Nazım Hikmet’in doğumunun 124. Yılı ve ilk şiiri Feryad-ı Vatan

Nazım Hikmet’in 124. Doğum yılı nedeniyle Gazetemizin Sevgili ve Değerli yazarı Sayın Bilal Sambur’un yazısı üzerine, bu müstesna Vatan şairimiz Nazım Hikmet’in 13 yaşında iken yazdığı ilk şiirini ve yaşamının  Moskova döneminde değerli arkadaşı Rus edebiyatçı ve benim de Moskova’daki görevim sırasında şahsen tanımak ve sohbet imkanı bulduğum Ekber Babayev’in Cumhuriyet Kitaplığında yayınlanan bir kitabından alıntıyı sevgili okurlarıma iletmek istedim.

“Nâzım Hikmet, ilk öğrenimini Göztepe Taş Mektebinde tamamladı. İlk şiiri Feryad-ı Vatan'ı 3 Temmuz 1913'te yazdı.

Küçük Nâzım ilk eğitimini annesi ve sıkça şiirli toplantılar düzenleyen, kendisi de bir mevlevi şairi olan büyükbabası Nâzım Paşa'dan alır. Ve henüz on bir yasındayken ilk şiirini yazar... Orta öğrenimini Galatasaray ve Nişantaşı Sultanilerinde gören Nâzım, 1915 yılında Bahriye Mektebi'ne girer.”

 

“Sisli bir sabahtı henüz
Etrafı bürümüştü bir duman
Uzaktan geldi bir ses ah aman aman!
Sen bu feryâd-ı vatanı dinle işit
Dinle de vicdanına öyle hükmet
Vatanın parçalanmış bağrı
Bekliyor senden ümit”

“Nazım Hikmet, Mevlevi tarikatından gelen ve özgürlükçü bir adam olan dedesinden Tevfik Fikret’in, Mehmet Emin’in şiirlerini dinlemeye başlayan on bir yaşındaki Nâzım Hikmet, 3 Temmuz 1913’te, 1. Dünya Savaşı’ndan bir yıl önce, ilk şiiri “Feryâd-ı Vatan”ı yazar. Hikmet Bey’in İstanbul’da kurduğu mandıra iflas edince, Nâzım Hikmet’i özel okuldan alarak Göztepe’deki Numune Mektebi’ne (Taş Mektep) yazdırırlar. 1912 yılında Selanik valisi olan Nâzım Paşa, ertesi yıl Selanik’in Yunanistan’a geçmesi nedeniyle emekliye ayrılır ve İstanbul’a, Hikmet Beyler’in yanına taşınır.”

“Rusçada yayımladığı 1975’ten bir yıl sonra Ataol Behramoğlu çevirisi ile dilimizde ilk kez yayımlanan bu yapıt, daha sonra yeni basımlar yaptı. Bugün Cumhuriyet Kitapları arasında sunduğumuz Nâzım Hikmet – Yaşamı ve Yapıtları, büyük şairimiz hakkında ilk ve hâlâ en kapsamlı biyografi olma özelliğini taşıyor.

SSCB Bilimler Akademisi Doğu Dilleri Enstitüsünde Türk Dili ve Edebiyatı doçenti iken bu kitabı yazmış olan Ekber Babayev, Nâzım Hikmet’in ülke dışındaki yaşamının son on üç yılında onun can dostu olmuştu. Kitapta büyük şairin sadece şiirleri değil tüm ürünleri irdelenirken, yaşamının kimi yönlerine de belgelere dayanarak ışık tutuluyor. Nâzım Hikmet konusunda vazgeçilmez bir başvuru kaynağı olma özelliği taşıyan kitap, aynı zamanda bir solukta okunacak bir roman akıcılığına da sahip.”

O kitaptan bir alıntı:

“Mevlevi olan dedem toplantılara götürürdü beni. Birçok adam, belki otuz ya da elli kişi, ellerinde küçük ateşlerle karanlıkta toplanır, kendine özgü bir duaya başlardı… Hiçbir şey anlamazdım kuşkusuz. Fakat ben de onlar gibi, hatta onlardan daha hızlı dönerdim; çünkü küçüktüm… Onların tuhaf, fanatik sesleri çok geçmeden beni de coşturur, küçücük ayaklarımın üstünde topaç gibi dönmeye başlardım… Yüreğimi ilk kez o zaman tanıdım belki de… Sonra bütün bunlar geceleyin, açık gökyüzü altında oluyordu. Korkunç ve ilginç bir şeydi bu. Gözlerim yıldızlara uzanıyordu.”

Ruhun şad olsun büyük şair.