "tamamen kendi inisiyatifiyle" seçti. Daha sonra ise tedbir olsun diye tüm yedekleri sildi.

Jer Crane, olayın ardından yapay zekaya neden böyle bir işlem yaptığını sordu. Gelen yanıt, sistemin hatalarını açıkça ortaya koydu. Yapay zeka, varsayımda bulunduğunu, gerekli doğrulamaları yapmadığını ve sistem dokümantasyonunu incelemeden yıkıcı bir komut çalıştırdığını kabul etti.

Verilerin tamamen silinmesinin ardından PocketOS ekibi, müşterilerinin kayıtlarını yeniden oluşturmak için yoğun bir manuel kurtarma sürecine girdi. Crane, müşterilerin Stripe ödeme kayıtları, takvim entegrasyonları ve e-posta onayları üzerinden rezervasyonları yeniden inşa etmeye çalıştığını belirtti. Şirketin elinde 3 ay öncesine ait bir yedek bulunması veri kaybının kapsamını sınırlasa da son üç aylık veriler tamamen kaybedilmiş durumda.

Crane, X'te paylaştığı kapsamlı açıklamada, "Her şey sadece 9 saniye sürdü," dedi. "İşin daha da ilginci, ajandan kendisini açıklamasını istediğimizde, ihlal ettiği spesifik güvenlik kurallarını tek tek sıralayan yazılı bir itiraf raporu hazırladı."

Yapay zekanın sunduğu açıklama, sistemin "kullanıcıdan açık onay almadan yıkıcı veya geri döndürülemez komutları yürütmeyi engelleyen" kritik bir güvenlik protokolünü hiçe saydığını ortaya koydu.

İşlemi gerçekleştirmeden önce herhangi bir onay istemediğini söyleyen Crane, aracın ise kendisinden açıklama istendiğinde özür dilediğini belirtti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[9 Saniyede Şirketin Tüm Veri Tabanını Silen Yapay Zeka: 'Üzgünüm' - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 07:13:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yapay-zeka-sadece-9-saniyede-sirketin-tum-veri-tabanini-sildi-102914-20260430.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yapay-zeka-sadece-9-saniyede-sirketin-tum-veri-tabanini-sildi-102914-20260430.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yapay-zeka-sadece-9-saniyede-sirketin-tum-veri-tabanini-sildi-102914-20260430.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Hava tahminlerinde yapay zeka kullanımı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-hava-tahminlerinde-yapay-zeka-kullanimi-140520.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-hava-tahminlerinde-yapay-zeka-kullanimi-140520.html</link>
                    <description><![CDATA[Hava tahminlerinde yapay zeka kullanımı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Rus bilim insanları, yaklaşan hava anomalilerini haftalar önceden öngörebilen yeni bir yapay zekâ modeli geliştirdi. "Marçuk" adı verilen sistem, son bir güne ait meteorolojik verileri kullanarak sekiz günlük ayrıntılı hava tahmini üretebiliyor, ayrıca 15 ila 30 gün sonrasındaki olağan dışı iklim olaylarının olasılığını hesaplayabiliyor. Üstelik bu işlem yalnızca 7,5 dakikada tamamlanıyor, güçlü ekran kartına sahip sıradan bir dizüstü bilgisayarda bile çalışabiliyor.

Modelin çalışma mantığı, video üreten sinir ağlarına benziyor. Nasıl yapay zekâ bir videonun sonraki karelerini tahmin ediyorsa, Marçuk da atmosferin sonraki durumlarını öngörüyor. 276 milyon parametreli sistem, büyük dil modellerine kıyasla çok daha hafif bir yapıya sahip. Geliştiriciler, modelin Moskova’da 27 Nisan’daki sıra dışı kar yağışını günler öncesinden tahmin edebileceğini belirtiyor.

Bu teknoloji özellikle tarım, enerji, sigorta, belediye hizmetleri ile kurtarma ekipleri için büyük önem taşıyor. Çiftçiler ekim ve hasat zamanını daha doğru planlayabilecek, enerji şirketleri tüketim dalgalarına karşı hazırlık yapabilecek. Sistem aynı zamanda farklı senaryolar oluşturarak sel, fırtına ya da aşırı sıcaklık gibi olayların gerçekleşme ihtimalini hesaplıyor.

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Hava tahminlerinde yapay zeka kullanımı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 10:34:27 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/hava-tahminlerinde-yapay-zeka-kullanimi-133844-20260429.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/hava-tahminlerinde-yapay-zeka-kullanimi-133844-20260429.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/hava-tahminlerinde-yapay-zeka-kullanimi-133844-20260429.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA["WhatsApp şifrelemesi tarihin en büyük aldatmacasıdır"]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-whatsapp-sifrelemesi-tarihin-en-buyuk-aldatmacasidir-139158.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-whatsapp-sifrelemesi-tarihin-en-buyuk-aldatmacasidir-139158.html</link>
                    <description><![CDATA[Telegram’ın kurucusu Pavel Durov, WhatsApp’ın uçtan uca şifreleme iddialarının gerçeği yansıtmadığını ve kullanıcı verilerinin üçüncü taraflara aktarıldığını öne sürdü. Daha önce Meta aleyhine ocak ayında, mesajlara “arka kapı” üzerinden erişildiği iddiasıyla dava açılmıştı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Telegram’ın kurucusu Pavel Durov, kendisine ait mesajlaşma platformundaki kişisel kanalı üzerinden yaptığı açıklamada,&nbsp;Meta bünyesinde faaliyet gösteren WhatsApp’ın şifreleme politikasını sert bir dille eleştirdi.

Durov, rakip platformun şifreleme iddialarını “tarihin en büyük tüketici aldatmacası vakası” olarak nitelendirdi.

WhatsApp’ın kamuoyuna yönelik açıklamalarına rağmen kullanıcı mesajlarını okuduğunu ve bu bilgileri üçüncü şahıslara ilettiğini savunan Durov, “Telegram bunu hiçbir zaman yapmadı ve asla yapmayacak” ifadelerini kullandı. Durov, WhatsApp’ın milyarlarca kullanıcısını bilerek yanılttığını ileri sürdü.

Durov’un bu çıkışı, Ocak 2026 tarihinde Meta Platforms aleyhine açılan uluslararası bir davanın ardından geldi. Telegram kurucusu, söz konusu davanın detaylarını içeren bir basın kupürünü de paylaşımına ekledi.

Davacı grup, WhatsApp ve ana şirketi Meta’nın, kullanıcıların özel olduğu varsayılan neredeyse tüm mesajlarını sakladığını, analiz ettiğini ve bunlara erişim sağlayabildiğini iddia ediyor.

Mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, şirket çalışanlarının veya üçüncü taraf yüklenicilerin, “arka kapı” (backdoor) yöntemiyle uçtan uca şifrelemeyi baypas edebildikleri ve kişisel mesajları görüntüleyebildikleri belirtiliyor.

İddialar arasında, WhatsApp’ın bu işlem için kullanıcılardan herhangi bir izin talep etmediği unsuru da yer alıyor. Arka kapı, geliştiriciler veya siber saldırganlar tarafından verilere yetkisiz erişim sağlamak amacıyla algoritmaya kasıtlı olarak yerleştirilen bir kusur olarak tanımlanıyor.

WhatsApp, 2016 yılında uçtan uca şifreleme teknolojisini devreye almış ve bu sistemin mesajların sadece görüşme tarafları tarafından okunmasına izin verdiğini, şirketin dahi içeriğe erişemediğini duyurmuştu.

Platform yönetimi, bu teknolojinin varsayılan olarak etkinleştirildiğini taahhüt ediyor.

Pavel Durov, uzun süredir WhatsApp’a yönelik eleştirel tutumuyla biliniyor. 2022 yılında platformun bir “izleme aracı” olarak kullanıldığını iddia eden Durov, geçtiğimiz ocak ayında ise WhatsApp’ın güvenli olduğuna inanmanın “tamamen mantık dışı” olduğunu savunmuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA["WhatsApp şifrelemesi tarihin en büyük aldatmacasıdır" - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 06:00:56 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/whatsapp-sifrelemesi-tarihin-en-buyuk-aldatmacasidir-090746-20260411.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/whatsapp-sifrelemesi-tarihin-en-buyuk-aldatmacasidir-090746-20260411.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/whatsapp-sifrelemesi-tarihin-en-buyuk-aldatmacasidir-090746-20260411.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Roma dönemine ait Kybele heykeli yurtdışına kaçırılıyordu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-roma-donemine-ait-kybele-heykeli-yurtdisina-kaciriliyordu-138787.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-roma-donemine-ait-kybele-heykeli-yurtdisina-kaciriliyordu-138787.html</link>
                    <description><![CDATA[Roma dönemine ait Kybele heykeli yurtdışına kaçırılıyordu]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Edirne'de yurt dışına götürülmek üzere Roma dönemine ait Tanrıça Kybele heykeli ele geçirildi.

Yurt dışına götürülmeye çalışılan Roma dönemine ait&nbsp;Tanrıça Kybele&nbsp;heykeli ele geçirildi.

Edirne Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, uluslararası tarihi eser kaçakçılığına yönelik operasyon gerçekleştirdi.

Yurtdışına çıkış hazırlığında olan bir otomobilde ekiplerce yapılan aramada heykel ele geçirildi.

Edirne Müze Müdürlüğünce yapılan incelemede, eserin milattan sonra 1. ve 2. yüzyıllara ait, Anadolu'da bereket, doğa ve doğurganlığı simgeleyen mermer Tanrıça Kybele heykeli olduğu tespit edildi.

Heykel müzeye teslim edildi, olayla ilgili 4 şüpheli hakkında yasal işlem başlatıldı.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Roma dönemine ait Kybele heykeli yurtdışına kaçırılıyordu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 07:48:18 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/roma-donemine-ait-kybele-heykeli-yurtdisina-kaciriliyordu-104919-20260407.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/roma-donemine-ait-kybele-heykeli-yurtdisina-kaciriliyordu-104919-20260407.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/roma-donemine-ait-kybele-heykeli-yurtdisina-kaciriliyordu-104919-20260407.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Artemis II fırlatıldı: Ay'a 54 yıl sonra insanlı yolculuk]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-artemis-ii-firlatildi-aya-54-yil-sonra-insanli-yolculuk-138372.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-artemis-ii-firlatildi-aya-54-yil-sonra-insanli-yolculuk-138372.html</link>
                    <description><![CDATA[NASA'nın (ABD Havacılık ve Uzay Ajansı) 54 yıl sonra gerçekleştirdiği ilk insanlı Ay seyahati başladı. Artemis II misyonundaki astronotları taşıyan Orion uzay aracı, Türkiye saati ile 2 Nisan'da saat 01:35'te fırlatıldı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Roket ABD'nin Florida eyaletindeki Merritt Adası'nda bulunan Kennedy Uzay Merkezi'nden fırlatıldı.

Apollo II yaklaşık 24 saat Dünya'nın yörüngesinde kalacak, astronotlar bu sürede araçtaki gerekli kontrolleri yapacak. Her şey yolunda giderse araç Ay'a doğru yolculuğuna başlayacak.

Şu ana kadar her şey planlandığı gibi gidiyor. Ateşleme roketleri uzay aracından başarıyla ayrıldı ve araç Dünya yörüngesine yerleşti. Ardından aracın güneş panellerinin bulunduğu dört adet kanat başarıyla açıldı.

Kapsülün içi NASA'nın YouTube kanalı üzerinden canlı&nbsp;izlenebiliyor. NASA astronotların moralinin yüksek olduğunu açıkladı.

Yaklaşık 10 gün sürecek olan Artemis 2 misyonu, astronotlarını daha önce kimsenin gitmediği kadar uzayın derinliklerine götürecek.

Bu misyon, 1960'lar ve 70'lerdeki Apollo misyonlarından bu yana ilk kez Ay yüzeyine insanlı iniş için zemin hazırlamayı amaçlıyor.

Uçuş öncesi bir test sırasında fırlatma kulesini rokete bağlayan bir noktadan hidrojen roket yakıtı sızması nedeniyle Şubat'ta planlanan fırlatma iptal edilmişti.

Mart'ta ise bir helyum sızıntısın bulunması iptale yol açtı.

Misyonun planlayıcıları Ay'ın yörüngesinin doğru kısmında olmasını beklemek zorunda. Fırlatma pencereleri buna göre ayarlanıyor.

Artemis II'nin dört kişilik mürettebatı NASA komutanı Reid Wiseman, pilot Victor Glover, ve görev uzmanları Christina Koch ile Kanada Uzay Ajansı'ndan Jeremy Hansen'dan oluşuyor.

Bu görev, SLS ve Orion'un ilk mürettebatlı uçuşu.

Astronotlar güvenli bir şekilde yörüngeye yerleştikten sonra, Orion uzay aracının nasıl hareket ettiğini test edecekler.

Bu testte, gelecekte Ay'a inişler için uzay aracını yönlendirme ve hizalama pratiği yapmak amacıyla kapsül Dünya yörüngesinde manuel bir şekilde uçurulacak.

Daha sonra, Orion'un yaşam destek, itme, güç ve navigasyon sistemlerini kontrol etmek için Ay'ın binlerce kilometre ötesindeki bir noktaya gidecekler.

Mürettebat ayrıca tıbbi test denekleri olarak da görev yapacak ve derin uzaydan veri ve görüntüler gönderecek.

Ağırlıksız ortamda küçük bir kabinde çalışacaklar.

Radyasyon seviyeleri, Dünya yörüngesinin alçak kesimlerinde bulunan Uluslararası Uzay İstasyonu'ndakinden daha yüksek, ancak yine de güvenli olacak.

Dünyaya dönüşte astronotlar, atmosferden geçerken oldukça sarsıntılı bir yolculuk yapacak ve ABD'nin batı kıyısı açıklarında, Büyük Okyanus'a iniş yapacaklar.

Artemis II Ay'a inecek mi?

Hayır. Bu görevin amacı, bir sonraki Artemis III görevi kapsamında astronotların Ay'a inişi için zemin hazırlamak.

NASA, Artemis III'ün fırlatılmasının "en erken" 2027'de gerçekleşeceğini söylüyor.

Ancak uzmanlar, en erken olası tarihin 2028 olduğuna inanıyor.

Mürettebatı ay yüzeyine indirecek uzay aracı konusunda henüz nihai bir karar verilmedi.

Bu ya SpaceX'in ya da Blue Origin şirketi tarafından tasarlanan bir araç olacak.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Artemis II fırlatıldı: Ay'a 54 yıl sonra insanlı yolculuk - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 07:10:37 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/artemis-ii-firlatildi-aya-54-yil-sonra-insanli-yolculuk-101927-20260402.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/artemis-ii-firlatildi-aya-54-yil-sonra-insanli-yolculuk-101927-20260402.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/artemis-ii-firlatildi-aya-54-yil-sonra-insanli-yolculuk-101927-20260402.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzayda gizemli hastalık]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-uzayda-gizemli-hastalik-137975.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-uzayda-gizemli-hastalik-137975.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzayda gizemli hastalık]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Uluslararası Uzay İstasyonu’nda yaşanan ve nedeni açıklanamayan hastalık vakası derin uzay yolculuklarının en büyük risklerinden birini yeniden gündeme getirdi.

NASA, dört astronotu 10 günlük Artemis II göreviyle Ay yörüngesine göndermeye hazırlanırken, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) yaşanan ve açıklanamayan bir sağlık vakası derin uzay yolculuklarının en büyük risklerinden birini yeniden gündeme getirdi.

Deneyimli astronot Michael Fincke’nin yörüngedeyken aniden konuşma yetisini kaybetmesi, acil tıbbi müdahale sistemlerinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Olay, 7 Ocak 2026 tarihinde, Fincke bir uzay yürüyüşü hazırlığı sonrası akşam yemeği yerken meydana gelmişti. Herhangi bir ağrı hissetmediğini belirten Fincke, yaklaşık 20 dakika süren bir atak geçirmişti. Bu süre zarfında konuşma yetisini kaybeden astronotun durumunu fark eden ekip arkadaşları, saniyeler içinde Dünya’daki uçuş cerrahlarıyla iletişime geçmişti.

NASA, durumu kontrol altına almak adına ISS tarihindeki ilk tıbbi tahliye operasyonunu gerçekleştirerek Fincke ve ekibini planlanandan erken bir tarihte, 15 Ocak'ta Dünya’ya geri getirmişti.

Görev süresinin beşinci ayında yaşanan bu olay sırasında istasyondaki ultrason cihazları kullanılarak ilk tetkikler yapıldı.

NASA şu anda benzer semptomların daha önce yaşanıp yaşanmadığını anlamak için geçmiş astronot tıbbi kayıtlarını titizlikle inceliyor. Şu an için sağlık durumu iyi olan Fincke, olayın tamamen beklenmedik bir anda ve çok hızlı geliştiğini vurguladı.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Uzayda gizemli hastalık - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 12:44:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/uzayda-gizemli-hastalik-154509-20260328.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/uzayda-gizemli-hastalik-154509-20260328.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/uzayda-gizemli-hastalik-154509-20260328.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[NASA, Ay'da üs kuracak]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-nasa-ayda-us-kuracak-137555.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-nasa-ayda-us-kuracak-137555.html</link>
                    <description><![CDATA[NASA, Ay'da üs kuracak]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ NASA, Ay’da kalıcı insan varlığı için üç aşamalı üs planını açıkladı. Gateway projesi askıya alınırken, ajans odağını Ay yüzeyinde enerji, iletişim ve yaşam altyapısına çevirdi. Uluslararası iş birlikleriyle yürütülecek projede kalıcı yerleşim hedefleniyor.

ABD Havacılık ve Uzay Ajansı&nbsp;NASA, Ay’da kalıcı bir insan varlığı oluşturmak amacıyla&nbsp;kademeli üs kurma planını&nbsp;resmen açıkladı. Ajans, daha önce Ay yörüngesinde kurulması planlanan&nbsp;Gateway istasyonu projesini askıya alarak, stratejik odağını doğrudan Ay yüzeyinde sürdürülebilir altyapı kurmaya çevirdi.

2024 yılında ABD Hükümet Hesap Verebilirlik Ofisi (GAO), NASA’nın Gateway projesinin “önemli zorluklarla” karşı karşıya olduğunu rapor etmişti.

Son açıklamada NASA, bu zorluklar nedeniyle&nbsp;Gateway’i mevcut haliyle durdurduğunu&nbsp;ve kaynaklarını Ay yüzeyinde kalıcı yaşamı mümkün kılacak sistemlere yönlendirdiğini duyurdu.

NASA’nın açıkladığı strateji,&nbsp;üç aşamalı. 
İlk etapta Ay yüzeyine gönderilecek araçlarla&nbsp;enerji üretimi, bilimsel araştırma sistemleri ve iletişim altyapısı&nbsp;kurulacak olan temel alt yapı kurulumu gerçekleştirilecek. Daha sonra yaşanabilir modüller ve lojistik destek sistemleri&nbsp;devreye alınacak. NASA’nın bu süreçte uluslararası uzay ajanslarının geliştirdiği teknolojilerden de yararlanması planlanıyor.
Son aşamada ise Ay’da&nbsp;uzun süreli insan varlığı&nbsp;sağlanacak. Bu kapsamda çok amaçlı yaşam alanları, ulaşım sistemleri ve düzenli görev rotasyonlarıyla&nbsp;kalıcı Ay üssü&nbsp;hayata geçirilecek.

NASA, projede yalnız hareket etmeyecek. Açıklamada, uygun ekipmanların yeniden kullanılacağı ve&nbsp;uluslararası ortaklarla iş birliği yapılacağı&nbsp;özellikle vurgulandı. Bu yaklaşım, maliyetlerin azaltılması ve teknolojik kapasitenin artırılması açısından kritik görülüyor.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[NASA, Ay'da üs kuracak - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 17:08:01 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/nasa-ayda-us-kuracak-200906-20260324.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/nasa-ayda-us-kuracak-200906-20260324.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/nasa-ayda-us-kuracak-200906-20260324.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kamboçya’daki mağarada bilinmeyen dünya ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-kambocyadaki-magarada-bilinmeyen-dunya-137545.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-kambocyadaki-magarada-bilinmeyen-dunya-137545.html</link>
                    <description><![CDATA[Kamboçya’daki mağarada bilinmeyen dünya ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kamboçya’daki kireçtaşı mağaralarında yürütülen araştırmalarda, uçan yılan, turkuaz engerek ve hayalet gekolar dahil çok sayıda yeni tür keşfedildi. 64 mağarada yapılan çalışmalar, bölgenin evrimsel “ada laboratuvarı” gibi işlediğini ortaya koyarken, ekosistemlerin endüstriyel tehdit altında olduğu uyarısı yapıldı.

CNN International’ın aktardığına göre, Kasım 2023 ile Temmuz 2025 arasında toplam&nbsp;64 mağarada inceleme yapan bilim insanları, bölgenin eşsiz bir biyolojik izolasyona sahip olduğunu belirledi.

Araştırmayı yürüten&nbsp;Fauna &amp; Flora&nbsp;kuruluşu, her bir mağara sistemini evrimin kendi kurallarını yazdığı birer&nbsp;“ada laboratuvarı”&nbsp;olarak tanımladı.

Çalışmanın başındaki biyolog&nbsp;Prof. Lee Grismer, mağaraların evrimsel açıdan benzersiz bir yapı sunduğunu vurgulayarak, “Bu alanlar, doğanın aynı deneyi birbirinden bağımsız şekilde defalarca gerçekleştirdiği sahneler gibi” değerlendirmesinde bulundu.

Uzmanlara göre, izolasyon sayesinde türler milyonlarca yıl boyunca farklı evrimsel yollar izledi.

Araştırma ekipleri, canlıların en aktif olduğu anları yakalamak için&nbsp;gece saatlerinde meşalelerle saha çalışmaları&nbsp;yürüttü.

Bu çalışmalar sırasında yalnızca yeni türler değil, aynı zamanda nesli tehlike altındaki&nbsp;Sunda pangolini&nbsp;ve&nbsp;yeşil tavus kuşu&nbsp;gibi türler de gözlemlendi.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Kamboçya’daki mağarada bilinmeyen dünya  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 15:42:48 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kambocyadaki-magarada-bilinmeyen-dunya-184416-20260324.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kambocyadaki-magarada-bilinmeyen-dunya-184416-20260324.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kambocyadaki-magarada-bilinmeyen-dunya-184416-20260324.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Asteroit Ryugu'da yaşamın tüm temel yapı taşları bulundu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-asteroit-ryuguda-yasamin-tum-temel-yapi-taslari-bulundu-137222.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-asteroit-ryuguda-yasamin-tum-temel-yapi-taslari-bulundu-137222.html</link>
                    <description><![CDATA[Asteroit Ryugu'da yaşamın tüm temel yapı taşları bulundu]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Japonya’daki Hokkaido Üniversitesi'nden araştırmacılar, "162173 Ryugu" asteroidinden Dünya'ya getirilen örneklerde yaşamın temel yapı taşlarını oluşturan beş nükleobazın tamamını tespit etti.

Bulgular, DNA ve RNA’nın yapı taşlarının Güneş Sistemi’ndeki başka cisimlerde yaygın olabileceğine dair güçlü bir kanıt olarak değerlendiriliyor.

Araştırma sonuçları, saygın bilim dergisi Nature Astronomy’de yayımlandı.

Benzer bir keşif, daha önce Bennu asteroidinden OSIRIS-REx göreviyle yapılmıştı. OSIRIS-REx'in getirdiği örneklerde de benzer moleküller bulunmuştu.

Son çalışma Bennu'nun ardından ikinci büyük doğrulama niteliğinde. Bilim insanlarına göre bu durum, yaşamın kimyasal bileşenlerinin Güneş Sistemi’nin ilk zamanlarında yaygın şekilde oluştuğunu gösteriyor.

Yaklaşık 900 metre çapındaki Ryugu, 1999'da keşfedilen Dünya’ya yakın bir asteroit.

Japonya’nın uzay ajansı JAXA tarafından yürütülen Hayabusa2 görevi, 2014’te fırlatılmış ve 2018’de asteroide ulaşmıştı. Görev kapsamında Aralık 2020’de Dünya’ya yaklaşık 5,4 gram örnek getirilmişti.

Bilim insanları o zamandan beri bu örnekleri inceleyerek önemli bulgular elde ediyor. Son araştırma da bu örnekler üzerine yapıldı.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Asteroit Ryugu'da yaşamın tüm temel yapı taşları bulundu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 20 Mar 2026 20:11:43 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/asteroit-ryuguda-yasamin-tum-temel-yapi-taslari-bulundu-231245-20260320.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/asteroit-ryuguda-yasamin-tum-temel-yapi-taslari-bulundu-231245-20260320.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/asteroit-ryuguda-yasamin-tum-temel-yapi-taslari-bulundu-231245-20260320.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bergama'da bulunan antik bir şişe, Romalıların tıpta insan dışkısı kullandığını gösteriyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-bergamada-bulunan-antik-bir-sise-romalilarin-tipta-insan-diskisi-kullandigini-gosteriyor-136893.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-bergamada-bulunan-antik-bir-sise-romalilarin-tipta-insan-diskisi-kullandigini-gosteriyor-136893.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye'deki arkeologlar, parfüm veya iksir saklamak için kullanılan 1900 yıllık bir cam şişede insan dışkısı izlerine rastladılar. Bunun, Romalıların dışkıyı tıbbi amaçlarla kullandığına dair ilk fiziksel kanıt olduğuna inanıyorlar.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türkiye'deki Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nde antik parfümler konusunda uzmanlaşmış bir arkeolog olan Cenker Atila, meslektaşlarıyla birlikte, Türkiye'nin batısındaki İzmir ilinde, antik Bergama kentinin kalıntılarına yakın Bergama Müzesi'nde bulunan yüzlerce şişenin içeriğini belirlemek için çalışıyordu.

&nbsp;

Parfüm veya iksir saklamak için kullanılan 1900 yıllık bir cam şişede insan dışkısı izlerine rastladılar. Bunun, Romalıların dışkıyı tıbbi amaçlarla kullandığına dair ilk fiziksel kanıt olduğuna inanıyorlar.

&nbsp;

Farmakolog İlker Demirbolat, bir şişenin içeriği üzerinde kimyasal analiz yaparak insan dışkısı ve kekik yağı buldu.

&nbsp;

Uzun boyunlu şişe veya merhem kabı, yağmacılardan ele geçirildiği için uzmanlar nerede çıkarıldığından emin olamıyorlar.

&nbsp;

Ancak Pergamon, ünlü bir hastaneye ve dışkının tıpta kullanımını belgeleyen antik hekim Galen'e ev sahipliği yapıyordu. Şişenin tasarımı da bölgeden geldiğini düşündürüyor.

&nbsp;

Atila, "Eski çağlardan günümüze kadar varlığını sürdüren bir ilaç bulduk," dedi, "parfüm beklerken dışkı bulduk."

&nbsp;

Demirbolat, Romalı hekimlerin ilacın tiksinti uyandırabileceğini anlattıklarını ve bu nedenle kekik yağının eklenmesinin, ilacı güzel kokan bir şeyle karıştırmayı tavsiye ettiklerini söyledi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Bergama'da bulunan antik bir şişe, Romalıların tıpta insan dışkısı kullandığını gösteriyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 09:45:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/bergamada-bulunan-antik-bir-sise-romalilarin-tipta-insan-diskisi-kullandigini-gosteriyor-124955-20260317.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/bergamada-bulunan-antik-bir-sise-romalilarin-tipta-insan-diskisi-kullandigini-gosteriyor-124955-20260317.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/bergamada-bulunan-antik-bir-sise-romalilarin-tipta-insan-diskisi-kullandigini-gosteriyor-124955-20260317.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yapay zekâ, aile içi şiddet riskini önceden saptıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-yapay-zeka-aile-ici-siddet-riskini-onceden-saptiyor-136688.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-yapay-zeka-aile-ici-siddet-riskini-onceden-saptiyor-136688.html</link>
                    <description><![CDATA[Yapay zekâ, aile içi şiddet riskini önceden saptıyor]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yeni yapay zeka sistemi, istismarla bağlantılı fiziksel travma örüntülerini saptayarak sağlık çalışanlarının daha erken müdahale etmesini sağlıyor.

Bilim insanları, hekimlerin yakın eş şiddeti riski taşıyan hastaları, mağdurlar yardım aramaya başlamadan muhtemelen yıllar önce tespit etmesine yardımcı olacak bir yapay zeka aracı geliştirdi.

Araştırma ekibi, yakın eş şiddeti yaşamış yaklaşık 850 kadına ait birkaç yıllık kaydı ve benzer yaş grubundan 5.200'den fazla hastadan oluşan kontrol grubunu kullanarak, teknolojinin risk altındaki kişileri ne kadar iyi tespit edebileceğini sınamak için üç farklı YZ sistemi geliştirdi.

İlk sistem, yaş, tıbbi geçmiş ve diğer standart hasta bilgileri gibi yapılandırılmış hastane verilerini analiz etti. İkincisi, doktor gözlemleri ve radyoloji raporları dahil yazılı tıbbi notları inceledi. Üçüncü sistem ise her iki tür bilgiyi bir araya getirdi.

Üç model de güçlü bir performans sergiledi ancak birleşik sistem en isabetli sonuçları verdi; vakaların yüzde 88'inde riski doğru biçimde tanımladı.

Araç ayrıca, birçok hastanın daha sonra hastane temelli aile içi şiddet müdahale programlarına kabul edilmesinden üç yılı aşkın bir süre önce olası istismar vakalarını işaretleyebildi.

Yeni YZ sistemi, büyük hacimli hastane verisini aynı anda analiz ederek şiddetle bağlantılı fiziksel travma örüntülerini saptayabiliyor ve kayıtları doğrulanmış istismar vakalarına benzeyen hastaları işaretleyerek sağlık çalışanlarının daha erken müdahale etmesini mümkün kılıyor.

Araştırmacılara göre teknoloji, klinisyenlerin yerine geçmek için değil, onların kararlarını desteklemek için tasarlandı. Şiddeti teşhis etmiyor ya da hastaları bilgi vermeye zorlamıyor. Bunun yerine, doktorların konuyu daha hassas biçimde açmasına ve gerekirse destek sunmasına yardımcı olabilecek bir uyarı sağlıyor.

Araştırmacılar, hastanelerin rutin bakım sırasında gerçek zamanlı değerlendirmeler alabilmesi için teknolojiyi elektronik tıbbi kayıt sistemlerine entegre etmeyi planladıklarını belirtiyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Yapay zekâ, aile içi şiddet riskini önceden saptıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 08:01:42 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yapay-zeka-aile-ici-siddet-riskini-onceden-saptiyor-110252-20260315.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yapay-zeka-aile-ici-siddet-riskini-onceden-saptiyor-110252-20260315.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/yapay-zeka-aile-ici-siddet-riskini-onceden-saptiyor-110252-20260315.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İnsan 50 yıl sonra yeniden Ay’a gidiyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-insan-50-yil-sonra-yeniden-aya-gidiyor-136627.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-insan-50-yil-sonra-yeniden-aya-gidiyor-136627.html</link>
                    <description><![CDATA[İnsan 50 yıl sonra yeniden Ay’a gidiyor]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA),&nbsp;Artemis II görevi&nbsp;kapsamında Ay’a yapılacak yeni insanlı uçuş için hazırlıklarını sürdürdüğünü açıkladı.

Yetkililer, yaklaşık&nbsp;98 metre&nbsp;uzunluğundaki&nbsp;Space Launch System&nbsp;roketinin Florida’daki&nbsp;Kennedy Uzay Merkezi’nde&nbsp;yeniden fırlatma rampasına taşınacağını ve uçuşun&nbsp;1 Nisan&nbsp;gibi erken bir tarihte gerçekleştirilebileceğini bildirdi.

Görev gerçekleşirse bu uçuş, insanlığın&nbsp;50 yıldan uzun bir aradan sonra&nbsp;Ay’a&nbsp;yapacağı ilk insanlı yolculuk olacak.

NASA’nın&nbsp;açıklamasına göre görev için&nbsp;Nisan ayının başında altı günlük bir fırlatma penceresi&nbsp;bulunuyor. Bu fırsat kaçırılırsa bir sonraki denemenin&nbsp;30 Nisan veya Mayıs ayı başına&nbsp;ertelenebileceği ifade edildi.

NASA yönetiminin&nbsp;Artemis programını hızlandırmayı hedeflediği&nbsp;aktarıldı. Program kapsamında Ay görevlerinin daha düzenli yapılmasının planlandığı bildirildi.

Yeni plana göre&nbsp;Ay’a iniş görevinin daha ileri bir aşamaya kaydırıldığı, ilerleyen yıllarda&nbsp;birden fazla Ay inişinin hedeflendiği&nbsp;ifade edildi.

Öte yandan hazırlanan bir denetim raporunda Ay görevleri için&nbsp;kurtarma planlarının&nbsp;daha net hale getirilmesi gerektiği yönünde uyarılar bulunduğu aktarıldı.

NASA’nın&nbsp;Apollo programı&nbsp;kapsamında&nbsp;1960’lı ve 1970’li yıllarda 24 astronotu&nbsp;Ay’a gönderdiği, bunlardan&nbsp;12’sinin Ay yüzeyine indiği&nbsp;belirtildi. Son insanlı Ay görevi ise&nbsp;1972 yılında gerçekleştirilen Apollo 17&nbsp;olmuştu.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[İnsan 50 yıl sonra yeniden Ay’a gidiyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 07:26:49 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/insan-50-yil-sonra-yeniden-aya-gidiyor-102758-20260314.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/insan-50-yil-sonra-yeniden-aya-gidiyor-102758-20260314.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/insan-50-yil-sonra-yeniden-aya-gidiyor-102758-20260314.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İklim krizi deneyi için denize kimyasal döküldü]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-iklim-krizi-deneyi-icin-denize-kimyasal-dokuldu-136332.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-iklim-krizi-deneyi-icin-denize-kimyasal-dokuldu-136332.html</link>
                    <description><![CDATA[İklim krizi deneyi için denize kimyasal döküldü]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Geçen yıl ağustos ayında dört gün boyunca ABD'nin Maine Körfezi’nin suları koyu kırmızıya çalan bir renk aldı. Görüntü, zehirli kırmızı alg patlamasını andırıyordu. Ancak bunun nedeni doğal bir olay değil, bilim insanlarının gerçekleştirdiği bir deneydi.

Araştırmacılar okyanusa kırmızı boya ile işaretlenmiş yaklaşık 65 bin litre alkali kimyasal pompaladı. Amaç, okyanusun daha fazla karbon emmesini sağlayabilecek yeni bir yöntemi test etmekti.

Bu yöntem 'okyanus alkalinitesini artırma' (Ocean Alkalinity Enhancement – OAE) olarak biliniyor. Doğal kaya aşınması süreçlerini taklit eden bu yaklaşım, jeolojik zaman ölçekleri yerine insan zaman ölçeklerinde çalışmayı hedefliyor.

Araştırmayı yürüten ekibin başındaki oşinograf Adam Subhas, okyanusların zaten son derece alkali olduğunu ve devasa miktarda karbon depoladığını söylüyor. Okyanuslar yaklaşık 38 trilyon ton karbonu çözünmüş bikarbonat şeklinde barındırıyor.

Bilim insanlarına göre bu doğal alkaliniteyi kimyasal bir antasit yardımıyla artırmak, okyanusun atmosferden daha fazla karbondioksit çekmesini sağlayabilir. Bu yöntem geniş ölçekte uygulanır ve emisyon azaltımlarıyla birlikte yürütülürse küresel sıcaklık artışının sanayi öncesi seviyelere göre iki derecenin üzerine çıkmasını önlemeye yardımcı olabilir.

Deney, ABD Çevre Koruma Ajansı’nın izniyle ve Woods Hole Oşinografi Enstitüsü’nün denetiminde Massachusetts kıyılarının yaklaşık 80 kilometre açığında gerçekleştirildi. Bölge morina, mezgit ve ıstakoz gibi türlerin yoğun olarak avlandığı bir alan.

Araştırmacılar beş gün süren çalışma sırasında denize bırakılan sodyum hidroksitin yayılımını otonom su altı araçları, sensörler ve robotik planörler yardımıyla izledi.

Ölçümler, deney süresince yaklaşık 10 ton karbonun okyanusa geçtiğini ve suyun pH değerinin 7,95’ten 8,3’e yükseldiğini gösterdi. Bu değer, okyanus alkalinitesinin sanayi öncesi seviyelere yaklaşması anlamına geliyor.

Araştırma ayrıca plankton, balık ve ıstakoz larvaları gibi canlılar üzerinde belirgin bir zarar tespit etmedi. Ancak yetişkin balıklar ve deniz memelileri üzerindeki etkiler ölçülmedi.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[İklim krizi deneyi için denize kimyasal döküldü - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 11 Mar 2026 09:31:58 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/iklim-krizi-deneyi-icin-denize-kimyasal-dokuldu-123303-20260311.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/iklim-krizi-deneyi-icin-denize-kimyasal-dokuldu-123303-20260311.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/iklim-krizi-deneyi-icin-denize-kimyasal-dokuldu-123303-20260311.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Girişimciler yapay zeka için arazi arıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-girisimciler-yapay-zeka-icin-arazi-ariyor-135984.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-girisimciler-yapay-zeka-icin-arazi-ariyor-135984.html</link>
                    <description><![CDATA[Girişimciler yapay zeka için arazi arıyor]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yapay zekâ patlaması dördüncü yılına girerken, teknoloji dünyasında yeni bir meslek grubu doğdu: Veri merkezi arazisi avcıları.

Tıpkı 19-20'inci yüzyılın petrol arayıcıları ve baronları gibi, bu modern girişimciler de ABD genelinde eyalet eyalet gezerek yapay zekânın "can damarı" olan devasa elektrik kapasitesine uygun arazileri bulmaya çalışıyor.

S&amp;P Global verilerine göre, yapay zekâ şirketleri 2030 yılına kadar 85 gigavat ek güce ihtiyaç duyacak. Bu, mevcut elektrik şebekesinin kapasitesinden yüzde 20 daha fazla. Bu talep, "elektrikli araziyi" ülkenin en değerli emtialarından biri haline getirdi.

Girişimciler, birçok bölgede halkın sert tepkisiyle karşılaşıyor. Zira veri merkezlerinin soğutma sistemleri devasa miktarda su tüketiyor ve gürültü kirliliği yaratıyor. Yerel halk, devasa tesislerin elektrik fiyatlarını artıracağından da korkuyor.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Girişimciler yapay zeka için arazi arıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 12:25:51 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/girisimciler-yapay-zeka-icin-arazi-ariyor-152650-20260307.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/girisimciler-yapay-zeka-icin-arazi-ariyor-152650-20260307.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/girisimciler-yapay-zeka-icin-arazi-ariyor-152650-20260307.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Taş Devri'nden kalma gizemli semboller]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-tas-devrinden-kalma-gizemli-semboller-135239.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-tas-devrinden-kalma-gizemli-semboller-135239.html</link>
                    <description><![CDATA[Taş Devri'nden kalma gizemli semboller]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Almanya’nın güneybatısındaki bir mağarada bulunan ve mamut dişinden yapılmış bir levha üzerindeki işaretlerin, yazının insanlık tarihindeki bilinen en eski öncüsü olabileceği ortaya çıktı.

Yeni bir çalışma, Taş Devri avcı-toplayıcılarının sandığımızdan çok daha karmaşık bir iletişim sistemine sahip olduğunu gösteriyor.

Günümüzden on binlerce yıl önce, Homo sapiens Afrika'dan çıkıp Avrupa'ya yerleştiği ve Neandertallerle karşılaştığı dönemde; fildişi aletler ve heykelcikler üzerine çizgiler, çentikler, noktalar ve artılar kazıyordu.

Vogelherd Mağarası'nda bulunan bir mamut figürünün üzerinde özenle işlenmiş artı ve nokta sıraları tespit edildi. Ach Vadisi'ndeki bir mağarada bulunan fildişi levha da üzerinde düzenli aralıklarla dizilmiş çentikler olan yarı aslan yarı insan bir yaratığı tasvir ediyor.

Araştırmacılar, yaklaşık 260 nesne üzerindeki 3 binden fazla geometrik sembolü matematiksel ve istatistiksel yöntemlerle analiz etti.

Bulgulara göre, bu işaret sistemlerinin bilgi yoğunluğu (sembollerin tekrarlanma oranı), kendisinden tam 40 bin yıl sonra ortaya çıkan Mezopotamya’daki ilk çivi yazısı tabletleriyle benzerlik gösteriyor.

Arkeologlar, bu erken sembol sisteminin avcı-toplayıcı grupların birbirleriyle koordinasyon kurmasını ve zorlu doğa koşullarında hayatta kalmasını sağladığını düşünüyor.

Araştırma, yaklaşık 5 bin yıl önce konuşma dilini temsil eden modern yazı sistemleri aniden ortaya çıkana kadar, insanların on binlerce yıl boyunca bu "bilgi yoğunluğu düşük ama stabil" işaret sistemini kullandığını kanıtlıyor.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Taş Devri'nden kalma gizemli semboller - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 28 Feb 2026 17:14:33 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/tas-devrinden-kalma-gizemli-semboller-201526-20260228.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/tas-devrinden-kalma-gizemli-semboller-201526-20260228.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/tas-devrinden-kalma-gizemli-semboller-201526-20260228.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gökyüzünde Nadir Buluşma: 6 Gezegen Aynı Hizada Sıralanacak]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-gokyuzunde-nadir-bulusma-6-gezegen-ayni-hizada-siralanacak-135197.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-gokyuzunde-nadir-bulusma-6-gezegen-ayni-hizada-siralanacak-135197.html</link>
                    <description><![CDATA[Şubat ayının sonunda gerçekleşecek “gezegen hizalanması” kapsamında Merkür, Venüs, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün, Dünya’nın pek çok noktasından aynı anda gözlemlenebilecek.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ NASA’nın resmi internet sitesinden paylaşılan bilgilere göre, söz konusu astronomik olay 28 Şubat Cumartesi akşamı zirve noktasına ulaşacak. Gün batımından hemen sonra Merkür, Venüs, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün, ufuk hattı boyunca birbirine yakın bir dizilimde sıralanacak.

NASA, bu olayı yılın en önemli astronomik hadiselerinden biri olarak nitelendirirken, başarılı bir gözlem için gözlem yapılan noktanın yüksekliğinin kritik önem taşıdığını vurguluyor. Gezegenlerin, alacakaranlıkta görünürlüğü kısıtlayabilen atmosferik etkilerden etkilenmemesi için ufuk çizgisinden en az 10 derece yukarıda olması gerekiyor.

Gökyüzünün açık ve ışık kirliliğinden uzak olduğu bölgelerde, bu nadir hizalanma gün batımından yaklaşık 30–60 dakika sonra net bir şekilde takip edilebilecek.

Gökbilimciler, gezegenlerin gökyüzünde düz bir çizgi üzerinde dizilmiş gibi görünmesini, “ekliptik” olarak adlandırılan ve Güneş etrafında döndükleri nispeten düz bir düzlemde bulunmalarına bağlıyor. Uzmanlar ayrıca, bu durumun bir “optik yanılsama” olduğunun altını çizerek; gezegenlerin gerçekte birbirlerinden milyonlarca ve milyarlarca kilometre uzaklıkta bulunduğunu hatırlatıyor.

Belirli aralıklarla gerçekleşmeyen bu tür nadir hizalanmaların bir sonraki örneğinin, Eylül 2034’te yedi gezegenin katılımıyla yaşanması bekleniyor. Benzer bir diğer olayın ise Ağustos 2040 tarihinde beş gezegenin dizilimiyle gerçekleşeceği öngörülüyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Gökyüzünde Nadir Buluşma: 6 Gezegen Aynı Hizada Sıralanacak - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 13:24:48 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/gokyuzunde-nadir-bulusma-6-gezegen-ayni-hizada-siralanacak-162459-20260227.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/gokyuzunde-nadir-bulusma-6-gezegen-ayni-hizada-siralanacak-162459-20260227.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/gokyuzunde-nadir-bulusma-6-gezegen-ayni-hizada-siralanacak-162459-20260227.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ekolojik çöküş kapıda mı? Suların oksijensiz kalması ekolojik çöküşü tetikliyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-ekolojik-cokus-kapida-mi-sularin-oksijensiz-kalmasi-ekolojik-cokusu-tetikliyor-134727.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-ekolojik-cokus-kapida-mi-sularin-oksijensiz-kalmasi-ekolojik-cokusu-tetikliyor-134727.html</link>
                    <description><![CDATA[Bilim insanları, göllerden okyanuslara kadar dünya genelindeki su kütlelerinde yaşanan oksijen kaybının, insanlığın geleceğini tehdit eden 10'uncu büyük sınır olarak kabul edilmesi gerektiğini savunuyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 2009 yılında ortaya atılan “Gezegen Sınırları” kavramı, dünyanın yaşanabilir kalması için aşılmaması gereken dokuz eşiği (iklim değişikliği, ozon tabakası, okyanus asitlenmesi vb.) tanımlıyordu.

İnsanlık bu sınırlardan altısını zaten aşmış durumda. Şimdi ise bilim insanları, su kütlelerindeki oksijen kaybının başlı başına bir felaket eşiği olduğunu belirtiyor.

Bulgulara göre son 45 yılda göllerdeki oksijen yüzde 5,5, barajlardaki oksijen ise yüzde 18,6 oranında azaldı.

Okyanus genelinde ise yüzde 2’lik bir kayıp yaşandı. Ancak bölgesel veriler çok daha vahim; örneğin Kaliforniya kıyılarında 1960’tan bu yana oksijen seviyesi yüzde 40 oranında düştü.

Araştırmanın ortak yazarlarından Profesör Andreas Oschlies, bu hızlı kaybın iki temel nedenini şöyle açıklıyor:

Küresel ısınma: Su ısındıkça, oksijeni tutma kapasitesi düşüyor. Ayrıca ısınan üst tabaka, soğuk alt tabaka ile karışmadığı için yüzeydeki oksijen derinlere ulaşamıyor.

Arazi kullanımı ve kirlilik: Tarım ve atıklar nedeniyle suya karışan besinler (gübreler vb.) alg patlamalarına neden oluyor. Bu algler öldüğünde, onları parçalayan mikroplar sudaki tüm oksijeni tüketiyor.

Suların oksijensiz kalması sadece balıkların veya midyelerin ölmesi anlamına gelmiyor; bu durum tüm besin zincirini sarsarak ekolojik çöküşü tetikliyor.

Üstelik oksijensiz ortamdaki mikrobiyolojik süreçler, karbondioksitten çok daha tehlikeli sera gazları olan metan ve azot protoksit salınımına neden oluyor. Bu da iklim krizini geri dönülemez bir kısır döngüye sokuyor.

Çalışmanın başyazarı Kevin Rose, Popular Mechanics’e yaptığı açıklamada, suyun oksijen seviyesinin dünya iklimini düzenlemede anahtar rol oynadığını vurgulayarak, “Bu sorunu çözemezsek sadece ekosistemler değil, küresel ekonomi ve toplum da çökecektir,” uyarısında bulunuyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Ekolojik çöküş kapıda mı? Suların oksijensiz kalması ekolojik çöküşü tetikliyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 12:00:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/ekolojik-cokus-kapida-mi-sularin-oksijensiz-kalmasi-ekolojik-cokusu-tetikliyor-151851-20260223.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/ekolojik-cokus-kapida-mi-sularin-oksijensiz-kalmasi-ekolojik-cokusu-tetikliyor-151851-20260223.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/ekolojik-cokus-kapida-mi-sularin-oksijensiz-kalmasi-ekolojik-cokusu-tetikliyor-151851-20260223.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzayda güç mücadelesi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-uzayda-guc-mucadelesi-134614.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-uzayda-guc-mucadelesi-134614.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzayda güç mücadelesi]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Almanya Savunma Bakanı Pistorius, uzay güvenliğine yönelik kapsamlı bir paket için 2030'a kadar 35 milyar euro ayıracaklarını söylemişti.

Küresel güvenlik mimarisinin değişmesiyle birlikte uzay, artık yalnızca araştırma ve ticaret alanı olarak değil, ülkelerin ulusal güvenliği ve askeri caydırıcılığının temel unsurlarından biri olarak görülüyor.

Alman Silahlı Kuvvetleri’nin (Bundeswehr) Siber ve Enformasyon Alanı Müfettişi Koramiral Dr. Thomas Daum’a göre uzay, artık başlı başına bir savaş alanı haline geldi.

Bundeswehr hâlihazırda keşif ve haberleşme amaçlı sekiz ila on uydu işletiyor. Bunlar arasında radar tabanlı SAR-Lupe ve SARah sistemleri de bulunuyor. Ancak bu uydu filosunun artık teknolojik olarak eskidiği değerlendiriliyor.

Daum, Münih Güvenlik Konferansı’nda Euronews’e yaptığı açıklamada, uyduların “karadaki sistemlerin işleyişi açısından hayati önemde” olduğunu ve kullanım alanlarının askeri çerçevenin çok ötesine geçtiğini söyledi. “Uydular devre dışı kalırsa bankamatikten para çekemezsiniz,” diyen Daum, uzaydaki sistemlerin saldırıya uğrama riskine dikkat çekti.

Berlin’in yanıtı diğer savunma alanlarında olduğu gibi caydırıcılık. Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, geçen eylül ayında 2030’a kadar yaklaşık 35 milyar euroluk yatırım sözü verdi. Bu bütçenin bir kısmı, yıl başından bu yana kullanılan “SPOCK” adlı uzay tabanlı keşif kapasitesine ayrıldı.

Sistem, Finlandiyalı şirket Iceye ile Almanya merkezli Rheinmetall ortaklığında geliştirildi. Sentetik açıklıklı radar (SAR) teknolojisine dayanan uydu ağı, optik uyduların aksine her türlü hava koşulunda ve gece-gündüz görüntü alabiliyor. Böylece bulut örtüsü ya da karanlık fark etmeksizin yeryüzündeki hareketlilik izlenebiliyor.

Daum’a göre uzayda caydırıcılık, kara, deniz ve hava alanlarındaki mantıkla aynı: Kapasite, niyet göstergesi anlamına gelir. Yörüngede faaliyet gösterebildiğinizi – ve müdahale edebildiğinizi – göstermek, karşı tarafın sistemlerinin erişilemez olmadığını ima eder.

Bu, mutlaka uyduları fiziksel olarak imha etmek anlamına gelmiyor. Pratikte “kinetik olmayan” yöntemler daha yaygın. Örneğin optik keşif uydularının sensörleri yerden gönderilen yoğun ışıkla geçici olarak “kör edilebiliyor”. Bir başka yöntem ise yayını karıştırma (jamming): Haberleşme uydularına parazit sinyaller gönderilerek işlevleri zayıflatılabiliyor. Donanım sağlam kalırken etkinliği düşüyor.

“Etkisi yerde hissedilir,” diyen Daum, bir keşif uydusunun birlik hareketlerini izleyememesi halinde bunun taktik avantaj sağlayacağını belirtti.

Almanya, 2023’te ABD öncülüğündeki Artemis Accords anlaşmasına katılarak uzayda enkaz yaratmama ilkesini benimsedi. Bu nedenle fiziksel imhaya dayalı yöntemlerden kaçınılması gerektiği resmi politika olarak öne çıkıyor.

Ancak Daum, “Bir sistemi yok edebilme kapasitesine sahip olmamız, bunu kullanacağımız anlamına gelmez,” diyerek caydırıcılığın cezalandırma tehdidi üzerinden de işlediğini vurguladı. Bu yaklaşımın, Almanya’nın uzay güvenliği stratejisinde siyasi bir karar gerektirebilecek olası değişiklikleri gündeme getirebileceğini ifade etti.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Uzayda güç mücadelesi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 08:23:12 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/uzayda-guc-mucadelesi-112412-20260222.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/uzayda-guc-mucadelesi-112412-20260222.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/uzayda-guc-mucadelesi-112412-20260222.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Google'ın yeni yapay zeka modeli: Gemini 3.1 Pro]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-googlein-yeni-yapay-zeka-modeli-gemini-31-pro-134613.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-googlein-yeni-yapay-zeka-modeli-gemini-31-pro-134613.html</link>
                    <description><![CDATA[Google'ın yeni yapay zeka modeli: Gemini 3.1 Pro]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Google'ın Gemini ekibi, yeni yapay zeka modeli 3.1 Pro'nun önceki modellere göre çok daha karmaşık sorunların altından kalkabildiğini belirtiyor.

Yapay zekâ dünyasında rekabet tüm hızıyla sürerken Google, "akıl yürütmede ileriye doğru dev bir adım" olarak tanımladığı yeni modeli Gemini 3.1 Pro'yu duyurdu.

19 Şubat'ta tanıtılan model, özellikle karmaşık problemleri çözme yeteneğiyle ön plana çıkıyor.

Google'ın Gemini ekibi, 3.1 Pro'nun önceki modellere göre çok daha karmaşık sorunların altından kalkabildiğini belirtiyor. Modelin performansı, özellikle mantıksal akıl yürütmeyi ölçen ARC-AGI-2 testinde çarpıcı bir artış göstermiş durumda.

Bu teste göre üç modelin performansları şöyle:

Gemini 3.1 Pro: yüzde 77,1 - Gemini 3 Deep Think: yüzde 45,1 - Gemini 3 Pro: yüzde 31,1

Paylaşılan benchmark (yapay zekâ kıyaslama) verilerine göre Gemini 3.1 Pro; Anthropic'in Opus 4.6 ve Sonnet 4.6 modelleri ile OpenAI'ın GPT-5.2 ve GPT-5.3-Codex modellerini çoğu testte geride bıraktı.

Ancak bazı alanlarda rakipler hala liderliğini koruyor. Örneğin Claude Opus 4.6, "Humanity’s Last Exam" (İnsanlığın Son Sınavı) testinde hala en yüksek puanı elinde tutuyor.

GPT-5.3-Codex de terminal tabanlı bazı özel kodlama testlerinde halen lider konumda.

Gemini 3.1 Pro sadece veri işlemekle kalmıyor, aynı zamanda görsel ve yaratıcı projelerde de iddialı.

Google'ın verdiği örneklere göre model, doğrudan web sitelerinde kullanılmaya hazır SVG animasyonlar oluşturabiliyor.

Ayrıca model bir romanın edebi üslubunu analiz ederek, bu havayı bir portfolyo sitesinin tasarımına (koduna) yansıtabiliyor.

Google CEO'su Sundar Pichai, 2025'in dördüncü çeyrek verilerini paylaşırken Gemini ekosisteminin ulaştığı devasa boyutlara dikkat çekmişti. Buna göre Gemini uygulamasının aylık aktif kullanıcı sayısı 750 milyonu aşmış durumda.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Google'ın yeni yapay zeka modeli: Gemini 3.1 Pro - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 08:18:48 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/googlein-yeni-yapay-zeka-modeli-gemini-31-pro-111946-20260222.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/googlein-yeni-yapay-zeka-modeli-gemini-31-pro-111946-20260222.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/googlein-yeni-yapay-zeka-modeli-gemini-31-pro-111946-20260222.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kedilerden, kanser tedavisi için yeni ipuçları ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-kedilerden-kanser-tedavisi-icin-yeni-ipuclari-134612.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-kedilerden-kanser-tedavisi-icin-yeni-ipuclari-134612.html</link>
                    <description><![CDATA[Kedilerden, kanser tedavisi için yeni ipuçları ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Evcil kedilerde kanserin şimdiye kadar çıkarılmış en ayrıntılı genetik haritası, hastalığın insanlardaki türleriyle dikkat çekici benzerlikler taşıdığını ortaya koydu.

Bu bulgular hem kedilerde hem de insanlarda kanser tedavisine yönelik yeni yöntemlerin geliştirilmesine katkı sağlayabilir.

Bilim insanları, yaklaşık 500 evcil kedinin tümör DNA'sını analiz ederek hastalıkla bağlantılı temel genetik mutasyonları ortaya çıkardı.

Kanser, kedilerde hastalık ve ölümün başlıca nedenlerinden biri olmasına rağmen, hastalığın nasıl geliştiği hakkında bugüne kadar çok az şey biliniyordu.

Araştırmacı, "Kedilerde kanser genetiği şimdiye kadar adeta kapalı bir kutuydu" dedi.

"Herhangi bir türde kanseri ne kadar iyi anlarsak bu herkes için o kadar faydalı olur."

Araştırmacılar, kedilerde kansere yol açan birçok genin insanlardaki karşılıklarıyla örtüştüğünü tespit etti. Bu durum, iki türün tümörlerin büyümesine ve yayılmasına olanak tanıyan temel biyolojik süreçleri paylaştığını gösteriyor.

Bilim insanları, ev kedilerinin özellikle üçlü negatif meme kanseri gibi bazı meme kanseri türlerini anlamada anahtar rol oynayabileceğini söylüyor.

Bu, tümör hücrelerinde östrojen reseptörü, progesteron reseptörü ve HER2 proteininin negatif olduğu agresif bir meme kanseri türüdür ve meme kanserlerinin yaklaşık yüzde 15'ini bu alt tür oluşturur.

Kedilerde bu alt tür insanlara kıyasla daha sık görülüyor. Bu da araştırmacılara daha fazla örnek üzerinde çalışma imkânı sağlıyor ve tedavide kullanılabilecek yeni ilaçlara dair ipuçları sunuyor.

İngiltere'deki hanelerin yaklaşık dörtte birinde en az bir kedi bulunuyor. Bu da kedileri, köpekler kadar yaygın ve güvenilir bir ev arkadaşı haline getiriyor.

Ancak köpekler üzerinde kanser araştırmaları kapsamlı şekilde yürütülmüş olsa da kediler büyük ölçüde ihmal edilmişti.

Bilim insanları, her iki evcil hayvanın da bazı kanser türlerinde rol oynayan çevresel faktörlere dair önemli ipuçları verebileceğini belirtiyor.

Evcil hayvanlar bizimle aynı ortamları paylaşıyor. Bu da onların da bizim maruz kaldığımız çevresel etkenlere maruz kaldığı anlamına geliyor.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Kedilerden, kanser tedavisi için yeni ipuçları  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 08:12:50 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kedilerden-kanser-tedavisi-icin-yeni-ipuclari-111347-20260222.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kedilerden-kanser-tedavisi-icin-yeni-ipuclari-111347-20260222.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kedilerden-kanser-tedavisi-icin-yeni-ipuclari-111347-20260222.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[NASA'nın 50 yıl sonraki ilk insanlı Ay seyahati yakında]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-nasanin-50-yil-sonraki-ilk-insanli-ay-seyahati-yakinda-134611.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-nasanin-50-yil-sonraki-ilk-insanli-ay-seyahati-yakinda-134611.html</link>
                    <description><![CDATA[NASA'nın 50 yıl sonraki ilk insanlı Ay seyahati yakında]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ NASA'nın, 50 yıl sonra gerçekleştireceği ilk insanlı Ay seyahatini Mart ayının başlarında gerçekleştirmeyi hedefliyor.

Artemis II uçuşuna katılacak astronotlar yaklaşık 10 gün sürecek görevde daha önce hiçbir insanın gitmediği kadar uzağa gidebilir.

Bu proje ile 1960'lı ve 70'li yıllardan sonra ilk kez Ay'a inilmesinin yolu açılacak.

NASA'nın, devasa Uzay Fırlatma Sistemi (SLS) Ay roketi ve Orion Uzay Kapsülünü, hangar niteliğindeki dev montaj binasından (VAB) çıkarıp fırlatma rampasına doğru götürülecek.

Yaklaşık 6,5 kilometrelik bu yolculuk 12 saat kadar sürecek.

Fırlatma rampasına vardıklarında burada yer destek ekipmanlarını bağlamak üzere bir takım hazırlıklar yapacaklar.

Ocak ayının sonunda NASA, yakıt ikmali için yapılan ve "kostümlü prova" denilen fırlatma öncesi testi yapacak.

Herhangi bir sorun çıkması durumunda, NASA, fırlatmadan önce ek çalışmalar yapılması için SLS ve Orion'u montaj binasına geri götürebilir.

Ancak her şey yolunda giderse, en erken muhtemel fırlatma tarihi 6 Mart (Türkiye'de 7 Mart) olabilir.

Roketin hazır olmasının yanı sıra, Ay'ın da doğru konumda olması gerekiyor. Bu nedenle, fırlatma dönemleri buna göre seçiliyor.

Pratikte bu, her ayın başında roketin doğru yöne çevrildiği bir hafta ve ardından üç hafta boyunca fırlatma fırsatının olmadığı bir dönem anlamına geliyor.

Artemis II'nin dört kişilik mürettebatı NASA komutanı Reid Wiseman, pilot Victor Glover ve görev uzmanı Christina Koch'tan oluşuyor.

Kanada Uzay Ajansı'ndan Jeremy Hansen adlı ikinci bir görev uzmanı da gemide yer alacak.

Bu görev, SLS ve Orion'un ilk mürettebatlı uçuşu.

Astronotlar güvenli bir şekilde yörüngeye yerleştikten sonra, Orion uzay aracının nasıl hareket ettiğini test edecekler.

Bu testte, gelecekte Ay'a inişler için uzay aracını yönlendirme ve hizalama pratiği yapmak amacıyla kapsül Dünya yörüngesinde manuel bir şekilde uçurulacak.

Daha sonra, Orion'un yaşam destek, itme, güç ve navigasyon sistemlerini kontrol etmek için Ay'ın binlerce kilometre ötesindeki bir noktaya gidecekler.

BBC’den derleme
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[NASA'nın 50 yıl sonraki ilk insanlı Ay seyahati yakında - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 08:07:11 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/nasanin-50-yil-sonraki-ilk-insanli-ay-seyahati-yakinda-110830-20260222.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/nasanin-50-yil-sonraki-ilk-insanli-ay-seyahati-yakinda-110830-20260222.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/nasanin-50-yil-sonraki-ilk-insanli-ay-seyahati-yakinda-110830-20260222.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Grönland buz tabakasında beklenmedik hareket]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-gronland-buz-tabakasinda-beklenmedik-hareket-134606.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-gronland-buz-tabakasinda-beklenmedik-hareket-134606.html</link>
                    <description><![CDATA[Grönland buz tabakasında beklenmedik hareket]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Grönland’ın yaklaşık&nbsp;yüzde 80’ini kaplayan dev buz tabakasının&nbsp;derinliklerinde yıllardır bilim insanlarını şaşırtan yapılar bulunuyor. Radar taramalarında görülen yukarı doğru kabaran, tüy benzeri bu oluşumların nedeni sonunda açıklığa kavuşmuş olabilir.

Norveç’teki Bergen Üniversitesi söz konusu yapıların&nbsp;termal konveksiyon&nbsp;sonucu oluşabileceğini ortaya koydu. Konveksiyon, genellikle Dünya’nın kabuğunun altındaki erimiş kaya hareketleriyle ilişkilendiriliyor.

Araştırmacılar,&nbsp;2,5 kilometre kalınlığında&nbsp;dijital bir buz dilimini modelleyerek şu soruya yanıt aradı: Eğer buz tabakasının tabanı alttan ısınıyorsa, bu durum yukarı doğru yükselen sütunlar oluşturabilir mi?

Bilgisayar modeli, belirli koşullar altında radar görüntülerinde görülen yapılara neredeyse birebir benzeyen yükselen buz sütunları üretti. Bu durum, Grönland’ın kuzeyindeki buzun taban kısmının sanılandan daha sıcak ve daha yumuşak olabileceğine işaret ediyor.

Modellemede gereken ısı miktarının, Dünya’nın içinden gelen doğal ısı akışıyla uyumlu olduğu belirtildi. Bu ısı;&nbsp;radyoaktif elementlerin bozunması ve gezegenin oluşumundan kalan kalıntı ısıdan&nbsp;kaynaklanıyor. Normalde çok küçük olan bu etki, kalın ve yalıtkan buz tabakası altında zamanla birikerek alt katmanları yumuşatabiliyor.

İklim bilimciler buzun tamamen katı olmasına rağmen binlerce yıllık zaman ölçeğinde akış gösterebildiğini&nbsp;belirtti. Ancak uzmanlar, bu bulgunun buzların hızla eriyeceği anlamına gelmediğini vurguladı.

Grönland buz tabakası,&nbsp;küresel deniz seviyesi artışında kilit rol oynuyor. İç yapısının daha iyi anlaşılması, gelecekteki kıyı değişimlerinin tahmin edilmesi açısından kritik önem taşıyor.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Grönland buz tabakasında beklenmedik hareket - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 07:54:51 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/gronland-buz-tabakasinda-beklenmedik-hareket-105609-20260222.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/gronland-buz-tabakasinda-beklenmedik-hareket-105609-20260222.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/gronland-buz-tabakasinda-beklenmedik-hareket-105609-20260222.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Laboratuvarda kozmik toz üretildi! Dünya'daki yaşamın başlangıcına ışık tutabilir]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-laboratuvarda-kozmik-toz-uretildi-dunyadaki-yasamin-baslangicina-isik-tutabilir-133792.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-laboratuvarda-kozmik-toz-uretildi-dunyadaki-yasamin-baslangicina-isik-tutabilir-133792.html</link>
                    <description><![CDATA[Dünya'daki yaşamın tam olarak nasıl başladığı hâlâ cevap bekleyen bir soru]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Araştırmacılar organik moleküllerin genç gezegende mi oluştuğu, daha sonra kuyrukluyıldızlar ve göktaşlarıyla mı geldiği, yoksa Güneş Sistemi oluşurken mi buraya taşındığı sorularına yanıt arıyor. Bu üç durumun hepsinin birleşimi de yaşamı başlatmış olabilir..&nbsp;

Ömrünün sonuna yaklaşan&nbsp;yıldızlardan&nbsp;kaynaklandığı&nbsp;düşünülen kozmik toz; karbon, hidrojen, oksijen ve azotun organik bileşiklerini içeriyor. Bu elementlerin baş harflerinden oluşan CHON bileşikleri, yaşamın kimyasal yapıtaşları arasında görülüyor.

Dünya yaklaşık 3,5 ila 4,5 milyar yıl önce meteorit, mikrometeorit ve gezegenler arası toz parçacıklarının bombardımanına uğruyordu. Bu sayede gezegene muazzam miktarda organik madde taşınsa da bunların kökeni belirsizliğini koruyor.

Yeryüzüne ulaşan göktaşlarını, yani meteorit ve mikrometeoritleri incelemek kökenleri hakkında bir fikir verebilir. Ancak laboratuvarda kozmik toz üretmek de yeni bir yol sunuyor.

Sidney Üniversitesi'nde malzeme ve plazma fiziği alanında doktora öğrencisi olan Linda Losurdo, "Ölen dev yıldızları çevreleyen şey, meteoritlerdeki maddeye son derece benziyor" diyor.

Losurdo ve danışmanı Prof. David McKenzie, bir vakum pompası kullanarak cam tüplerden havayı boşalttı ve böylece&nbsp;uzayın&nbsp;neredeyse boş koşullarını taklit etti.

Tüplere daha sonra azot, karbondioksit ve asetilen eklediler ve gaz karışımını elektriğe maruz bırakarak bir tür plazma elde ettiler.

Bu yoğun enerji altında moleküller parçalanıp yeniden birleşerek daha karmaşık yapılara dönüştü. Nihayetinde bu bileşikler tüplerin içine yerleştirilen silikon çiplerin üzerinde ince bir toz tabakası halinde birikti.&nbsp;

Bulguları hakemli dergi Astrophysical Journal'da&nbsp;yayımlanan&nbsp;çalışmaya göre toplanan toz, bazen kozmik malzemenin parıldayan kümeleri gibi görünüyor.

Ayrıca kozmik tozu uzayda saptamayı sağlayan kızılötesi sinyal de çalışmada üretilen tozda tespit edildi.

McKenzie bulgular hakkında "Laboratuvarda kozmik toz üreterek uzaydaki toz oluşumunda iyon çarpışmalarının yoğunluğunu ve sıcaklıklarını inceleyebiliriz" diyerek ekliyor:&nbsp;

Bu, yaşamla ilgili kimyasal reaksiyonların gerçekleştiği düşünülen kozmik toz bulutlarının içindeki ortamları anlamak açısından önem arz ediyor.

Araştırmacılar ürettikleri kozmik tozun, meteoritlerin geçmişini okumaya da katkı sağlayabileceğini söylüyor.

Bilim insanları laboratuvarda üretilen kozmik tozdan elde edilen kızılötesi izlerin kapsamlı bir veritabanını oluşturmayı da hedefliyor.&nbsp;

Gökbilimciler bu veritabanını kullanarak yıldız oluşum bölgelerinde veya ölü yıldızların kalıntılarındaki bölgeleri belirleyebilir ve onları şekillendiren süreçleri anlayabilir.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Laboratuvarda kozmik toz üretildi! Dünya'daki yaşamın başlangıcına ışık tutabilir - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 13 Feb 2026 13:42:27 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/laboratuvarda-kozmik-toz-uretildi-dunyadaki-yasamin-baslangicina-isik-tutabilir-165343-20260213.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/laboratuvarda-kozmik-toz-uretildi-dunyadaki-yasamin-baslangicina-isik-tutabilir-165343-20260213.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/laboratuvarda-kozmik-toz-uretildi-dunyadaki-yasamin-baslangicina-isik-tutabilir-165343-20260213.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kadınlar yapay zekaya erkeklerden daha temkinli]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-kadinlar-yapay-zekaya-erkeklerden-daha-temkinli-132437.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-kadinlar-yapay-zekaya-erkeklerden-daha-temkinli-132437.html</link>
                    <description><![CDATA[Kadınlar yapay zekaya erkeklerden daha temkinli]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yeni bir araştırma, bunun riskten kaçınma eğilimi ve ekonomik etkilerine daha fazla maruz kalmayla ilişkili olabileceğini gösteriyor.

Yapay zekanın (AI) dünya genelinde hızla yayılmasından bu yana, kadınlar çoğu zaman bu dönüşümün en ağır sonuçlarını taşıyan kesim oldu.

Cinsel içerikli deepfake’lerden, yapay zeka kaynaklı işten çıkarmalara kadar uzanan etkiler, teknolojinin olumsuz sonuçlarının kadınları orantısız biçimde etkilediğini gösteriyor.

Kadınların yeni teknolojiye erkeklerden daha temkinli yaklaşması da bu nedenle şaşırtıcı değil. Araştırmalar, kadınların yapay zeka araçlarını kullanma oranının erkeklere kıyasla yüzde 25 daha düşük olduğunu ve küresel ölçekte yapay zeka alanında çalışan profesyonellerin dörtte birinden azını kadınların oluşturduğunu ortaya koyuyor.

Ancak Boston’daki Northeastern Üniversitesi tarafından yürütülen yeni bir çalışma, kadınların yapay zekaya yönelik kaygılarının ardındaki nedenleri araştırdı ve bu endişelerin büyük ölçüde “risk” algısıyla bağlantılı olduğunu belirledi.

Kanada ve ABD’den yaklaşık 3 bin kişinin katıldığı ankete göre, iş yerinde yapay zekaya dair kadın ve erkek tutumları iki ana unsurla açıklanabiliyor: risk toleransı ve riske maruz kalma düzeyi.

Kadın katılımcılar, erkeklere kıyasla genel olarak daha “riskten kaçınan” bir profil çizdi. Örneğin, yüzde 50 ihtimalle 2.000 dolar kazanmak ya da hiçbir şey alamamak yerine, garanti 1.000 doları tercih etme olasılıkları daha yüksekti.

Bu fark, yapay zekaya yönelik görüşlerde de belirgindi: Kadınların, yapay zekanın risklerinin faydalarından ağır bastığını söyleme olasılığı erkeklerden yaklaşık yüzde 11 daha fazlaydı.

Açık uçlu sorularda, kadınlar yapay zekanın belirsizlikleri konusunda erkeklere kıyasla daha fazla kuşku dile getirdi. Ancak araştırmacılar, belirsizlik ortadan kalktığında bu cinsiyet farkının kaybolduğunu gözlemledi. Yapay zeka sayesinde istihdam artışının garanti edildiği senaryolarda, hem kadınlar hem erkekler teknolojiye olumlu yaklaştı.

Ayrıca, riskten kaçınma düzeyi düşük olan kadınlar, yapay zeka konusunda erkeklerle benzer düzeyde şüphecilik sergiledi.

Araştırmacılar, kadınların bu şüpheciliğinin kısmen yapay zekanın doğurduğu ekonomik risklere daha fazla maruz kalmalarıyla bağlantılı olduğunu da belirtti.

Sonuç olarak araştırmacılar, yasa yapıcıların yapay zeka düzenlemelerini hazırlarken bu tutumları dikkate almaları gerektiğini; böylece teknolojik dönüşümün kadınları geride bırakmamasının güvence altına alınabileceğini vurguladı.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Kadınlar yapay zekaya erkeklerden daha temkinli - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 14:22:58 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kadinlar-yapay-zekaya-erkeklerden-daha-temkinli-172408-20260202.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kadinlar-yapay-zekaya-erkeklerden-daha-temkinli-172408-20260202.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kadinlar-yapay-zekaya-erkeklerden-daha-temkinli-172408-20260202.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[NATO'dan, Dost-Düşman Tanıma Sistemi için ASELSAN’a Görev]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-natodan-dost-dusman-tanima-sistemi-icin-aselsana-gorev-131761.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-natodan-dost-dusman-tanima-sistemi-icin-aselsana-gorev-131761.html</link>
                    <description><![CDATA[NATO, taşınabilir hava savunma sistemlerinde (MANPADS) dost-düşman tanımlamayı ASELSAN çözümleriyle yapacak. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Küresel güvenlik ortamında hava tehditlerinin çeşitlenmesi, hava savunma sistemlerinin doğruluğunu ve güvenilirliğini her zamankinden daha kritik hale getiriyor. Bu kapsamda NATO, müttefik orduların envanterindeki&nbsp;Taşınabilir Hava Savunma Sistemleri (MANPADS)&nbsp;için kritik bir güncellemeye gidiyor. ASELSAN’dan yapılan açıklamaya göre; NSPA ile imzalanan&nbsp;üç yıllık çerçeve sözleşme&nbsp;kapsamında, NATO’nun MANPADS sistemleri ASELSAN üretimi IFF cihazlarıyla donatılıyor.

Özellikle cephe hattındaki askerin omzunda taşıdığı füzelerde (Stinger vb.) kullanılan bu sistemler, saniyeler içinde karar verilmesi gereken anlarda hayati rol oynuyor. ASELSAN’ın sağlayacağı teknoloji, füzenin ateşlenmeden önce hedefin “Dost” mu yoksa “Düşman” mı olduğunu şifreli olarak sorgulamasını sağlıyor. Bu da savaş sahasındaki en büyük risklerden biri olan “Dost Ateşi” (Friendly Fire) ihtimalini minimize ediyor.

Savunma sanayii şirketi ASELSAN, NATO Destek ve Tedarik Ajansı (NSPA) ile imzalanan anlaşma kapsamında, taşınabilir hava savunma sistemleri (MANPADS) için Dost-Düşman Tanımlama (IFF) sistemleri geliştirecek.

Projede, NATO’nun en üst seviye tanıma standardı olan IFF Mode 5 teknolojisinin kullanılması planlanıyor. Sistem sayesinde, hava savunma silahları ateşlenmeden önce hedefin dost veya düşman unsuru olup olmadığı tespit edilecek. Geliştirilecek sistemlerin, sahada görev yapan birliklerin yanlış hedeflemelerini önlemeye yönelik olarak kullanılacağı belirtildi.

ASELSAN ile NSPA arasında imzalanan anlaşmanın üç yıl süreli olduğu, geliştirilecek IFF sistemlerinin NATO üyesi ülkelerin kullanımına sunulmasının hedeflendiği bildirildi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[NATO'dan, Dost-Düşman Tanıma Sistemi için ASELSAN’a Görev - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 28 Jan 2026 09:29:07 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/natodan-dost-dusman-tanima-sistemi-icin-aselsana-gorev-124522-20260128.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/natodan-dost-dusman-tanima-sistemi-icin-aselsana-gorev-124522-20260128.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/natodan-dost-dusman-tanima-sistemi-icin-aselsana-gorev-124522-20260128.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kara delik beklenenden 13 kat hızlı büyüyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-kara-delik-beklenenden-13-kat-hizli-buyuyor-131366.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-kara-delik-beklenenden-13-kat-hizli-buyuyor-131366.html</link>
                    <description><![CDATA[Kara delik beklenenden 13 kat hızlı büyüyor]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Astronomlar, evrenin ilk dönemlerinde oluşmuş ve beklenenden çok daha hızlı büyüyen sıra dışı bir kara delik keşfetti.&nbsp; Uluslararası ekip, bu kara deliğin teorik sınırların&nbsp;yaklaşık 13 kat üzerinde madde tükettiğini&nbsp;belirledi.

Araştırmada, Subaru Teleskobu’ndan elde edilen veriler kullanılarak erken evrende yer alan&nbsp;yıldız benzeri bir nesne&nbsp;olan kuasar incelendi. Bilim insanları, bu kuasarın merkezindeki süper kütleli kara deliğin hem yoğun şekilde madde çektiğini hem de güçlü X-ışınları yayarak radyo jetleri oluşturduğunu tespit etti.

Uzmanlara göre bu durum, mevcut teorilerle çelişiyor. Çünkü bugüne kadar geliştirilen birçok modele göre, bu kadar hızlı büyüyen&nbsp;bir kara deliğin aynı anda güçlü ışınım ve jet üretmesi&nbsp;beklenmiyordu.

Kara deliklerin&nbsp;büyüme hızını sınırlayan&nbsp;“Eddington sınırı”&nbsp;adı verilen teorik bir limit bulunuyor. Bu sınır, kara deliğe düşen maddenin yaydığı enerjinin, yeni maddenin içeri girmesini engellemesi prensibine dayanıyor.

Ancak araştırma ekibi, inceledikleri kara deliğin&nbsp;bu sınırı yaklaşık 13 kat aştığını&nbsp;ortaya koydu. Bilim insanları, bunun&nbsp;“süper-Eddington büyüme”&nbsp;olarak adlandırılan nadir bir süreç olabileceğini belirtiyor.

Araştırmacılara göre, bu kara delik büyük olasılıkla kısa süreli ve dengesiz bir büyüme evresinde gözlemlendi. Ani gaz akışıyla beslenen sistem, geçici olarak aşırı hızlanmış olabilir.

Bu süreçte hem X-ışınları üreten&nbsp;sıcak plazma&nbsp;bölgesinin hem de güçlü jetlerin aktif kalması, bilim dünyası için önemli bir sürpriz olarak değerlendirdi.&nbsp;King’s College London’dan uzmanların da dikkat çektiği üzere, bu keşif kara deliklerin evrenin ilk dönemlerinde nasıl bu kadar hızlı büyüdüğünü anlamada kritik bir adım olabilir.

Araştırmada tespit edilen güçlü jetlerin, çevresindeki gazı etkileyerek&nbsp;yıldız oluşumunu&nbsp;da şekillendirebileceği belirtiliyor. Bu durum,&nbsp;kara delikler&nbsp;ile&nbsp;galaksilerin&nbsp;birlikte nasıl evrimleştiğini anlamak açısından büyük önem taşımakta.

Araştırma, 21 Ocak 2026 tarihinde&nbsp;Astrophysical Journal&nbsp;dergisinde yayımlandı.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Kara delik beklenenden 13 kat hızlı büyüyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 24 Jan 2026 13:39:11 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kara-delik-beklenenden-13-kat-hizli-buyuyor-164017-20260124.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kara-delik-beklenenden-13-kat-hizli-buyuyor-164017-20260124.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kara-delik-beklenenden-13-kat-hizli-buyuyor-164017-20260124.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bir hafta yetti: Doğa, laboratuvar farelerini sakinleştirdi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-bir-hafta-yetti-doga-laboratuvar-farelerini-sakinlestirdi-130846.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-bir-hafta-yetti-doga-laboratuvar-farelerini-sakinlestirdi-130846.html</link>
                    <description><![CDATA[Laboratuvarda kullanılan fareleri doğaya salan bilim insanları, hayvanların kaygı seviyelerinin kısa sürede normale döndüğünü tespit etti. Bulgular, doğada vakit geçirmenin laboratuvar ortamında oluşan korku tepkilerini önleyebileceğini gösteriyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Araştırmacılar farelerin kaygı düzeyini ölçmek için genellikle yükseltilmiş artı labirent adlı bir mekanizma kullanıyor.&nbsp;

Artı şeklindeki bu platformun iki kolunun etrafı açıkken, diğerlerininki kapalı oluyor. Fareler genellikle açık kollara baktıktan sonra kapalı olanlara yönelip burada kalmayı tercih ediyor.&nbsp;

Bilim insanları bu kapalı alanda kalma isteğini, yüksek kaygı seviyeleriyle ilişkilendiriyor. Hayvanların korku tepkisi bu noktadan sonra&nbsp;anksiyete&nbsp;ilaçlarıyla bile düşürülemiyor.&nbsp;

Cornell Üniversitesi'nden araştırmacılar daha geniş alanlarda farelerin tepkilerinin nasıl değiştiğini anlamak üzere bir çalışma yürüttü.

Sıkı bir kontrol altındaki kapalı ortamlarda yetiştirilen 44 fareyi geniş ama etrafı çevrili bir bahçeye saldılar.&nbsp;

Hayvanlar gerçek hava koşulları ve bilmedikleri kokularla çevrili halde, gerçek toprağı kazdı, bir yerlere tırmandı, yuva yaptı ve koştu.

Bulguları hakemli dergi Current Biology'de&nbsp;yayımlanan&nbsp;çalışmaya göre sadece bir hafta doğada vakit geçiren farelerin kaygı seviyesi normale döndü.

Laboratuvara döndükten sonra artı şeklindeki platformdaki kapalı ve açık alanlarda eşit derecede vakit geçirdiler.

Makalenin yazarlarından Matthew Zipple, "Onları bir haftalığına dışarı bıraktık ve kaygı davranışları başlangıç seviyelerine geri döndü" diye açıklıyor.

Bulgular, laboratuvarda kaygının nasıl incelendiğiyle ilgili soru işaretleri yaratıyor. Ayrıca net bir sonuca varmak içinhenüz erken olsa da araştırmacılar, bu etkilerin insanlar için de geçerli olabileceğini düşünüyor.

Bazı korku tepkileri, sınırlı deneyim yaşamakla bağlantılı olabilir.

Çalışmanın bir diğer yazarı Michael Sheehan "Her gün birçok farklı şey deneyimleyince, bir şeyin korkutucu veya tehdit edici olup olmadığını daha iyi anlayabiliyoruz" diyerek ekliyor:

Ama eğer sadece 5 deneyim yaşadıktan sonra karşılaştığımız 6. deneyim daha önce yaptığımız her şeyden farklıysa, bu durum kaygıya yol açabilir.

Çalışmadaki farelerin yaşadığı rahatlama da kısıtlamadan ziyade daha geniş bir alanda hareket etmekle bağlantılı. Bu sayede sinir sistemleri, üzerinde çalışacak daha fazla bilgiye sahip oldu.

Sheehan, "Bu, deneyim kütüphanemizin yeni deneyimlere verdiğimiz tepkiyi nasıl şekillendirdiği hakkında ilginç sorular doğuruyor" ifadelerini kullanıyor:&nbsp;

Çünkü bence kaygı özünde böyle bir şey; aslında korkutucu olmayan bir duruma uygunsuz bir tepki vermek.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Bir hafta yetti: Doğa, laboratuvar farelerini sakinleştirdi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 20 Jan 2026 09:12:59 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/bir-hafta-yetti-doga-laboratuvar-farelerini-sakinlestirdi-121731-20260120.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/bir-hafta-yetti-doga-laboratuvar-farelerini-sakinlestirdi-121731-20260120.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/bir-hafta-yetti-doga-laboratuvar-farelerini-sakinlestirdi-121731-20260120.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ay’a dönüş başlıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-aya-donus-basliyor-130661.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-aya-donus-basliyor-130661.html</link>
                    <description><![CDATA[Ay’a dönüş başlıyor]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ NASA, 50 yılı aşkın aradan sonra Ay’a yapılacak ilk insanlı görev için geri sayımı resmen başlattı. Dev Artemis II roketi, haftalar sonra gerçekleşecek tarihi fırlatma öncesinde ABD'nin Florida eyaletindeki Kennedy Uzay Merkezi’nde yerini aldı.

NASA’nın devasa "Uzay Fırlatma Sistemi" (SLS) adını verdiği roketi ve Orion uzay aracını taşıyan yaklaşık 5 milyon kilogramlık düzenek, montaj binasından çıkarılarak yaklaşık 12 saat süren titiz bir yolculuğun ardından 39B numaralı fırlatma rampasına ulaştı.

1972’deki Apollo 17’den bu yana insanların Dünya yörüngesinin ötesine geçeceği ilk görev olan 10 günlük Artemis II, en erken 6 Şubat tarihinde roketin fırlatılmasıyla başlayacak.

Bu görevde astronotlar Ay yüzeyine iniş yapmayacak; bunun yerine Ay’ın etrafında tur atarak derin uzay operasyonlarını test edecek. Ay yüzeyine asıl inişin, 2027 yılında yapılması planlanan Artemis III göreviyle gerçekleşmesi bekleniyor.

Önümüzdeki birkaç gün boyunca mühendisler, roketi "ıslak prova" adı verilen kritik teste hazırlayacak. Bu test kapsamında rokete 700 bin galondan fazla süper soğutulmuş sıvı hidrojen ve oksijen yüklenecek, temsili bir geri sayım yapılacak ve sistemde herhangi bir sızıntı olup olmadığı kontrol edilecek.

Eğer 6 Şubat’ta hava muhalefeti veya teknik bir aksaklık yaşanırsa; 7, 8, 10 ve 11 Şubat tarihleri yedek fırlatma günleri olarak belirlendi.

Dört kişilik mürettebatta NASA astronotları Reid Wiseman, Victor Glover, Christina Koch ve Kanada Uzay Ajansı’ndan Jeremy Hansen yer alıyor.

Ay’a gidiş 3 ila 4 gün sürecek. Uzay aracı Ay’ın karanlık yüzünün yaklaşık 8 bin 800 kilometre üzerinden geçecek.

Ay’ın yerçekimi yardımıyla "sapan etkisi" kullanarak Dünya’ya yönelecek olan araç, Pasifik Okyanusu’na iniş yapacak.

NASA yetkilileri, Artemis programının sadece insanları Ay’a geri döndürmeyeceğini, aynı zamanda Mars’a yapılacak ilk insanlı yolculuklar için ekonomik ve bilimsel bir temel oluşturacağını belirtiyor.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Ay’a dönüş başlıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 18 Jan 2026 09:09:40 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/aya-donus-basliyor-121041-20260118.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/aya-donus-basliyor-121041-20260118.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/aya-donus-basliyor-121041-20260118.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Wikipedia, Amazon, Meta ve Microsoft’la yeni yapay zeka ortaklıkları kurdu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-wikipedia-amazon-meta-ve-microsoftla-yeni-yapay-zeka-ortakliklari-kurdu-130611.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-wikipedia-amazon-meta-ve-microsoftla-yeni-yapay-zeka-ortakliklari-kurdu-130611.html</link>
                    <description><![CDATA[Wikipedia, Amazon, Meta ve Microsoft’la yeni yapay zeka ortaklıkları kurdu]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Wikipedia, aralarında Amazon, Meta ve Microsoft'un da bulunduğu yapay zekâ (AI) teknoloji şirketleriyle yeni ortaklıklar kurduğunu duyurdu.

Wikipedia ile yapılan anlaşma, Wikipedia'nın içeriğinin yapay zekâ şirketlerine yeniden kullanılmasına ve dağıtılmasına olanak tanıyan ticari ürünü Wikipedia Enterprise'ın bir parçası.

Son yıllarda, yapay zekâ veri modellerini eğitmek için Wikipedia içeriğini kullandıkça, ücretsiz platformun altyapısı yeni bir baskıyla karşı karşıya kaldı.

Wikipedia'nın kurucusu Jimmy Wales, "Sunucularımızı kesinlikle zorluyorlar. Biz de onları kurumsal ürünlerimize kaydolmaya ve bunları kullanmaya teşvik ediyoruz ki onlara bir besleme sağlayabilelim," diyor.

Vakıf, bu bağışların amacının ticari yapay zekâ gelişimini desteklemek değil, bilgiye ücretsiz ve açık erişimi sürdürmek olduğunu vurguluyor.

Kuruculardan Jimmy Wales, “İnsanlar bu devasa yapay zekâ şirketlerini sübvanse etmek için bağış yapmıyor,” diyerek eleştiride bulundu. Yani diyorlar ki, "Web sitemizi öylece alamazsınız, doğru yoldan gelmeniz gerekiyor.’”

Büyük dil modelleri (LLM) gibi yapay zekâ sistemleri, bugün Wikipedia içeriğinin en büyük kullanıcıları arasında yer alıyor ve bu durum, sitenin sunucuları üzerinde giderek artan bir yük oluşturuyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Wikipedia, Amazon, Meta ve Microsoft’la yeni yapay zeka ortaklıkları kurdu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 11:02:49 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/wikipedia-amazon-meta-ve-microsoftla-yeni-yapay-zeka-ortakliklari-kurdu-140419-20260117.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/wikipedia-amazon-meta-ve-microsoftla-yeni-yapay-zeka-ortakliklari-kurdu-140419-20260117.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/wikipedia-amazon-meta-ve-microsoftla-yeni-yapay-zeka-ortakliklari-kurdu-140419-20260117.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[DNA ile Napolyon'un askerlerinin katilleri nasıl bulundu?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-dna-ile-napolyonun-askerlerinin-katilleri-nasil-bulundu-129275.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-dna-ile-napolyonun-askerlerinin-katilleri-nasil-bulundu-129275.html</link>
                    <description><![CDATA[Napolyon'un ordusunun 1812'de Rusya'yı işgali büyük bir başarısızlıkla sonuçlanmış, binlerce asker ölmüştü. 200 yıl sonra yapılan DNA analizleri bu ölümlere dair yeni bulgular ortaya koydu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Fransız İmparatoru Napolyon Bonapart, dünyanın o güne kadar gördüğü en büyük orduyu oluşturmuştu. Ancak Büyük Ordu, (Grande Armée) Rus topraklarını&nbsp;işgali sırasında yalnızca savaş alanında değil, hastalıklar yüzünden de başarısızlığa ve ölüme mahkûm oldu. Bunun nedenlerini inceleyen bir Fransız araştırma ekibi, 1812 yılındaki Rusya seferi sırasında yaklaşık 500 bin askerden oluşan ordunun yok olmasına katkıda bulunan iki suçluyu ortaya çıkardı. Katiller kim mi? Ateşe neden olan iki bakteri türü.

Bu, başkent Paris'teki&nbsp;Pasteur Enstitüsü'ndeki bilim adamlarının liderlik ettiği Fransız paleogenomik araştırma grubu tarafından yapılan sürpriz bir keşif.

Tifüs ve siper ateşi, 1812'deki geri çekilme sırasında Napolyon'un ordusunu kasıp kavuran hastalıklar olarak biliniyordu.&nbsp;

Napolyon Rus Çarı I. Aleksandr'ı Britanya'ya uyguladığı ticaret ambargosuna uymaya zorlamak amacıyla, Avrupa'nın o güne kadar gördüğü en büyük orduyu Polonya, Litvanya ve Belarus üzerinden Rusya'ya&nbsp;sürdü. 1812 yazında Napolyon'un ordusu Moskova'yı ele geçirmeyi başardı. Ancak Çar'ın ordusunun müzakereyi reddetmesi, durumu çıkmaza soktu.

Napolyon'un çoktan Paris'e dönmüş olmasına ve ganimetler elde etmiş olmasına rağmen, ordu geri çekilmeyi 17 Ekim'e kadar erteledi. O sırada da yeni bir tehdit ortaya çıktı. Artık Büyük Ordu, Rus askerlerinden ziyade, havaların gittikçe soğuduğu Rus kışının, erzakların azalmasının ve hastalıkların getirdiği tehditle karşı karşıyaydı. Rusya seferinden, Büyük Ordu'nun yalnızca yaklaşık yüzde 6'sını oluşturan 30 bin civarında askerin sağ kurtulduğu kayıtlara geçti.

Açlık ve dondurucu hava koşullarının yanı sıra, o dönemin askeri kamplarında yaygın bir enfeksiyon olan tifüs de Fransız birliklerini kasıp kavuran en ölümcül tehlikelerden biri olarak görülüyordu.

2002 yılında, kazı ekipleri ordunun önemli durak noktalarından biri olan Litvanya'nın başkenti Vilnius'ta yüzlerce Napolyon askerinin cesedini ortaya çıkardı. 2006'da bu cesetlerin bir kısmı üzerinde yapılan analizde, tifüse neden olan "Rickettsia prowazekii" bakterisine ve siper hummasına yol açan "Bartonella quintana" bakterisine ait genetik kanıtlar bulundu. Fakat Vilnius'taki toplu mezardan çıkarılan 13 farklı cesedin yeni analizinde yeni bulgulara rastlandı.

Rascovan'ın ekibi tifüs ve siper humması araştırması yaparken iki farklı hastalık buldu. O döneme ait olan DNA'yı analiz etmek için modern teknikler kullanan araştırmacılar, paratifoya neden olan "Salmonella enterica enterica" bakterisi ile tekrarlayan ateşe neden olan "Borrelia recurrentis" bakterisinin genetik kalıntılarını tespit etti.

Sonuç olarak, Napolyon'un askerlerinde tespit edilen dört hastalık da kas ağrısı ve yorgunluk gibi ateşle ilişkili benzer belirtiler gösteriyor. 1812'de ordu hekimleri bu belirtileri aynı hastalık gibi değerlendiriyordu.

Yiyecek sıkıntısı, dondurucu hava ve savaş yorgunluğu ile birleştiğinde bu ateşin, hayatta kalmayı neredeyse imkânsız hâle getirdiği tahmin ediliyor.

Ancak Rascovan, ölülerde başka ölümcül hastalıkların da keşfedilebileceğini düşünüyor. DW'ye konuşan Raskovan sağlanana ilerlemeyi şu sözlerle anlatıyor:

&nbsp;"Antik DNA araştırmaları 2006'dan bu yana çok ilerledi ve büyük ölçüde genişledi. Bugün, 200 yıl sonra bile, bir teşhis koyup o dönemde mevcut olabilecek tüm patojenleri tespit edebiliyoruz."&nbsp;

Paleogenomik alanında çalışan bilim insanları, antik kalıntılardaki genetik izleri analiz ediyor ve bulgular sıklıkla şaşırtıcı sonuçlar veriyor.

Bu yılın başlarında Rascovan'ın ekibi, Avrupalıların 1492'de ilk kez Amerika kıtasına ayak basmasından önce, bir tür cüzzamın kıtada zaten yaygın olduğunu keşfetti.

Bu bilim dalı, Tunç Çağı'nda vebanın Orta Asya'dan nasıl yayıldığını haritalandırmak için de kullanıldı. Araştırmacılar, insan topluluklarının dünya genelindeki hareketlerini ve birbirleriyle nasıl genetik olarak karıştıklarını da izledi. Hatta bu yöntemler Alman besteci Ludwig van Beethoven'ı rahatsız eden hastalıkları aydınlatmak için de kullanıldı.

Tarihçiler, DNA analizini kullanarak son yüzyıllardaki önemli olayları daha iyi anlamanın sağlayacağı olanaklar konusunda heyecanlılar.

İngiltere'deki Oxford Üniversitesi'nde savaş ve hastalık tarihi alanında çalışan Erica Charters DW'ye verdiği demeçte, "Bu, tarihsel bilgimizi biraz daha kesin hale getirdiği için değil, aynı zamanda bize farklı toplumsal koşullar hakkında da bir bakış sunduğu için önemli" diyor.

Rascovan'ın çalışmasına dâhil olmayan Charters, 1812'ye kadar Napolyon'un fetihlerinin ölçeğinin hastalıkların Avrupa'da kolayca yayılmasını sağlayacağını, askerlerin yanı sıra Fransız İmparatorluğu ve müttefikleri arasındaki ticaretin de hastalıkların yayılmasında etkili olduğunu ifade etti.

Rascovan'ın ekibi tarafından ortaya çıkarılan bakterilerden birinin İngiliz kökenli olduğu tespit edildi. Britanya'nın, Fransa'dan bir okyanusla ayrılmış ve Napolyon'un başlıca düşmanı olmasına rağmen, bu tespit büyük savaşlar sırasında hastalıkların ne kadar kolay yayılabildiğini gösteriyor.

Charters, "Fransız ordusunun Rusya'dan geri çekilişi gerçekten şaşırtıcı. Kuvvetlerinin yüzde 95'ini kaybediyorlar ve bu kayıpların çok azı savaşlarda gerçekleşiyor" diyor.

&nbsp;

Kaynak:DW
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[DNA ile Napolyon'un askerlerinin katilleri nasıl bulundu? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 06 Jan 2026 08:16:35 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/dna-ile-napolyonun-askerlerinin-katilleri-nasil-bulundu-115101-20260106.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/dna-ile-napolyonun-askerlerinin-katilleri-nasil-bulundu-115101-20260106.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/dna-ile-napolyonun-askerlerinin-katilleri-nasil-bulundu-115101-20260106.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dünya’nın çekirdeğinde akan gizemli bir madde hali keşfedildi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-dunyanin-cekirdeginde-akan-gizemli-bir-madde-hali-kesfedildi-128451.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-dunyanin-cekirdeginde-akan-gizemli-bir-madde-hali-kesfedildi-128451.html</link>
                    <description><![CDATA[Dünya’nın çekirdeğinde akan gizemli bir madde hali keşfedildi
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Araştırmalar, Dünya’nın iç çekirdeğinde maddenin ne tamamen katı ne de tamamen sıvı olan 'süperiyonik' bir halde bulunabileceğini gösterdi. Bilim insanları bu durumun, Dünya'nın çekirdeğine dair uzun süredir açıklanamayan sismik verileri anlamlı hale getirdiğini belirtti.
Bilim insanları, Dünya’nın iç çekirdeğinde uzun süredir teorik olarak var olduğu düşünülen ancak bugüne kadar deneysel olarak kanıtlanamayan sıra dışı bir madde halini laboratuvar ortamında gözlemlemeyi başardı. Araştırmaya göre, iç çekirdekteki demir-karbon alaşımı ne tamamen katı ne de tamamen sıvı, her iki özelliği birden taşıyan “süperiyonik” bir yapıya sahip olabilir.
Çin’de bir üniversiteki araştırmacılar, demir-karbon alaşımından oluşan küçük parçacıkları son derece yüksek hızlarla fırlatarak, Dünya’nın iç çekirdeğine benzer aşırı basınç ve sıcaklık koşulları oluşturdu. Elde edilen sonuçlar, iç çekirdeğin beklenenden çok daha “yumuşak” bir yapıya sahip olabileceğini ortaya koydu.
Üniversite, “İlk kez, iç çekirdek koşulları altında demir-karbon alaşımının olağanüstü düşük kayma dalgası hızına sahip olduğunu deneysel olarak gösterdik” dedi. Araştırmacılara göre bu durumda karbon atomları, yerinde sabit durmak yerine demirin içinde hareket edebildiği için, madde sert ve kırılgan olmuyor, daha esnek, daha “yumuşak” bir davranış sergiliyor.
Çekirdeğe dair bilgiler tekrar sorgulandı
Özellikle kayma dalgalarının iç çekirdekten beklenenden daha yavaş geçmesi, çekirdeğin katı olsa bile alışılmış anlamda sert bir yapıya sahip olmadığını düşündürüyordu. 2022 yılında Çin Bilimler Akademisi’nden jeofizikçi Yu He liderliğindeki bir ekip, bu çelişkinin süperiyonik bir madde haliyle açıklanabileceğini öne sürmüştü. Yeni deney, bu teoriyi ilk kez doğrudan destekleyen bulgular sundu.
Aşırı koşullar laboratuvarda taklit edildi
Araştırmacılar, “dinamik şok sıkıştırma” adı verilen bir yöntemle demir-karbon alaşımını saniyede 7 kilometreyi aşan hızlarla bir hedefe çarptı. Bu çarpışma, alaşımı yaklaşık 140 gigapaskal basınca ve 2 bin 600 Kelvin’e varan sıcaklıklara maruz bıraktı.
Bu değerler, Dünya’nın iç çekirdeğindeki koşullardan daha düşük olsa da, çekirdeğin temel fiziksel özelliklerini taklit etmek için yeterli kabul ediliyor. Bu aşırı koşullar yalnızca çok kısa bir süre, nanosaniyeler ile mikrosaniyeler arasında sürse de, araştırmacılar bu süre içinde maddenin yoğunluğunu, sıcaklığını ve sismik dalgalara verdiği tepkileri ölçebildi.
Elde edilen veriler, Dünya’nın iç çekirdeğinde gözlemlenen düşük kayma dalgası hızları ve “esneklik” göstergeleriyle büyük ölçüde örtüştü.
Dünya’nın manyetik alanı için de ipuçları sundu
Araştırmacılara göre bu keşif, yalnızca iç çekirdeğin yapısını anlamakla sınırlı değil. Uzmanlara göre süperiyonik davranış, Dünya’nın manyetik alanının nasıl oluştuğu ve sürdürüldüğüne dair yeni ipuçları da sunabilir.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Dünya’nın çekirdeğinde akan gizemli bir madde hali keşfedildi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 27 Dec 2025 17:18:24 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/dunyanin-cekirdeginde-akan-gizemli-bir-madde-hali-kesfedildi-202013-20251227.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/dunyanin-cekirdeginde-akan-gizemli-bir-madde-hali-kesfedildi-202013-20251227.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/dunyanin-cekirdeginde-akan-gizemli-bir-madde-hali-kesfedildi-202013-20251227.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[NASA yeniden Ay'a gidecek]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-nasa-yeniden-aya-gidecek-128326.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-nasa-yeniden-aya-gidecek-128326.html</link>
                    <description><![CDATA[1968 yılında Apollo 8 ile Ay’ın çevresine ulaşan NASA, 2026 yılının başında gerçekleştireceği Artemis 2 göreviyle bu adımı yarım asır sonra tekrarlamaya hazırlanıyor. 10 günlük yolculukta dört astronot olacak.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İnsanlı uzay uçuşları tarihinde dönüm noktası kabul edilen 1968 yılındaki Apollo 8 görevi, insanların Dünya yörüngesinden çıkarak başka bir gök cisminin çekim alanına girdiği ilk yolculuktu. O dönemde savaşlar ve toplumsal krizlerle boğuşan insanlık için bu başarı, bilimsel bir zaferden çok daha fazlasını ifade etmişti. Şimdi ise NASA, benzer bir stratejik kararlılıkla "Artemis 2" görevini 2026 yılına hazırlıyor. Dört astronottan oluşan mürettebatı Ay’ın etrafından dolaştıracak olan bu 10 günlük uçuş, Orion uzay aracının ve dünyanın en güçlü roketlerinden biri olan Uzay Fırlatma Sistemi'nin (SLS) gerçek derin uzay koşullarındaki ilk insanlı sınavı olacak.

Bu yeni misyon, 1972’den bu yana Ay yakınlarına yapılacak ilk insanlı uçuş olması sebebiyle teknik açıdan kritik bir önem taşıyor. Astronotlar Reid Wiseman, Victor Glover, Christina Koch ve Jeremy Hansen, "Integrity" adını taşıyan kapsülle Ay’ın öteki yüzüne kadar uzanan bir rota izleyecekler. Günümüzde Çin gibi diğer aktörlerin Ay üzerindeki planları uzaydaki rekabeti yeniden şekillendirirken, Artemis 2 görevi aslında bir sonraki aşama olan Ay yüzeyine iniş (Artemis 3) için gerekli olan tüm hayati sistemleri doğrulamayı hedefliyor. Bütçe tartışmaları ve kurumsal dönüşümlerin gölgesinde ilerleyen proje, uzay biliminin sadece keşif değil, aynı zamanda zor dönemlerde toplumsal bir vizyon oluşturma gücünü bir kez daha test edecek.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[NASA yeniden Ay'a gidecek - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 26 Dec 2025 10:19:04 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/nasa-yeniden-aya-gidecek-131925-20251226.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/nasa-yeniden-aya-gidecek-131925-20251226.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/nasa-yeniden-aya-gidecek-131925-20251226.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İnternet çağı korkusu: İnsanlık aptallaşıyor mu?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-internet-cagi-korkusu-insanlik-aptallasiyor-mu-127019.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-internet-cagi-korkusu-insanlik-aptallasiyor-mu-127019.html</link>
                    <description><![CDATA[İnternet çağı korkusu: İnsanlık aptallaşıyor mu?
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Rusya Bilimler Akademisi’nin geçen ay açıkladığı anket sonuçları, dijital çağın hepimizi biraz “aptallaştırdığı” yönündeki tartışmaları yeniden gündeme taşıyor. Araştırmaya göre her beş Rustan biri hâlâ Güneş’in Dünya’nın etrafında döndüğünü sanarken üçte biri de medyumlara ve büyücülere inanıyor. Bu araştırmaya göre bu şaşırtıcı sonuçlar sadece Rusya’yı değil, internete doğmuş bütün bir kuşağı ilgilendirmekte.

&nbsp;

Bilim insanları özellikle gençlerde, yani Z kuşağında, internetin bilgi kaynağından çok bilgi ikamesi hâline geldiği görüşünde. MIT’de yürütülen bir çalışmada, ChatGPT ve arama motoru desteğiyle yazı yazan öğrencilerin beyin aktivitelerinin belirgin biçimde azaldığı görüldü. Üstelik öğrenciler, kendi yazılarından tek bir cümleyi bile hatırlayamamış. Yapay zekâ yazıyor, gençler ise sadece “kopyala-yapıştır” düğmesine basıyor gibi görünüyor.

&nbsp;

Uzmanlara göre sorun sadece tembellik değil: Beynimiz sürekli akan dijital gürültüyle baş edemiyor. Sosyal medya akışları, kısa videolar, bildirimler derken beyin gün boyu düşük kaliteli bilgiye maruz kalıyor. Harvard araştırmaları, insanların giderek düşünme işini makinelere devrettiğini, bunun da analiz, dikkat ve yaratıcılık gibi temel becerileri körelttiği iddiasında. Kısacası, beynimiz çalışmayı bırakıp sadece “onaylayan editörlere" dönüşmekte.

&nbsp;

İşin bir diğer boyutu ise sosyal eşitsizlik. Psikologlar, dijital bağımlılığın özellikle ekonomik olarak daha kırılgan gruplarda yoğunlaştığı fikrinde. Kaliteli kaynaklara erişimi olanlar hâlâ kitap okuyor, tartışıyor, üretiyor. Diğerleri ise sürekli kısa içeriklerle besleniyor. Bu durum, gelecekte “analog bilgiye sahip olanlar” ve “dijital kırıntılarla yetinenler” arasında yeni bir zihin uçurumu yaratabilir.

&nbsp;

Eğitimciler ise ortaya çıkan tabloyu “dijital demansın erken belirtileri” olarak yorumluyor. Pandemiyle birlikte hızla yayılan çevrim içi öğrenme, gençlerde hafıza ve eleştirel düşünme becerilerini zayıflatmış durumda. Uzmanların bir kısmı paniğe gerek olmadığını söylese de, bir kısmı bunun yakında küresel bir sorun hâline geleceği konusunda uyarıda bulunuyor. Ancak ortada herkesin üzerinde uzlaştığı bir çözüm henüz yok. Görünen o ki, insanlık bu yeni “aptallaştırıcı çağ” ile nasıl baş edeceğini hâlâ bilmiyor.

Rusya Bilimler Akademisi’nin geçen ay açıkladığı anket sonuçları, dijital çağın hepimizi biraz “aptallaştırdığı” yönündeki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Araştırmaya göre her beş Rustan biri hâlâ Güneş’in Dünya’nın etrafında döndüğünü sanarken üçte biri de medyumlara ve büyücülere inanıyor. Bu araştırmaya göre bu şaşırtıcı sonuçlar sadece Rusya’yı değil, internete doğmuş bütün bir kuşağı ilgilendirmekte.

Bilim insanları özellikle gençlerde, yani Z kuşağında, internetin bilgi kaynağından çok bilgi ikamesi hâline geldiği görüşünde. MIT’de yürütülen bir çalışmada, ChatGPT ve arama motoru desteğiyle yazı yazan öğrencilerin beyin aktivitelerinin belirgin biçimde azaldığı görüldü. Üstelik öğrenciler, kendi yazılarından tek bir cümleyi bile hatırlayamamış. Yapay zekâ yazıyor, gençler ise sadece “kopyala-yapıştır” düğmesine basıyor gibi görünüyor.

Uzmanlara göre sorun sadece tembellik değil: Beynimiz sürekli akan dijital gürültüyle baş edemiyor. Sosyal medya akışları, kısa videolar, bildirimler derken beyin gün boyu düşük kaliteli bilgiye maruz kalıyor. Harvard araştırmaları, insanların giderek düşünme işini makinelere devrettiğini, bunun da analiz, dikkat ve yaratıcılık gibi temel becerileri körelttiği iddiasında. Kısacası, beynimiz çalışmayı bırakıp sadece “onaylayan editörlere" dönüşmekte.

İşin bir diğer boyutu ise sosyal eşitsizlik. Psikologlar, dijital bağımlılığın özellikle ekonomik olarak daha kırılgan gruplarda yoğunlaştığı fikrinde. Kaliteli kaynaklara erişimi olanlar hâlâ kitap okuyor, tartışıyor, üretiyor. Diğerleri ise sürekli kısa içeriklerle besleniyor. Bu durum, gelecekte “analog bilgiye sahip olanlar” ve “dijital kırıntılarla yetinenler” arasında yeni bir zihin uçurumu yaratabilir.

Eğitimciler ise ortaya çıkan tabloyu “dijital demansın erken belirtileri” olarak yorumluyor. Pandemiyle birlikte hızla yayılan çevrim içi öğrenme, gençlerde hafıza ve eleştirel düşünme becerilerini zayıflatmış durumda. Uzmanların bir kısmı paniğe gerek olmadığını söylese de, bir kısmı bunun yakında küresel bir sorun hâline geleceği konusunda uyarıda bulunuyor. Ancak ortada herkesin üzerinde uzlaştığı bir çözüm henüz yok. Görünen o ki, insanlık bu yeni “aptallaştırıcı çağ” ile nasıl baş edeceğini hâlâ bilmiyor.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[İnternet çağı korkusu: İnsanlık aptallaşıyor mu? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 14 Dec 2025 11:59:40 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/internet-cagi-korkusu-insanlik-aptallasiyor-mu-150646-20251214.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/internet-cagi-korkusu-insanlik-aptallasiyor-mu-150646-20251214.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/internet-cagi-korkusu-insanlik-aptallasiyor-mu-150646-20251214.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[NASA’nın Voyager 1’i, Dünya’dan bir ışık günü uzaklığa ulaşacak]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-nasanin-voyager-1i-dunyadan-bir-isik-gunu-uzakliga-ulasacak-126610.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-nasanin-voyager-1i-dunyadan-bir-isik-gunu-uzakliga-ulasacak-126610.html</link>
                    <description><![CDATA[NASA’nın 1977’de fırlattığı Voyager 1, 2026 sonlarında Dünya’dan bir ışık günü uzaklığa ulaşacak ilk insan yapımı uzay aracı olacak.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ NASA’nın derin uzay sondası Voyager 1, 2026 yılının kasım ayında tarihi bir eşiğe yaklaşacak. 1977’de fırlatılan uzay aracı, o tarihte Dünya’dan bir ışık günü uzaklığa ulaşacak ve bu mesafeye gelen ilk uzay aracı olacak.

Bir “ışık günü”, ışıktan hızlı hiçbir şeyin hareket edemediği uzayda, ışığın 24 saatte kat ettiği mesafeyi ifade ediyor. Bu da yaklaşık 16 milyar mil, yani 26 milyar kilometreye denk geliyor. NASA Jet Propulsion Laboratory’de Voyager projesinin yöneticisi Suzy Dodd, bu mesafede Dünya’dan gönderilen bir sinyalin uzay aracına ulaşmasının 24 saat, aracın yanıtının Dünya’ya geri gelmesinin ise bir 24 saat daha süreceğini hatırlatıyor.

Dodd, “Pazartesi sabah saat 08.00’de ‘Günaydın Voyager 1’ diye bir komut gönderirsem, cevabı çarşamba sabahı saat 08.00 civarında alırım.” dedi.

Voyager 1 ve ikizi Voyager 2, Güneş’in manyetik alanı ile parçacıklardan oluşan ve Plüton’un yörüngesinin de ötesine uzanan “heliosfer” balonunun dışına çıkan tek uzay araçları olma özelliğini taşıyor. Voyager 1 bugün, Dünya’dan yaklaşık 15,8 milyar mil uzakta, yıldızlararası uzayda yolculuğuna devam ediyor.

Her iki sonda da onlarca yılın ardından güç tasarrufu için bazı bilimsel aletlerini kapatmak zorunda kaldı. Ancak hâlâ çalışan dedektörler, Güneş’in etkisinin azaldığı bu bölgede parçacık yoğunluğu, manyetik alan ve plazma dalgaları hakkında hayati veriler topluyor. Bu ölçümler, gelecekte yıldızlararası uzaya gönderilecek yeni görevler için de yol gösterici olacak.

Voyager 1, Jüpiter ve Satürn’ü incelemek için fırlatıldıktan sonra 1980’deki Satürn yakın geçişinden bu yana aynı hız ve aynı doğrultuda ilerliyor. Uzay aracı yaklaşık saatte 38 bin mil hızla Güneş Sistemi’nin dışına doğru yol alıyor. Saturn geçişi sonrası yörüngesi, gezegenlerin bulunduğu düzlemin üzerine, gökyüzünün “üstüne” doğru yöneldi. Voyager 2 ise 1989’da Neptün’ün üzerinden geçtikten sonra aşağı doğru, gezegenler düzleminin altına yöneldi. O tarihten bu yana hiçbirinin rotasında düzeltme manevrası yapılmadı.

Bu kadar uzak bir mesafede iletişimi sürdürmek kolay değil. Sondalar, Dünya’ya saniyede sadece 160 bit veri gönderiyor. Bu hız, eski “dial-up” internet bağlantılarına benzetiliyor. Dodd, “Bu kadar uzak bir mesafede sinyal gücü çok zayıflıyor. Sinyali toplayabilmek için birden fazla büyük anteni aynı anda kullanmamız gerekiyor.” dedi.

Bu düşük veri hızı, hem bilimsel ölçümlerin hem de uzay aracının sağlığına ilişkin bilgilerin çok sınırlı ve yavaş gelmesine neden oluyor. Bir sorun çıktığında, hem durumu anlamak hem de komut gönderip sonucu görmek günler alabiliyor.

Voyager sondaları, bu tür gecikmeler düşünülerek yüksek oranda özerk çalışacak şekilde tasarlandı. Ciddi bir arıza algıladıklarında kendilerini “güvenli moda” alabiliyor, antenlerini Dünya’ya çevirmeye devam ederek yer kontrolün devreye girmesini bekliyor.

Yıllar içinde ekip, sondaların ömrünü uzatmak için zor kararlar almak zorunda kaldı. Daha az güç tüketen aletler açık bırakılırken, bazı sistemler tamamen devre dışı bırakıldı. Sondaların iç kısımlarının yeterince sıcak kalması da kritik önemde. Eğer itici gaz boruları donar ve antenler Dünya’dan başka bir yöne bakmaya başlarsa, uzay araçlarıyla temas sonsuza kadar kaybedilebilir.

Bilim insanları, özellikle Güneş’in manyetik alanının heliosfer sınırında, yani “heliopause” denilen bölgede yıldızlararası ortamla nasıl etkileşime girdiğini anlamak istiyor. Dodd, bu sınırı “okyanus kıyısına” benzetiyor: Kıyıdan açıldıkça dalgaların, akıntıların ve su hareketlerinin değiştiğini, bir noktadan sonra daha durağan hale geldiğini söylüyor. Voyager sondaları, Güneş rüzgârının bu sınırda yıldızlararası ortama karışırken oluşturduğu “dalgalanmaları” ölçüyor.

Voyager 1 ve Voyager 2, 2027’de görevlerinin 50’nci yılını dolduracak. Ancak bu tarihe kadar bazı ek sistemlerin ve bilimsel aletlerin de kapatılması gerekecek. Ekip, özellikle kozmik ışın dedektörleri, manyetometreler ve plazma dalgalarını ölçen sistemleri mümkün olduğunca uzun süre açık tutmak istiyor. Böylece sondalar, adeta yıldızlararası uzayda “hava durumu uydusu” gibi çalışmaya devam edebilecek.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[NASA’nın Voyager 1’i, Dünya’dan bir ışık günü uzaklığa ulaşacak - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 10 Dec 2025 09:15:06 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/nasanin-voyager-1i-dunyadan-bir-isik-gunu-uzakliga-ulasacak-123613-20251210.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/nasanin-voyager-1i-dunyadan-bir-isik-gunu-uzakliga-ulasacak-123613-20251210.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/nasanin-voyager-1i-dunyadan-bir-isik-gunu-uzakliga-ulasacak-123613-20251210.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kuzey Işıklarının arkasındaki gizli tehlike]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-kuzey-isiklarinin-arkasindaki-gizli-tehlike-126314.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-kuzey-isiklarinin-arkasindaki-gizli-tehlike-126314.html</link>
                    <description><![CDATA[Kuzey Işıklarının arkasındaki gizli tehlike]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Gökyüzünde "kuzey ışıkları veya kutup ışıkları" olarak adlandırılan ve canlı neon renklere boyayan güneş fırtınaları veya Güneş'ten gelen şiddetli parçacıklar Dünya üzerinde çeşitli aksamalara neden oluyor.

Uzmanlar bu görsel şöleninin ardındaki gizli tehlikeye dikkat çekti.

Bu olay, Güneş fırtınalarının yaratabileceği kaosun sadece küçük bir örneği olarak gösteriliyor.&nbsp;İngiltere Hükümeti'nin 'Ulusal Risk Listesi'nde, nükleer saldırı ve terörle aynı kategoride yer alan 'ciddi uzay hava olayları' tehdidi, birçok ülke için en büyük kabus senaryolarından biri.

Tarihteki en şiddetli jeomanyetik fırtına olan&nbsp;1859 Carrington Olayı, bu tehlikenin boyutunu gösteriyor. O dönemde telgraf hatlarından elektrik akımı geçmiş, operatörler çarpılmış ve sistemler kendi kendine çalışmaya devam etmişti.

Günümüzde ise böyle bir olayın etkileri çok daha yıkıcı olurdu. Uydular Dünya'ya&nbsp;düşebilir, şubat 2022'de bir fırtınada olduğu gibi onlarcası aynı anda kaybedilebilir.

GPS sistemleri&nbsp;günlerce çalışmayarak hava trafiğini durma noktasına getirebilir, karadaki ulaşımı felç edebilir.&nbsp;Elektrik şebekeleri&nbsp;çökebilir.

&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Kuzey Işıklarının arkasındaki gizli tehlike - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 07 Dec 2025 08:34:34 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kuzey-isiklarinin-arkasindaki-gizli-tehlike-113544-20251207.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kuzey-isiklarinin-arkasindaki-gizli-tehlike-113544-20251207.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/kuzey-isiklarinin-arkasindaki-gizli-tehlike-113544-20251207.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Matematikçiler iki yeni sonsuzluk türü tespit etti]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-matematikciler-iki-yeni-sonsuzluk-turu-tespit-etti-126125.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-matematikciler-iki-yeni-sonsuzluk-turu-tespit-etti-126125.html</link>
                    <description><![CDATA[Matematikçiler iki yeni sonsuzluk türü tespit etti]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Avusturya Teknoloji Üniversitesi ile Barselona Üniversitesi’nden araştırmacılar, devasa sonsuzluk hiyerarşisine iki yeni basamak daha eklediklerini açıkladı.

Sonsuzluk kavramı ilk bakışta bir bilmeceden farksız görünebilir fakat matematikçiler için yüzyıllardır süren ciddi ve karmaşık bir tartışma konusu.

Doğal sayıların oluşturduğu sonsuzluk bir basamaktayken, reel sayıların sonsuzluğu onun çok üzerinde duruyor. Bu basamaklar yukarı doğru ilerledikçe, matematiğin evreninde devasa bir “sonsuzluklar hiyerarşisi” oluşuyor.

Şimdiyse Avusturya Teknoloji Üniversitesi ile Barselona Üniversitesi’nden araştırmacılar, bu dev hiyerarşiye iki yeni basamak daha eklemiş olabilir. Ancak bu yeni tür sonsuzluklar, matematiğin alışılmış düzenine uymuyor.

Bulunan yapılara “exacting” ve “ultra-exacting” (zorlu ve ultra zorlu) kardinal adı veriliyor. Bu iki kavram, sonsuzluğun doğasına dair temel kabulleri sarsıyor.

Matematikte büyük kardinal aksiyomları, sonsuzlukların farklı türlerini tanımlamak için kullanılıyor. En altta doğal sayılar sonsuzluğu olan "alef-sıfır" bulunuyor. Üst basamaklara çıktıkça “ölçülebilir kardinal”, “süper kompakt kardinal” gibi giderek güçlenen sonsuzluk türleri karşımıza çıkıyor

Matematikçilere göre bu yapı, uzun yıllar boyunca düzenli, basamaklı bir şekilde ilerledi. Ancak büyüdükçe, modern matematiğin temelini oluşturan ZFC (Zermelo-Fraenkel Kümeler Kuramı + Seçim Aksiyomu) sisteminin sınırlarını zorlamaya başladı. Bazı sonsuzlukların varlığı ZFC ile kanıtlanamıyor.

Yeni keşfedilen exacting ve ultra-exacting kardinal türleri ise hiyerarşinin en üst bölgelerinde yer alıyor ve Seçim Aksiyomu ile uyumlu görünüyor. Exacting kardinal, daha önce bilinen birçok büyük sonsuzluktan “daha güçlü” özelliklere sahip. Ultra-exacting kardinal ise bu yapının daha da gelişmiş, daha sert bir versiyonu.

Bu keşif yalnızca yeni bir matematiksel terim eklemekten ibaret değil.

Sonsuzluk üzerine yapılan bu tür çalışmalar kriptografi, yapay zeka ve kozmoloji gibi alanlarda kullanılan temel matematiksel yapıları derinden etkiliyor.

Günlük hayatımız hemen değişmese de modern bilgisayar biliminin üzerinde durduğu mantıksal temeller bu tür keşiflerle yeniden sınanıyor.

Matematik binasının ise temeli sallanmıyor, ama ciddi bir dayanıklılık testinden geçiyor.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Matematikçiler iki yeni sonsuzluk türü tespit etti - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 05 Dec 2025 08:31:39 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/matematikciler-iki-yeni-sonsuzluk-turu-tespit-etti-113246-20251205.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/matematikciler-iki-yeni-sonsuzluk-turu-tespit-etti-113246-20251205.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/matematikciler-iki-yeni-sonsuzluk-turu-tespit-etti-113246-20251205.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[NASA, Mars seyahati için Ölüm Vadisi'ne drone gönderdi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-nasa-mars-seyahati-icin-olum-vadisine-drone-gonderdi-126119.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-nasa-mars-seyahati-icin-olum-vadisine-drone-gonderdi-126119.html</link>
                    <description><![CDATA[NASA, Mars seyahati için Ölüm Vadisi'ne drone gönderdi]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ NASA, Mars görevleri için teknoloji testlerini 1970’lerden beri Dünya’nın en sıcak noktalarından biri olan Ölüm Vadisi'nde gerçekleştiriyor.

NASA’nın geçen yıl yaşadığı Ingenuity Mars helikopteri kazasının nedeni, aracın düz zemini kum tepelerinden ayırt edememesi olarak açıklanmıştı.

Bu sorunun gelecekte tekrarlanmaması için NASA bilim insanlarından oluşan bir ekip, ABD'nin Kaliforniya eyaletindeki Death Valley (Ölüm Vadisi)’ndeki benzer “özelliksiz” araziler üzerinde yeni araştırma drone'larını test ediyor.

NASA, Mars görevleri için teknoloji testlerini 1970’lerden beri Dünya’nın en sıcak noktalarından biri olan Ölüm Vadisi'nde gerçekleştiriyor. Bu yıl ise ekip, "Extended Robust Aerial Autonomy" adlı yeni otonom uçuş yazılımını denedi.

Bu yazılım, Mars’taki farklı arazi türlerini daha güvenli bir şekilde algılayıp uçmayı mümkün hale getiriyor; böylece Ingenuity'nin yaşadığı tarzda kazaların önüne geçilmesi hedefleniyor.

Araştırmacılar testler sırasında yaklaşık 45 dereceyi bulan sıcaklıklara dayanmak zorunda kaldı. Sıcaktan korunmak için yalnızca küçük bir gölgelik kullanabildiler. Ayrıca, bu yılki JPL ekibi vadide drone uçurma lisansı alan sadece üçüncü ekip oldu.

NASA, nisan ve eylül aylarında üç drone ile yapılan testlerin sonuçlarını da değerlendirdi.

Elde edilen bulgulara göre, farklı kamera filtreleri, çeşitli arazi türlerinde beklenenden daha etkili oldu. Ayrıca geliştirilen algoritmalar sayesinde drone'ların iniş ve alçalma performansı belirgin şekilde iyileşti.

Ekip, bu vadi dışında Mojave Çölü’ndeki Dumont Dunes bölgesinde de testler yaptı. Dev kum tepeleri ve farklı oluşumlarıyla bilinen bu bölge, NASA’nın yeni yazılımını sınamak için ideal bir ortam sundu.

Şu an için Mars’a gönderilecek yeni bir helikopter görevi resmen duyurulmuş değil.

Ancak NASA ile Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) geliştirdiği iki mini helikopter, gelecekte Perseverance uzay aracının Kızıl Gezegen'de topladığı örnekleri geri getirme sürecinde kullanılabilir.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[NASA, Mars seyahati için Ölüm Vadisi'ne drone gönderdi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 05 Dec 2025 08:24:18 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/nasa-mars-seyahati-icin-olum-vadisine-drone-gonderdi-112525-20251205.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/nasa-mars-seyahati-icin-olum-vadisine-drone-gonderdi-112525-20251205.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/nasa-mars-seyahati-icin-olum-vadisine-drone-gonderdi-112525-20251205.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Korkut Boratav'ın onuruna Dünyadan Türkiye'ye - İktisattan Siyasete 05-06 Aralık 2025 - Sempozyum Programı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-korkut-boratavin-onuruna-dunyadan-turkiyeye-iktisattan-siyasete-05-06-aralik-2025-sempozyum-programi-125729.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-korkut-boratavin-onuruna-dunyadan-turkiyeye-iktisattan-siyasete-05-06-aralik-2025-sempozyum-programi-125729.html</link>
                    <description><![CDATA[Korkut Boratav'ın onuruna
Dünyadan Türkiye'ye - İktisattan Siyasete
05-06 Aralık 2025 - Sempozyum Programı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sempozyum Programı
1
Cuma, 05 Aralık
Cuma, 05 Aralık
Oturum 1
KURULUŞ’UN İKTİSADIIFAUD, 09:30-11:00
Oturum Başkanı: Serdal Bahçe
Mert Can Erdoğan - Erken Cumhuriyet’te Tarım, Devletçilik ve İktisadi İdeolojinin Sınırları
İhsan Seddar Kaynar - 1923 Türkiye İktisat Kongresi’nin Yanlış Bilinenleri ve İhmal Edilen Yanları
Serdar Şahinkaya -1923 Türkiye İktisat Kongresi Kararlarından Dokuz Umde Bildirisine: Kurucu İradenin İlk İktisat Programı
Oturum 2
AKP DÖNEMİNİN MORFOLOJİSİ Çobanoğlu, 09:30-11:00
Oturum Başkanı: Pınar Bedirhanoğlu
Fatih Yaşlı - Anayasa ve Seçimsizleştirme Kıskacında Türkiye: Rejim İnşası Perspektifli Bir Değerlendirme
Mustafa Şen - Türkiye’de Laiklik Tartışmalarının Eleştirel Bir Değerlendirmesi
Nisa Nur Ateş -Kapitalist Sistemde Sınır Ötesi Rantın Korunumu: AKP Döneminde Siyasi Risk Arbitrajı Aracı Olarak Popülist Dış Politika ve Ekonomik Milliyetçilik
Oturum 3
TÜRKİYE’DE ÜCRET DİNAMİKLERİ I F106, 09:30-11:00
Oturum Başkanı: Kağan Parmaksız
Ekin Bal - Türkiye'de Genç İşgücü Piyasası: İşgücü Devri, Ücretler ve Cinsiyet Dinamikleri (2013-2022)
Necip Bulut - Türkiye’de Emek Payının Dinamikleri: Negatif Reel Faizin Ekonomi-Politiği
Uğur Aytun, Eren Gürer, Erol Taymaz - Taşeron Yasağının İşçi ve Firma Üzerindeki Etkileri
2
Cuma, 05 Aralık
Oturum 4
TÜRKİYE EKONOMİSİ I – FİNANSALLAŞMA F108, 09:30-11:00
Oturum Başkanı: Hasan Cömert
Mert Karabıyıkoğlu, Ercan Sadi - Finansal İstikrarın Gereklilikleri? 2008 Sonrası Türkiye’de Bankacılık Düzenlemeleri
Özgün Yorga - Araçsallık: Devlet ve İktisat
Yunus Bulut Topuz - Finansallaşmanın Yatırım ve Üretkenlik Üzerindeki Etkilerinin Firma Düzeyinde Analizi: Türkiye Örneği
Zeki Oğulcan Şengül - Gelişmekte Olan Ülkelerde Döviz Kuru Hareketlerinin Firma Markupları Üzerindeki Etkisi: Türkiye Örneği
Açılış Oturumu: Korkut Boratav’ın Onuruna FAUD, 11:30-13:00
Oturum Başkanı: Galip Yalman
Bilsay Kuruç
Oktar Türel
Yakup Kepenek
Oturum 5
KORKUT BORATAV VE TÜRKİYE MARKSİZMİFAUD, 14:00-15:30
Oturum Başkanı: Serdal Bahçe
Hayriye Erbaş- Sınıf İnkarcılığına Karşı Güçlü bir Karşı Duruş: Korkut Boratav
Soner Kavuncuoğlu - Korkut Boratav: 21. Yüzyılda Sol Akımlar İçin Bir Rehber (Üç Manipülatif Kavram: Emperyalizm / Küreselleşme, Neoliberalizm ve Yönetişim)
Sungur Savran - Korkut Boratav'ın Türkiye Marksizmi İçindeki Yeri
Oturum 6
TÜRKİYE EKONOMİSİ II – BÖLÜŞÜM Çobanoğlu, 14:00-15:30
Oturum Başkanı: Elif Akbostancı
Ferhat Apaydın, Zafer Dönmez - Asgari Ücret ve Gıda Fiyatları: Türkiye’de Bölgesel Farklılıklar ve Politika Çıkarımları
A. Sertaç Kanacı - Türkiye’de Servet Dağılımı, 2005-2019
Şevket Pamuk - Türkiye’de Bölgeler Arası Kişi Başına Gelir Farklarının Evrimi, 1570-2020
3
Cuma, 05 Aralık
Oturum 7
KADIN’IN EMEĞİ, KADIN’IN ROLÜF106, 14:00-15:30
Oturum Başkanı: Coşku Çelik
Ayten Nahide Korkmaz, Mustafa Özyeşil - Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Emeğinin Rolü: Kapitalist Ekonomide Yeşil Tüketim ve Finansal Yapısal Bir Analiz
Emel Memiş, Yavuz Yaşar - Türkiye'de Sosyal Politika ile Toplumsal ve Ekonomik Yeniden Üretim, 2002-2025
İsmail Uğur Aksoy - Sol Popülist Stratejide Kadınların Temsilini Kavramak: TİP’li Kadınlar Güncel Kadın Politikaları Metni Örneği
Oturum 8
DÜNYA EKONOMİSİ IF108, 14:00-15:30
Oturum Başkanı: Hakan Mıhçı
Ahmet Benlialper, Hasan Cömert - Gelişmekte Olan Ülkelerde Döviz Kuru Şokları ve Satıcı Enflasyonu
Muammer Kaymak - Merkantilizmden Trump’a Korumacılığın Politik Ekonomisi
Sabri Öncü - Arjantin’de Neoliberalizmin Ekonomi Politiği: Videla’dan Milei’ye Arjantin’in Borç Kıskacı
Fırat Duruşan - Kapitalist sınıf ilişkileri çerçevesinde yoksulluğun azaltılması ve sosyal politikalar: 2010-2024 yıllarında Arjantin'de yoksul sınıflar ve karşılıksız transferler
Oturum 9
ÇEVRE VE TALAN FAUD, 16:00-18:00
Oturum Başkanı: Ebru Voyvoda
Cumhur Dülger - Atık ve Emek Arasındaki Çelişki: Küresel Atık Sömürgeciliği
Erinç Yeldan - Hiper-Finansallaşma Çağında Yeşil Dönüşümü Tasarlamak
Oğuzhan Çelik, Shihomi Ara Aksoy - İklim Değişikliğine Uyumda Çiftçi Davranışları ve Teşvik Politikalarının Etkinliği
Sinan Haskan - Yeşil Finans, Karbon Kredileri ve Tarımsal Bağımlılık: Korkut Boratav'ın Merceğinden Çağdaş Rant Biçimlerinin Yeniden Yorumlanması
4
Cuma, 05 Aralık
Oturum 10
ÇİN: DÜNYANIN YENİ FABRİKASI? Çobanoğlu, 16:00-18:00
Oturum Başkanı: Seriye Sezen
Burak Gürel - Çin’in Yüksek Teknoloji Odaklı Sanayi Politikası: “Yeni Tip Ulusal Seferberlik Sistemi” Örneği
Can Deniz Turna -Krizlerin Ortasında Dünya Ekonomisinin Dönüşümü: Çin’in Yükselişini 19. ve 20.Yy Enerji-Hegemonya İlişkileri Üzerinden Düşünmek
Kaan Eroğuz - İkiz Dönüşüm Çerçevesinde Çin’in Küresel Ekonomideki Yükselişi: Otomotiv Sektörü Örneği
Veysel Tekdal - Batarya Sektöründe Çin’in Başarısını ve ABD’nin Etkili Karşılık Üretememesini Açıklamak: Devlet-Sermaye İlişkileri ve Sektörel Yapılar
Oturum 11
TÜRKİYE’DE ÖZNE OLARAK BURJUVA SINIFI F106, 16:00-18:00
Oturum Başkanı: Seven Ağır
Cangül Örnek - 1980’li Yıllarda Muhteşem Süleyman’ın “Turizm ve Yabancı Sermaye Seferi”
Melih Yeşilbağ - 1980 Öncesinde MESS: Sermayenin Vurucu Gücü
Neslişah L. Başaran Lotz - Cumhuriyet'in Kuruluşunda Burjuvazinin Örgütlü Gücü: MTTB ve Ticaret ve Sanayi Odaları
Y. Doğan Çetinkaya - 1932: Fabrikatörlerin Ayan Olduğu An ve Türkiye’de Burjuvazi
Oturum 12
İKTİSAT VE YÖNTEMF108, 16:00-18:00
Oturum Başkanı: Hüseyin Özel
Metehan Cömert - Neoliberalizmin Harabelerinde Anlam Arayışı: En Baştan Başlamanın İmkânı Üzerine
Uğur Coşkun, Semiha Aytemiz - Sürdürülebilirlik, Büyüme ve Post Keynesyen Ekolojik İktisat Değerlendirmesi
Vefa Saygın Öğütle - İktisat ve Sosyolojinin İlişkisizliği: Bir Tespit, Bir Öneri
Volkan Ahıskalı - Ana Akım İktisatta Ücret–Üretkenlik Makasının Kavramsal Dönüşümü Üzerine Eleştirel Bir Değerlendirme
5
Cuma, 05 Aralık
Oturum 13
ÜÇÜNCÜ BİNYILDA
TARIMSAL YAPILAR VE KAPİTALİZM I F107, 16:00-18:00
Oturum Başkanı: Metin Özuğurlu
Burhan Özalp - Neoliberal Dönemde Tüccar Sermayesinin Çift Yönlü Hâkimiyeti: Adana Mısır Tarımında Birbirine Bağlı Piyasalar
Çiğdem Boz, Gülenay Baş Dinar - Köyde Neler Oluyor? : Türkiye’de Köylülüğün Dönüşümü ve Bölgesel Farklılıklar
Deniz Pelek - 1990 Sonrası Tarımda Kapitalist Dönüşüm ve Mevsimlik İşgücünün Artan Önemi
Zeynep Ağdemir - Tarımsal Destekler Kimin Yararına? Jeotermal Seracılık Örneği
Cumartesi, 06 Aralık
Oturum 14
SOSYAL GÜVENLİK, BORÇLULUK VE YOKSULLUKFAUD, 09:30-11:00
Oturum başkanı: Serkan Öngel
Aziz Çelik - Sosyal Güvenliğe Neoliberal Taarruz: Türkiye’de 2000’li Yıllarda Emekliler ve Bölüşüm Krizi
Hıdır Tok - Borç, Rıza ve Tabiiyet: Türkiye’de Düşük Gelirli Hanehalkı Borçluluğunun Sosyolojik Anatomisi (2002–2025)
Selin Pelek, Sezgin Polat - Yaşlanan Nüfus ve Sosyo-Ekonomik Dönüşümler: Cinsiyet, Gelir, Yoksulluk
Oturum 15
DÜNYA EKONOMİSİ II Çobanoğlu, 09:30-11:00
Oturum Başkanı: Muammer Kaymak
Eşref Uğur Çelik, Mustafa İsmihan - Küresel Ekonomik Güç Değerlendirmesine Alternatif Bir Bakış
Hasan Cömert, Emre Doğan - Gelişmekte Olan Piyasalarda Altın Bilanço Kanalı: Hiyerarşi, Döviz ve Politika Etkinliği
Hasan Cömert, Kağan Parmaksız - Gelişmekte Olan Ekonomilerde Küresel Eşitsizlikler ve Yapısal Farklılıkların Bir Yansıması Olarak Yüksek Enflasyon
6
Cumartesi, 06 Aralık
Oturum 16
“KAMU MALİYESİ” KİMİN MALİYESİ?F106, 09:30-11:00
Oturum Başkanı: Nuri Semih Öz
Eda Yılmaz, Serdal Bahçe - Türkiye’de Gelir Dağılımı ve Maliye Politikasının Büyüme Üzerine Etkileri: Kaleckiyen Bir Analiz
Ferhat Akbey - Bütçe Hakkının Gaspı: Kapitalist Devlet Dönüşürken Türkiye’de Bütçe Yönetimi
Aziz Konukman - Bütçeler Yoluyla Sermayeye Kaynak Tahsisi
Oturum 17
KURULUŞ’UN İKTİSADI II F108, 09:30-11:00
Oturum Başkanı: Serdal Bahçe
Burak Başaranlar - Türkiye’nin Buhranında Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Politikaları
Halit Suiçmez - İktisat Tarihçisi Hüseyin Avni Şanda Günümüze De Işık Tutuyor
Sultan Serter - Raydan Fabrikaya: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Şirketleşmenin Modernleşme Dinamikleri (1908–1940)
Oturum 18
EMPERYALİZM: SAVAŞ VE KRİZ FAUD, 11:30-13:00
Oturum Başkanı: Burak Gürel
Hayri Kozanoğlu - Küresel Ekonomi ve Emperyalizmin Yeni Sureti
Sercan Toprak - Emperyalizmin Siyam İkizleri: ABD, İsrail ve Gazze Savaşı (2023 – 2025)
Sinan Sönmez - Hegemonya Mücadelesi ve Dünya Ekonomisinde Yeni Eşik: Kapıdaki Kriz
Oturum 19
TÜRKİYE EKONOMİSİ III - DÖNÜŞÜMÇobanoğlu, 11:30-13:00
Oturum Başkanı: Erol Taymaz
Oktay Küçükkiremitçi - Son 20 Yılda Ekonomide Yapısal Değişim Olmuş Mu?
Özgür Orhangazi - Döviz Kısıtı, Birikim Dinamikleri ve Sınıfsal Bölüşüm
Aykut Lenger - Toplumsal Yapı ve Teknolojik Gelişme: Gelişmekte Olan Ülkeler Teknolojiyi İçselleştirebilir mi?
7
Cumartesi, 06 Aralık
Oturum 20
ÜÇÜNCÜ BİNYILDA
TARIMSAL YAPILAR VE KAPİTALİZM IIF106, 11:30-13:00
Oturum Başkanı: Oğuz Oyan
Ecehan Balta - Endüstriyel Tarım ve Ekolojik Kriz: Türkiye Deneyimi Üzerinden Kapitalosen Eleştirisi
Metin Özuğurlu - Günümüzde Köylü Sorunu: İttifak Siyasetinden Sınıf Oluşumuna
Selma Değirmenci, Fuat Ercan - Tarımda Bir Yasal Düzenlemenin (İşlenmemiş Tarım Arazileri Yönetmeliği) Çağrıştırdığı Eski Tartışmalar Eşliğinde Değişimi Tanımlama
Oturum 21
SENDİKA VE SINIFF108, 11:30-13:00
Oturum Başkanı: Gamze Yücesan Özdemir
Güven Savul - Uluslararası Sendikal Mücadelenin Geleceği: Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) Staratejileri Ekseninde Eleştirel Bir Değerlendirme
Hakan Koçak - Türkiye İşçi Hareketine Derinden Bakmak: Dinamik, Katmanlı ve Gerilimli
Serkan Öngel - Örgütlü Emeğin Bölüşüm İlişkilerine Müdahalesi ve Sınırları : 2010-2024 Türkiye Metal Sektörü Örneği
Yüksel Akkaya - Sınıf Bilinci ve Bölüşüm Sürecinde Bir Bariyer: Neo Korporatist Etkin Bir Politika Aracı Olarak Sosyal Diyalog
Oturum 22
AKP DÖNEMİNDE SERMAYEFAUD, 14:00-15:30
Oturum Başkanı: Sonay Bayramoğlu
Hande Beyza Doğdu - Türkiye’de Yeni Siyasal Rejimin İnşası Karşısında Büyük Sermayenin Konumu (2008-2013)
Emine Tahsin - Türkiye Ekonomisinde Yapısal Değişim, Göreli Fiyatlar ve Sermayenin Yönelimleri
Mustafa Sönmez - Gelir Bölüşümünde AKP’nin 3 Devri
8
Cumartesi, 06 Aralık
Oturum 23
EMPERYALİZM: BÖLÜŞÜM VE YAĞMAÇobanoğlu, 14:00- 15:30
Oturum Başkanı: Özgür Orhangazi
E. Ahmet Tonak, Alper Duman - Emperyalizm ve Değer Transferi
Orhan Silier - Tekellerin Egemenliğindeki Bir Dünyada Bu Egemenlik Niye Artık Doğrudan Araştırılmaz, Konuşulmaz Oldu?
Yelda Altunal Gürgen - Emek-Sermaye İlişkilerini Transnasyonal Kapitalizm Bağlamında İncelemek
Oturum 24
KORKUT BORATAV VE TARIM F106, 14:00-15:30
Oturum Başkanı: Alp Yücel Kaya
Aytek Soner Alpan - Korkut Boratav ve Türkiye’de Üretim Biçimi Tartışmaları
Coşku Çelik - Çoklu Krizler Döneminde Boratav’ın Kırsal Sınıflar Analizini Yeniden Düşünmek
Zülküf Aydın - Günümüzde Marksist Tarım Sorunu - Üretim Tarzlarından Küreselleşmeye : Onbirinci Tez Boratav - Aydın Tartışması' nın Düşündürdükleri.
Oturum 25
KİM İÇİN “EĞİTİM”?F108, 14:00-15:30
Oturum Başkanı: Mustafa Şen
Ali Emrah Şahin - Mülkiyeden Neoliberal Üniversiteye: Türkiye’de İktisat Eğitiminin İdeolojik Dönüşümü
Korkmaz Alemdar - Türkiye’de İletişim Eğitiminin Başlangıcına İlişkin Eleştirel Bakış
Tuna Çelik - MESEM Üzerinden Çocuk İşçiliğinin Yasallaştırılması; Eğitim mi Emek Sömürüsü mü?
Anıl Bölükoğlu - MESEM: Bir Emek Rejimi Olarak Devletin Eğitim Politikası
9
Cumartesi, 06 Aralık
Oturum 26
MARX VE SINIF’A DÖNÜŞFAUD, 16:00-18:00
Oturum Başkanı: Seyhan Erdoğdu
Ahmet Öncü - Salto Mortale: Marx’ın Unutulan Metaforunun Teorik ve Politik Açılımı
Alp Yücel Kaya - Mülkiyet ve Emek Gücü Ekseninde Özgür Emek, Özgür Olmayan Emek ve Sınıf Mücadelesi
Emek Önder Ünlü - Sınıf Çözümlemelerinin Politik Metodolojisi ve Sosyal Bilimlerde Yöntem Sorunu
Gamze Yücesan Özdemir - Rakamların Ötesinde Hayat: Türkiye Kapitalizmini Sınıflarla Okumak
Oturum 27
KAPİTALİST DEVLETÇobanoğlu, 16:00-18:00
Oturum Başkanı: Galip Yalman
Haldun Gülalp - Kapitalist Devletin Dönüşümü: Neoliberalizm, Neomerkantilizm ve Otokrasi
Tayfun Yıldırım - Güvenliğin Ekonomi Politiği: “Terörsüz Türkiye” ve Otoriter Rejimin Restorasyonu
Pınar Bedirhanoğlu, Cenk Saraçoğlu - Faşizm ve Cumhuriyet: Tarihsel Bir Karşıtlığın Çözümlemesi
Kansu Yıldırım - Devletin Yeniden Düzenlenmesi, “Devletin İkizleşmesi” ve “İç Güvenlik Devleti” Konsepti
Oturum 28
TÜRKİYE’DE ÜCRET DİNAMİKLERİ II F106, 16:00-18:00
Oturum Başkanı: Yüksel Akkaya
Burhan Can Karahasan, Bilge Eriş Dereli, Burcu Düzgün Öncel, Tolga Aksoy - Türkiye’de Yoksulluğun Çok Boyutlu Yapısı: 2000’li Yıllar İçin Mekânsal Bir Analiz
O. Berke Duvan - Asgari Ücret Kapanı: Türkiye’nin Büyük Sanayi Kuruluşlarında Ücretlerdeki Sıkışmanın Anatomisi
Pınar Özpala - Türkiye’de Ücret Eşitsizliğinin Seyri: Firma Düzeyinde Boyut, Sektör ve Dağılım Temelli Bir Ayrıştırma
10
Cumartesi, 06 Aralık
Serdar Acun - Sanayileşme ve Ücret Politikaları: Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Ücretli Emeğin Evrimi
Oturum 29
KORKUT BORATAV VE MÜCADELE F108, 16:00-18:00
Oturum Başkanı: Serdar Şahinkaya
Denizcan Kutlu - Türkiye’de Özelleştirme Karşıtı Mücadelenin Düşünsel Çerçevesi, Sol/Sosyalist Aydın/Akademisyenlerin Rolü ve Kamu İşletmeciliğini Geliştirme Merkezi (KİGEM) Deneyimi
Hakan Arslan - T. Harb-İş “Kara Delikler” Projeleri, KİGEM, Korkut Boratav: Özelleştirme Karşıtı Rasyonalist Argümanlar, Bir Kritik
Kazım Ateş - 1980 ve 1990’larda Türkiye’de Popülizm Tartışmaları: Boratav’ın "Halk Düşmanlarına" Bir Çift Sözü Var
Selime Yıldırım - Türkiye’deki Planlama Tartışmalarını “Sosyalist Plânlamada Gelişmeler” Çerçevesinde Yeniden Okumak
11
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Korkut Boratav'ın onuruna Dünyadan Türkiye'ye - İktisattan Siyasete 05-06 Aralık 2025 - Sempozyum Programı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 01 Dec 2025 14:25:48 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/korkut-boratavin-onuruna-dunyadan-turkiyeye-iktisattan-siyasete-05-06-aralik-2025-sempozyum-programi-173337-20251201.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/korkut-boratavin-onuruna-dunyadan-turkiyeye-iktisattan-siyasete-05-06-aralik-2025-sempozyum-programi-173337-20251201.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/korkut-boratavin-onuruna-dunyadan-turkiyeye-iktisattan-siyasete-05-06-aralik-2025-sempozyum-programi-173337-20251201.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bingöl'de 50 milyon yıllık deniz canlısı fosilleri bulundu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-bingolde-50-milyon-yillik-deniz-canlisi-fosilleri-bulundu-125540.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-bingolde-50-milyon-yillik-deniz-canlisi-fosilleri-bulundu-125540.html</link>
                    <description><![CDATA[Bingöl'de 50 milyon yıllık deniz canlısı fosilleri bulundu]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bingöl&nbsp;Şaban Köyü kırsalındaki yapılan&nbsp;kazılardaki buluntularla&nbsp;ilgili akademisyenlerce yapılan ilk incelemede kalıntıların yaklaşık&nbsp;50 milyon yıl önce sıcak ve sığ denizlerde yaşayan canlılara ait fosiller&nbsp;olduğu tespit edildi. Kazıları sürdüren Jeolog,&nbsp;"Deniz canlılarının kayaların içerisinde fosilleşmiş olarak bulunması&nbsp;bu dağlık bölgenin bir zamanlar denizlerle kaplı olduğunu bize anlatıyor. Bu alanın milyonlarca yıl öncesine ait olduğu kesin. Fosillerin incelemesini laboratuvarda yapıp, buradaki denizin yaşını ortaya koyacağız"&nbsp;açıklaması yaptı.

Bingöl Üniversitesi de, Şaban köyü sakinleri ile yıllardır köyün çevresindeki dağlık alanda yaptıkları gezintilerde bazı taş kalıntılara rastladı. Başlarda sıradan bir taş ve kaya parçasını andıran bu kalıntıların yakından gözlemlendiğinde&nbsp;midye ve deniz yıldızı gibi çeşitli kabuklu canlılara&nbsp;benzediği fark eden Üniversite akademisyenleri, köy sakinlerinin yıllardır bölgede gördükleri ancak tarihini bilmedikleri bu taşları kayıt altına almak istedi. Akademisyenler, bölgeden aldığı örnekleri üniversitedeki yerbilim uzmanlarına gösterdi. Akademisyenlerce yapılan ilk incelemede kalıntıların yaklaşık 50 milyon yıl önce sıcak ve sığ denizlerde yaşayan canlılara ait fosiller olduğu tespit edildi.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Bingöl'de 50 milyon yıllık deniz canlısı fosilleri bulundu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 29 Nov 2025 08:48:38 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/bingolde-50-milyon-yillik-deniz-canlisi-fosilleri-bulundu-114942-20251129.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/bingolde-50-milyon-yillik-deniz-canlisi-fosilleri-bulundu-114942-20251129.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/bingolde-50-milyon-yillik-deniz-canlisi-fosilleri-bulundu-114942-20251129.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Biyodron]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.ulusgazetesi.com/haber-biyodron-125297.html</guid>
                    <link>https://www.ulusgazetesi.com/haber-biyodron-125297.html</link>
                    <description><![CDATA[Biyodron]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Rusya’da, beyinlerine yerleştirilen elektrotlarla yönlendirilebilen güvercinlerden oluşan yeni “biyodron” kamuoyuna duyuruldu.Kuşların sırtına takılan bir kontrol modülünün uçuş görevi doğrultusunda belirli beyin bölgelerini uyardığını ve bu sayede güvercinin hedeflenen yöne “kendi isteğiyle” yöneldiğini öne sürülüyor. İlk deneme uçuşlarının başarıyla yapıldığı ve sistemin beklenen şekilde çalıştığı bildirildi.

Biyodronların maliyeti aynı sınıftaki ticari insansız hava araçlarıyla benzer seviyede olsa da, kuşların kat edebildiği mesafe ve havada kalma süresi klasik dronlardan katbekat yüksek. Bu avantajın özellikle enerji hatları, gaz dağıtım tesisleri ve kritik altyapı bölgelerinin uzaktan gözlemlenmesinde büyük fark yaratabileceği savunuluyor. Kuşların doğal uçuş kabiliyeti sayesinde dar alanlara erişimin de kolaylaştığı belirtiliyor.

Askeri alanda kullanıma ilişkin tartışmalar ise şimdiden başlamış durumda. Savunma uzmanları, sistemin vaatlerinin dikkat çekici olduğunu ancak teknik ve operasyonel risklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Buna göre kuşla gerçek zamanlı iletişim gerekiyorsa bu mekanizma elektronik harp müdahalelerine açık; eğer tüm görev önceden çipe yükleniyorsa bunun çok gelişmiş bir mikro bilgisayar altyapısı gerektirdiğini ifade ediyor. &nbsp;Ancak kamuoyunda ses getiren bu projenin henüz pratik uygulamalara dönüşmediği de belirtiliyor.

Meselenin hayvan hakları boyutuyla ilgili yorum içermeyen biyodron haberi portal üzerinde okurlar tarafından olumsuz oylandı.

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.ulusgazetesi.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Biyodron - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 27 Nov 2025 09:18:39 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/biyodron-121942-20251127.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/biyodron-121942-20251127.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.ulusgazetesi.com/images/haber/biyodron-121942-20251127.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>